Hamas lideri Sami Ebu Zuhri'nin kardeşi Yusuf, Mısır hapishanelerinde şehid oldu.
Yusuf Ebu Zuhri...
Nisan 2009’da Mısır güvenlik güçleri tarafından tutuklandı. Tutuklanma gerekçesini hiçkimse bilmiyor. Herhangi bir suçu sabit değil. Fakat Filistinli olması.. Hamaslı olması… Hamas liderinin kardeşi olması, Mısır hükümeti açısından affedilmeyecek en büyük suçlar arasında yer alıyor.
İsra Haber, Nisan 2009’dan bugüne kadar zindanda çeşitli işkencelere maruz kalan Yusuf’un şehadet hikayesini, ağabeyi Sami Ebu Zuhri’ye sordu.
Türkiye’deki İnsan Hakları Örgütleri’ne seslenen Ebu Zuhri, kardeşini katleden sorumluların yargılanması ve Mısır zindanlarındaki diğer tutsak Filistinli esirlerin kurtarılması için üzerinlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelerini istedi.
İsra Haber Genel Yayın Yönetmeni İsa Eren'in Hamas lideri Sami Ebu Zuhri ile yaptığı bu röportajı sunuyoruz:
Sayın Ebu Zuhri, öncelikle başınız sağolsun. Allah, kardeşinize rahmet etsin. Filistin İslami direnişine, size ve yakınlarınıza da sabır versin.Sizinle, kardeşiniz Yusuf’un işkencce altında şehid edilmesi olayını konuşmak istiyoruz. Kardeşiniz niçin ve ne zaman tutuklanmıştı?Öncelikle, ilginizden ötürü size ve Türkiyeli kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Kardeşim, 2009 yılının Nisan ayında Mısır topraklarında, Devlet Güvenlik Güçleri tarafından tutuklandı. Kardeşim, Mısır’da herhangi bir suç işlememişti. Mısır’da kalabilmesi için de gerekli izne sahipti.
İşkence İddiaları gündeme geldi. Bununla ilgili delilleriniz var mı?Evet. Hapiste kaldığı süre zarfından şiddetli işkencelere maruz kaldı. Özellikle de elektrikle işkence edildi. İşkenceden ötürü görme duyusunu büyük ölçüde kaybetmişti.
Kardeşim, soruşturma dönemi bittikten sonra beni aradı ve nasıl işkence yaptıklarını anlattı. Kendisiyle birlikte aynı hapishanede kalan ve sonra serbest bırakılan diğer tutuklular da kardeşimin söylediklerini doğruladı.
Yaklaşık iki hafta önce beyin kanaması geçirmeye başladığını öğrendik. Bir gün kardeşim beni aradı ve ağzından kan geldiğini söyledi. Geçen hafta Perşembe günü (08.10.2009) İskenderiye Üniversitesi’ne bağlı hastaneye kaldırıldı.
Oradaki polislerden birisi aracılığıyla, onunle telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Bana, hastanenin acil kısmında olduğunu ve ağzından kan gelmeye devam ettiğini ve tedavi görmesine de müsaade etmediklerini belirtti.
Yine kardeşim, hastanenin kendisini tedavi etmediğini, hastaneye kabul edilmediğini söyledi. Sadece hastanenin acil kısmında, birkaç saatlik tedavi uygulamışlar. Sonra da tekrardan hapishaneye götürdüler. Böylece kardeşimi ölüme terk ettiler.
Peki, sizin bu duruma karşı bir girişiminiz olmadı mı?Ebetteki oldu. Biz, aynı gün üst düzey Mısırlı yetkililerle görüştük. Durumunun tehlikeli olduğunu ve tedavi görmesi gerektiğini belirttik. Bize, gerekli işlemleri yaparak, tedavisini gerçekleştirecekleri sözünü verdiler. Fakar sözlerine sadık kalmadılar. Ve kardeşimin ağzından kan gelmeye devam etti.
Kardeşinizin vefat haberini nasıl öğrendiniz?Çarşamba günü, kardeşimle aynı hapishanede kalan Gazzeli tutuklulardan birisi ailesi aradı ve kardeşimin vefat ettiğini bildirdi. Biz de bunun üzerine Mısır emniyet güçlerini aradık. Fakat bize bilgi vermeyi kabul etmediler.
Bunun üzerine biz, kardeşimin vefat ettiği haberini, basın mesnuplarıyla paylaştık. Bundan kısa bir süre sonra Mısır emniyet güçleri bizi aradı ve kardeşimin vefa ettiğini söylediler.
13.10.2009 gecesi, kardeşimin naaşını alınca hayretler içerisinde kaldık. Çünkü kardeşimin ölümüyle ilgili hazırlanan sağlık raporunda, kardeşimin 10.10.2009 tarihinde vefat ettiği yazmaktaydı. Tabi bu geçen zamandan ötürü kardeşimin vefat sebebine ilişkim tıbbi bir inceleme yapma imkanı olmadı. Bütün deliller silinmiş oldu.
Hapishane yetkilieri bir açıklama yaptı. Kardeşinizin hastalığından ötürü yaşamını yitirdiğini iddia ediyorlar.Hapishane yetkilileri, kardeşimin hastalıktan ötürü öldüğünü söylediler. Bu durumda dahi onlar, kardeşimin ölümünden sorumludurlar. Hasta olduğunu bilmelerine rağmen kardeşimin hayatını kurtarmak için neden ihtiyaç duyduğu tedaviyi karşılamadılar? Kardeşim de hastalığından şikayet etmesine rağmen neden onu ölüme terk ettiler?
Mısır hükümetinden soruşturma talebiniz oldu. Bununla ilgili bir sonuç alınmasını bekliyor musunuz?Mısır hükümeti konuyla ilişkin bir rapor yayınladı ve kendileri açısından bir sorunun olmadığını bildirdi. Buna rağmen biz, Mısırlı yetkililerden sorumluların yargılanmasını istedik. Soruşturma sırasında işkence yapanlar ve hastalığını bilmelerine rağmen tedaviden mahrum eden sorumluların yargılanmasını istedik. Bize, soruşturma açılacağına ilişkin söz verdiler. Fakat biz çok iyi biliyoruz ki soruşturma yapılmayacak.
Sayın Ebu Zuhri, bundan sonraki süreçle ilgili olarak, başta kardeşinizin katillerinin yargılanması ve Filistinli tutsakların kurtarılması için neler yapılmalı?Ebu Zuhri: görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Katillerin yargılanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Fakat bu konuda, insan hakları örgütlerine büyük görevler düşmektedir.
Biz, tüm insan hakları örgütlerinden, kuruluşlarından seslerini yükseltmelerini ve Mısır hapishanelerindeki bu insanlık dışı uygulamaları protesto etmelerini istiyoruz.
Türkiye’deki İnsan hakları kuruluşlarından da kınama mesajı yayınlamalarını, Mısır hükümetini soruşturma başlatmaya sevkedici girişimlerde bulunmalarını istiyoruz.
Bu örgütler, yabancı ülkelerdeki insan hakları kuruluşlarını da aynı amaç için harekete geçirmelidir.
Sayın Ebu Zuhri, bu acılı gününüzde bize vakit ayırdığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.Sizin bu konuya eğilmeniz, beni son derece memnun etti. Çünkü medyanın insanlık dışı eylemler karşısından oluşturacağı etki, hiçbir zaman basite alınamaz.
Bu yaptıklarınızla Mısır hapishanelerindeki Filistinli tutsakların kurtarılmasına yardımcı olmuş oluyorsunuz.
Sizlere ve bu konuyla ilgilenen kardeşlerimize teşekkür ediyorum.
Türkiye’deki dostlarımıza selam ve saygılarımı sunuyorum.
isra haber