|
|
İsrail ve 14 Mart Grubu |
| 18.03.2011, 10:14:39 |
|
|
|
|

Yahya DABOUG |
|
Lübnan'daki 14 Mart güçlerinin sorunu, kapasitesinin basit olması ve bölge ile iç değişikliklerde bu kapasitenin kullanılamamasıdır.
Bu güçlerin sorunu, birbirlerine karşı bahse girdikleri yabancı sponsorun, daha büyük ve çıkarlarına daha fazla etki eden faydalarla meşgul olmasıdır. Sorun Tel Aviv ve oradaki karar alıcıların eskisi gibi olmayıp değişmiş olmalarıdır. İsrail ne kendisini ne de düşmanlarına karşı silahın bir parçası olarak gördüğü müttefiklerinin yaralarını sarmaya muktedir değildir. 14 Mart güçlerinin sorunu, Washington ve İsrail’in, ondan umutla beklenen malları tedarik etme kapasitesine olan güvenlerinden değil direnişin rotasını İsrail’den başka bir yöne çevirmesi için onu yıpratmak adına ellerindeki tek seçenek olmasındandır. Bu güçlerin en güncel sorunu bütün bunları anlamaktan yoksun oluşlarıdır.
İki hafta önce İsrail Başbakanı Netanyahu, 14 Mart güçlerinden önce davranıp Lübnan’da olanlardan ve sedir devriminden bu yana geçen 5 yıldan sonra ülkenin geldiği durumdan ötürü duyduğu korkuyu ve üzüntüyü dile getirdi ve Lübnan’daki demokratik, güvenli ve liberalist hükümetin (yani 14 Mart güçleri) Lübnan ve aynı zamanda İsrail halkının durumunu iyileştireceğini büyük bir üzgünlükle dile getirdi. Tabi Netanyahu ve 14 Mart grubu liderleri arasındaki fark, Netanyahu’nun Lübnan’da mezhep çatışmaları ve önyargılar arka planında kitleleri toplama imkânının olmamasıdır. O, halkı direniş silahını kınamak için sokaklara da çıkartamaz. Bu sadece Lübnanlı liderlerin iyi becerdiği bir yürüyüştür.
İsrail’in 14 Mart güçleri üzerine yaptığı bahis ve ona bakışı, direnişe zarar verme kapasitesi ve imkânlarıyla bağlantılı olacak şekilde geçtiğimiz birkaç sene içerisinde gelişti. Hariri suikasti ve Suriye ordusunun 2005’de Lübnan’dan çıkmasından sonraki dönemde Tel Aviv’in 14 Mart güçleri üzerindeki bahsi gizli değildi. Bu iddia direnişin kuşatılacağı hatta sonlandırılacağı konusunda gerçekçi ve ciddiydi ama bu gerçekleşmedi. İsrail’in 2006’da Lübnan’a düzenlediği doğrudan askeri müdahale seçeneğinin başarısız olmasının akabinde bu bahis suya düştü ya da en azından İsrail’e dikkate değer bir fayda sağlamadı. Bir sonraki aşamada ve 2008 Mayıs olaylarının sonrasında İsrail’in algısı, 14 Mart güçlerinin direnişe karşı doğrudan faaliyetleri karşısında her zamankinden çok gerileme gösterdi. İsrail’in iddiası bu güçlerin imkânlarının Lübnan’daki özel mahkemenin Hizbullah’a karşı alacağı düşmanca kararları ve mahkemenin yürüyüşünü kolaylaştırma şeklinde dönüşeceği yönündeydi. Ama bu bahis de aldığı darbeler sonucu -ki bunların sonuncusu Hariri hükümetinin düşmesidir- düşüyor.
Bununla birlikte, 14 Mart güçlerinin mutevazı kapasitesine, imkânlarına, direnişe karşı gerçekleştirdiği başarıların boyutunun daralmasına rağmen, Tel Aviv’deki karar alıcılar bahislerine son vermeyecekler. İsraillilerin siyasi ve askeri sözlüklerinde bir kenara çekilmek ve İbrani devletinin düşmanları karşısında askeri ufkun daraldığı anda hareket etmeden durmak gibi bir kelime yok. 14 Mart’da olduğu gibi ellerinde bulunan ve kullanılan aletler ne kadar kıt da olsa Tel Aviv bahislerini sürdürecek. Bu güçlerin safında tek bir 14 Martlı yetkili kalıncaya kadar bunu yapacak. Bu güçler direnişi kuşatmayı başaramazsa -ki bu olacağa benziyor- bahisler onu oyalama ve rahatsız etme ya da en azından Lübnan’da direnişe karşı sürekli bir iç düşmanlık halinin muhafaza edilmesi üzerine kurulacak. Daha sonra kullanılmak üzere ele fırsat geçmesi beklenecek. İsrail’in 14 Mart üzerindeki bahsinin sürekli olacağını söylemek mümkündür. En azından Tel Aviv’in direnişe karşı başka faydalı seçenekleri olmadığı için bu sürecektir. Üstelik bu güçlerin gerçek bir tesirlerinin olmadığını da burada vurgulamak gerekmektedir.
2011 yılı köşe taşlarının tek tek yerine oturduğu yeni bir aşamaya tanık oluyor. 14 Mart güçlerinin de, içerisi ve dışarısının ona, kemiklerini delik deşik eden kırılmalar dizisinden sonra “işi olmayan bir grup” olarak baktıklarını iyice anladığı görünüyor. Dün Lübnan’da Şehitler meydanındaki toplanmanın amacının, bu grubun halen üzerinde bahis oynananabilecek düzeyde olduğu yönünde içeriye, ılımlı Araplara ve Amerika’ya mesaj vermeye çalıştığı da uzak bir ihtimal değil. Ama ok bir kere yayından çıktı, 14 Mart güçlü olduğu zamanda dayatamadığı varlığını bu gücü kaybettiği bir zamanda hiç dayatamaz. Buna paralel olarak Amerika ve İsrail’in bahsi, direnişe karşı ellerindeki son koz olması itibarıyla Lübnan’daki özel mahkeme üzerinde devam edecektir.
el Ahbar Gazetesi yazarı Yahya DABOUG'un bu analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|