MAZLUMDER İstanbul Şubesi "Suriye İnsan Hakları Raporu"nu, 2 Şubat Hama katliamının yıldönümünde yapılan basın toplantısı ile açıkladı.
Raporla ilgili kısa bir bilgilendirme yapan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Av. Cihat Gökdemir; "amaçlarının, Suriye’de yaşanan ihlallerin gündeme gelmesi ve gerek Kürtler gerekse yurt dışında yaşayan diasporanın durumunun iyileştirilip Suriye'ye dönüşlerinin sağlanmasını, hapishane şartlarının düzeltilmesini sağlamak ve ceza sisteminin yeniden gözden geçirilmesini tavsiye etmek" olduğu söyledi.
Av. Cihat Gökdemir, "Suriye ABD'nin Şam'da elçilik açmasını kısa süre önce kabul etti. ABD, elçilik açtığı ülkelerde diplomatik misyonu dışında özellikle muhalif guruplarla hiçbir zaman temasını koparmayıp bu guruplar üzerinde "insan hakları" söylemini de politik bir amaç uğruna kullanarak çeşitli karışıklıklara neden olmaktadır. Biz komşumuz Suriye'yi bu tehlikeye karşı uyarıyor ve haklarını ihlal ettiği kişi ve gurupların mağduriyetlerini kısa zamanda çözmeden ABD elçiliğine musaade etmemesini bekliyoruz. Suriye raporda belirttiğimiz insan hakları ihlalleriyle yüzleşmeden medeni bir dünya devleti olamayacaktır" dedi.
Av. Cihat Gökdemir, "MAZLUMDER'in eline ulaşmış 5.000 kişilik kayıp listesi mevcuttur. Suriye hükümetine bu listeyi ulaştırarak bu kişilerin akibetlerini resmi yoldan sorduk ve cevap bekliyoruz. Ayrıca Suriye cezaevlerinde iddia olunan insan hakları ihlallerini gözlemlemek amacıyla talep ettiğimiz izni de çeşitli bürokratik engellerle oyalayan Suriye yönetiminden talebimize olumlu cevap vermesini bekliyoruz. Uzun yıllardır Kürt nüfusa yönelik baskıların 2004 Kamışlı olaylarından sonra daha da şiddetlenmesini ise, Beşşar Esad'ın reformcu söylemine aykırı buluyor, şimdiye dek Suriye devletine karşı silahlı bir mücadeleye hiç girişmeyen Kürt nüfusa yönelik baskılardan da biran önce vazgeçmelerini bekliyoruz" dedi.
Basın bildirisini okuyan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ise "Suriye’de birçok insan hakları sorunu bulunmakla beraber başlıca sorunların Kürt nüfusa yönelik ayrımcı uygulamalar, diasporada 2.000.000 civarındaki Müslüman Kardeşler üyesi ve ailelerinin Suriye'ye dönememesi, cezaevlerindeki hak ihlalleri ile Suriye'deki insan haklarına aykırı mevzuat ve hukuk sisteminden kaynaklandığını" söyledi.
Ahmet Faruk Ünsal, "Suriyeli yetkililerin de bu toplantıya çağrıldığını" hatırlatarak yetkililere, "başta 49 sayılı yasa olmak üzere diğer insan haklarına aykırı yasaların yürürlükten kaldırılması, bu yönde yargı reformu yapılması, hapishane ve gözaltı merkezlerinin insan hakları örgütlerinin denetimine açılması" için çağrıda bulundu. "Hama ile başlayan süreçte bugüne kadar kaybolmuş kişilere ilişkin Suriye yönetiminin daha şeffaf politika izleyerek bu kişilere dair kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini" belirten Ünsal, “ihlallerde başlıca rol almış sorumlular yargı önüne çıkarılmalı, mültecilerin geri dönüşü sağlanmalı, maktullere iade-i itibar verilmeli, mağdurlara ilişkin telafi edici işlemler yapılmalı, Kürtlere yönelik temel haklar iade edilmeli ve vatandaşlık sorunu çözülerek her türlü ayrımcılığa son verilmeli” dedi.
Toplantıda söz alan İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Komitesi Başkanı Welid Saffour ise "MAZLUMDER’e konuya olan duyarlılığından dolayı teşekkür ederek, Suriyeli ve Türkiyeli yetkililerin artık bu sorunun çözümü için harekete geçmesi gerektiğini" söyledi.
Welid Saffour, "Müslüman Kardeşler hareketi mensubu ailelerin muhacir olarak bulundukları ülkelerde çok büyük sıkıntılar yaşadığını ve Suriye'ye artık dönmek istediklerini, Suriye yönetimine ulaştırdıkları iyiniyet taleplerinin şimdiye dek cevapsız kaldığını, Suriye'de askerlik yapan Kürt gençlerin askeriyede de çok büyük ayrımcılığa maruz kaldıklarını ve elinde sadece Kürt oldukları için askerlik vazifesi sırasında öldürülen 25 Kürt gencinin listesinin olduğunu" belirtti.
Toplantıya katılan Kürt ve Arap tanıklar Suriye İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Walid Saffour, Kürt Edebiyatçı Halim Yusuf ile Hama Katliamı tanıkları olan Al-Halabiya ve bayan Musef Hasan ise Suriye’de yaşadıkları sıkıntıları ve hikâyelerini paylaştıktan sonra Suriye'ye en yakın zamanda dönmek istediklerini belirttiler.
Toplantı, basın mensuplarının sorularına verilen cevaplar ile son buldu.
*MAZLUMDER GENEL BAŞKANI AHMET FARUK ÜNSAL'IN BASIN AÇIKLAMASI TAM METNİ*
2 Şubat 1982 Hama Katliamı ve Suriye’de İnsan Haklarının Genel Durumu Bugün, 2 Şubat 1982 de işlenen Hama katliamının yıldönümü. Bu katliam yakın tarihimizin bölgemizde yaşanmış en acı olaylarından biridir. Bugüne kadar Hama katliamıyla ilgili yeterli bilgi elde edilememesinden dolayı yaşanan bu üzücü olayla ilgili yeterli adım da atılamamıştır.
2 Şubat 1982 günü Hama’da başlayan bombardıman 21 gün ve gece boyunca sürmüş bu süre zarfında 3412 kişi hayatını kaybederken 5923 kişi de yaralanmıştır. Saldırılardan sonra başlayan tutuklamalarda 13-70 yaş arası erkekler şehirde tutuklanmış birçoğundan bir daha haber alınamamıştır. O günlerde gözaltına alındıktan sonra kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan insan sayısı 20 binden fazladır. Operasyon sadece Hama’da değil Suriye’nin tüm şehirlerinde gerçekleşmiş ve tüm ülkede büyük insani trajedilerin yaşanmasına sebep olmuştur. Olayların yaşandığı günler ve takip eden günler boyunca tüm ülkede ölen insan sayısı Uluslararası Af Örgütü’ne göre 25 binden fazla, muhalif kaynaklara göre ise 70 bin civarındadır.
Katliamdan sonra 800.000 kişi ülkeyi terk etmek zorunda kalmış ve o gün ülkesini terk eden insanların sayısı bugün yaklaşık 2 milyona ulaşmıştır. Halen diasporada yaşayan bu insanlar ülkelerine dönememektedirler. Hama olaylarının olduğu esnada henüz hayatta olmayan Hamalı ailelerin çocukları ve torunları da ülkelerine dönememektedirler. Suriye yönetimi uluslararası topluma bu kişilerin dönebileceğini söylemesine rağmen bugüne kadar geri dönen insanlardan yaklaşık 1000 kişi tutuklanmış ve halen hapiste bulunmaktadır.
21 gün süren olaylarda 38 cami, 2 kilise ve 52 eczane yıkılmış şehirdeki dükkânların tamamı yağmalanmıştır. Olaylarda Suriye askerleri tüm sivil yerleşim yerlerini basarak sivillerin can ve mal kaybına neden olmuştur. Yaşanan katliamda Baasçı Esad Rejiminin hedefi sadece Müslümanlar değildir. Şehirdeki Hıristiyan nüfus da aynı şekilde saldırılara maruz kalmıştır.
Suriye’de halen yürürlükte olan bazı yasalar ülkedeki hukuksuzlukların en önemli kaynağıdır. Olağanüstü hal yönetiminin halen geçerli olduğu ülkede uygulanmakta olan kanunlar insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı kanunlardır.
Halen yürürlükte olan insan haklarına aykırı ve çeşitli baskı unsurları içeren kanunlar şunlardır:
• Güvenlik Yasası ( 22 Aralık 1962)
• Devrim Koruma Yasası ( 17 Ocak 1965 )
• Devlet Güvenliğini Sağlama Yasası ( 14 Ocak 1969 )
• Askeri Mahkemeleri Düzenleyen Yasa ( 17 Ağustos 1967 )
• Devlet Güvenlik Mahkemelerini Düzenleyen Yasa (28 Mart 1968 )
• 13 Mart 1973’te kabul edilen Suriye Anayasası
• 49. Sayılı kanun ( 7 Ağustos 1980 )
• Devlet kurumlarında çalışmayı düzenleyen 39 Sayılı Kanun (15 Ağustos 1981)
Bu yasalar içerisinde en çok ihlale neden olan ise ‘49. Yasa’ olarak bilinen ve halen yürürlükte olan yasadır. ‘49. Yasa’ Müslüman Kardeşler Teşkilatına üye olmayı büyük bir suç olarak kabul etmekte ve bu kişileri idamla yargılamaktadır. Yasa gereği halen idamla yargılanan birçok Teşkilat mensubu idam cezası yerine müebbet, ağırlaştırılmış hapis ve çalışma yasağı gibi yaptırımlarla da cezalandırılmaktadır.
Suriye’de Kürtlere karşı da çeşitli siyasi sosyal ve kültürel baskılar bulunmaktadır. Kürtlere yönelik uygulanan kimlik ayrımcılığı ise tarihsel anlamda sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Suriye’de yaşayan yaklaşık 1,5 milyon Kürt’ten 350.000’den fazlası ülke vatandaşı sayılmamakta ve kendilerine verilen kimliklerde yabancı diye gözükmektedirler. Bu statüye sahip olan Kürtlerin seçme-seçilme, mülk edinme, devlet dairelerinde memur veya işçi olarak çalışma, devlet hastanelerinde tedavi görme ve seyahat etme gibi hakları mevcut değildir. "Ecanib” statüsünde olan Kürtler resmi nikâhla Suriye vatandaşlarıyla evlenemedikleri gibi, dini nikâhla yaptıkları evlilikler sonucu doğan çocuklar “Ecanib” statüsünden bile sayılmamakta ve “Maktumin” (kayıt dışı) statüsünde gözükmektedirler. “Maktumin” statüsünde olanların ise hiç bir kimlik kartları olmadığı gibi, nüfus kütüklerinde haklarında hiçbir bilgi yoktur. “Maktumin” statüsündeki çocukların okullara kayıt yaptırabilmesi için siyasi şubeden izin almaları gerekmektedir. İzin alma süreci ise çok meşakkatli olduğundan bu statüdeki çocuklar arasında okula gitme oranı çok düşüktür. Bu da, devletin Kürtleri eğitimsizleştirme politikalarından biridir. Ülkede Kürtler arasında “Ecanib” ve “Maktumin” statüsünde olanların toplam sayısı 350.000’i aşmaktadır.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, 2000 yılında iktidara geldiği ilk günlerden itibaren bu sorunu çözeceğini vaat etmiştir ama şu ana kadar herhangi bir gelişme olmamıştır. Suriye’de Kürtlere karşı uygulanan bu ayrımcı politika İnsan Hakları Örgütleri tarafından kaygıyla takip edilmekte ve ayrımcılığın bir an önce sonlandırılması talep edilmektedir.
Hâlihazırda Türkiye ile ilişkileri her geçen gün gelişmekte olan Suriye’nin uluslararası alanda kendine saygın bir yer bulabilmesi için, insan hakları alanında atması gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Kürtlere yönelik ayrımcı politikaların sona ermesi; Müslüman Kardeşler Teşkilatı ile ilgili yasaların değiştirilmesi ve yurt dışında halen mülteci olarak yaşayan muhaliflerin dönüşünün önünün açılması; haksız tutuklama, işkence ve gözaltlılarla ilgili uluslararası hukuka uygun düzenlemeler ve reformlar yapılması gerekmektedir.
Yapılacak olan reformların ve atılacak adımların sadece sözde değil gerçekçi ve inandırıcı olması gerekmektedir. İnsan hakları alanında gerekli düzenlemeleri yaparak kendi iç unsurlarıyla barışan Suriye’nin, aynı zamanda bölge ve Dünya barışına da olumlu katkı sağlayacağı bir vakıadır. MAZLUMDER olarak hazırlamış olduğumuz Suriye İnsan Hakları Değerlendirme Raporu’nun; Suriye kökenli PKK mensuplarını affederek Türkiye’deki Demokratik Açılım sürecine katkı sağlayacağını ifade eden Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Demokratik Açılım’ı kendi ülkesinde de başlatmasını sağlayacağını umuyoruz.
MAZLUMDER, Suriyeli yetkililere:
• 49. Sayılı Yasa ve diğer insan haklarına aykırı yasaların yürürlükten kaldırılmasını ve bu yönde yargı reformu yapılması,
• Hapishane ve gözaltı merkezlerinin insan hakları örgütlerinin denetimine açılması,
• Hama ile başlayan süreçte bugüne kadar kaybolmuş kişilere ilişkin Suriye yönetiminin daha şeffaf politika izleyerek bu kişilere dair kamuoyunu bilgilendirmesi, ihlallerde başlıca rol almış sorumluların yargı önüne çıkarılması, mültecilerin geri dönüşünün sağlanmasını, maktullere iade-i itibar yapılması, mağdurlara ilişkin telafi edici işlemlerin yapılması,
• Savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmayacağı gerçeğini göz önünde bulundurulması, ulusal yargı mekanizmalarıyla adaletin tesis edilememesi halinde Ruanda ve Serebrenica örneklerinde olduğu gibi uluslararası seçeneklerin gündeme gelebileceğinin dikkate alınması,
• Kürtlere yönelik temel hakların iade edilmesi, vatandaşlık sorunun çözülmesi ve her türlü ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunuyor.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı
isra haber