|
|
İsrail ve Büyük Savaş |
| 02.04.2011, 14:23:25 |
|
|
|
|

Hasan İBRAHİM |
|
Ashdod’da tutuşan ateş, İsrail ordusunu Gazze’ye yeni bir saldırıyı içeren geniş bir çarpışmaya sebebiyet vermeden nasıl söndürülebilir?.
İsrail Gazze’de Büyük Bir Savaş İstemiyor
Siyonist Başbakan Benyamin Netanyahu, Gazze güvenliğinde meydana gelen gerginlik bağlamında İsrail’in buna paralel bir tepki vereceğinden bahsederken kesin olan bir şeyin altını çiziyor. Tel Aviv iki tarafı da büyük bir çatışmanın içine sokacak bir ek gerginliğe sebep olmak istemiyor. Yani İsrail benzer bir çatışmanın sonuçlarını kaldırabilecek güçte değil. Netanyahu’nun açıklaması bu açıdan İsrail’in resmi konumunu ifade ediyor.
Daha muhtemel bir değerlendirmeye göre Tel Aviv’in Gazze karşısında aldığı kararlar iki disiplin üzerinden işliyor:
1-Filistinliler karşısında caydırıcı gücün artırılmasının ve onların İsrail’in yapacağı saldırılara kararlılıkla cevap vermelerinin engellenmesinin zorunluluğu.
2-Gazze’yle 2009 yılındaki “Dökme Kurşun” operasyonuna benzer büyük bir savaşa girmeye sebebiyet verilmemesi.
Analistler ve yetkililer gerilimin tırmandırılmasının zorunluluğu konusunda açıklama yapsalar da Tel Aviv’deki karar sahipleri bu disipline bağlı hareket ediyorlar.
Bu çerçevede doğru bir analiz yapabilmek için birkaç meseleye değinmek gerekiyor:
Tel Aviv’deki resmi ya da gayri resmi yetkililerin yaptıkları açıklamalar İsrail’in konumunu ifade etmiyor. Hükümet Başkan Yardımcısı Silvan Shalom ve Eğitim Bakanı Gideon Saar’ın yaptığı ve Dökme Kurşun–2 ya da Gazze’nin yeniden işgal edilmesini isteyen açıklamalar, aynı şekilde Eski Savaş Bakanı ve şuan Knesset’te Dış ilişkiler ve Güvenlik Komitesi başkanı olan Shaul Mofaz’ın Gazze’de birinci derecedeki siyasilere karşı suikast düzenlenmesi yönündeki sözleri İsrail’in resmi konumunu ifade etmiyor. Aksine İsrailli yetkililerin içinde bulunduğu daralmayı ve ellerinin kollarının bağlanmasını ifade ediyor. Bu durum bu kişileri Netanyahu’nun gerilimin tırmandırılmaması yönünde aldığı kararlara mesafeli olmak için tehdit içerikli açıklamalar yapmaya sevk ediyor.
İsrail radyosunun Netanyahu’nun kurmaylarından, onun şuan Filistinlilere ancak Hamas’ın gerilimi tırmandırması halinde cevap vereceği sözlerini aktarması dikkat çekicidir. Daha dikkat çekici olan ise, askeri muhabirlerden birinin bu konudaki değerlendirmesi ve sorduğu sorudur: Şu ana kadar Filistinliler ve Hamas tarafından yapılanlar gerilimin tırmandırılması değil midir? Askeri muhabir bunun yanı sıra hükümet başkanının 2009 savaşı gibi bir savaşa girmeye muktedir olmadığı için başını kuma gömmeye çalıştığını söylemiştir.
Bunun anlamı, İsrailli analistler ve yetkililerin temenni ve açıklamalarına binaen İsrail’in saldırısının ne boyutta olacağının bilinemeyecek oluşu, gözlemcinin Filistin sahasının tanık olduğu koşullara, Tel Aviv’deki karar alıcılar üzerinde Arap ülkeleri özellikle de Mısır ve Ürdün tarafından İsrail’in büyük savaşlar yapmaktan caydırılması yönünde uygulanan aktif baskıya dikkat etmesi gerektiğidir.
Her halükarda şuan ki mevcut gerçekler yani İsrail’in elinin bağlanması, Tel Aviv’in birkaç aydır süregelen ve etkilere etkin tepkilerle karşılık vermeyen konumuna ilave bir delil teşkil ediyor. İsrailli uzmanlardan biri bu çerçevede “Bölgenin bir değişime tanık olduğuna ve İsrail’e dayatılacak ve yararına olmayacak yeni denklemde kendisini ifade etmesinin gerektiğine” işaret ediyor.
İsrail ve orada alınan kararlar ateşkese bağlı kalacak. İster kendi yerleşimcileri ister Gazze’ye karşı olsun yüzsularını korumaya çalışacaklar. Ama İsrailli yetkililerin savurduğu tehditler nedeniyle bu fiilin olumsuz etkisi olacak.
Bu ne anlama geliyor?
İsrail yakın ve uzak vadede Arap dünyasında meydana gelenlerin ve Gazze’deki Filistinlilerin askeri güçlerinin arka planında büyük saldırılar düzenlemekten sakınacaktır. Tel Aviv’in bu aşamada en son istediği şey, bölgedeki müttefiklerinin istikrarlarının bozulmasına hatta belki de düşmelerine sebep olmaktır. Filistinlilere karşı yapacağı saldırılar verilecek tepkilerde artış sebebi olabilir.
Haaretz Gazetesi askeri muhabiri Amos Harel’in hazırladığı raporda İsrail’in konumunu seçkin olarak tanımladı. Gazete şöyle diyor: “Savunma Bakanı Ehud Barak’ın İsrail’in gerilim karşısındaki konumu hakkında yaptığı biraz ilginç tanımlama, Tel Aviv’deki siyasi ve güvenlik liderlerinin tereddüdünü yansıtmaktadır. Şuan İsrail’deki çalışma şu hedefler üzerine kurulmuştur: Dün Ashdod’da tutuşan ateş, İsrail ordusunu Gazze’ye yeni bir saldırıyı içeren geniş bir çarpışmaya sebebiyet vermeden nasıl söndürülebilir?”
İsrail’in konumunun, şu aşamada Gazze karşısındaki fiili kapasitesinin ve Filistinlilere karşı büyük askeri bir seçeneğe yeşil ışık yakmasına engel olma boyutunun belirlenmesi için aynı gazetede yer alan ve Gazze’ye havadan yapılacak saldırıların tanımlandığı başka bir yazıya değinmek yeterli olacaktır. Şöyle diyor: “Hava kuvvetlerinin dün akşam saatlerinde Gazze’ye düzenlediği saldırılar hemen hemen içeriği boş sembolik bir adımdı. Bombalanan yerler arasında genel istihbarat teşkilatı binası ve Hamas’a ait boş bir bina vardı. Daha önceleri bu bina beş kez vurulmuştu.”
Her halükarda bu çerçevede, Filistinlilerin birkaç gün önce İsrail’in saldırılarına ister Beer Sheba ister Ashdod ister Kudüs operasyonunda olsun verdiği cevaba işaret etmek gerekiyor. Bu cevap çok isabetliydi ve İsrail’in direnişin konumu hakkındaki yanlış anlayışını düzeltti. İsrail saldırılarına devam eder ve şiddetini artırırsa Beer Sheba’yı bombalayan daha fazla ilerlemeye hazırdır ve Tel Aviv bunu kesinlikle istememektedir. İsrail saldırılarının sürekli olarak gerilemesi -sözlü olarak gerilimi tırmandırsa da tırmandırmasa da- Filistin direnişi tarafından izlenen stratejinin zaferi sayılır.
el İntigad yazarı Hasan İbrahim'in "İsrail Gazze’de Büyük Bir Savaş İstemiyor " başlıklı analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|