Ana Sayfa Türkçe English Rss

Yeken: Lübnan'da Şii ve Sünnileri Birleştiren Adam

Biyografi

- 03.07.2010, 09:08:23

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Yeken: Lübnan'da Şii ve Sünnileri Birleştiren Adam
İslami aydınlanma davetçisi Fethi Yeken 77 yaşındayken, Haziran 2009'da Lübnan'a ve İslam dünyasına veda etti.
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

O, 50’li yılların başlarından bu yana Lübnan ve Arap-İslam dünyasındaki İslami eylemin köşe taşlarından biri oldu. Lübnan’da Cemaat-i İslami’yi kurdu, 32 yıl bu cemaatin genel müdürlüğünü yaptı.

Trablus şehri onu 1992’de Lübnan parlamentosundaki vekillerden biri olarak seçince bu görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Ülkesinin hem toprak hem de halk olarak bütünlüğüne inanmış, ulusal bir milletvekili örneğiydi. Küçük ülkesinde din ve mezhep açılımına -özellikle de Hıristiyanlık- inanmıştı. Hıristiyanlar arasında sağlam bireysel ve ulusal ilişkiler kurdu. Lübnan’daki herkes tarafından saygı gösterilen bir insan modeliydi.

Büyük insan Yeken’i İslami aydınlanma davetçisi olarak tanımladık çünkü o gerçekten aydınlanma taraftarı, akılcı ve üst düzeyde ılımlı bir kişiydi. Onun, Müslümanların keskin parçalanmalar yaşadığı,–tabi halen bu parçalanmanın bölümlerini yaşamaya devam ediyoruz- toplumlarının ve genel olarak ülkelerinin mezhepçilik ve grupçuluk tuzağına düşmeye başladığı bir zamanda seçkin bir İslami birlik davetçisi, Sünniler ile şiileri birbirinden ayrı tutmayan biri olması yeterlidir. Şii ya da Sünni Müslüman din adamlarının fitneye sürüklenmesine karşıydı. Özellikle de cahillikleri ya da şu veya bu siyasi gruba hizmet etmelerinden ötürü kendilerinden hoşnut olan kişilerin, fitnenin adresi, fitne ateşini körükleyen ve ülkelerini bölmeye, coğrafi, toplumsal ve medeni yapısında yeni gerçeklikler oluşturmaya çalışan düşmanlara bedava hizmet sunan kişilere karşıydı.

Lübnan’da Refik Hariri’nin öldürülmesinden sonra sivil çatışmanın giderek arttığı bir zamanda gösterdiği örneklik bile yeter. Lübnanlılara ah çektiren, Şii-Sünni gruplaşması ve aralarında düşmanlığın doğmasını hedefleyen bu dramatik olayın zararlarından Lübnan’ı korumaya çalıştı.

Bu olay aynı zamanda Lübnan halkının Suriye’ye ve Suriye halkına düşman olmasını hedefliyordu ama Fethi Yeken kendi yöntemiyle sesini yükseltmeye ve bu suikastın, zikredilen bu hedefleri gerçekleştirmek için çalışan uluslar arası şer odağı makamların oyunu olduğuna dikkat çekti.

Yeken, bu suikastın arkasında da, her zaman Lübnan’ı, halkını ve mezheplerini kasıp kavuran bütün büyük krizlerin arkasından çıkan İsrail’in olduğunu açıkladı. İsrail’in özellikle de “yenilmez ordusunun “ direniş tarafından zelil edilmesinden sonra Lübnan’a saldırılarını artıracağını savundu. Zira İsraildevleti askeri yenilgiye ya da bölge için çizdiği merkezi planlarında başarısızlığa tahammül edemez. Bu nedenle İsrail, 2006 savaşında Lübnan halkının direnişinden darbe yemesinden sonra bu direnişi düşürmek, gücünü kırmak ve onu terörist ilan etmek için uluslar arası kararlar ve uluslar arası toplum kanalıyla baskınlar ve tatbikatlar düzenledi. Lübnan’da ise; müslümanlar arasında her an patlamaya hazır olan mezhep çatışmasını kullandı.

Şeyhimiz bu yıkıcı tehlikeye, Müslümanların saflarını sıkılaştırarak ve –Allah göstermesin- yasaklanan şey gerçekleştiğinde ayaklarının nasıl kayacağına dair onları uyararak karşı durdu. Örneğin Beyrut’ta “Şehitler Meydanı’nda” Şiilerle Sünnileri cemaatle namaz kılmaya çağırdı. O da bir imam olarak ön safta yer aldı, iki mezhepten din adamları onun arkasında namaza durdular ve iki mezhepten çok geniş bir halk katılımı oldu. Bu temiz ve pak adım, fitne tohumları ekme çalışmasını doğduğu yere gömmek ve İslam dünyası ile bütün dünyaya, Lübnan Müslümanlarının kendi aralarını, namazlarını, Kuran, peygamber ve rablerini birleyici olduklarını ve ateşle oynayarak kendini kandıran herkese özelikle İsrail’e karşı Müslümanların kurşundan bir bina gibi tek saf halinde olduklarını gösterdi.

Bir Cuma günü kılınan bu namazdan sonra şeyhin verdiği hutbe, Refik Hariri’nin suikasta kurban gitmesi olayını ele almıştı. Davetçi bu suikastın boyutlarını, yankılarını ve kötü amaçlarını detaylı olarak anlattı. Bu tarihi hutbede, uluslar arası mahkemeye ait -hukuki bentleriyle- ayrıntılı adli çağrıyı şekillendirenin İsrail-Amerika yargısı olduğunu ve bu yargının Hariri’nin öldürülmesinden bir ay önce suçlama tutanağı hazırlanmasıyla meşgul olduğunu söyledi.

Bu durum, Lübnan Müslümanlarını birbirlerini kırıp geçirmeye, Suriye’ye bu suçun arkasındaki sorumlu olması itibarıyla –dünya ve bazı Arap basınının diliyle- düşmanlık beslemeye sevk eden bir İsrail çalışması olduğunu doğruluyor. Suriye düşman olurken İsrail barışçı, hiç kimse ona saldırmazsa hiç kimseye saldırmayan bir komşu devletten ibaret hale geldi. Böylelikle Lübnan’la ilişkileri normalleştirme çalışması için geri sayım başlamış oldu. Şeyh hutbesinde; İsrail’in, Bush ve onun muhafazakâr yönetiminin Lübnan’ın, Şii ve Sünnilerin çatıştığı başka bir Irak’a dönüşmesini istediklerini ve İsrail’in bu çatışmanın semeresini, Lübnan’ı aşağılayıcı ve boyun eğdirici uzlaşıya sürükleyerek devşireceğini ifade etti.

Şayet bu fitne yayılsaydı Lübnan’da ve aynı şekilde Suriye’de mezhebi kantonların kurulurdu. Bütün bunlar Irak’taki Kürt, Şii ve Sünni kantonlara dâhil olur ve Ortadoğu yeni Sykes-Picot anlaşmasına göre bölüşülürdü. Böylece İsrail rahata ermiş ve herkesin enkazı üzerine hâkimiyet kurmuş olurdu. Ama direnişin “efsanevi İsrail ordusuna” karşı kazandığı efsanevi zafer, denklemi kökünden değiştirdi, düşmanı hesaplarını tam yapmaya sevk etti. O vakit Yeken, “Lübnan; direnişiyle -Allah’ın izniyle- yeni Ortadoğu’nun kabri olacaktır” demişti.

Merhumun aklının üstünlüğü ve aydınlığının kanıtı, Ürdün’de yayınlanan es-Sebil Gazetesi’ne “Batı’yla çatışma” konusunda verdiği demeçte söylediği sözlerdir: “Ben aslında “Batı’yla çatışma” terimine karşıyım. Bizler liderler ve rejimlerle çatışıyor olabiliriz, ama benimsediğimiz İslam dininin Batı’ya savaş açma gibi bir başlığı taşıması kesinlikle söz konusu olamaz. İslam âlemlere rahmettir. Bizler kendi menfaatimiz ve dünyanın menfaati için İslam’ı evrensel bir din olması itibarıyla doğuya sunduğumuz medeni şekliyle Batı’ya sunmalıyız. Bizler Batı’yı düşman kabul ettiğimiz sürece İslam evrensel bir din olamaz. Oysa Batı’daki karar sahiplerinin soyları farklıdır, Batı aynı kalıptan çıkmış bir yapı değildir. Amerika ile diğerleri arasında fark vardır. Bu nedenle kapıları sonuna kadar açmalı, Batılılarla diyaloga geçmeli ve onlara İslam’ı tanıtmalıyız. Çünkü Batı’daki rejimler kendi bekaları için İslam’ı kötü göstermekte, ondan nefret ettirmekte ve onu karalamaya çalışmaktadır. Bütün senaryolar (şuan Irak’ta olduğu gibi) C.I.A ve Mossad istihbaratının çalışmasıyla planlanmakta ve sonrasında da İslamcılarla ilişkilendirilmektedir.

Daima akıl, hak, iman, adalet ve orta yolda hareket eden davetçi Fethi Yeken’e Allah’tan rahmet diliyoruz… Ona göre; güç hak değil, hak güçtür çünkü hak; içinde nice anlamları, adalet mimarlığını ve onun yol göstericiliğini taşımaktadır.

isra haber

Etiket:

Fethi

Yeken

Lübnan

Hariri

Davetçi





Yazdır
DİĞER HABERLER
Şehadetinin İkinci Yıldönümünde Nizar Reyyan
Ahmed Kassir: Şehadet Eylemcilerinin Emiri
Esir Dr. Macide'nin Direniş Öyküsü
Çile ve Mücadele Dolu Yaşamıyla Şehid Abdulaziz Rantisi
"Akan Kan Şeyh Ahmed Yasin'in İse İntikamı da Sert Olmalıdır"
Buldozere Özgürlüğünü Teslim Etmeyen Hür Vicdan: Corrie
Muhalif, Muttaki ve Müfekkir: Dr. Makadmeh
Şehadetinin 2. Yılında Bilinmeyen Yönleriyle İmad Muğniye
Suikastle Şehid Edilen Kassam Komutanı El Mebhuh Kimdir?
Şehadetinin Birinci Yıldönümünde Nizar Reyyan
Tasfiye Dergisi
ÇOK OKUNANLAR : Biyografi
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb