|
|
"Mavi Marmara'nın Rafa Kaldırılmasına Neden Sessiz Kaldınız?" |
Makale - 13.12.2011, 15:40:07 |
|
|
|
|
Suriye meselesinde baştan beri yanlış kurulan bir denklem var.
İhtilaf, Esad rejimini destekleyenlerle “devrimciler” arasındaymış gibi sunuluyor.
Oysa öyle değil; bölgenin dinamiklerini, ümmetin orta ve uzun vadeli çıkarlarını, tüm taraflar açısından değerlendirip, bir direniş perspektifinden yorumlayanlarla, aslında Hükümet’in Orwelyen “newspeak” inin tefsirciliğine soyunanlar arasında bir ihtilaf bu…
“Devrimcileri” desteklediğini iddia edenlerin tezi , “İnsanlar zalim bir yönetim tarafından öldürülürken nasıl sessiz kalınır, Esad rejimine karşı tavır alınmaz” gibi bir argümana dayandırılan ve “ilkeler” adına savunulduğu iddia eden bir yaklaşım.
Bu yaklaşımın sahipleri kendilerini “ilkeli”liğin temsilcileri olarak yutturma gayretindeler. Dolayısıyla kendilerinin karşısında kalanlar da “Baasçı, mezhepçi, İran sevgisi gözünü kör etmiş” gafiller konumuna düşmüş oluyor.
Bu yüzden bu güruhun argümanlarının samimiyetsizliğini tartışmaktan önce, yapılmaya çalışılan şark kurnazlığını göstermek gerekiyor.
Öncelikle “ilkeler” adına “halkı” savunduğunu söyleyen camianın “ilkelilik”lerinin en son ne zaman akıllarına geldiğini sormak lazım.
Hadi; bir sene öncesine kadar Hükümet’in Suriye siyasetini ayakta alkışlarken, birden bire Esad’ın zalim olduğu sonucuna hangi ilkesel akletmeyle vardılar sorusunu sormayalım.
Ya “Türkiye’nin Kürt meselesinde, Kürt “isyancılar”a karşı da aynı “ilke”liliği gösteriyorlar mı?” diye soralım mı?
Hadi Kürt meselesi kimsenin tutmak istemediği bir ateş…
Onu da geçelim;
Peki, Mavi Marmara’da katledilen 9 kişinin kanının Hükümet tarafından seçim malzemesi yapılmasına, sonrasında da bir anda rafa kaldırılmasına karşı bu arkadaşların hangi ilkeli duruşu gösterdiklerini hatırlayan var mı?
Bu ilkeli arkadaşlar; Mavi Marmara olayında İsraile karşı neden hala ulusal ve uluslar arası planda(Lahey’de) dava açılamadığının hesabını, Hükümet’ten sormaya yeltenebildiler mi acaba?
Peki ; Afganistan ve Irak’ta öldürülen milyonların katili olan NATO-ABD ittifakının sadık işbirlikçisi olan Hükümet’in karşısına dikilirken gören var mı bu ilkeli arkadaşlarımızı…
Türkiyeli Müslümanların hep birlikte şu anda Malatya’ya kurulan radar üssüne karşı örgütlenip kendi iktidarlarına karşı bir duruş sergilemeleri gerekirken, tutup ta Suriye iktidarına efelenmeleri nasıl bir ilkeliliktir?
Başbakanın adını abdestsiz ağzına alamayanların tutup ta direnişin liderlerine hot zot etmeleri midir
Aslında; bu El-Cezire ağzıyla konuşan, tüm argümanlarını NATO konseptinden üreten ruh halinin, iktidara teslim olmuşluğun yol açtığı bir çürüme olduğunu çok iyi
AKP iktidarına biat eden camia geçen on senede tüm meşruiyet zeminlerini yitirdikleri için şu anda varolmak adına Hükümetin politikalarına koşulsuz bir teslimiyet durumundadırlar.
Bütün bu vaveyla, zulme karşı duruş , vicdan gösterileri aslında bu Hükümet karşısındaki ezikliğin telafisine dönük, “biz de varız” çabaları…
Evet siz de varsınız; ama Hükümet’in işaret ettiği yerde hizaya geçip hep bir ağızdan tekmil veriyorsunuz.
İşte tam da bu yüzden bu yozlaşma ile hesaplaşılmadan kalkıp ta bölge dengeleri üzerine söz sarf etmek “sahibinin sesi” olmaktan öte bir anlam ifade etmez.
Mesele Suriye halkına karşı Esad rejimini destekleme değildir.
Mesele öncelikli olarak bölgenin mevcut işgallerden kurtarılması ve yeni işgallere geçit vermeyecek bir mukavete kavuşturulmasıdır. Ve bunun bir İLKE olarak savunulmasıdır.
Bunun için dış müdahale değil bölge halklarıyla bölgesel yönetimleri de zorlayarak yerli/sahici ittifaklar oluşturma çabaları gerekmektedir.
Suriye’nin sınır yada bölgesel komşuları olan ülkeler; başta Türkiye, Irak, Lübnan ve İran olmak üzere kendi aralarında oluşturacakları bir ittifak ile pekala Suriye rejimine dönük baskı yapılabilirdi.
Ancak NATO ittifakına ait olan Türkiye dış siyaseti, baştan itibaren ABD jandarmalığına soyunduğu ve “1 koyup 3 alma” gibi bir siyasi “ilke” ile hareket ettiği için bölgede Müslüman halkların alternatif bir blok oluşturma şansı olmadı.
Dolayısıyla Türkiye’nin NATO ittifakında olduğu bir denklemde İran’ın ve Lübnan’da Hizbullah’ın yeni bir batı işgaline karşı durmaktan başka yapabilecekleri bir stratejik tercihleri de olamazdı.
Mesele aslında bu kadar açık…
Ancak lafı eğip bükenler, ülke siyasetinde AKP’nin kuyruğuna takılarak “İslamcı” tezleri nasıl harcadılarsa şimdi de İslam dünyasında batının işgal ordularının ve işbirlikçi bir “piyasa İslamı”nın bayraktarlığı yaparak “Direniş”in kazanımları üzerine oynuyorlar.
Yazık…
Çok yazık…
Kadrican Mendi
Platformhaber
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|