|
|
Sudan Meçhul Bir Geleceğe Doğru İlerliyor |
Makale - 24.10.2010, 18:55:23 |
|
|
|
|
Endişe ve uyarı ortamında Sudan meçhul bir geleceğe doğru ilerliyor.
Sudan’ın yakın geleceğini okumak isteyen birey, Amerika Başkanı Barack Obama’nın milyonlarca kişinin hayatına mal olacak yıkıcı bir savaşa karşı uyarıda bulunduğu açıklamasından başlayabilir.
Daha emin olmak istiyorsa da Obama’nın uyarısına ek olarak bir de Halk Kongresi Partisi Genel Sekreteri Dr. Hasan Turabi’nin açıklamasına bakabilir. Turabi açıklamasında Sudan’ın Somali olmakla tehdit edildiği uyarısında bulunmuştu.
İki farklı kaynaktan yapılan iki uyarıyı birbirine benzer kılan şey Güney’in kaderinin tayin edilmesi için yapılacak olan referandum sebebiyle Sudanlıları bekleyen korkunç zorluklardır.
Durum çok da karışık değil. Obama da Turabi de fal bakmıyor ya da tılsım açmıyor. Amerika başkanı vuku bulması en yakın görülen ve gayet iyi bildiği senaryoya karşı uyarı yaparken Turabi’nin konumu batıdaki Darfur sorunu ve doğuda sakinleşmekte olan Al-Baja krizi göz önüne alındığında bir bütün olarak yaşadığı ülkesinin öldüğünde sadece iki değil belkide dörde bölünmesinden korkmasından kaynaklanıyor.
Endişe ve uyarı ortamında Sudan meçhul bir geleceğe doğru ilerliyor. Güney’in ayrılması kâbusu neredeyse acı bir gerçekliğe dönüşmek üzere. Güneyliler ayrılma ve Ömer Beşir başkanlığındaki Hartum hükümetinden uzakta kendi bağımsız varlıklarını tesis etme yönünde emin adımlarla ilerliyorlar. 2011’in yaklaşmasıyla ayrılık işaretleri birleşme müjdelerinden daha çok kendini hissettirir oldu. Güneylilerin BM’den güney ile kuzey sınırı arasına uluslar arası güç konuşlandırması isteği büyük devletlerden kabul aldı. Bu kuvvetlerin olası patlamaya tanıklık etmek için konuşlanacağı anlaşılıyor. Belki de bu kuvvetler, daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Darfur’daki sözde soykırımla itham edilen Başkan Beşir rejimi tarafından soykırıma uğramakla tehdit edilen güneydeki azınlığı korumak için kuzeye savaş açabilir.
Güneylilerin ayrılmak için kolları sıvadıkları bir zamanda Batı’daki ve Afrika’daki çevreler de Afrika’da Hıristiyan devlet kurmaya kalkıştılar. Bu devlet de Nil havzasında kuruluyor ve başlı başına bir tehdit ve meydan okuma anlamı taşıyor.
Sudan meselesinde çizilen senaryolar, Amerika’nın rehberliğinde laik bir sistem, ülkenin ikiye ayrılması ya da birleşik rejim çerçevesinde referandumun birkaç sene daha ertelenmesi üçgeninde gidip geliyor. Ancak uygulamaya en yakın senaryonun, Güney hükümetinin ayrılık kararını derinleştiren ittifaklar yapmasının ardından Güney ile Kuzey arasındaki “bağlatının koparılması” olduğu görünüyor.
Şu halde ayrılığın kesin olduğu anlaşılıyor. Bu ayrılık sadece Sudan için değil Arapların yaşadığı bütün bölgeler için tehlike arz ediyor. Bu sayede Siyonist proje başarılı olacak ve siyasi çıkar değil mezhebi sebepler temelinde parçalama projeleri tamamlanacak. Olmamasını temenni ettiğimiz savaş çok tehlikeli ve korkunç olacak. Çünkü bu, Müslüman Kuzey ile Hıristiyan Güney arasında İslam-Hıristiyanlık sloganı altında mezhep savaşı olacak. Bu, birçok ülkede tanık olduğumuz mezhep ateşinin körüklenmesiyle yapılıyor. Ama ümmetimin evlatları sanki bir şey bilmiyorlarmış ya da biliyorlar ama şuan kendini güçlü ve korunaklı zannedenlerin bile kurtulamayacağı bu korkunç plana karşı güçsüz hissediyorlarmış gibiler. Burada 60 sene önce Sudan ile Mısır’ın tek bir ülke olduğunu ve birkaç sene sonra hiç kimsenin kaç ülke olacağını bilemeyeceğini hatırlatmak yeterli olacaktır.
Özel olarak Siyonistlerin haberlerini takip edenler Güney Sudan’da yapılacak olan referandumun insanlığın kaderi belirlenecekmişcesine büyük ilgi gördüğüne şahit olurlar. Bu nedenle bu konu Batılılardan da özel bir destek görmektedir. İşte uluslararası alanda sarf edilen çabalar Güneylileri Kuzeylilerin aleyhinde desteklemek için müthiş bir şekilde işlemektedir. Bu, Güney halkı zulüm gördüğü için ya da adaletin sağlanmasında arka çıkılması gereken hakkı alınmış bir hak sahibi olduğu için yapılmamakta bütün yaygara Amerika ve İsrail’in bölgeyi parçalama siyasetlerinin başarılı olması için koparılmaktadır. Buna bir de hiçbir şey hissetmeyen, duymayan ve görmeyen derin uykudaki Arap rejimleri eklenmektedir.
Sudan’ın yaşadığı şey çok tehlikeli ve sonucunda başka pek çok meselenin de belirleneceği ulusal bir sorundur. Ayrılık oyunu başarılı olursa aynı oyunun Mısır, Suud, Yemen ya da Cezayir’de Irak’ta olduğu gibi tekrarlanmayacağının garantisini bize kim verebilir? Güney ayrılırsa Arap ülkelerindeki siyasi ya da mezhebi cemaatlerin daha önce olmuş ve uluslararası meşruiyet, uluslararası kanun ve özellikle insani vicdana göre gerçekleşmiş örnekliğe bakarak harekete geçip devlet kurma hakkı olacak.
Salva Kiir, Hartum’dan ayrılma ve referandumda bağımsızlık için oy vereceklerin olduğu Juba’nın lideridir ve Güneylilere Kuzey’in sömürgesinden kurtulmak için oy vermeleri gerektiğini “Eğer özgür olmak istiyorsanız” cümlesiyle söylemiştir.
Salva Kiir, John Garang’ın halefi ve devleti kurma sorumluluğunu alan vekilidir. Sudan hükümetiyle 2005’te Nifaşa Barış Anlaşması’nı imzalayan Garang, devletinin 6 senelik geçici bir dönemden sonra kurulacağına inanıyordu ve uluslararası Kiliseler Birliği, Amerika ve İsrail tarafından da bunun için destek alıyordu.
Garang’ın birgün “Sudan, İslam ve Arapçılığın Afrika’ya açılan kapısıdır. Bizim görevimiz, Büyük Sahranın güneyinde İslam ve Arapçılığın hüküm sürmemesi için bu kapının anahtarını muhafaza etmektir” dediğini unutmuyoruz. Aynı şekilde onun “Sudan’da İslam devletinin kurulmasını ve İslam şeriatının tatbik edilmesini kabul etmiyoruz. Çünkü biz laik bir devlet ve yeni bir Sudan istiyoruz. Laik bir Sudan ya da İslam dışında herhangi bir yapının hâkim olacağı bir Sudan…” ifadesiyle Güney Sudan meselesinin basit olduğunu ve hedefin de daha baştan belli olduğunu anlıyoruz. Bu hedef ister savaşla ister barışla ayrılıktır.
Filistin'de yayınlanan Manar gazetesi yazarı Ghada Hourani'nin Sudan Parçalanır mı başlıklı analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.
isra haber
Etiket:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|