|
|
Suriye Muhalefeti |
| 01.06.2011, 03:27:03 |
|
|
|
|

Wikileaks |
|
ABD’nin Şam konsolosluğundan yayınlanan telgraflar, Abdulhalim Haddam’ın ayrılması meselesine gösterdiği büyük ilgiye işaret ediyor. Konsolosluk, içerideki Suriyeli muhalif güçlerin görüşlerini alarak onun popülaritesi hakkında bir kamuoyu yoklaması yapmaya çalıştı.
Suriye’de halk gösterileri ve protestoları başladığından beri Haddam farklı alanlarda çalışıyor. Televizyon programları, gazete demeçleri, Suriye ayaklanmasını değerlendirme ve yakında Suriye rejiminin devrileceği beklentileri…
21 Mayıs 2011 tarihinde Eş-Şuruk el-Mısriyye Gazetesi’yle yapılan bir söyleşide Haddam’a içerideki Suriye muhalefeti ve onunla olan ilişkisi soruluyor. O da grup ya da cemaatlerden bahsetmek istemediğini söylüyor. “Çünkü bu bize zarar verebilir ve Suriye’yi kurtarmak için yürütülen çalışmaya bir fayda sağlamaz.” Suriye muhalefeti Haddam’ın Ocak 2005’te ayrılışından bu yana ona karşı olan konumlarını açıklayan hiçbir yorumda bulunmadılar. WikiLeaks internet sitesinin sızdırdığı Amerika’nın Şam konsolosluğunun yayınladığı telgraflar, içerideki Suriyeli muhaliflerin konumlarının kişiden kişiye değiştiğine işaret ediyor. Muhaliflerin bazıları Haddam’ın adımının çekingen iç muhalefete karşı olduğunu düşünürken bazısı da eski başkan yardımcısının muhalefetin liderliğine soyunmak için yapacağı herhangi bir ön çalışmayı reddediyor. Telgraflardan anlaşıldığına göre; ABD konsolosluğu muhaliflerin Haddam’la ilişkileri ve ona karşı konumları ve bunun yanısıra konsolosluğa sürekli kaynak sağlayan rejime vefalı kişilerin konumları hakkında mümkün olduğunca bilgi toplamaya çalışıyor.
9 Ocak 2006 (06DAMASCUS141) tarihli bir telgrafta Suriye rejimine yakın olan kaynaklardan biri Haddam’ın “Al-Arabiyya” kanalında yaptığı ve ayrılışını açıkladığı söyleşiyi Lübnan’da olanlarla ilişkilendirerek yorumluyor ve başkan yardımcısının ayrılmasından öncesinde, Aleviler arasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı bir içerleme olduğunu vurguluyor.
Aynı tarihte çekilmiş başka bir telgraf (06DAMASCUS149) konsolosluğun kaynaklarından naklen reformist Baasçıların çoğunun 2005 sonbaharında Fransa’ya gittiğine ve orada Haddam’la bir araya geldiklerine işaret ediyor. Telgraf bazı muhaliflerden naklen, Suriye başkanının karşı cephesinde Haddam’ın cephesine katılmaktan hoşnutluk duyduklarına ama daha önceden yaptıkları sebebiyle onu bağışlamanın söz konusu olmadığını düşündüklerine işaret ediyor. Başka muhalifler de Haddam’ı yalancılıkla ve halen rejimin bir parçası olmakla suçluyor. Başka bir muhalif grup ise, yardımları karşılığında Haddam’a karşı konuşmaları için rejimden teklif aldıklarını vurguluyor.
19 Ocak 2006 tarihinde ABD konsolosluğunun maslahatgüzar, Esad rejimini muhaliflerinden biriyle bir araya geldi ve konuşma Haddam’ın ayrılışı etrafında döndü. Muhalif (06DAMASCUS207) Haddam’ın, rejimin kendisini bulduğu uzun vadeli krizi derinleştirebileceği bir konumda olduğunu ama tek başına rejimi düşüremeyeceğini söylüyor. Muhalif, Haddam’ın bunu yapmasına engel olan şeyin, Alevilere hâkim olan güvenlik güçleri ve ordunun büyük desteğini alamaması olduğunu sözlerine ekliyor. Haddam’ın Esad’ı zayıf, tereddütlü ve deneyimsiz olarak eleştirmesinin rejim içindeki güçlü oyuncuların yani Mahir Esad ve Asaf Şevket’in çok iyi bildiği sorunları aydınlattığını söylüyor. Bu sorun da totaliter bir rejimin içerisinde boşluğun olmayacağıdır. Muhalif kişi, Haddam’ın saldırılarının içerideki muhalefetin gücünü artırdığını çünkü ondan olumlu bir şekilde bahsettiğini ve programını benimsediğini sözlerine ekliyor. İçeride muhalefetin durumu da gelecek haftalarda rejimi onunla bağlantıya geçmeye sevk edebilir. Muhalif kişi Haddam’ın ayrılışının Amerika’daki Suriye muhalefetine hizmet ettiğini çünkü onu Amerika’nın Washington casusu olmakla suçlamasından korktuğunu söylüyor. Amerikalı maslahatgüzar Stephen Seche, telgrafa yaptığı yorumda, Haddam’ın açıklamalarının içerideki muhalefete hizmet ettiğini söyleyen muhalifin değerlendirmesini destekliyor ama bunun muhalefeti güçlendirip güçlendirmeyeceğini bilmediğini ekliyor. Muhalif Riyad Seyf ve 4 muhalifin 18 Ocak’da serbest bırakılmasının, muhalefetin ve bazı Suriyelilerin ona meyletmemesi için rejimden Haddam’a verilmiş bir cevap olabileceğini söylüyor. Seche, Seyf’in kısa dönemde serbest bırakılmasının Haddam’ın rejimi rahatsız ettiğine işaret ettiğini sözlerine ekliyor. Amerikan heyetinin Haddam’a olan ilgisi Şubat ayında da devam ediyor. Telgraf 2 Şubat tarihinde (06DAMASCUS392) ayrılan başkan yardımcısı hakkındaki tartışmadan bahsediyor. Rejim içerisindeki eski yetkililerden biri, Haddam’ın Suriye’de olduğu son gece arkadaşlarıyla kâğıt oynadığını söylüyor ve konsolosluğa Hafız Esad zamanındaki eski görevliler hakkında soru soruyor. Onlar Beşar Esad’ın makamında kalıp kalmayacağını bilmek istiyorlar.
27 Mart 2006 (06DAMASCUS1357) tarihinde, konsolosluk görevlileri birkaç Suriyeli muhalif ve rejim taraftarıyla bir araya geldi. Buradaki konuşma da Haddam hakkındaydı. Muhaliflerden biri Haddam’ın İhvan’la birlikte kurduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne katılmayı reddettiğini, cephenin varlığını desteklediğini ama Haddam’ın muhalefete liderlik yapmasını reddettiğini söylüyor. Muhalif kişi cephe girişiminin iki söylemi içerdiğini söylüyor: Birincisi; Kürtlerin vatandaşlık sorununun ve bütün kültürel haklarını taleplerinin geçersiz görülmesi onları bağımsızlığa sevk edebilir ve Araplarla sorun çıkartabilir. İkincisi; girişim Haddam’ın Suriye’de demokrasiyi desteklediğini göstermez. Telgraf eski başkan yardımcısıyla yapılmış ve onun baba Esad’ın rejiminin direkleri olan Aleviler arasında taraftarı olduğunu söyleyen bir söyleşiyi aktarıyor. Bu kişilerin Alevilerin Beşar’la bir gelecekleri olamayacağına inandıklarını ekliyor. Başka bir muhalif, İhvan’ın Haddam’la ittifak kurmasının Suriye içerisindeki İslamcılar için kötü olduğunu, eski başkan yardımcısının bugün bile rejimin işlediği suçlarda sorumluluk almayı reddettiğini düşünüyor. Rejimin işlediği suçların sicili 60’lı yıllarda Hama eyaletine başkanlık ettiği zamana, tam olarak da İhvan’a karşı ilk baskının yapıldığı 1964 yılına dek uzanıyor. Muhalif kişi ekliyor: “Bizi yönetmeyi istiyorsa ilk önce sorumluluğunu bilmelidir. Bu konuda onunla hemfikir olan başka bir muhalif, Haddam’ın yaptığı açıklamalarda çok istekli olduğu ve muhalefetin liderliğine soyunduğunun göründüğünü söylüyor. “Bunu yapmaya çalışırsa çabalarını boşa çıkaracak araçlara sahibiz.” Bu kişi İhvan’ı Haddam’la ittifaka iten sebeplerin neler olduğunu ve Haddam’ın darbeye hazırlanıp hazırlanmadığını soruyor. Kurtuluş cephesini muhalefeti ikiye böldüğü için eleştiriyor. Bu kişi Haddam’ın Esad ve etrafındakilerden kurtularak rejimi (Baas partisi ve güvenlik kurumları) kurtarmak istemesinden korkuyor. Öte yandan rejime çok yakın olanlardan biri Haddam’ın kumar oynadığını ve darbe yapmak için ordudan destek alamayacağını söylüyor. Rejimin diğer adamlarından biri Haddam’ın abartıldığını, onun Suriye içinde hiçbir şey yapamayacağını çünkü destekçisi olmadığını ifade ediyor.
30 Mart 2006 (06DAMASCUS1433) tarihli bir belgede muhaliflerden biri Suriye hükümetinin Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden endişe duymaması gerektiğini, çünkü Haddam ve Sadreddin el-Beyanuni’nin (Suriye’deki İhvan’ın genel murakıbı) Suriye halkının büyük çoğunluğu tarafından nefretle karşılandığını düşünüyor. Haddam, muhaliflerin liderliğini istiyorsa hareket başarısız olacak ve dürüstlüğünü kaybedecektir diye sözlerini sürdürüyor.
13 Nisan 2006 tarihli başka bir belge (06DAMASCUS1692) konsolostuktaki görevilerle kendilerini sünni liderler olarak adladıran kişiler arasındaki bir görüşmeyi aktarıyor. İki lider Haddam’ın rejimi zayıflatmak için iyi bir araç olduğunu düşünüyor ve muhalafet içinden onları tanıyanlara onu eleştirmemeleri nasihatinde bulunduklarını söylüyorlar. Liderlerden biri Haddam’ın Suriyeli sünniler arasında çok sayıda yandaşı olduğunu vurguluyor.
Aynı tarihli başka bir telgraf (06DAMASCUS1698) 6 Nisan 2006 Şam Deklarasyonu karşıtlarının toplantısını ele alıyor. Toplantı Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne karşı alınacak tavırla alakalı karara varma ve İhvan’ın Şam Deklarasyonu’nu imzalayıp imzalamamasının gerektiği konusunda yoğunlaşıyor. Toplananların çoğu -toplantıya katılanlara göre- cepheyi kendi haline bırakma üzerinde anlaştı. Toplantıya katılanlar cephe, deklarasyona karşı olmayan bir tavır içinde olduğu müddetçe ona karşı durmanın gerekli olmadığı üzerinde anlaştılar ve cepheyle hiçbir ilişkileri olmadığını ona saldırmadan ilan etmeye karar verdiler. Deklarasyonu imzalayanlar arasında Haddam’la ittifak kurması sebebiyle el-Beyanuni’yi kovmakta ısrar edenler vardı. Muhaliflerden birine göre, İhvan’ın deklarasyonu imzalayanlara Haddam ile ittifak kurulduğunu bildirmemesi ve Haddam’ın Baas rejimine uzun yıllar yaptığı hizmetlerden ötürü özür dilememesi nedeniyle aralarında kızgınlık oldu. Bazı muhalifler deklarasyonun, Haddam ve cepheye karşı konumu belirsiz olduğu müddetçe çok iyi durumda olacağını düşünüyor. İçlerinden biri deklarasyon daha güçlü olsaydı Haddam’ı daha net tenkit etmezdik. Haddam rejimi zayıflatıyor bu nedenle o bizim düşmanımız değil. Belgenin yazarı maslahatgüzar, Haddam’ın muhalefetin eleştirilerinden uzak kalmayı becermesini kutlayabileceğini ama içerden aldığı destek seviyesinin tahmini kalacağını söylüyor. Oysaki bazıları, başkaları onun önemsizleştirmeye çalışsa da onun popülaritesinin arttığını söylüyor.
18 Nisan 2006’da gönderilen başka bir telgrafta (06DAMASCUS1754) Haddam hakkındaki sözlere devam ediliyor. Konsolosluğun bir araya geldiği bazı muhalifler, Haddam’ın Kurtuluş Cephesi kanalıyla İhvan’la ittifak kurmasının Esad rejimiyle olan eski irtibatından ötürü ona çok şey kazandırmayacağını söylüyor. O yıllarca rejimin itaatkâr kuluydu, bunun yanısıra geniş bir alana yayılmış yolsuzlukları da bilinmektedir. Bu kişiler onun, Hafız Esad’ın yönetimini eleştirmediğine saadece Beşar’ı eleştirdiğine ve rejime yaptığı hizmetlerden ötürü özür dilemediğine işaret ediyorlar. Ama muhalefet onu rejimi zayıflatan bir araç olarak görüyor. Başkaları ise Haddam’ın rejimi değil sadece Esad ailesini ihraç etmek istediğini, ordu, Baas partisi ve güvenlik güçlerini olduğu gibi muhafaza etmek istediğini söylüyor. Eski yetkililerden biri Haddam’ın Şam dışındaki şehirlerde sünniler arasında yavaş yavaş popülarite kazandığını, aralarında eskiden Hafız Esad’ın etrafında öne çıkan şahsiyetlerin de olduğu bazı Baaslılar ve Aleviler arasında popülaritesi olduğunu naklediyor. Telgraf Suriye hükümetinin itirazlarının Suud’da etkili olduğunu, zira Haddam’ın 2005 Aralık ayından bu yana el-Arabiyya’ya çıkmadığını söylüyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığının Şam’daki heyetine yönelttiği soruları cevaplayan telgraf Haddam, el-Beyanuni ve İhvan arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Haddam’ın rejimin eski adamlarından biri olmasına rağmen, aralarında İhvan’a sempati besleyenlerin de olduğu bazı İslami gruplarla ilişkisi olduğunu söylüyor. Telgraf konsolosluğun iki taraftan hiç kimseyle bağlantısının olmadığına, sadece muhaliflerin aktardıklarına itimat ettiğine işaret ediyor. 24 Nisan 2006 tarihli telgraf Suriye hükümetinin, Haddam’ın sünni çevrelerde destek kazanmasından korktuğu için bazı İslami görüntülere izin vermeye başladığını aktrıyor. Konsolosluk 3 Aralık 2006 tarihli telgrafta (06DAMASCUS5349) muhalif kaynaklara geri dönüyor. Mıhaliflerden biri Haddam’ın Beşar Esad’ın rejiminin baş belası olduğunu, çünkü dar yolsuzluk dairesi hakkında konuşabileceğini ve bunlara ilaveten sözlerinin sünnilerin aklını çeldiğini söylüyor. Ama bu kişi, Haddam’ın kendi yolsuzluklarıyla ve Hafız Esad rejimiyle olan uzun irtibatıyla kirlenmiş olduğunu sözlerine ekliyor ve Haddam’ın onu alenen eleştirmeseler bile, Şam Deklarasyonu grubu tarafından kabul edilmediğini ifade ediyor.
Bundan günler sonra 13 Aralık 2006’da çekilen bir telgrafta (06DAMASCUS53999) konsolosluk Esad rejiminin durumunu, güçlü ve zayıf noktalarını açıklıyor. Bu noktalar arasında telgrafın “casus Haddam” dediği şeyler var. Bu adam rejimin bütün sırlarını biliyor ve bu durum Esad’ı öfkelendiriyor. Telgraf Esad’ın şahsi olarak rejiminin de genel olarak Haddam hakkındaki bütün haberleri büyük bir ilgiyle takip ettiğini söylüyor. Haddam bir Arap ülkesinde ağırlandığı ya da basın kanalıyla açıklama yapılmasına izin verildiği zaman rejim kendi kendini yiyen bir öfkeyle davranıyor. Telgraf Suudlular ve diğerlerini Haddam’ın basın organlarını kullanmasına izin vermeye ve Haddama’ın Suriye rejiminin kirli çamaşırlarını ortaya dökmesi için ona alan açmaya teşvik etmeye devam etmenin gerekli olduğunu söylüyor. Telgraf rejimin vereceği aşırı tepkiyi tahmin etmeliyiz, bu onun Arap ülkeleri arasındaki yalnızlığını artıracaktır diyor. Suud ve Mısır gibi bölgesel müttefikleri, bir darbe hazırlığında faydalı olacak işaretler göndermek için Haddam ve Rıfat Esad’la görüşmeye teşvik etmenin gerekliliğinden bahsediyor. 2006’dan sonra Amerika’nın Haddam’a olan ilgisi azalıyor, onun hakkında herkese soru sorulmuyor. Ama konsolosluk çalışanları görüştükleri her muhalife onun hakkında soru sormayı unutmuyorlar. 25 Kasım 2008 tarihli telgrafta (08DAMASCUS842) bunlar oluyor. Muhaliflerden biri Kurtuluş Cephesi’nin siyasi faaliyette önemli bir müttefiki temsil edip etmediği hakkında sorulan bir soruya cevap veriyor ve “Onlar ülke dışındalar. İçerideki insanlar olmadan ne yapabilirler?” diyor. 11 Mart 2009 tarihli (06DAMASCUS185) bir belgede maslahatgüzar Maura Connelly, (Lübnan’daki büyükelçi) Haddam’ın 2005 yılında rejimin düşmesinden korktuğu için Suriye’den kaçtığını çünkü onun güvenli tarafta olmak isteyen bir şahsiyet olduğunu ve rejimin düşmesi halinde taraftarları olacağını düşündüğünü söyleyen bir muhalifle bir araya geldi. Muhalif kişi, Basslılardan pek çoğunun aynı düşünce tarzına sahip olduklarını, bu nedenle partinin 2005 yılındaki kongresinde siyasi ve ekonomik reformlara dayanmaya teşvik ettiklerini söylüyor. Bu kişi Gazze savaşı sonrasında Ulusal Kurtuluş Cephesi içerisinde İhvan’ın, cephenin İsrail operasyonunu daha güçlü bir şekilde kınaması ve Hamas’ı desteklemesini istemesi ve Haddam’ın da bunu reddetmesi nedeniyle sorunların başladığını aktarıyor. Konsolosluk muhalif kişiye, Haddam’ın Esad’a muhalif olma rolünü ne derece oynayabileceğini soruyor, o da “Cephe önemlidir”, Haddam yolsuzluk yapıyordu ama Suriye’de böyle 100 bin kişi var diyor.
Fransa Haddam’ın açıklamalarından rahatsız
Haddam’ın ayrılmasından ve Paris’e gitmesinden sonra Amerika’nın sorduğu sorular, Fransa Dışişleri Bakanlığı yetkililerine intikal etti. 4 Ocak 2006 tarihli bir telgraf (06PARIS40) Fransa Dışişleri Bakanlığında Mısır ve Doğu dosyası sorumlusuyla konsolosluktaki diplomatlardan biri arasındaki bir diyaloga işaret ediyor. Fransız yetkili Haddam’ın dürüstlüğünden şüphe edildiğini, onun daha önce şimdi eleştirdiği rejimin bir parçası olduğunu söylüyor. Haddam’ı ayrılmaya sevk eden sebep sorulduğunda ise Fransız yetkili, Haddam’ın Beşar Esad grubuyla olan eski hesaplarını kapattığı ve onun başkanlık koltuğuna oyurmak isteyen azınlıktan olduğunu düşündüğü şeklinde cevap veriyor.
9 Ocak 2006 tarihli başka bir telgraf (06PARIS128) Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Ortadoğu danışmanının Dominique Bush ve konsolosluktaki diplomatlardan biriyle yaptığı görüşmeyi naklediyor. Bush, Fransız hükümetinin Haddam’ın kendine olan güvenine ve söyleminin dozunu, Suriye rejimine karşı devrim yapmakla tehdit etme derecesine kadar yükseltmesine şaşırdığını söylüyor.
Haddam’ın açıklamaları uluslararası hükümete hizmet etmiş olsa da Fransız hükümetini zor durumda bıraktığını, çünkü herkesin Fransa’nın Haddam’ı kontrol altına aldığını düşündüğünü sözlerine ekliyor. Bush, Haddam’ın Esad’ın alternatifi olmadığını ve onun baba Esad’la pek çok bağlantısı olduğunu, Amerika ile Fransa’nın Lübnan’da başına gelenlerden özellikle de Fransız vatandaşların öldürülmesinden doğrudan onun sorumlu olduğunu söylüyor.
Bush, Haddam’ın sünni olması hasebiyle Aleviler arasında daha fazla dayanışmaya ya da İran’dan güney Lübnan’a kadar olan Şii hilalini kırmak için Arap ülkelerinin onu benimsemesine sebep olabileceğinden korkuyor. Bunun delili ise, Saad Hariri ve Suudluların Haddam’la olan irtibatıdır. Telgraf Lübnan gazetelerinin, Suud’un Haddam’ı Saad Hariri’den aldığı teşvikle desteklediğini doğruladığını söylüyor.
28 Şubat 2006 tarihli başka bir belgede (06PARIS1236) Bush, Haddam’ın durumunun içler acısı olduğunu, Fransız hükümetinin ondan özellikle de Suriye rejiminin düşmesi çağrısında bulunduktan sonra Fransız topraklarında aleni açıklamalar yapmaktan vazgeçmesini istediğini söylüyor.
Bush, Haddam’ın geçtiğimiz 30 sene içerisinde işlenen katliamlardan herkesten çok sorumlu olduğunu, Suriye muhalefetini birleştirmeye uygun bir kişi olmadığını, Esad’ın uluslararası baskı altında tutularak ve dışarıda sorun çıkarmasına engel olarak Suriye’yi kontrolü altında tutmasının daha iyi olacağını söylüyor.
Toruna Ürdün pasaportu
23 Nisan 2006 tarihli bir telgraf (06PARIS3482) İngiltere’nin Paris konoslosluğundaki baş sekreter Tom Flectcher ile siyasi diplomatlardan biri arasındaki diyaloga işaret ediyor. Belge Haddam’ın torunlarından birine İngiltere vizesi verilmesi meselesini ele alıyor. Feltcher onun, torununun istediği vize için Fransa İçişleri Bakanlığındaki üst düzey bir danışmanla tartıştığını, torunun Suriye pasaportunu kaybettikten sonra Fransa’dan ayrılamadığını ve üniversite eğitimini tamamlamak için İngiltere’ye dönmek istediğini söylüyor. Torun –Cemal Haddam’ın oğlu- bütün ailenin yaptığı gibi Jasques Chirac’ın, o vakit İçişleri bakanı olan Nicolas Sarkozy’e verdiği emirle aldığı Fransız ikamesini almak istemiyordu. İngiltere konsolosluğu da pasaportu ya da Fransız ikamesi olmadan ona vize veremiyordu. Bu durum Feltcher’e göre Fransızları öfkelendirdi. Bakanlığın İngiltere’nin Haddam’a yardım etme niyetinin olmadığını, hiçbir şekilde onunla alışverişte bulunmayacağını ve torunun İngiltere’ye dönmesi için vize konusunda hiçbir kolaylık sağlamayacağını Fransızlara söylemesi için ona talimat verdiğini sözlerine ekledi. Feltcher, Haddam’ın torununun, kaynağı meçhul Ürdün pasaportunu verdiği zaman meselenin çözüldüğünü söylüyor. Telgraf Haddam ailesinin torun için Lübnan ya da Suud pasaportu almaya çalıştığını ama başaramadığını söylüyor. Feltxher Cemal Haddam’ın arkadaşı olduğunu ve onu bütün aileyle tanıştırmak istediğini söylüyor. 1 Mart 2006 tarihli bir telgraf (06PARIS1296) Fransa’nın, ülke dışına çıkması durumunda Haddam’ın bir daha Fransa topraklarına dönmesine izin vermeme ihtimaliyle alakalı şüphelerden bahsediyor. Ama sorun daha sonra hallediliyor. Aynı telgraf Haddam’ın açıklamalarını da ele alıyor. Zira Fransız Dışişleri Bakanlığının Ortadoğu ve Afrika dosyasından sorumlu olan Jean-François Thibault, Fransa’nın Haddam’dan, yaptığı açıklamalara son vermesi isteğini savunuyor ve Fransa’nın, Fransız hükümetini zor duruma sokacak açıklamalar yapmamak şartıyla sürgündeki siyasetçileri ağırlamak gibi bir geleneği olduğunu sözlerine ekliyor. Thibault, aralarında Mişel Avn’ın da olduğu diğer siyasetçilere nasıl davranılıyorsa Haddam’a da o şekilde davranıldığını söylüyor.
el Ahbar Gazetesi'nde yayınlanan Wikileaks belgesi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|