Ana Sayfa Türkçe English Rss

Mübarek Sonrası Mısır

15.02.2011, 03:12:01

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Dr. Isam IRYAN

Dr. Isam IRYAN

Selamların en güzeli 25 Ocak devrimini gerçekleştiren yüce halk ve şu ana kadar devrimin bekçiliğini yapan Mısır ordusunadır.

Halk rejimi düşürdü, yeni bir dönem başladı, şuan bir geçiş ya da ümmetin iktidarın kaynağı olduğu demokratik bir düzene dönüşüm aşamasındayız. Bu rejimde iktidar Firavun iktidarı değildir, ebedi de değildir, adil seçimler iktidarın siyasi partilerle güçler arasında el değiştirmesini sağlar.

Mısırlılar 11 Şubat gecesi (Hasan el-Benna’nın şehit oluşunun yıldönümü, 1929) yeni bir sabaha uyandılar. Yolsuzluk yapan, diktatör bir rejimin 18 günlük devrim ve ayaklanmadan sonra aniden çöktüğünü gördüler. Allah’ın sözü doğrulandı: “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. Yere yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azab içinde kalmazlardı." (Sebe: 14)

Mısırlılar tek bir hedef üzerinde uzlaştı ve Allah’ın yardımıyla onu gerçekleştirdiler. Allah’ın kendi ruhundan üflediği güç dışında hiçbir dış güçten yardım almadılar. Rejimi düşürdüler, bu da Mısır tarihinde ilk defa Mübarek’in çekilmesiyle oldu.

Bugün Mısırlıların geçiş dönemi konusunda farklı görüşleri var. Ama bu kimseyi rahatsız etmiyor çünkü bütün Mısırlıların anlaştığı nihai hedef, hiç kimsenin dışlanmadığı, hiçbir parti, kurum ya da kuruluşun hâkimiyetinin olmadığı, önceden olanların tekrar edilmemesinin tek garantisinin halk olduğu yeni demokratik bir rejimin inşaasıdır. Ordu da burada anayasaya darbe indirilmemesinin garantörüdür. (Mübarek, oğlu ve şuan işledikleri suçları herkesin gördüğü çetesinin defalarca yaptığı gibi.) Kamuoyu burada özgürdür, hiçbir bilgi gizli kalmaz, diyalog herkes arasında eşit yapılır. Devlet kanun ve anayasa devletidir. Tek karar devleti değildir. Haklar vatandaşlar arasında bütün görev ve sorumluluklarda eşittir.

Allah’ın lütfuna teşekkür ettiğimiz çok sesli kutlamaların ortasında iki durumu da unutmuyoruz:

1-Kanlarını ve canlarını feda eden devrimin şehitleri ve yaralılarını unutmuyoruz. Bu devrimin bedeliydi. “Aranızdan şahitler edinsin diye” (Ali İmran: 140)

Bu kişilerin ailelerine yardım etmeli, onlara karşı vefa borcumuzu yerine getirmeli ve sürekli hatırlamalıyız.

2-Geçiş dönemi hakkında hızlı ve sakin düşünme. Karaya çıkmalı ve sağlam ve köklü temeller üzerinde özgür bir demokratik sisteme ulaşmak için gözlerimizi nihai hedefe dikmeliyiz.

Mübarek, yönetimi boyunca ve giderken sorumsuzluğa sebep oldu, yönetimi boyunca, devrim esnasında ve çekilirken kaos oluşmasını istedi.

30 yıl boyunca başkan yardımcısı tayin etmedi, yönetim süresini iki devre olarak belirlemeyi reddetti ve son nefesine kadar bizimle kalacağını söyledi.

Son 10 yıl sene içerisinde büyük bir gayretle ülkeyi çocuklarına bırakmaya çalıştı.

Mısırlılar 25.1.2011’de isyan ettiklerinde içişleri bakanı ülkede kaos çıkarmak için önceden hazırlanmış planı uygulamaya koydu. Binlerce cinayet suçlusunu hapisten çıkardı, polis teşkilatını yıktı ki ülke şiddet ve karşı şiddet içinde boğulsun. Halkın isteklerini dikkate alma çalışmalarından sonra gitmeye karar verdiğinde de askeri liderlerden son nefesine kadar iktidarda kalmayı dilendi. Anayasaya karşı gelişi ülkeyi anayasal bir çıkmazın içine soktu, mevcut anayasa maddelerinden hiç birini kullanmadı, muhalefetin olağanüstü halin kaldırılması ve parlamentonun feshedilmesi isteklerine cevap vermedi.

Burada iki kol arasında peşpeşe çalışmalar yapıldı. Onlarca yıldır devam eden rejimin meşruiyeti sona erdi ve ülkeyi halkın belirleyeceği yeni bir meşruiyete hazırlamaya başladık.

Soru: Anayasal duyurular, geçici anayasa ya da anayasasız, mevcut anayasayı devre dışı mı bırakalım? (1952’de ordunun hareketinden sonra böyle olmuştu.) Yoksa 2007 anayasa inkılâbının kapsamına girmeyen 1971 anayasasında mevcut olan anayasal temeller ve ilkelerin yardımını mı alalım?

Anayasanın tamamen devre dışı bırakılmasından yana olanlar çok tehlikeli bir noktayı görmüyorlar. Ordu iktidarı teslim almak için askeri bir inkılâp yapmadı sadece geçiş döneminde ülkeyi anayasal kanunlara göre yönetmek için görevi devraldı. Siyasi güçlerin de demokrasiye barışsal geçiş ve iktidarın halkın eline geçmesi için orduyla dayanışma içinde olması gerekiyor.

Mısır halkı Urabi devrimi ve 1952 hareketinde iki defa orduya yardım etti. Şimdi Abdunnasır, Sedat ve Mübarek’in Arap ülkelerinde hala cereyan eden askeri devrimler bir daha yaşanmasın diye siyasetten uzaklaştırmaya çalıştıkları ordunun sırası geldi.

Ordu bu satırların yazıldığı şu ana kadar açıklamalarında neler söyledi?

Birinci açıklamada metin açıktı: (Silahlı kuvvetler üst kurulu 10.2 Perşembe günü toplandı) halkın yasal isteklerini tekid ediyordu. Toplantı Sayın Muhammed Hüseyin Tantavi başkanlığında oldu. Başkan Mübarek’in olmadığı toplantıda bütün komutanlar hazırdı.

İkinci açıklama 11.2 Cuma günü, başkan Mübarek’in her zamanki gibi geç gelen yardımcısı Ömer Süleyman’a bütün yetkilerini devrettiği açıklamasından sonra yapıldı. Ordu bu açıklamada başkanın verdiği sözlerin uygulanması garantisini verdi ve halkın vereceği tepkiyi bekledi. Halkın tepkisi ise öfkeli ve coşkundu, hiçkimse Mübarek’e sempatik davranmadı. Deve ve atların dağıttığı, kahraman gençlerin çıplak göğüslerle karşılık verdiği, keskin nişancılar, molotof kokteyleri ve taşlarla onlarca kişinin şehit olduğu ve binlercesinin yaralandığı kanlı Çarşamba günü Mübarek’in yaptığı ilk konuşmada da aynısı oldu.

Ordu bu defa net taahhütlerde bulundu:

1-Mevcut şartların sonlanmasının hemen sonrasında olağanüstü halin kaldırılması.

2-Seçimlere yapılan itirazları ve bununla alakalı uygulamaları karara bağlamak.

3-Yasama seçimlerinin yapılması.

4-Gerekli yasama değişikliklerine bağlı kalınması.

5-Anayasa değişikliklerine göre şeffaf ve özgür başkanlık seçimlerinin yapılması.

Daha önce verilen taahhüt de halkın yasal isteklerine riayet edileceği ve barışçı geçişin sağlanması için belirlenen vakitte bu isteklerin uygulanmasının takip edileceği yönündeydi.

Aynı şekilde yolsuzluk yapmayı reddeden ve reform isteyen şerefli insanları takibe almama sözü verildi.

Vatandaşlar devlet kurumlarında çalışma düzenliliğinin zorunlu olmasını istediler.

Şu halde biz geçiş dönemi boyunca bir takvim taslağı ve istenilen uygulamaların düzenlenmesiyle karşı karşıya olacağız. Ekonomik ve toplumsal alandaki diğer istekler için de çok net vaatlerde bulunuldu.

Bu açıklamada olmayan –belki de durumların çok net olmaması ve başkanın bütün yetkilerini yardımcısına bırakması sebebiyle- halk ve şura meclisindeki sahte parlamentoya karşı alınan tavırdı. İstenen şey sadece, parlamento feshedilmeksizin başkanlık seçimlerinin yasama seçimlerinden önce olması planından vazgeçmeyen Ömer Süleyman’ın açıklamasına göre yapılacak anayasal değişiklerle durumunun düzeltilmesidir. Bu durum, bütün tarafların temsil edildiği seçilmiş bir yasama meclisi olmadan ülkeyi yeniden bir kişinin eline teslim etmek anlamına gelir.

Öte yandan dikkat çeken bir şey de daha sonraki açıklamalar ve uygulamalara zemin hazırlayacak zamansal süreçtir. Bu da yasama meclisi seçimlerinin başkanlık seçimlerinden önce yapılmasıdır.

Bu durum ordunun (silahlı kuvvetler yüksek konseyi) demokratik geçiş döneminde alternatifler sunabilecek anayasa uzmanlarına sahip olduğu izlenimini veriyor.

Yine yasama değişiklikleri hakkında yapılan konuşmalar, daha önceden olduğu gibi iktidar ipini elinde tutan kişinin sunduğu her şeyi onaylayan ve üzerine mühür basan sahte parlamentonun değil seçilmiş bir parlamentonun yapacağı yasama meclisi seçimlerinden sonra yapıldı.

Ordu halkın başkanın konuşmasına vereceği tepkiyi bekledi ve halkın razı olmamasına rağmen başkan ve onun yardımcısının iktidarda kalmasını sağlayan anayasal meşruiyete bağlı kaldı.

Son Cuma günü büyük patlama burada oldu ve net olarak anlaşıldı ki başkan ve yardımcısının halkın yüce hedeflerini gerçekleştirme umutlarını suya düşürdükten sonra duracak yerleri yoktur. Onların bakış açısına göre istenen şey, sadece durumu sakinleştirecek ve halkın bir süre sonra unutacağı kısmi reformlardı.

Üçüncü açıklama, Mübarek razı olup yardımcısı Süleyman’ın onun çekildiğini ve 74, 82 ve 84. maddelere hiçbir işarette bulunmaksızın silahlı kuvvetleri ülkenin işlerini idareyle görevlendirdiğini ilan etmesinden sonra yapıldı.

Ordunun yaptığı açıklama kısaydı ancak içinde en dikkati çeken başlıklar şunlardı:

- Halkın istekleri karşısındaki sorumluluğun büyüklüğü ve tehlikesi.

- İstenen köklü değişiklikler.

- Meclis durumu inceliyor ve daha sonra tehlikeleri, uygulamaları ve alınacak tedbirleri belirleyecek açıklamalar yapacak.

- En önemli ve en tehlikelisi halkın razı olacağı yasamanın alternatifinin olmaması.

- Başkana iletilen selam ve takdir onun şahsına dokunulmayacağı ve takibe alınmayacağının garanti edildiği anlamını taşımaktadır.

- En büyük selam devrimin şehitlerinedir. Askeri selam ise önemli ve tehlikeli anlamlar taşımaktadır.

Soru: Silahlı kuvvetler yüksek konseyinin dayandığı anayasal temel nedir? Zira silahlı kuvvetler iktidarı ele geçirmek için inkılâp yapmamıştır ama tarihi dönüm noktası olarak adlandırılan anda yardıma çağrılmıştır.

Silahlı kuvvetler anayasadaki 180 ve 182. maddeleri belirliyor.

180. madde tek başına devletin silahlı kuvvetleri inşa edeceğini söylüyor. Silahlı kuvvetler ise halkın mülküdür, görevi ülkeyi ve topraklarını korumak ve güvenliğini sağlamaktır.

182. madde “ulusal savunma konseyi” kurulur başkanlığını cumhurbaşkanı üstlenir, ülkeyi ve onun selametini temin edecek araçlarla özel işlere bakmada uzmanlaşır (1. ve 2. fıkra) diyor.

Burada ordunun anayasayı ilga etmediğini aksine onun gereklerine göre çalıştığını düşünüyoruz. Ordu şuan mevcut anayasaya danışmasının gerektiği adımlar, uygulamalar ve tedbirlerle karşı karşıya aksi takdirde anayasal bir boşluk içine gireriz ve ordunun yapmadığı ve yapmak istemediği askeri bir inkılâpla karşı karşıya kalırız.

İçinde bulunulan durumda iktidarın barışçı bir şekilde halkın razı olacağı yeni bir meşruiyete geçmesini garanti edecek olan nedir?

Birinci garanti Allah’ın, büyük devriminde şehitler veren bu halkı gözetmesi olacaktır. İkincisi ise korku duvarını yıkan, ayaklanan özellikle de halkın kalbine korku salan ve bütün yaşam alanlarını mahveden devlet güvenlik teşkilatının çökmesinden sonra hiç kimseinin korkutamayacağı halktır.

Üçüncü garanti açıklamalarında halkın razı olduğu meşruiyetten başka alternatif olmadığını söyleyen ve şu ana kadar verdiği sözleri tutan ordudur.

Dördüncü garanti anayasa uzmanları ile değişim konusunda anlaşan siyasi güçler arasında eşit ve özgürce yapılacak diyalogtur. Ve bu güçlerin geçiş aşaması etrafında anlaşmaları gerekir ki parti kurma ve değişim hakkını garanti eden demokratik bir ortamda rekabete geçilsin. Bu birlik olma, omuz omuza verme ve dayanışma zamanıdır rekabet zamanı değil.

Dördüncü açıklama 12.2 tarihinde yapıldı ve ordu bu açıklamada şunları vurguladı:

1- Yasal istekleri gerçekleştirme yönünde devletin önceliklerinin yeniden düzenlenmesi. Burada esnek bir ifade kullanıldığını görüyoruz. Ertelemek ve öne almak halkın lehineyse zarar vermez. Bu da başkan ve yardımcısının planının uygulanacağı vaadini verdiği ve önceki açıklamalara bağlı kalınacağının vurgulandığı 2 numaralı açıklamada yer alanlar arasındaki çelişkiyi kaldırmak içindir. Artık esneklik gerektiren yeni bir durum doğmuştur.

2- Kanun egemenliğinin sadece kişi hürriyetinin garantisi değil bilakis iktidarın meşruiyetinin tek temeli olduğunun vurgulanması.

Bu ise pek çok anlama gelmektedir:

- Ülkenin idaresini üstlenecek kişinin önceliklerini belirleyecek anayasa metinlerine bağlı kalmak.

- Şuanki halk meclisinin ve şura meclisinin geçersizliği hükmünü veren yargı hükümlerine bağlı kalmak.

Bunun içeriği Anayasa Mahkemesi başkanının ülkenin sorumluluğunu üstlenmesidir.

3- Halkın, ordunun otoriteyi ona nakletmesi sözünün karşılığında ekonomiyi ilerletme sorumluluğunu üstlenmesi gerekmektedir.

4- Hükümetin sıfatının geçici hükümet olarak değiştirilmesi. Bir diğer ifadeyle hükümeti üzeri örtük olarak yeni bir hükümet seçilinceye kadar ilga etmek ve meşruiyetine son vermek.

5- İktidara barışçı geçişin garanti edilmesi ve yeni rejimin ana hatlarının belirlenmesi.

-Özgür demokratik bir rejim.

-Sivil otorite (Askeri devrim yok).

-Özgür seçimler.

6- Bölgesel ve uluslar arası bütün anlaşmalara bağlı kalınması.

7- Polis halkın hizmetindedir ilkesine geri dönülmesi yani yeni dönemde polis teşkilatının değiştirilmesi.

Biz önemli ve tehlikeli gelişmelerle karşı karşıyayız. Muhalefet güçleri, elitler ve onlarla birlikte ayaklanan gençlerin sonraki açıklamalarda gelecek olan belirli bir takvimde uygulanmasını garanti etmek için kelimelerin hassaslığına, taşıdıkları anlamlara ve halkın yasal istekleri etrafında birleşmesine dikkat etmelerinin zorunlu olduğunu vurguluyorum.

Selamların en güzeli devrimi gerçekleştiren yüce halk ve şu ana kadar devrimin bekçiliğini yapan orduyadır.

İhvan-ı Müslimin İrşad Mektebi Üyesi Dr. Isam Iryan'ın Mısır halk devrimini değerlendirdiği 12.02.2011 tarihli analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.




Yazdır
Tasfiye Dergisi
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb