Ana Sayfa Türkçe English Rss

Sudan Seçimlerinin Sonuçları ve Zorlukları

Makale

- 07.04.2010, 19:37:24

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Sudan Seçimlerinin Sonuçları ve Zorlukları
Sonunda güney siyaseti ve eski Yargıç Abel Alier'in başkanlık ettiği seçim komisyonu, Sudan'da 11 Nisan'da seçim yapılmasını kararlaştırdı.
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

Bu seçimler cumhurbaşkanı, güney hükümeti başkanı, 450 koltuktan oluşan federal ulusal konsey, 25 eyalet valisi (15’i kuzeyin 10’u güneyin), güneyde 170 sandalyeden oluşan bölgesel yasama konseyi ve Hartum ile Kordofan hariç bütün eyaletlerdeki 48 sandalyelik yasama meclislerinin seçiminden oluşuyor.

Geçici anayasaya göre bu seçimlerin geçiş döneminin 4. yılı yani 2009 Temmuz ayında yapılması gerekiyordu. Ama seçim komisyonu, her bir eyalete ulusal meclis sandalyesinin kaçta kaçının düşeceğinin belirlenmesi ve eyaletler içinde idari makamların dağıtılması için yapılan nüfus sayımının gecikmesi nedeniyle iki defa seçimleri erteledi.

Şuan ki göstergeler, SPLM ve Ulusal Kongre partileri seçimlerin yapılmasını isteği için kararlaştırıldığı vakitte seçimlerin yapılacağını gösteriyor. Ama SPLM partisinin nüfus sayımı sonuçlarına ve güney, Kordofan, Mavi Nil ve Abyei bölgelerinin federal parlamentodaki sandalye sayısının -çoğunluğu güneydeki 10 eyalet için olacak şekilde- 60 adet artırılması gerekliliğine razı olmaması sebebiyle seçimlerin üçüncü defa ertelenmesi ihtimali de söz konusu. Bu aynı zamanda Amerikan temsilcisi Scott Gration’un da destek verdiği bir istek. Ama bu istek ne bir mantığa ne de hukuki bir delile dayanıyor. Güneydeki sayım SPLM’nin güneylilerden oluşturduğu seçim komisyonu tarafından yapıldı. SPLM’nin protestosu kuzeydeki güneylilerin sayısının azaltılması ve Darfur’un güneyindeki göçebe Arapların sayısının artırılması üzerinde yoğunlaşıyor. Sayımı Fransa ve güney Afrika’dan uluslar arası uzman firmalar denetledi, sayım profesyonel ve titiz bir şekilde izlendi. Sayım her eyaletteki sandalye sayısını etkileyecek olsa da oy verme işlemi güneydeki SPLM partisi hükümetinin kontrolünde yapılan seçim sicillerine göre yapılıyor. Ulusal Kongre partisi ise SPLM partisini bazı eyaletlerde kayıtları kendi lehine artırmakla suçluyor.

Partinin, güneyin sandalye sayısını artırmadaki hedefi, Kapsamlı Barış Anlaşmasının ona sunduğu parlamentodaki sandalye sayısının %30 oranında kalmasını sağlamaktır. Bu oranı muhafaza ederek parlamentoda kendi menfaatine uygun olmadığını düşündüğü bütün anayasa değişikliklerini durdurabilme şansına sahip olacaktır. SPLM’ye bu konuda güven vermek için Ulusal Kongre partisi, şuan ki sayım sonuçlarına göre %21’lik oranla anayasa değişikliğini durdurmasına olanak sağlayacak şekilde anayasanın değiştirilmesi teklifinde bulundu.

Darfur’un güneyi ve batısında yer alan 10 coğrafi bölgede kayıt yapılmasını engelleyen güvenlik sorunu bulunuyor. Darfur krizi silahlı gruplarla uyum sağlama şeklinde çözülmezse bu Darfur’daki seçim sürecini tehdit edecektir. Ve bu gruplar seçimleri engellemek için güç kullanabilirler. Darfur’un bazı bölgelerinin seçimlere tam olarak katılamaması iyi bir politika değildir. Çünkü bu, hükümeti Darfur halkını marjinalleştirmeyle suçlayanların eline koz verecek belki de bazı gruplar güneyde olduğu gibi özerk yönetim hakkı isteyecek kadar taleplerinin çıtasını yükselteceklerdir.

Seçimlerin Hedefi

İki ortak parti 2004’de Kenya’nın başkenti Nifaşa’daki müzakereler öncesi geçiş döneminde (10 sene) seçim yapılmasını istemiyorlardı. Ama Kapsamlı Barış Anlaşmasının garantörü olan Batılı devletler bunların başında da ABD, İngiltere ve Norveç, halk yetkisi olmadan 10 sene boyunca iki ortağın devam etmesi ilkesini reddetti. Bu nedenle anlaşmada bunun sonrasında da geçici anayasada geçiş döneminin başlamasından 4 sene sonra seçimlerin yapılması maddesi yer aldı ve bu anayasa şartını yerine getirmek kaçınılmaz oldu.

Öte yandan, çoğulcu ve demokratik seçimler olmaksızın 20 yıldır hüküm süren Ulusal Kongre partisi, kuzey yönetimi üzerindeki baskısı, muazzam imkânları ve partisel otoritesiyle gelecek seçimleri silip süpüreceğini böylece Haziran 1989’da askeri ihtilal ile yönetimi ele geçirmesinden bu yana elde edemediği siyasi meşruiyeti elde edeceğini o vakit iç ve dış güçlerin onu demokratik ve meşru bir hükümet olarak tanıyacağını zannediyor.

SPLM açısından seçimler, 2011 Ocak ayında yapılmasını arzuladığı self determinasyon referandumu için gerekli. Kapsamlı Barış Anlaşması bu referandumun güney Sudan’da seçilmiş bir hükümet vasıtasıyla yapılması şartını getiriyor. Öte yandan Sudanlı muhalif güçler (Ümmet Partisi, Demokratik Birlik Partisi, Halk Kongresi ve Komünist Parti) 1989 yılından bu yana uzak tutuldukları siyaset sahasında varlıklarını kanıtlamak istiyor ve seçimlerin onlara bu fırsatı vereceğini zannediyorlar. Ama kısıtlayıcı yasalarda değişikliğe gidilmesini, Darfur’daki olağanüstü halin kaldırılmasını, Ulusal Kongre Partisi’nin devletin imkânlarını seçimlerde kendi menfaatine kullanmamasının garanti edilmesini, seçimlerin adil, özgür ve hilesiz yapılmasını istiyorlar. Aksi takdirde son aşamada bile olsa seçimleri boykot edecekler.

Seçimleri destekleyen Batılı güçler, seçimlerin Ulusal Kongrenin dizginleri elinde tutma gücünü zayıflatacağını düşünüyor. Hatta seçimler, -Amerika ve bazı Batılı devletleri onunla alışverişte bulunmaktan ya da ülkelerinde ağırlamaktan kaçınmaya mecbur eden- Uluslar arası Ceza Mahkemesi tarafından aranan Ömer Beşir’i yönetimden uzaklaştırsa ne güzel olur! İç ve dış güçlerin, isteklerinin yerine gelmesi için Sudan seçimlerinin zamanında yapılmasını istediklerini söylemek mümkündür. Eğer bu istek gerçekleşmezse bazı güçler seçimleri desteklediklerine ya da katıldıklarına pişman olabilirler.

Seçimleri Bekleyen Zorluklar

Seçimleri bekleyen en büyük zorluk, SPLM ve muhalif partiler tarafından toplu bir şekilde yapılacak boykottur. SPLM’nin boykotu, pratikte seçimlerin iptal edilmesi anlamına gelmektedir çünkü parti hâkim olduğu güneyde seçimlerin yapılmasını engelleyebilir ve Ulusal Kongre partisi de kuzeyde tek başına seçime gitmeye cesaret edemez. Zira bu SPLM’ye referandum öncesi güneyin kuzeyden ayrılması için gerekli hukuki bahaneyi verir. Ulusal Kongre vekillerinden bazıları güney Sudan referandumu yasasının geçirilmesi için katı şartlar koymaya çalıştığında SPLM seçimleri boykot etmekle tehdit etmişti. Ancak kuzeyli muhalif partilerin boykotu Ulusal Kongreyi seçimleri vaktinde yapmaktan alıkoymayacaktır. Yapacağı etki hükümetin siyasi meşruiyetini zayıflatmak olacak bu nedenle partiler hükümeti iktidara at sırtında gelmekle suçlayacaklardır. Bu ise siyaset ortamını karıştıracak, kutuplaşma ve gerginlik ortamı yaratacaktır.

Diğer zorluklar ise seçimlere hile karıştırılmasında, oylama işleminin zorlaştırılması ve seçimlere katılanların oranının az olmasında ifadesini buluyor. Muhalif siyasi partilerin çoğu Ulusal Kongreyi kuzeyde seçimlere hile karıştıracak olmakla suçluyor. Güneydeki hâkim parti kuzeydekine karşı seçim ittifakına girer ümidiyle açıkça dillendirmese de aynı suçlamayı yapıyor. Onların bu konudaki delilleri ise Ulusal Kongrenin daha önce çoğu muhalif partilerin boykot ettiği 1996 ve 2000 yıllarındaki cumhurbaşkanlığı ve ulusal konsey seçimleri ile sendika ve öğrenci seçimlerinde bunu yapmış olmasıdır. Bu suçlamalar onu güçlendiren delil ve gerçeklerle doludur. Bu sefer durumun farklı olduğunu zannediyorum çünkü seçimler çoğu siyasi partinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Bu durum da onun oy verme işlemlerinin yapıldığı merkezlerde parti temsilcilerinin yoğun gözetimi altında kalması anlamına geliyor. Demokrasi dönemlerinde (54, 58, 65, 68, 86) yapılan 5 seçimin hiçbirinde hükümet partisi seçimlere hile karıştırmakla suçlanmamıştı.

Bu defa seçimler tamamen fikri bağımsızlığı ve hiçbir partiye bağlı olmayışıyla bilinen milli kişiliklerden oluşmuş bağımsız bir komisyon tarafından yönetilecek. Çünkü seçim kanunu çok sayıda iç ve dış makama, hiçbir makam tarafından en ufak bir engelle karşılaşmadan seçimleri başından sonuna kadar izleme izni veriyor. AB ve Amerikan Carter Merkezi Sudan’daki seçimler için yüzlerce gözlemciyi gönüllü olarak gönderiyor. Ülke geçiş döneminde güneyde ve Darfur’da uluslar arası güç düzeyinde yabancılarla dolup taşıyor. BM, AB, Afrika Birliği, Arap Birliği ve Batılı ve Afrika ülkelerinden gözlemciler seçim sürecini yakından takip ediyor.

Örgütlü bir şekilde seçimlere hile karıştırılacağına dair korku duyulduğunu zannetmiyorum. Ama devletin maddi imkânları ve basının kuzeyde Ulusal Kongre ve güneyde SPLM lehine kullanılması ihtimali yüksek. Seçimlerde oy verme işlemi halk açısından bakılınca zor. Zira halk içinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranı %50. Bu ise gerçek ve büyük bir ihtimal. Çünkü oy verme işlemi daha önceki seçimlerden daha zor olacak. Kuzeydeki seçmen, 8 alanda (cumhurbaşkanı, eyalet, ulusal konsey coğrafi merkez adayı, ulusal konsey kadın listesi, ulusal konsey parti listesi ve bunların eyalet yasama konseyi için olanları) güneydeki seçmen ise bunlara ek olarak güney hükümet başkanı, bölgesel yasama konseyi coğrafi merkezi, bölgesel konsey kadın listesi ve bölgesel konsey parti listesi için de oy verecek.

Oylama işlemi ise seçmenin, adayın ya da listenin temsil ettiği ve çoğu durumda 10’dan az olmayacak seçenekler arasından seçtiği sembolünün üzerine işaret koymasıyla yapılacak. Seçim komisyonu güney ve kuzey bölgelerinin oy verme işlemi için 3 gün süre tanıdı. Bu, oylama ve oy sayımının bütün yurtta bir günde yapılmasını öneren yasaya kıyasla iyi bir şey. Komisyon oy verme işlemi için 21 bin merkezi devreye sokuyor. Bunların üçte ikisi Sudan’ın kuzeyinde üçte biri de güneyde. Buna göre kuzeydeki bir merkezde 3 gün boyunca yaklaşık 900, güneyde ise bundan az sayıda kişinin oy vereceği, kuzeydeki bir seçmenin oy verme işleminin 3 dakika güneydeki seçmenin oy verme işleminin de 4 dakika süreceği tahmin ediliyor. Bu tahminin büyük ölçüde iyimser olduğu görünüyor. Bazı sivil toplum kuruluşlarının yaptığı sınırlı testlere binaen kuzeydeki bir seçmenin bu rakamdan 4-5 kat fazla vakte ihtiyacı olduğu ortaya çıkmıştır.

Seçmenlerin, oy verme işlemine katılım oranının %50 ya 60’dan aşağıda olmayacağı görünüyor. Çünkü kayıt işlemine katılım oranı %70’lerdeydi ve bütün siyasi partiler bu seferberliğe katıldı. Büyük siyasi partiler öncelikli liderlerini farklı mevkilerde aday olarak gösterdiği için siyasi gruplar arsındaki seçim yarışının sıcak geçmesi bekleniyor. Sudanlılar da futbolda ya da siyasetteki sıcak mücadeleleri seviyorlar. Bu seçimlerde farklı gruplar arasındaki sıcak rekabet ya da seçim sürecini boykot etme sebebiyle güneyde, Darfur ve Kordofan’da anormal şiddet olayları yaşanabilir. Bu şiddet olaylarının seçimleri durdurma ya da iptal etme aşamasına kadar varacağını sanmıyorum. Sudan’da yapılan diğer demokratik seçimlerin hiçbirinde seçimin sonucunu değiştirecek kadar şiddet olayları yaşanmadı.

Beklenen Sonuçlar

Büyük partiler, özellikle cumhurbaşkanlığı, güney hükümeti başkanlığı, eyalet yöneticileri, kadın ve parti listeleri gibi makamlar için ilk sıradaki liderleriyle seçim yarışına girdi. Bu da partilerin tanınan özgürlük derecesine karşı çıkmalarına ve hâkim partilerin devlet otoritesini kazanma şanslarını etkileyecek şekilde kullanmalarından korkmalarına rağmen bu yarışa girmede ciddi oldukları anlamına geliyor.

Ulusal Kongre, SPLM, Adalet partisi ve Bağımsızlar arasında dağılmış durumda olan İslamcılar arasında da rekabet çetin. Beşir’e rakip olarak SPLM’den Abdullah Deng Nial ve bağımsızlardan Mahmut Ahmet Juha cumhurbaşkanı adayı olarak gösterildi. Hartum için Ulusal Kongre’den Abdurrahman el-Hudr, SPLM’den Âdem Tahir Hamdun, Bağımsızlardan Bedreddin Taha ve Abdurrahim Ömer ve Ulusal Adalet’ten Emin Bennani aday oldu.

İslamcıların, aralarındaki bu kızgın rekabetten sonra 1986 seçimlerindeki meşhur şiarlarını (seçimler ne makam içindir ne de otorite, seçimler Allah içindir) söylemeleri zorlaşacak.

Seçimlerin başlangıç aşamasında sonucunun ne olacağı hakkında kesin bir kehanette bulunmak zordur. Çünkü ülkede 20 seneyi aşkın bir zaman demokrasi uygulanmadı ve bu süre zarfında siyasi partiler de siyaset sahasında görünmediler. Sudan toplumunda demografik, toplumsal ve siyasi derin değişimler olması ve siyasi güçler arasında seçim ittifakı olması için kapılar hala açıktır ve bunun özellikle yönetici seçimlerinin sonuçlarında etkisi büyük olacaktır. Bununla birlikte Ulusal Kongrenin kuzey Sudan’da milletvekili ve yönetici seçimlerinde şansının daha bol olduğunu, SPLM’nin ise güneydeki hükümet başkanlığını, güney eyaletlerinin yöneticiliğinin çoğunu ve güneydeki vekilliği kazanacağını söyleyebiliriz.

Büyük partilerin hepsinin yarıştığı cumhurbaşkanlığı makamını kimin kazanacağı ise ilk turda belli olmayacak. Çünkü bu makamı kazanması için adayın oyların %50’sini tek başına alması gerekiyor. İki parti anlaşırsa ilk turda bu makama Beşir oturacak. Ulusal Kongre de bunu istiyor, bu nedenle güney hükümet başkanlığı için Salva Kiir’e rakip aday göstermekten vazgeçti. Ama bu şu ana kadar SPLM’nin, cumhurbaşkanlığı için Beşir’e rakip olacak Yasir Arman’ı aday gösterme planına etki etmedi. Hatta hareket (belki de taktik sebeplerden ötürü) Ulusal Kongre’ye karşı kuzeydeki muhalif partilerle ittifak kuracağını söyledi.

Ulusal Kongre hala SPLM ve Demokratik Birlik partisiyle seçim anlaşması yapmayı ve Beşir’in adaylığına destek olmalarını ümit ediyor. Ama istenen bedeli ödeyebilecek mi? SPLM Uluslar arası Ceza Mahkemesi tarafından aranan Beşir’e destek olmaması için Batılı devletlerden baskı görebilir. Ve partinin, güneydeki imar planlarına destek olan bu devletlerin baskılarına direnmesi zordur.

Hasan Turabi Beşir’in ilk turda kazanmaması ve rakiplerinden daha çok oya sahip olanlarla birlikte ikinci tura girmesi için oyların her partiden adaylar arasında bölünmesini isteyen ilk kişiydi. İkinci turda ise siyasi güçlerin ona karşı birleşmesi gerekiyor. İttifak olmaması durumda ise adayların sıralanması şu şekilde yapılacak: Başkan Beşir, Sadık el-Mehdi ve Yasir Arman, -Yasir Arman, güney halkı tarafından gördüğü yoğun destek oranında üçüncü sıra yerine ikinci sıraya yerleşebilir- dördüncü sırada Demokratik Birlik partisinin adayı Hatem el-Sir. Ve ikinci tur, rakipleri arasında en büyük koalisyonu kuran adayla sonlanacak.

İkinci turda Ümmet, Halk Kongresi, Komünist parti ve belki de SPLM, Beşir’in karşısında yer alacak. Beşir’in yanında ise Demokrat Birlik partisi ve Ulusal Kongreyle ulusal birlik hükümetine katılan bazı küçük partiler yer alabilir. Bu karmaşık tablonun gölgesinde Beşir’in cumhurbaşkanlığını kazanma şansı diğerlerine göre daha yüksek olacak. Fakat bu onun düşme ihtimalinin olmadığı anlamına gelmiyor.

Gelecek Aşamanın Yansımaları

Cumhurbaşkanlığı hariç siyasi güç dengelerinde köklü bir değişiklik yapması beklenmeyen seçimlerin sonuçları bir yana halkın yetki verme hükmü ve seçim referansıyla bir sonraki hükümet –özellikle de Beşir gittikten sonra- eski askeri liderliğinden bağımsız, farklı partisel unsurlarına daha fazla tutunmuş, ölçülü tavizlerle Darfur ve güney sorununu çözmeye hazır, uluslar arası ve bölgesel ilişkileri düzeltmeye açık hale gelmiş olacak.

Gelecek dönem, göstergelerin büyük ölçüde ayrılığı gösterdiği güneyin kendi geleceğini belirleme referandumuna tanık olacak. Başa gelecek hükümetin görevi, ayrılmadan sonra Nil suyu, petrol gelirleri, milliyetçilik, döviz, birleşik kuvvetler, hükümetin kökeni ve dini, iki devletin ilişkileri vs. gibi meselelerde SPLM ile ittifaka varmak olacak. Öte yandan Lahey Mahkemesi kararına göre Abyei bölgesinin haritasının çiziminde, yine halkın kuzeye mi yoksa güneye mi ilhak edileceği hakkında referanduma gidilmesinde sorun bulunuyor. Güneye ilhak olmak savaşçı Arap Missiriya kabilelerini kızdıracak, kuzeye ilhak olmak da 1905 yılında İngiliz müdürün Kordofan’a bağlamasına kadar güneyin bir parçası olarak yaşayan Dinka Ngok kabilelerini kızdıracak. Dinka SPLM’nin Nifaşa müzakerelerinde sert bir tavır takınmasıyla kendi kaderini tayin etme hakkını elde etmişti.

Bir diğer mesele, Kapsamlı Barış Anlaşmasında seçimlerin yapılmasından sonra yasama meclisi kanalıyla Mavi Nil ve Kordofan eyaletleri halkına verilen “halk şurasıdır”. SPLM liderlerinden bazıları bunu, bu iki eyaletin kuzeye ya da güneye ilhak olacak şekilde kaderini belirleme hakkı anlamına geldiği ve bunun Ulusal Kongre ya da başka bir partiden hiçbir siyasetçinin aklına gelmediği şeklinde açıklıyor.

Bu da demek oluyor ki bazı tehlikeli sorunlar seçimlerden sonra da var olacak ve ülkenin güvenliğini tehdit edecek. Muhtemelen bu durum, Amerika’nın eski barış temsilcisi –George Bush döneminde- Senatör Danforth ve Kenyalı General, barış müzakereleri arabulucusu Azrars Sumpio’yu “Doğu Afrika” gazetesinde bir makale yazmaya sevk etti. Yazarlar bu makalede Darfur sorunu nihai olarak çözülmediği için Sudan’da yeniden şümullü bir savaşın çıkma tehlikesine karşı uyardılar. Onlara göre acil önlemler alınmadığı takdirde bu durum Sudan’ı çöküşe götürecek. Geleceğe ait temel kurallar üzerinde anlaşma sağlanması için Sudan’ın güneyi ve kuzeyine yapılan uluslar arası yardım güçlendirilmezse 2010 seçimleri ve 2011 referandumunun bir kez daha yıkıcı savaşın pençesinde yapılmasından korkuluyor.

Eski Başkan Jimmy Carter yazdığı bir makalede şu ana kadar çözülmemiş olan Darfur krizinin ve Darfur’daki göçmenlerin kötü yaşam koşullarıyla hukukun üstünlüğünün olmamasının yansımalarına karşı uyarıyor. Makalede abartının dozu fazla kaçmış olsa da seçimlerden sonra kaos ve savaş çıkacağı korkusu, büyük anlaşmazlıkların ve siyasi güçler arasında keskin kutuplaşmaların olması bekleyen sorunların çözülemediği bir ortamda uzak bir ihtimal olarak görünmüyor.

Özet

Seçimlerden beklenen olumlu sonuçlara rağmen 1989 yılından bu yana biriken sorunlar güneyde, Darfur, Kordofan’ın güneyi, Mavi Nil ve Abyei bölgesinde çalkantılı bir havanın oluşmasına sebep oldu. Bu çalkantılı durum seçilmiş bir hükümetin gelmesiyle kaybolmayacak, hatta eskisinden daha kötü hale bile gelebilir. Siyasi liderlerin, geçmişten ders alması, yüksek ulusal çıkarların değerini bilmek için hazır hale gelmesi sonrasında ise ülkenin karmaşık sorunları için uzlaştırıcı çözümlere gitmede ve zulüm ile marjinalleşme olmadan herkesi çatısı altında toplayan istikrarlı ve demokratik sistemin yerleştirilmesinde çalışması umut ediliyor.

Tayyib Zeynelabidin'in aljazeera.net'de yayınlanan analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.

isra haber

Etiket:

Sudan

Mehdi

Ömer

Güney

Darfur

Seçimler





Yazdır
DİĞER HABERLER
Ali Bulaç: Tarihi Tekerrür Ettirmeyelim
Suriye'de Akan Kan da Türkiye Cumhuriyeti'nin de Payı Var
"Mavi Marmara'nın Rafa Kaldırılmasına Neden Sessiz Kaldınız?"
Filistinli Prof. Kasım'dan Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Ateş Çukurunun Etrafında
Tahrir'de Değişen Ne?
Artık, Suriye ile Savaş Halindeyiz!
Akif Emre: Suriye'nin Geleceği Suriyelilere Bırakılmayacak
"Suriye Rejiminden Bir Komplo Daha"
Hamanei'nin "Mısır Devrimi Hutbesi"
Tasfiye Dergisi
ÇOK OKUNANLAR : Makale
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb