Ana Sayfa Türkçe English Rss

Suriye: Baskı Prestij Yapmaz

25.04.2011, 10:13:28

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Abdülbari ATWAN

Abdülbari ATWAN

Suriye sokaklarının reform isteğiyle kaynadığını ve meşru hedeflerine ulaşmak için onlarca hatta yüzlerce şehit verdiğini görüyoruz.

Suriye: Baskı Prestij Yapmaz



“Büyük Cuma” adını taşıyan ve Suriye’nin dört bir yanında evvelki gün meydana gelen ses getiren gösteriler rejim ile halk arasındaki -ya da çoğunluğun- güvenin tamamen ya da büyük oranda yok olduğunu gösteriyor. Bunun birçok sebebi var ki bunların en barizi bu gösterilerin olağanüstü hal kanunu ile yüksek güvenlik mahkemesinin kaldırılmasından ve yaklaşık 2 ay önce başlayan Suriye halk intifadasından bu yana en yüksek rakam olan 50 kişinin şehit edilmesinden bir gün sonra meydana gelmesidir.

Dera ve Homs kentlerinin, bazı gözlemcilerin değerlendirmesine göre onbinleri aşan katılımcı sayısıyla en büyük hareketlilliği gördüğü doğrudur. Ama bundan daha önemlisi bunların yani gösterilerin, geçtiğimiz haftalar boyunca sakin kalan ve halkının gösterilere katılmadığı Hama ve Halep gibi şehirlere ulaşmasıdır.

Halkın olağanüstü hal kanununun iptali ve güvenlik güçlerinin gösterilere ve göstericilere verdiği kanlı tepkilerde metodunu değiştireceği söylentisine inanmadığı gün gibi ortada, buna inanmamakta da yerden göğe kadar haklı. 50’den fazla kişinin şehit olması vakıada hiçbir şeyin değişmediğini kanıtlıyor.

Halk isteklerine sıkı sıkıya bağlı, güvenlik güçleri de onun gösterilerine sert bir şekilde karşı koymada ısrarcı. Bu durum Suriye’deki krizin uzayacağı anlamına geliyor. Belki de gelecek fün ve haftalarda, taraflardan biri -hükümet ya da halk- teslim bayrağını çekip yenilgiyi kabul edinceye kadar daha kanlı sahnelere tanık olur.

Rejimin yıkılması çağrısının tonunun dünkü gösterilerde daha yüksek olması dikkat çekiciydi. Atılan bütün sloganlar siyasi reform, özgürlükler, anayasa değişikliği, basın ve çok partili sistem için yeni kanunlar çıkartılması yönündeydi. Bu da isteklerin çıtasının benzeri görülmemiş bir şekilde yükseldiği, yönetenle yönetilenler arasındaki uçurumun yakın zamanda köprü kurulamayacak kadar büyüdüğü anlamına geliyor.

Suriye rejimi 40 yıldır siyasi reformların uygulanmasını ağırdan aldı, prestij oluşturmak ve vatandaşlarını korkutmak için kanlı güvenlik güçlerine güvendi. Ama bu rejimin prestijinin, muhalif çevrelerdeki korku kültürünün yıkılmasıyla yenildiği açıkça görünüyor. Bu Suriye’nin eski yüzünü değiştirecek, hatları, stratejisi ve bölgesel ve uluslararası ilişkileri açısından yeni bir yüz ortaya çıkaracak bir denklemdir.

Güvenlik güçleri ve baskı politikaları aracılığıyla prestij oluştrmaya çalışan rejim diğerlerinden uzun yaşayabilir ama sonu daha trajedik olur. Bu konuda pek çok örnek var; bunların bazısı Romanya’da Çavuşesku ve İspanya’da Franco rejimleri gibi uluslararası bazısı da Tunus ve Mısır rejimleri gibi bölgeseldir.

Suriye’de, gösteriler devam eder, uluslararası ve Arap olmak üzere dış mihraklar toplumsal dokuyu ve Suriye’nin ulusal bütünlüğünü parçalamak için olaya müdahale ederse mezhep savaşının çıkma ihtimalinin artacağındna korkuluyor. Bu mümkündür ve Libya’da olan olaylar bunun en net örneğidir.

Biz burada Amerika’nın Libya lideri Muammer Kaddafi’yle mücadele etmek için pilotsuz uçaklar göndermesinden, şehirlerde onun yandaşlarını ve kuvvetlerini avlamasından, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın kara kuvvetleri göndermenin ilk adımı olarak müsteşarlar ve askeri eğitmenleri sevk etmesinden bahsediyoruz.

Suriye ayaklanması ya da devrimi tam anlamıyla barışçı olmasıyla ayrıcalık kazandı. Bu devrime katılanlar Mısırlı, Yemenli ve Tunuslu benzerleri gibi rejim tarafından ya da onun dış komplo sponsorları tarafından yapılan baskılara direndi.

Göstericiler arasında ulusal birliği sağlamaya ve mezhep ağına düşme tehlikesinden sakınmaya özen gösterildiği dikkat çekiyordu. Bu, istisnasız siyasi, dini, mezhebi ve etnik her kesimden katılımın olmasıyla net bir şekilde görünmektedir.

Suriye toplumu içerisinde rejimi destekleyen güçlü bir tabanın olduğunu inkâr etmek zordur. 40 yıllık despotluktan sonra geleceğini hatta varlığını rejimin devam etmesine, gücüne ve ülkenin kapasitesi üzerine kurduğu hâkimiyete bağlayan nemalanan bir kesim oluştu. Tahrir (özgürlük) gençlerinin devrimiyle Hüsnü Mübarek rejiminin düşmesinden sonra yeni geçici hükümetin geçen dönemin önde gelenlerini, bu cümleden olarak da Mübarek ve oğullarını tutukladığını, iktidar partisini fesh ettiğini ve bütün mallarına el konulduğunu gördük. Bu nedenle Suriye rejiminin tabanı her türlü yolla onu savunmak ve devamını sağlamak için kendini ölüme atacaktır. Bu durum krizin süresinin uzamasına ve eğer akıl üstün gelmez ve muhalefet ve iktidardaki başrol oyuncuları Suriye’nin çıkarını öncelemezse kanlı çatışmalara kaymasına sebep olabilir.

Kanaatimizce Suriye rejiminin işlediği en büyük hata, güvenlik güçlerinin halkın çoğunluğunu, kültürel ve siyasi elitleri aşağılaması, bunların kapasitelerini ve tepkilerini hafife alaması, ister büyük olsun ister küçük bütün mesele ve konumlarda askeri çözümlere başvurmasıdır. Ve şimdi o, bu hatanın bedelini güvenliği ve istikrarıyla ödemektedir.

Sihirli bir fanusumuz yok ki Suriye’yi gelecekte neyin beklediğini bilelim. Söyleyebileeğimiz tek şey, dün seyrettiklerimizin ve geçtiğimiz haftalarda seyrettiklerimizin yani rejimin köklü değişiklikler yapmayı reddetmesinin hayra alamet olmadığıdır.

Rejimin eline halkın içine su serpmek ve reform konusunda ciddi olduğunu göstermek için çok fırsat geçti. Bunların sonuncusu 10 gün önce yeni Suriye hükümetinin kurulması sırasındaydı. Ama o bu fırsatı kaçırdı daha önceki pek çok fırsatı kaçırdığı gibi.

Özellikle rejim çevresindeki bazıları, bizi reformun zorunluluğu ve nasıl olacağı yönünde tavsiyede bulunmamızdan ötürü suçluyor hatta ayıplıyor. Bundan başka ne yapabiliriz? Bizler Suriye sokaklarının reform isteğiyle kaynadığını ve meşru hedeflerine ulaşmak için onlarca hatta yüzlerce şehit verdiğini görüyoruz.

Şahsi olarak, Dr. Arif Delile ya da muhalifler içinden başka bağımsız kişilerin Suriye’nin bütün mozaiğini içine alacak farklı yüzlerle birlikte temizlik, deneyim ve değişim becerisi olacak ulusal birlik hükümetini kurmasını temenni ederdim. Ama temennilerimiz başka gerçekte meydana gelenler bambaşka. Bunları söylerken boğazımız düğümleniyor. Bu nedenle gelecek olandan korktuğumuz için elimizi kalbimize koyuyoruz.

al Qods al Arabi Gazetesi Başyazarı Abdulbari Atvan'ın Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdiği "Suriye: Baskı Prestij Yapmaz" başlıklı analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.




Yazdır
Tasfiye Dergisi
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb