|
|
Nasrallah Strateji Geliştiriyor |
| 28.02.2011, 11:41:47 |
|
|
|
|

Imad MARMAL |
|
Nasrallah Lübnan’da savaş olursa Filistin’in Celil bölgesini özgürlüğüne kavuşturma tehdidinde bulunuyor. Düşman Başbakan Netanyahu da ordusunun İsrail’i ve orada yaşayanları korumaya muktedir olduğu şeklinde cevap veriyor.
Dünden öncesine kadar böyle bir senaryo hayale daha yakın ve devrimci romantizm çeşidi olarak görülürdü. Çünkü İsrail, Arapları onlarca yıldır süren çatışma esnasında işgalle ancak kendisinin tehdit edebileceğine alıştırmıştı. Diğerlerinin tek silahı ise aciz uluslararası meşruiyet ve kısır kararlardı.
Bu anlamda, Nasrallah’ın konuşması çatışmanın felsefesi ve edebiyatında daha savaş başlamadan stratejik bir dönüşüm meydana getirdi. Bu konuşmanın Arap dünyasında pek çok kişinin peşini bırakmayan aşağılanma duygusunu kırması yeterlidir. Arap dünyasındaki insanlar İsrail’e karşı direnmenin neredeyse imkânsız olduğunu düşünürken iyi korunan sınırlara girilmesi ve işgal altındaki bazı toprakların kurtarılmasını nasıl düşünebilirler?
Bu sefer roller değişti, Filistin’in kuzeyini kontrol altına alma tehdidinde bulunan direniş oldu. Netanyahu da savunma konumuna geçti, yerleşimcilerini ordusunun güçlü olduğu ve onları koruyabilecek güce sahip olduğu şeklinde tatmin etmeye çalıştı. Bu gerçekten de güzel ve ender bulunan bir sahne, üzerinde düşünmeyi hak ediyor özellikle de düşmanın geçmişte bölgede saldırı hakkına sahip olmasından sonra…
“Celil denklemi” stratejik değerinin paralelinde direniş, en iyi müdafaa yolu hücumdur temelinde Lübnan’ı koruma bağlamındaki konumunu korumaya çok istekli görünüyor. Bu nedenle Celil’in kontrolünü ele geçirmeye çalışma teorisi sadece Lübnan’a savaş açılması durumunda geçerlidir ve tek taraflı saldırıya geçilmesi istek ya da niyetini yansıtmamaktadır.
Nasrallah’ın ortaya attığı şeyin sadece, savaş olması durumunda direnişin oyunun kurallarını değiştirebilme kapasitesiyle bağlantılı “askeri boyut” değil aynı zamanda savaşın olmasını engelleyecek ya da en azından çıkmasını erteleyecek “koruma boyutu” nedeniyle ehemmiyet kazanacağı umuluyor. Zira yeni veriler İsrail’i daha fazla hesap yapmaya ve Lübnan’da yeni bir maceraya girmeden önce uzun uzun düşünmeye sevk edecektir.
Bazıları Nasrallah’ın savaş çıkmadan önce ve İsrail de buna hazırlık yapmasını engellemek için “Celil sürprizini” gizli tutmasını temenni ederken işi bilenler “Seyyid”in bombasını bu zamanda kasıtlı olarak patlattığını vurguluyor. Bunun amacı da caydırma gücü kavramını güçlendirmektir. Çünkü ona göre öncelikli olan şey, savaşın çıkmasını beklemek değil işgal ordusunu yeni bir saldırıdan alıkoyacak her şeyi yapmaktır. Mademki, Celil’e girme tehdidi İsrail’in saldırı niyetini dizginlemeye yardım etmiştir -özellikle Ehud Barak’ın ordusunu yeniden Lübnan’a dönmek için hazırlıklı olmaya çağırmasından sonra- o halde tereddüt etmeye ve gizli tutmaya gerek yoktur.
Hiç şüphe yok ki, Nasrallah’ın pek çok önemli noktada doğruluğunu test eden İsrail tarafı, direnişin start verilmesiyle “Celil denklemi” ni meydanda tercüme edeceğine inanmasa böyle bir şeyi gündeme getirmeyeceğini iyi biliyor. Belki de İsrailli Nasrallah’ın elinde daha tesirli ve etkin, olacak savaşta sürprizler yaratacak başka kartlar olmadan bu kartı oynamayacağını ve bunu ortaya atmayacağını da biliyor.
“Celil denklemi” direnişin senelerden beri imkânlarının geliştiğinin ifade edilmesinde benimsediği caydırma stratejisinin açıklama çizgisinde kademeli bir tırmanmayı yansıtıyor. Bu imkânlardan bazıları Temmuz savaşı’nda ortaya çıktı. O zaman denklem “Beyrut’a karşılık Tel Aviv”di. Sonrasında direniş hazırlık düzeyinde kaliteli bir sıçrayış gerçekleştirdi ve denklem “Dahiye’ye karşılık Tel Aviv” oldu. Sonra “binaya karşılık bina”, “Refik Hariri Havaalanına karşılık Ben Gurion Havaalanı”, “limana karşılık liman”, “denize karşılık deniz” ve en sonunda da torprağa karşılık toprağı koyan “Celil denklemi” oldu. Bu denklem farklı türden teoriler üzerine kurulu İsrail hesaplarını alt üst etti.
Asıl ironik olan, 14 Mart grubunun Beyrut’un merkezindeki BIEL salonlarında, bu silah hakkındaki savaşı, bu silahın etkinliğinin bütün bölgenin yüzünü yeniden formüle edeceği bir zamanda harekete geçirmeye karar vermesidir. Bu grubun ortaya attığı şeyle direniş gerçeği arasındaki mesafe farkı, baskılar ne kadar artsa ve yarışmaya girmek isteyenlerin bedeni esnekliği ne kadar iyi de olsa azalamayacak kadar büyümüş görünüyor.
İç çevrelerdeki bu hareketlilik yeni çoğunluk içindeki önemli bir merciye ulaşan bilgilerle kesişiyor. Bu bilgilerin özü de, 14 Mart grubuna bağlı Amerika’daki Lübnanlı grupların AIPAK örgütüyle birlikte Amerikan Kongresi’nden Obama’nın Necip Mikati hükümeti ve Hizbullah’a daha önce de 1559 nolu kararın çıkartılmasında kullanılan “yol haritasına” geri dönülmesinde baskı uygulamak için uygun gördüğü kararları alma yetkisi veren kararlar çıkarmaya çalıştığı şeklindedir.
Bu sahne karşısında Başkan Nebih Berri’nin duyduğu üzüntü dile getirildi. Çünkü “14 Mart grubu Barak’ın Lübnan’ı tehdit ederken şaka yaptığını düşünüyor ve onun sözlerine kulak asmıyor. Öte yandan da direnişe düşmanca ve olumsuz bir şekilde davranıyor. Sınırdan uzak olanlar direnişin ve vatanı savunmanın değerini bilemez mi? Bu kişilerin kastettiğimiz şeyin ne olduğun anlamaları için güney köylerinde mi ikamet etmeleri gerekiyor?”
Sefir Gazetesi yazarı Imad Marmal'ın bu analizi, Gülşen Topçu tarafınfan israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|