|
|
Lübnan Denizindeki Petrol Dosyası |
Dosya - 01.07.2010, 22:33:32 |
|
|
|
|
El-Menar Televizyonu, Lübnan denizindeki petrol dosyasını açıyor ve hikâyesinin nasıl başladığını açıklıyor.
El-Menar Televizyonu, Lübnan denizindeki petrol dosyasını açıyor ve hikâyesinin nasıl başladığını, yapılan ölçümleri ve bu serveti İsrail’in açgözlülüğünden korumanın mümkün olup olmadığını soruyor.
Lübnan’daki toprağın yapısı, ister karada olsun ister denizin derinliklerinde, bu yapının biriktirdiği sürprizlerin niceliği hakkında soru sormaya mahal bırakmaz.
Lübnanlı jeoloji uzmanı Ziyad Beydun, Lübnan’daki yer kabuğu hakkında onlarca araştırma yaptıktan sonra –Beydun bu araştırmaları petrol arama yönünde yönlendirdi- 98 yılında vefat etti.
Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde hoca olan jeoloji uzmanı Ata İlyas el-Menar Televizyonu’na şunları söylüyor: “Beydun’un çalışmaları petrol katmanlarının yoğun olarak bulunduğu yeryüzü katmanlarının geometrik şekillerinin araştırılması üzerinde yoğunlaşıyordu. Beydun, bu temele binaen Lübnan’da karada kazılan kuyulara ait özet çalışmaya öncülük etti.”
“Lübnan’da kazılan kuyular” üzerinde durulması gereken bir ifadedir. Lübnan farklı tarihlerde petrol kuyularının kazılmasına tanık oldu ve bütün bu kuyular farklı sebeplerden ötürü kapatıldı. Bu kuyuların bulunduğu bölgeler şöyle sıralanabilir: Aabrine, Adloun, Turbul, Al Qa'
Eski Bakan ve petrol arama ve araştırma uzmanı Asım Kansu el-Menar’a şu açıklamayı yapıyor: “1969 yılında denize yaklaşık 1800 km uzaklıkta Sehli Akkar bölgesinde bir su kuyusu kazıyorduk. Tabi biz petrol aramıyorduk tesadüfen karşımıza çıktı. 450 metre derinlikten su fışkırmaya başladı. İki küçük parça göründü, bu parçaları kokladım, kokuyordu, o zaman orada petrol olduğunu anladım.”
Tesadüf kelimesi ilmi keşiflerin çoğunun yolunu hazırlayan bir kelimedir. Isaac Newton’a yerçekimi kanununu, Alfred Nobel’e dinamiti bulduran bu kelime aniden Lübnan denizinin yüzüne gülmeye karar verdi. Bir deniz ki, altın yüklü bile olsa daima sırlarını gizli tutmuştur. Peki ya bu altın siyahsa. Şimdi Lübnan denizindeki petrolün hikâyesini anlatıyoruz.
Eski Bakan Kansu bu konuda şunları söylüyor: “Su kuyusu kazılması aşamasında çıkarılan parçaların sonuçlarında, bu parçaların petrole doymuş olduğu ama petrol katmanı olmadığı yani başka bir yerden geldiği ortaya çıktı. Bu sonuç, bu hatta ve onun Kıbrıs yönündeki uzantısında petrol olduğunu gösteriyor. Ben bu konuda bir jeoloji uzmanı olarak konuşuyorum.”
Jeoloji uzmanı Ata İlyas ise şunları söyledi: “Ziyad Beydun denizin dibindeki yer katmanlarını incelemek için kuzey Lübnan sahilleri açıklarında bulunan alanda jeofizik ölçümler yaptı ve Trablus şehrinin açıklarında bulunan Tavşan Adalarıyla Palmiye Adaları üzerinde yoğunlaştı. Bu adalar birer örnekti yani petrolün bulunabileceği tek yer olduğu anlamına gelmiyordu. Ama Dr. Beydun jeofizik şirketleriyle birlikte denizden bu alanın ölçümünü yaptı.”
İşte Lübnan’daki petrol hikâyesindeki yeni aşama böyle başladı.
İkinci Bölüm: Lübnan denizinde yapılan en önemli ölçümler ve sonuçları
Lübnan’daki petrol dosyasının ikinci bölümlünde el-Menar Televizyonu, Lübnan denizinde yapılan en önemli ölçümleri ve bunların sonuçlarını sunuyor.
Sürüden ayrı seyretmesine rağmen Beydun, siyah altını aramaktan vazgeçmedi. Varılan sonuçlar ise; yetkili makamların ihmaline rağmen onun araştırmasının başarılı olduğunu tekrar kanıtlamaktadır.
Ata İlyas bu konuda şunları söylüyor: “Trablus şehri açıklarında Lübnan’ın kuzeyinde yapılan araştırma, yer kabuğunda oyuk ve kayma gibi geometrik şekillerin olduğunu gösterdi. Bu da daha alt katmanlarda petrol olabileceği ihtimalini gündeme getirdi ama bu konu 90’larda incelemeye alınmadı.”
Lübnan’da petrol arama ve enerji işleri müsteşarı avukat Ali Berro ise el-Menar’a şu açıklamada bulundu: “Lübnan’da şu ana kadar yapılmış çok sayıda araştırma ve petrol arama konusuyla alakalı verilerin oluşmasına neden olan sismik ölçümler bulunmaktadır.”
Lübnan’da petrol arama çalışmalarına yapılacak tarihi bir yolculuk bizi Fransız sömürge zamanına götürür. Bu konuda yapılan ilk araştırma 55 yılında Fransız George Ronowar’a aitti. Ama bu araştırma da Beydun’unki gibi deniz ölçümlerinin yapıldığı 2000’li yıllara kadar ihmal edildi ve yitip gitti.
Ali Berro bu çerçevede şunları söylüyor: “2002 yılında bölgesel sularda başka bir ölçüm yapıldı, ECL adlı bir İngiliz şirketi tarafından sular analiz edildi ve Lübnan devletinin yargısına bağlı sularda petrol olduğu ihtimali ortaya çıktı.”
Ata İlyas: “Bakan Feniş Enerji ve Su Bakanlığına gelmeden önce Lübnan’la bir Avrupa şirketi arasında petrol arama anlaşması imzalamıştı” dedi.
Avukat Ali Berro ise; 2006 yılında yerin altında bulunanlar hakkında üç boyutlu görüntüler sunan üç boyutlu sismik ölçümler yapıldığını ifade etti.
Üç boyutlu ölçümleri yapan ve 2002 yılındaki iki boyutlu ölçümlerin kanıtladığı gerçekleri doğrulayan PGS Şirketidir. Yer kabuğunun altında dalgalanmalar ve oyuklar olması gaz ve petrol olması ihtimaline işaret etmektedir. Asıl ironik olan; bütün bu oyukların ve dalgaların Beydun’un birçok araştırmada ortaya çıkardığı şeye büyük ölçüde benzemesidir.
Ata İlyas bu konuda şunları söylüyor: “PGS şirketi 2006-2007 yılları arasında üç boyutlu ölçümler yaptı ve bunlardan biri Lübnan diğeri ise Lübnan-Kıbrıs suları kapsamındaydı.”
Ali Berro: “Yerin altında hidrokarbon maddesi olma ihtimali hakkında, veri analistlerinin görüntüyü daha net görmesini sağlayan ve daha net sonuçlar veren geo-stream tekniğiyle iki boyutlu ölçümler de yapıldı.”
Ama gaz ve petrol Lübnan denizinden hangi kanunun gölgesinde çıkarılacak?
Üçüncü bölüm: Kanunsuz petrol!!
Lübnan’ın Petrolu kanunsuzdur. Lübnan Enerji Bakanı Cübran Basil’in hükümete sunduğu kanun projesine ve vekil Hasan Halil’in sunduğu kanun önerisine rağmen Lübnan petrolü kanunsuzdur.
13 Kasım 2009’da Cübran Basil selefinden Enerji Bakanlığını teslim aldı. Görevi teslim almasıyla birlikte bakanlığa ait olan her şeyi teslim aldı. Enerji ve Su Bakanı Basil şunları söyledi: “Hatırlarsanız, bakanlık görevini teslim aldığımda Bakan Taburyan bana kameraların önünde petrol kanununu teslim etmişti. Yeni bir bakan olarak bakanlığa geldiğimde kanun henüz hükümete gönderilmemişti ve orada bu kanun üzerinde 2-3 ay çalışma dönemim oldu.”
Bakan Basil bu kanunu olduğu gibi bırakmadı ve bazı fıkralarında değişikliğe giderek onu kanun müsteşarlarına ve petrol dosyasını takip eden uzmanlara sundu.
Ali Berro şöyle diyor: “Kanun başlangıçta çerçeve kanunu olduğu için kanun projesi çerçevesinde yasama temelleri koyduk ve hızla ilerleyen teknoloji dünyası ile petrol arama alanındaki gelişmeleri daha iyi takip edebilen bakanlar kuruluna özgür olabileceği bir alan bıraktık.”
Basil: “Her bakanın, istediği değişiklikleri önerme hakkı vardır. Biz de kanun çerçevesinde bunu tartışırız” dedi.
Herkesin, hükümetin Basil’in projesini kabul etmesini beklediği bir zamanda Hasan Halil bir girişimde bulundu ve bakanlar kurulunda tartışılmak üzere petrol kanunu önerisini sundu.
Özgürlük ve kalkınma bloğu üyesi Hasan Halil şöyle diyor: “Biz parlamenter çalışma, vekiller ve hükümet arasında yarış değil tekâmül istiyoruz.”
Ali Berro: “Hasan Halil’in sunduğu kanun önerisi, kanun projesinin sondan bir evvelki aşamasının müsveddesinden ibarettir. Burada amaç kanun projesini bakanlar kurulundan parlamentoya doğru hareket ettirmektir.”
Parlamentodaki ortak komitelerden yüksek sesli cevap gelirken hükümet Basil’in kanun projesine karşı sessiz kalmayı tercih etti.
Çalışma ve Enerji Komitesi Başkanı Bakan Muhammed Kabbani yeter sayının az olması hakkında yaptığı yorumda “Bazen parlamentoda yeter sayıya ulaşamayabiliyoruz” dedi.
Hasan Halil ise; “Bugün erteleme kampanyası yeter sayının kaybedilmesine sebep oldu. Bu kampanya, bu konuda araştırma yapılmasının ertelenmesini belki de buna darbe indirilmesini hedefleyen ve hiçbir gerekçesi olmayan bir kampanyadır” dedi.
Ali Berro: “Bu kesinlikle bizim lehimize değil zira vakit geçtikçe doğal kaynaklarımızı korumayla alakalı yarışı kaybetmiş oluyoruz” ifadesini kullandı.
Son bölüm: Altını koruyun
Altyapı Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Uzi Landau, Lübnan’ı şöyle tehdit etti: “Kuzeyimizdeki komşular bazı işlere göz dikmeye başladıklarında bizim de işleri yoluna koymamız gerekir. Biz de hakkımızı koruyacağız. Onlar kuzeyin kendilerinin olduğunu söylüyor ama bu iddialarının hiçbir temeli yok.”
Ata İlyas şöyle diyor: “ Ben 1985-86 yıllarında İsrail’de çıkan ilmi yayınlar olduğunu biliyorum. Herkes, Lübnan sularındaki İsrail işgalinin gölgesinde yapılan jeofizik ölçümlere müracaat edebilir.”
İsrail’in bu saldırganlığı utanç kaynağı olmadı. Düşman, işgal altındaki Kudüs’teki İbrani Üniversitesinin jeofizik bölümünün 1985 yılında yayınladığı araştırmaya güveniyordu. Ölçüm yapılan ve Lübnan’ın güneyindeki Sur bölgesine denk düşen bölgede sismik ölçümlerin yoğunlaştığı ortaya çıktı.
İsrailli bakanın açıklamasını bu ölçümle ilişkilendirmek, Landau’nun üzerinde hakkı olduğunu iddia ettiği bölgeyi kuzeydeki noktadan başlayarak hesaplamada ısrar etmesinin ardındaki sırrı ortaya çıkarıyor.
17 Nisan 2010’da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, uzun süren sessizliğini bozdu ulusal diyalog heyetinin önünde savunma stratejisi profilini ortaya koydu.
İşte Berri’nin savunma stratejisi: “Bölgesel sularda 20 yıl önce keşfedilen şeyi tamamlamak için ulusal bir strateji ortaya koymamız gerekiyor. Yapılan keşiflerin sonuncusu üç boyutlu ölçümdü, onun öncesinde de iki boyutlu ölçümler yapılmış ve bu ölçümler, ilk değerlendirmelerin 3 kat üzerinde bir iyimserlik düzeyine çıkılmasına sebep olmuştu. Şimdi sayın başkanın konuşmasının anlamı ne? Dün gündeme gelen petrol ve gaz konusuna değinmek istiyorum. İsrail Hayfa’da çalışmaya başladı. Onlar şimdi çalışmaya başladı. İnanın bana, eğer bir savunma stratejisi ortaya koymazsak ne petrol ne de su almamıza, ne borç ödememize, ne de başka bir şey yapmamıza izin verirler. Esselamu Aleykum.”
Berri’nin savunma stratejisi petrolden hareketle başlıyor ve tehlike çanını çalarak son buluyor.
Ama Hizbullah’ın İcra Komitesi Başkanı Haşim Safiyuddin şöyle söylüyor: “Bizler Lübnan’da egemenliğimizi, sularımızı ve onurumu savunma adına düşmanla çatışmak için kapasite, güç, imkân, yüzlerce ve binlerce füzeye ihtiyaç duyuyorsak petrol servetimizi savunmaya duyulan ihtiyaç bizi direniş gücümüzü daha fazla güçlendirmeye sevk eder. Bu da gelecekte daha fazla silah, güç ve direnişe gerek duyulacağı anlamına gelir. Lübnan’ın petrolü tehdit altındadır gazı da öyle. Petrolü ve gazı kim koruyacak? Belki de kabul edilen petrol kanunu, belki de ulusal birlik. Savunma stratejisi gündemde olan bir konudur ama tecrübe, karayı koruyanın denizi ve onun içindekileri de koruduğunu kanıtlamıştır. Lübnan’daki direniş karayı ve denizi korudu ve o denizin içindeki serveti korumaya da kadirdir.
el Menar televizyonunun web sayfasında yayınlanan bu dosya, Gülşen Topçu tarafından İsrahaber için tercüme edildi.
isra haber
Etiket:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|