|
|
Hamas Lideri Halil El Hayya'yla Filistin Gündemini Konuştuk |
Röportaj - 26.04.2009, 12:43:59 |
|
|
|
|
Hamas lideri Halil el Hayya, İsra Haber'e Filistin'deki son gelişmeleri değerlendirdi.
Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas'ın önde gelen liderlerinden Halil el Hayya, İsra Haber Gazze temsilcisi Nureddin İslam'a Filistin iç barış görüşmeleri başta olmak üzere Filistin'deki önemli gelişmeleri değerlendirdi.
Gazze temsilcimiz İslam'ın yaptığı, çarpıcı açıklamaların yer aldığı bu önemli röportajı sunuyoruz:
İsrahaber: Filistin iç barış görüşmeleri için Hamas heyetinin Kahire’ye gideceği biliniyor. Hamas heyetinin dosyasında neler yer alıyor?
Halil el Hayya: Mısırlılarla, Fetih ile aramızda Kahire gözetiminde olacak diyalogun gelecek oturumunun 26 Nisan’da olmasını kararlaştırmıştık. Diyaloga katılacak olan Hamas heyeti askıda kalmış olan dosyalarla gelecek. Bu dosyaların içinde Filistin Kurtuluş Örgütü, genel ve başkanlık seçimleri, seçim kanunu, yasama meclisinin işlerliği, eş zamanlı olarak Batı Şeria ve Gazze’de güvenlik güçlerinin iskeletinin yeniden oluşturulması dosyası ve hükümet konusu yer alıyor.
Önceki oturumda Fetih’in tavrını değiştirmediğini, bu dosyalarla ilgili bir adım bile atmadığını gördük. Bu oturumda ise hiçbir baskıya karşılık vermeksizin yeni tavırlarla gelmesini temenni ediyoruz. Çünkü biz, Filistin diyalogunun yoluna taş koyan dış güçlere boyun eğmekten çok halkımızın istekleri, sabitelerimiz ve amaçlarımıza karşılık vermemizin gerektiği ulusal bir aşamadayız.
İsrahaber: Başlangıçta götürdüğünüz dosyaların aynısını bu oturumda da tartışmak istediğinizi görüyoruz. Dr. Muhammed Zehhar’ın bir süre önce bahsettiği büyük stratejileri olan küçük mevzular nelerdir?
Halil el Hayya: Ben, askıda kalan dosyalardan bahsettim. Biz, bütün dosyalarda büyük başarı kaydettik. Bazı dosyalar tamamlandı. Bu dosyalar ise diyalogu zora sokuyor ve bunlar gerçekten stratejik dosyalar. Seçim kanunundan bahsettiğimizde bu Filistin demokrasisinin geleceğini ilgilendiren çok önemli stratejik bir mevzu olmaktadır. Örgüt dosyasında ise; 7 temel nokta üzerinde anlaşıldı. Sadece liderlik çerçevesinin oluşturulmasını içeren son nokta kaldı. Fetih, bu çerçevenin stratejik konuları tartışan, geçiş dönemi için kararlar ve tavsiyeler çıkaran Filistin halkının liderliği çerçevesi olarak içeriğini boşaltmak istiyor. Hükümet konusunda ise hükümet programında bir meseleyle karşı karşıyayız. Biz uluslar arası dörtlünün ya da İsrail’in diktelerine boyun eğecek bir hükümetle mi karşı karşıyayız.
İsrahaber: Basının “görev hükümeti”ni oluşturma olarak bahsettiği Mısır’ın sunduğu bir öneri vardı. Hamas bu öneriyi ve başka önerileri etüt ettiğini, görüş açısının netleştiğini ve bu görüşle Mısır’a gideceğini vurguladı. Mısır önerisinin yapısı nedir? Hamas’ın tepkisi ne olacak?
Halil el Hayya: Bizim bakış açımıza göre; geçiş hükümetine verilecek zaman kısa, onu bekleyen görevler ise büyüktür. Buna binaen biz bu dosyaları gerçekleştirecek bir hükümet istiyoruz. Hamas daha ilk günden itibaren bunu önermiştir. Ve bu konuda bize İslami Cihat, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Halk Cephesi Genel Komutanlık gibi çok sayıda grup katılıyor. Ama sorun Fetih’in ısrarla bu hükümetin siyasi programının olmasını istemesinden kaynaklanıyor. Bu da, hükümetin İsrail hükümetinin bugün yakasını kurtardığı örgütün imzaladığı anlaşmalara bağlı kalacağı anlamına geliyor.
Hamas tarafından yapılan teklif, bu siyasi sorundan çıkmak için “gelin bir hükümet kuralım ve bu hükümetin misyonu olsun” şeklinde ifadesini buluyor. Birçok ülke siyasi zamanlarda hiçbir siyasi meseleyle ya da devlet işleri haricindeki konularla alakası olmayan belirli görevleri bulunan hükümetler kuruyor. Biz, bunu diyalogun en önemli çıkış noktası olarak kabul ediyoruz. Ama ne yazık ki Fetih, Filistin halkı tarafından sınırlı destek gören bazı grupların da kabulüyle ısrarcı olmaya devam ediyor.
İsrahaber: ”Misyon/görev hükümeti” ya da Hamas’ın ortaya attığı hükümet Mısır’ınkiyle aynı. Bu da Mısır’ın bunu kabul ettiği anlamına mı geliyor?
Halil el Hayya: Hayır… Mısır “görev hükümeti” önerisinde bulunmadı. Bunu yapan Hamas’tı. Mısır son buluşmada gelecek dönemde Gazze’yi yönetmek için ortak bir komisyon oluşturulmasını önerdi. O gün bu öneri henüz netlik kazanmamıştı. Biz, Mısır’ın önerisini tartıştık, onu geliştirdik ve tartışılması için onu Mısırlı kardeşlerimize sunacağız. Hükümetin oluşturulması sorunundaki ara çözüm gibi bu önerinin de çözüme kavuşmasını ümit ediyoruz.
Bugün sorulan soru Fetih’in 26 Nisan’da yeni tavırlar sergileyip sergilemeyeceğidir. Biz bütün müzakerecilerin askıda kalan konular ve strateji, ideoloji ve inançtan uzak görevler haricinde yolun yarısını aştıklarını söylüyoruz. Ve biz önceden de şimdide yolun yarısını aşmak için gerekli olan şeyi ortaya attık.
İsrahaber: Hamas ve Fetih’in uzlaşmasıyla bu hükümet oluşursa imar ve ambargoyu kırma görevine başlayacak mı? Diğer meseleler ileriki bir zamanda tartışılmak üzere askıya mı alınacak?
Halil el Hayya: Biz, kapsamlı bir diyalogdan bahsediyoruz. Bir mesele üzerinde anlaşıp diğer meseleleri unutmayı kabul etmiyoruz. Bütün alanlarda diyaloga geçilmesini ve bütün dosyalarda anlaşmaya varılmasını istiyoruz. Hiçbir dosya diğerinden daha az ehemmiyetli değildir. Hükümet dosyası, örgüt dosyasından daha önemli değildir. Örgüt dosyası onları kontrol edecek güçler dosyasından daha az önemli değildir. Bu yüzden önceliklerimizi sıraya koyacak olursak ilk sırada herkesin evi ve Filistin halkının içerde ve dışarıda sığındığı kucak olan örgüt yer alır. Bundan sonra güvenlik konusu gelir. Çünkü güvenlik konusuyla bütün engeller aşılır. Üçüncü sırada ise anlaşmaları gözlemleyecek olan hükümet gelmektedir. Bu yüzden önemli görevleri yerine getirecek bir hükümet istiyoruz. Dördüncü sırada seçim kanunu gelir.
İsrahaber: 26 Nisan’da Fetih ve Hamas arasında gerçekleşecek diyalogun ne kadar sürmesini bekliyorsunuz ve Fetih kanadından karşılık bulacağınızı ümit ediyor usunuz?
Halil el Hayya: Zamansal olarak bakarsak Fetih’in önceki buluşmalardaki sert tutumunu bırakması ve diyalog için harici şartlardan vazgeçmesi koşuluyla bu konuların görüşülmesi 1 saatten daha az zaman alabilir. İki saatlik bir oturumda bütün dosyaları halledeceğimizi düşünüyorum. Fakat harici şartlara bağlı kalınır ve 1 ay önce sergilenen konumda bir değişiklik olmazsa diyalog için zaman tayin edemeyeceğimizi ve bu diyalogun başarısızlığa mahkum olacağını düşünüyorum.
İsrahaber: Diyalogun başarısız olması durumunda Hamas nereye yönelecek?
Halil el Hayya: Elimizde Gazze’yi imar ve ambargoyu kırma dosyası var. Halk savaşta ve savaştan sonra direndi. Fakat burada en kısa zamanda çözülmesi gereken sorunlar var.
Açık konuşmak gerekirse biz ulusal ittifakla bile olsa Gazze’nin imar edilmesi ve ambargonun kaldırılmasının yolunun açılacağını ummuyoruz. Bunun iki sebebi var: İlk olarak, biz bütün sözleşmelerden kaçmaya çalışan bir düşmanla ilişki içindeyiz. İkinci olarak, düşman esir mübadelesi başladığından beri ambargo uygulamaya devam ediyor. Bu sebepten ötürü Filistin uzlaşmasına varılsa bile bu durumun devam edeceğini bekliyorum.
Eğer Fetih’in inatçılığı ve tavizsizliği yüzünden başarısız olursak –Allah göstermesin- Hamas şuan olduğu gibi halkına karşı yerine getirmesi gereken ahlaki ve ulusal sorumluluğu omuzlayacak, halkının ihmal edilmesine müsaade etmeyecek ve ambargoyu kaldırıp şehrin yeniden imar edilmesi için bütün alternatifleri değerlendirecektir.
Bazıları imar konusunu Filistin halkının değerlerine zarar verecek tavizlerde bulunması için Hamas ve halkımız için bir şantaj aracı olarak kullanıyor. Bu yüzden ben diyalogun sonu başarısızlık olacaksa –ki bunu temenni etmiyoruz- geçen seneler boyunca sorumluluğu yüklendiğimiz gibi ümmetimizin diğer fertleriyle, insani duygular taşıyan ve halkımız karşısında sorumluluklarını omuzlamaya hazır olanlarla birlikte yeni alternatifler bulmaya çalışacağımızı söylüyorum.
İsrahaber: Gazze’deki durum ne zamana kadar böyle devam edecek? Bu ne savaş hali ne de barış. Bu hem hükümetin hem de Hamas’ın görevini tam olarak yerine getirmesine engel değil mi?
Halil el Hayya: İlk olarak, düşmanla aramızdaki durumun böyle olması normal. Yani bazı zamanlar olur savaş bütün ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla devam eder, sonra da anlaşmaya varılır ya da anlaşma olmadan savaş hali son bulur sular durulur. Bazen de ne savaş hali olur ne de başka bir şey. Bu düşmanlar arasındaki ilişki biçimidir.
Bugün bizim önümüzde, halkımızın çıkarlarını gözetmek, onu kollamak ve zararlardan korumak için bizden istenen rolü yerine getirmekten başka seçenek yok. Kim Hamas’ın harekete geçmediğini söylüyorsa ona şu cevabı veriyoruz: Hamas güvenlik planlarına göre hareket ediyor. Hamas, hükümet ve güvenlik güçleri sorumlu oldukları görevleri yerine getiriyor. Bu yüzden kim Hamas’ın elleri bağlı oturduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Halkını güvenlik altına almaya çalışan işgalci, Hamas’ı caydırıcılık dengesini korumaya zorluyor. Hamas’ın unsurlarının ve liderlerinin susup beklediğini düşünmek kuruntudur. Unsurlarımız, liderlerimiz ve her alandaki kadromuz ne yapacağı belli olmayan düşmandan beklentiler ve güvenlik boyutuyla alakalı düzenlemelere göre sorumlulukla hareket ediyor.
İsrahaber: Şuanda medyadaki analizcilere göre İsrail Gazze’de ikinci savaşa hazırlanıyor. Siz de savaş olmasını bekliyor musunuz? Hamas buna karşılık olarak ne yapmayı planlıyor?
Halil el Hayya: Biz, işgalciden her şeyi bekliyoruz. Önceki savaşın benzeri hatta ondan daha şiddetlisiyle bize saldırabilir. Bunu yapmasa bile direnişe kan kaybettirmeye çalışacaktır. Halkımız 60 seneden fazla bir süredir işgali ve onun bütün metotlarını yaşadı.
Biz bütün bu yorumları ve beklentileri ciddiye alıyoruz. Bunun karşılığında alternatifler sunuyor ve hazırlıklar yapıyoruz. Bu işgale direnmekten başka çaremiz yok. Biz oyun oynamıyoruz.
İsrahaber: Esir takası anlaşmasıyla ilgili yeni hareketlenmeler var mı?
Halil el Hayya: Bendeki bilgilere göre müzakereler Olmert’in açıkladığı gün belirli bir noktada durdu. Fakat resmi olarak takasın durmayacağını söyledi. Biz, buradan açık kapı bırakıldığını anlıyoruz. Fakat yeni hükümetin görevi devralmasından sonra hiçbir görüşme yapılmadı. Bazı kanallar yeni hükümetin bu alışverişle ilgili yeniden görüşmelere başlayabileceğini söylüyor.
İsrahaber: Hamas ve İzzeddin Kassam Tugayları liderleri özellikle içerdeki Filistinlileri Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın intikamını almak için yeni bir intifadaya hazır olmaya çağırdılar mı?
Halil el Hayya: Kudüs ve Aksa konusu daima intifadaları patlatan fırtına ve motor olmuştur. İşgalcinin, bu halkın haklarının çiğnenmesine kolay kolay izin vermeyeceğini ve mukaddesatını unutmayacağını bilmesi gerekir.
Ben, halkımızın Mescid-i Aksa’nın Yahudileştirilmesi çalışmalarına karşı yeniden intifada gerçekleştirmesini uzak bir ihtimal olarak görmüyorum. Hiç kimse İsrail’in uygulamaları, Batı Şeria’daki direnişe baskı uygulama ve her yerde Filistin halkını muhasara etme girişimleri karşısında bu halkın boyun eğmesinin ve teslim bayrağını çekmesini mümkün olduğunu düşünmesin.
İsrahaber: İsrail’in Kudüs ve Aksa’da faaliyetlerine devam etmek için Filistinlileri ve Hamas da dahil Filistinli grupları imar dosyası ve insani dosyalarla meşgul ettiğini düşünmüyor musunuz?
Halil el Hayya: Açıkça söylüyorum; düşmanımız farklı rollere girebilir. Fakat kim demiş Hamas oyalandı ve külli meseleleri cüzilerle değiştirdi. Biz, seçimlerden sonra hükümeti devraldığımızda hükümet işiyle örgütün işini birbirinden ayırdık. Hükümet tabii rolünü üstlendi ve Hamas Batı Şeria ve Gazze’de bütün görevlerini yerine getiren bir örgüt olarak kaldı.
Kim demiş ki biz Kudüs’ü bıraktık diye. Fakat soralım kim direnişin yoluna takoz koydu ve Batı Şeria’daki Filistin halkını direnişten alıkoydu? Bu kişiler ne yazık ki direnişi takibat altına almış olan Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçleridir. Eğer Batı Şeria’da takibat altında olmayan gerçek bir direniş olsaydı işgalcinin Mescid-i Aksa’ya doğru ilerlemesine izin vermezdi.
Bu yüzden Aksa’nın başına gelenler güvenlik güçlerinin, Selam Feyyad hükümeti ve Fetih hareketinin takibatının tabii bir sonucudur. Çünkü onların Hamas, Cihat ve hatta Fetihlilerden bazılarını takibata almaları işgalci ile yerleşimcileri Kudüs’ün Yahudileştirilmesi yönünde harekete geçirmiştir. Bu yerleşimciler direniş olduğunu ve onun adamlarının silah taşıdığını bilselerdi buna cüret etmezlerdi.
Bu yüzden ben Batı Şeria ve Kudüs’te olan Yahudileştirme ve yerleşim faaliyetlerinin, direnişin takibata alınması ve sırtından vurulmasının bütün sorumluluğunu taşıyorum. Ne yazık ki direnişe göz açtırmayanlar basının karşısına geçip direnişin sırlarını ortaya döküyorlar ve direnişçileri takip etmekle övünüyorlar.
İsrahaber: Bazı kişilerin yerleşim yerlerine saldırmasını ve Hamas’ın öğrenci seçimlerindeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Halil el Hayya: Halkımız hak ve dava sahibidir. Bu halk bütün toplumsal, ferdi, örgütsel ve örgüt dışı yollarla direnme hakkına sahiptir. Nerede olursa olsun Filistin halkının işgalciye sopa, bıçak, tırnak, silah ve kurşunla direnme hakkı vardır. Bu kanunun ve yasaların ona verdiği bir haktır.
Biz bunu teşvik ediyoruz. Örgütler olarak direnişin takibata alınmasının tabii sonucu olarak kendine uygun gördüğü şekliyle direnen gruplar ortaya çıkar. Şimdi olan budur. Bu durum işgalciyi belki de örgütün operasyonlarından daha fazla endişelendirmektedir. Çünkü her bir Filistinli saatli bir bomba olabilir. Bu yüzden biz Filistin toprağının neresinde olursa olsun işgale direnen eylemi takdir ediyor, saygı duyuyor ve teşvik ediyoruz.
Onca takibata, tutuklamalara, harekete mensup kişilerin takip edilmesine, bugün öğrenci, üniversite hocası, imamlar, sendikacılar ve belediye başkanlarından oluşan 600’den fazla kişinin tutuklanmış olmasına rağmen Hamas’ın konumunun zayıflatılması mümkün değildir. Halkımız bu mesajı Gazze’deki yardım ajansının seçimlerinde ve üniversite seçimlerinde vermiştir. Bu, Hamas’ın ilerlediğini gösteren bir mesajdır. Ambargo koymak ve yeniden yapılanmayı engellemek için yapılan bütün uygulamalar Hamas’ın halk desteğini zayıflatamaz.
İsrahaber: Ürdün ve diğer Arap ülkeleriyle ilişkiniz nasıl?
Halil el Hayya: Biz sürekli olarak bütün Arap kardeşlerimizle ve Ürdün’le iyi ve dengeli ilişkiler içinde olmaya özen gösteriyoruz. Bu yüzden yeryüzünde işgalci dışında kimseyle husumetimiz yok. İşgalciyle de sadece kendi topraklarımızda savaşırız. Açıkça ifade edeyim ki; ümmetimizin, komşu ülkelerin, İslam ve Arap dünyasının ve dünyadaki hür insanların direnişe engel olmamaları hakkımızdır. Biz savaşırken Hamas için savaşmıyor, Müslümanlar ve Arapların davası olan Filistin davası için savaşıyoruz. Bu yüzden biz Araplık, Müslümanlık ve direniş hakkımızla onların bize köstek değil destek olmalarını istiyoruz. Bu açıdan bütün Arap kardeşlerimizin direnişe destek olanları tutuklama ve hüküm vermeyi bırakıp direnişe lojistik destek sağlamaya engel teşkil etmemelerini talep ediyoruz. Direnişimize devam edeceğiz ve hiç kimseye düşman olmayacağız. Onlar bizim kardeşlerimiz ve bizim onlar üzerinde hakkımız var. Eğer kabul ederlerse ümmetin razı olacağı bir konuma yükselirler yok eğer kabul etmezlerse hakkımızı aramaktan başka yapacak bir şeyimiz yok. Hakkını arayan kişiye ise yaptığı zarar vermez.
İsrahaber: Mısır’ın Rafah sınır kapısını açmamaktaki ısrarını ve Hizbullah ile Mısır arasında yaşanan “silah kaçakçılığı” krizini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Halil el Hayya: Uluslar arası kanun, doğal felaket anında komşu ülkelerin bu insanlara sınır kapılarını açmalarını zorunlu tutuyor ki bu kişiler buralardan kaçsınlar ve kaçtıkları ülkelerde kendileri için kamplar kurulmasını istesinler. Biz, hiç kimseden bizim için kamp kurmasını istemiyoruz. Biz toprağımızdan çıkmıyoruz. Ama uluslararası kanun komşu ülkeleri doğal felaketlerle karşılaşmış bu ülkeye yardım etmeye mecbur ediyor. Filistin halkı için ambargodan, ölüm açlığına terk edilmekten daha büyük bir felaket olabilir mi?
Ümmetten istediğimiz sadece sınırları açmaları değil, bütün güç ve direniş araçlarıyla bize yardım etmeleridir. Kaçakçılığın yapıldığı tüneller can ve mal kaybının büyük olmasına rağmen, ihtiyaç duyduğu şeyin peşine düşmesi bakımından ambargo uygulanan bir halkın en tabii hakkıdır.
Bu sebeple biz dünyadaki kardeşlerimizden bizi cezalandırmalarını değil, yolu bizim için yürünebilir hale getirmelerini, destek vermelerini ve direnişin ihtiyaç duyduğu her şeyi ülkeye sokmada yardım etmelerini istiyoruz. Bununla birlikte biz, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmıyoruz. Hata onların bizim üzerimizdeki hakkı, onların güvenliğini korumamızdır. Bu açıdan Hamas hiçbir ülkenin güvenliğin ihlal etmez hatta biz kendi ülkemizin güvenliğini korumaya çalıştığımız gibi onlarınkini de korumaya çalışırız.
Bizim onlar üzerindeki hakkımız ise; gece gündüz silah girişine izin vermeleridir. Bu bizim tabii hakkımızdır. Eğer bunu yapamazlarsa en azından direnişe destek verenlere ve onun ülke içine soktuklarına göz yumsunlar. Bu, kardeşlerimiz üzerindeki en tabii hakkımızdır.
isra haber
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|