Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, Erbain törenleri münasebetiyle Lübnan'da konuştu.
Nasrullah konuşmasında, Erbain törenleri öncesinde Kerbela'da meydana gelen kanlı eylemlere değindi.
Nasrullah, kanlı eylemleri gerçekleştiren kişilerin sadece Şiiler ile Sünniler arasında değil aynı zamanda Sünniler arasında da fitne ve savaş çıkarmak istediklerini söyledi.
Nasrullah, Kerbela'daki eylemleri şöyle değerlendirdi: "Kerbela ziyaretçileri her sene saldırılara ve intihar eylemlerine maruz kalmaktadır. Bu saldırılarda yüzlerce kişi şehid düşmekte, yüzlercesi de yaralanmaktadır. Kerbela ziyaretçileri, yola çıktıkları andan Kerbela'ya ulaşıncaya kadar saldırılar gerçekleşmektedir.
Irak'ta Tekfirci Bir Akım VarBu sene, gerçekten de yoğun güvenlik tedbirlerinin alınmış olmasına rağmen Kerbela ziyaretçileri yollarda saldırılara, intihar eylemlerine uğradı. Çok sayıda vatandaş şehid oldu ve yaralandı. Bu neye işaret etmektedir. Bu, Irak'ta tekfirci bir akımın olduğuna işaret etmektedir. Çünkü intihar eyleminden söz ettiğimiz zaman kimin yaptığı bellidir. Amerikalı ya da İsrailli bir intihar eylemi yapmamaktadır. İntihar eyleminin kimin yaptığı bellidir. Tekfirci akım bu tarz eylemler yapmakta ısrar etmektedir. Fakat bu saldırılarda, Amerika ve İsrail'in de bu eylemlerin arkasında durmadığını söyleyemeyiz. Bu tekfirci akım, ümmetin düşmanlarına en büyük hizmeti sunmakta, ümmeti en büyük tehlikeyle karşı karşıya bırakmaktadır. Tekfirci akım bilsin ya da bilmesin, kendileri ümmetin düşmanlarının projelerinde kullanılmaktadır.
Fitne Çıkarmada Umutlar YitirilmediTekfirci akımın eylemleri, ümmetin maruz kaldığı en büyük musibetlerdendir, Bu tekfirci akım, şimdiye kadar müslümanlar arasında fitne çıkarma planlarında umudunu yitirmedi. Yıllardır camileri, mescidleri, Kerbela törenlerini hedef alan saldırılar düzenlediler. Görüldüğü kadar da hala bir umutlarını yitirmediler. Aynı yolda devam ediyorlar.
Sünniler Arasında da Fitne Çıkarmak İstiyorlarMüslümanlar arasında fitne çıkarmak için intihar eylemlerinin yanı sıra dini mercileri ve önemli şahsiyetleri hedef alan kışkırtma ve karalama kampanyaları yürütülmektedir. Ben, bu gibi kişilerin sadece Şii ve Sünni müslümanlar arasında fitne çıkartmak istediklerini düşünmüyorum. Onlar genel olarak müslümanlar arasındaki iç çatışma ortamını yaygınlaştırmak istiyorlar. Şiiler ve Sünniler arasında.. Sünniler ve Sünniler arasında.. Şiiler ve Şiiler arasında...
Sadece Şiileri Değil Sünnileri de Hedef AlıyorlarÇünkü onlar sadece Şiileri hedef almıyorlar. Afganistan, Pakistan, Cezayir, Fas, Irak, Ambar, Kürdistan, Diyala, Musul'da gerçekleştirilen eylemlerde sünnilerin camileri, Sünni alimler ve şahsiyetler hedef alındı. Bütün bunlar, tefkir yolundaki fikri ihtilaf, bazı akaidi konulardaki ihtilaf ya da siyasi ihtilaflar neticesinde gerçekleşti. Yani bu tekfirci akım, sadece Şiileri tekfir etmiyor. Sünnilerin bir çoğunu da tekfir etmektedir. Tekfiri sadece fikri ya da akaidi bir duruş olarak görmekle ya da muhatabını tekfir etmekle yetinmiyor aynı zaman tekfir ettiği kişileri, katletmeye yelteniyor, katliamlar işliyor, kan döküyor. Kerbela yolunda meydana gelenler de tekfirci akımın, projelerini hayata geçirmek için binlerce kişiyi öldürebileceğini göstermektedir. Bu acı ve hüzünlü bir tablodur.
Ne Yapmalı?
Peki bu gerçekliğe karşı nasıl hareket edeceğiz? Kıyamet gününde bu ümmetin tüm ulemasına bu eylemler sorulacak. Bazıları susuyor ve artık normal bir şeymiş gibi hareket ediyor.
İsrail'in Katliamları Normal Karşılanır OlduÜzülerek söylemekteyim ki aradan geçen 60 yıldan sonra İsrail ve yaptıkları normal karşılanır oldu. Gazze halkının aç bırakılması, katledilmesi, Batı Şeria'da onlarca kişinin tutuklanması ve İsrail'in diğer eylemleri, İslam ve Arap dünyasında tabii olarak karşılanır oldu. İsrail'e hiçbir karşılık verilmiyor. Herşey tabii olarak karşılanır olması, Kıyamet gününde sorulmayacağı anlamına mı geliyor? Hayır! Kayımet gününde herkese sorulacak.
Tekfirci Akımın Eylemlerine Karşı DurulmalıAynı durum burada da geçerlidir. Alimler, seçkinler, müfekkirler, medya, İslami hareketler, küçüğü ve büyüğüyle bütün insanlar bu fitne projesine karşı güçlü bir şekilde kınayıcısının kınamasına aldırış etmeden hak söz söylenmelidir. Eylemi gerçekleştirenler ve arkasında duranlar kınanmalıdır. Ümmet, bu tekfirci akımın mutlu olmasından sorumludur. Bu tekfirci akım, deşifre edilmeli, tecrit edilmelidir. Bu ümmetin hayatını etkileyecek eylemlerde bulunması ve hedeflerini gerçekleştirmesi engellenmelidir. Burası mühimdir. Çünkü onların hedefleri, fitnedir. İslam ülkelerinde fitnenin gerçekleşmemesi, onların hedeflerini boşa çıkartmamız anlamına gelir. Burada herkesin üzerine önemli sorumluluklar düşmektedir.
İnsanların, hasmının kim olduğunu bilmesi, bilinçli hareket etmesi de onların hedeflerini boşa çıkarır. İnsanların hasmı, eylemleri gerçekleştirenler ve onların arkasında olanlardır. Şiiler ya da Sünniler, saldırıya uğradıkları zaman sorumluluk ne Şiilerin tamamına ne de Sünnilerin tamamına yüklenebilir. Bu hikmetli, bilinçli bir duruştur. O halde müslümanlar arasında fitne çıkarmak isteyen ve bu yolda umutsuzluğa kapılmayan tekfirci akımın olduğunun farkında olmalı, dikkatli olmalıyız.
Lübnan'da Küçük Ama Tehlikeli Bir OlayLübnan'da geçen hafta küçük fakat çok çok tehlikeli bir olay meydana geldi. Tüm Lübnanlılar ve özellikle de Lübnanlı müslümanlar bunu bilmelidir. Allah, geçen hafta Lübnan'dan büyük bir belayı defetti.
Mecdel Ancer, olayından söz ediyorum. Tüm Lübnanlılar bildiği için fazla detaya girmeyeceğim. Lübnan'da bir şeyh kaçırıldıği söylendi. Kaçırılmasından kısa bir süre sonra, son derece tehlikeli mezhebi, kırkırtıcı açıklamalar yapıldı. Belirli bir grup, hedef alındı. Sesler yükselmeye başladı. Geçmişte meydana gelen olaylar ve tarih hatırlatıldı. Misillemede bulunma, kaçırma ve katletme çağrıları yapıldı. Hedeflenen bu şeyhin saçlarının kesilmesi, vücuduna işkence yapıldığı izleniminin verilerek yola atılmasıydı. Sonra da basın açıklaması yapılarak belirli bir grup suçlanacaktı. Böylece kışkırtma eylemleri zirvesine ulaştırılacaktı. Fakat sonradan açığa çıktı ki bu şeyh, kendi kendisini kaçırdı. Şayet istenilen gerçekleşseydi, ülke elden gidecekti.
Peki bu hazırlık neden? Kime hizmet etmek için? Bildiğiniz üzere ülke, seçimlerden sonra huzurlu bir havaya girdi. Herkeste birbiriyle görüşme arzusu var. Ulusal birlik hükümeti kuruldu. O halde neden bu planlar? Ülke, tarihindeki en uyumlu ve huzurlu bir dönemdeyken, İsrail Lübnan'ı tehdit ediyor. O halde bu planlar, kimin yararına?
Ben, bu sorun karşısında sorumlu hareket eden Müstakbal partisi yetkililerine teşekkür ediyorum. Fakat sorumlu, bilinçli davranması gereken bazı alimler ve şahsiyetler, sorumlu davranmadılar. Ayrıca bu şeyhi tutuklayan ve fitneyi açığa çıkaran güvenlik güçlerine de teşekkür ediyorum.
Lübnan'da Fitne Çıkarmak İsteyenler VarLübnanlı kardeşlerim de Lübnanlılar arasında fitne çıkarmakta ısrar eden kişilerin olduğunun farkına vararak dikkatli hareket etmelidir. Lübnanlılar arasında mezhebi ya da hizbi çatışma çıkması için çalışanlar var. Hileyle, nifakla hareket eden bu kişilerin elinde büyük güç var. Bunun için herkes dikkatli olmalıdır. Çünkü bir gün Şii din adamı, başka bir gün de Hıristiyan din adamı kaçırılabilir. Ya da Allah korusun öldürülebilir. Sonra birileri çıkar ve soruşturmanın neticesi beklenmeden ülkeyi fitneye sürükleyebilir, misillemelerde bulunabilir.
Dikkatli OlmalıyızBen, buradan ilan ediyorum. Bu eylemi yapanlar, kendisi bilsin ya da bilmesin İsraillidir. Biz, böyle bir olayla karşılaşınca, sağı solu suçlamadan önce, sakince oturup kimin yaptığının açığa çıkmasını beklemeliyiz. Emniyet güçlerimizin elinde, olayı açığa çıkartacak teknolojisi ve imkanları var. Aceleci davranmamamız gerekiyor. Çünkü bu ülkede hiçbir şey gizli kalmıyor. Yine böyle bir olayla karşılaşınca hikmetli davranmamız, mezhebi ya da hizbi çatışmaya yol açmasına fırsat vermemeli, ülkemizi, evlerimizi, köylerimizi kendi ellerimizle yakmamalıyız. Düşman ve şeytanın isteği olduğu üzere hemen karşı eylemde bulunarak kendi ülkemizi yerle bir etmeyelim.
Hepimiz dikkatli olmalıyız., Afganistan, Pakistan, Suriye, Mısır, Filistin, ya da başka bir ülkedeki halkın birbiriyle savaşmasını isteyen, birbirini katletmesini, kan dökmesini isteyen kişilerin olduğunu unutmamalıyız."
isra haber