Ana Sayfa Türkçe English Rss

Güney'in Ayrılması Mı Sudan'ın Bölünmesi mi?

Makale

- 28.10.2010, 09:01:55

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Güney'in Ayrılması Mı Sudan'ın Bölünmesi mi?
Sudan bugün Arap-İslam kimliğinin uçuruma yuvarlanmasına sebep olabilecek bir yol ayrımında duruyor.
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

Güney’in ayrılması çağrısında bulunulan gösteriler ise, İngiltere’nin ektiği Amerikalılar ile Siyonistlerin desteklediği ve gelişmesi için Arap güçlerin ihmal ettiği şeytani bitkinin acı meyvelerinin neler olduğunu açıklamak için şekli olarak yapılacak referandumun sonucunu kesinleştirmektedir. Arap güçler bu bitkinin kökünü kazımalı ya da gelişmesini durdurmalıydı ama ne yazık ki bunu yapmadılar.

Ayrılıkçı hareketin ithamları, Hartum’da başa gelen hükümetleri Güney’i ihmal etme ve bu sorunu ortaya çıkaran sömürgecinin gidişinden sonra ulusal entegrenin sağlanmasında başarısız olmanın sorumluluğundan muaf tutmuyor. Öte yandan ayrılma isteğini alevlendiren ve destekleyen ve bazen dini etken bazen de marjinal gruplar üzerinde oynayan harici rolü görmezden gelmek de mümkün değildir.

Tarihi bir göz atalım: İngiltere 1946’da Sudan’ın kuzeyinin Mısır’ın bir parçası olarak kalmamasına çalıştı ve bu uğurda Sudan’ın geniş ve büyük bir devlet olarak bırakılmasına mecbur kaldı. Bu, Sudan’ın Mısır topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak kalması için Mısır’ın yaptığı baskılara karşı koymak içindi. İngiltere Kuzey’in Mısır’a dâhil olmayacağından emin olmuş olsaydı Sudan’ı kuzey ve güney olarak kendi ayırırdı.

Bu ve bunun benzeri sebeplerden ötürü sömürgeci, o vakit kuzeyi güneyden ayıracak etkenleri güçlendirmek, aynı ülkenin evlatları arasındaki düşmanlığı beslemek, iki taraf arasında güvensizlik ortamı oluşturmak için komplolar ve tuzaklar kurmak ve Hıristiyan örgütlerin etkinleştirilmesiyle eş zamanlı olarak Arapçanın yaygınlaşmasını engellemek için dini, kabilevi ve etnik anlaşmazlıkları kullanarak kirli siyasetine yön verdi. Bunun sonucunda da kuzeydeki Arap-İslam kimliğine karşılık Güney’de putperest ve Hıristiyan bir kimlik oluştu. Bu da nihayetinde 1955 ayaklanmasından bu yana savaşların sürmesine sebep oldu.

Buna ek olarak, Güney’deki kadro ve liderlerin büyük çoğunluğu, küçük yaştan itibaren onlara gerçek kimliklerinin Arap ya da Müslüman değil Afrikalı Zenciler olduğunu öğreten misyoner okullarında yetiştiler. Oysaki Güney, Katolik, Protestan, putperest, ağaç ve timsahlara tapanların yanısıra Müslümanların da bulunduğu farklı mezheplerden oluşuyordu.

Verilen bu ön bilgiler bizi artık çok yaklaşan referandumun beklenen sonuçlarını okumaya sevk ediyor:

1-İlk ihtimal: Birleşik Sudan


İsyan hareketinin edebiyatı (Sudan Halk Kurtuluş Hareketi) “Birleşik Laik Demokratik Sudan” ismi altında Sudan’ın birleşik olarak kalması fikrini ortaya attı. Bu, kıtadaki en uzun sivil savaşları çıkartan John Garang’ın hareketine de ismini veren Sudan’ın kurtuluşunu gerçekleştirme düşüdür. Tabi ki bu alternatif, Arap-İslam kimliğini yok ettiği ve net bir laiklik içerdiği için hem Kuzey’in hem de Güney’in Müslümanları tarafında kesinlikle reddedilmektedir.

Hartum ise, hiç kimseye dayatmaksızın Güneylilerin kendi özel kimliklerini koruyarak birleşik kalma seçeneği üzerinde duruyor. Başkan Beşir, ayrılığın Güneylilerin çoğunun değil sadece elit kesimin seçeneği olduğuna işaret ediyor ve “Adil ve özgür bir referandumda seçme hakkı verildiği takdirde Güneyliler için karlı seçenek birlik olacaktır.” diyor.

Bazıları Amerika’nın -aksini gösterse de- bölgedeki çıkarlarını korumanın ve Bill Clinton’ın Beyaz Saray’da olduğu zaman Amerikan hükümetinin sunduğu projenin tamamlanmasının yanısıra her iki taraftan da çıkar elde etmek amacıyla Sudan’ın birleşik kalması için çalışacağını düşünüyor. Bu proje, Sudan’ın “Büyük Afrika Boynuzu” olarak bilinen plan dâhilinde Arap dünyasından tamamen kopartılması ve Kuzey sınır hükümetinin iddia edilen boynuz olması planından ibarettir.

Bu zikredilenlere ek olarak, Güney’in ayrılması -eğer olursa- Mısır devletiyle olan şanlı tarihine kavuşması için Kuzey’in önünde kapı açacak. Gözlemciler, Hartum’un kara kıtanın kuzeyindeki kardeşleriyle tam bir dayanışmaya girmesi için yeni ufuklar açılacağını düşünüyor.

Ama Kuzey buna karşılık Güney’de Abyei bölgesinin, ihracat gelirleri 2008 rakamlarına göre ulusal bütçenin %60’ından fazlasına tekabül eden petrol gelirlerini de kaybetmiş olacak. Sınırların çizilmesinden sonra Kuzey petrolden nasibini alamadığı zaman bu kaybı yaşayacak.

İşi daha da kötüleştiren şey, bazı Güneylilerin boru hattını Kenya’nın Mombasa Limanı ile uluslar arası pazarlara uzatmayı düşünmesidir. Bu ise Kuzey topraklarından Port Sudan’a geçişi engellemek için yapılmaktadır.

2-İkinci ihtimal: Güney’in ayrılması

Ayrılık seçeneği Güney’in yararına değildir ve Güney’deki cuntanın bu adımı atması şaşırtıcıdır. Onlar rahat ve sıcaklık isteyerek ateşe doğru kanat çırpan kelebekler gibidirler ve bu ateşin onları yakacağını bilmemektedirler. Şimdi zikredeceğimiz hususlar burada kastedilen manayı açıklayacaktır:

1-Afrika Birliği’nin kuruluş beyanının “Sömürgecinin gidişinden sonra bütün ülkelerin siyasi sınırlara saygı duyması” şeklinde dile getirdiği Afrika tüzüğünün ayrılığı reddediyor olması.

2-Güney, petrol kaynaklarına güveniyor oysa onları birbirinden ayıran şeyler birbirine bağlayan şeylerden daha çoktur. Üstelik petrolün laneti onlara da uzanacak ve güney kabileleri arasında petrol gelirleri nedeniyle çıkacak olan bölgesel çatışmaların ateşiyle yanacaklar.

Ayrılıktan Sonraki Durum

Ayrılık seçeneğinin Güney halkının seçeneği olmadığını vurgulamak boşuna olmayacaktır. Bu sadece paralı elitlerin seçeneğidir. Burada cahillik ve ümmilik hâkim ve pek çok grubun ne ayrılıkla ne de birleşmeyle ilgilendiği yok. Buna ek olarak Güneylilerin %18’i Müslümanlardan oluşuyor -resmi olmayan istatistiklere göre- ve onlar da doğal olarak birleşme lehine oy kullanacaklar.

Ayrıca Güney Partileri Diyalog Konferansı ayrılık isteği hakkında konsensüse gidilmesinde başarısız oldu. Bu durum, geçmişte hareketine karşı silahlanmış olan partileri affeden Başkan Salva Kiir’in yani Halk Hareketi’nin hayal kırıklığına uğramasına sebep olacak.

Dinka, Nuer ve Shilluk kabileleri arasında sivil savaş çıkması bekleniyor. Şuan otoritede ve kaynaklar üzerinde söz sahibi olan Dinka kabilesidir. Peki, diğer kabileler hem otoritenin hem de kaynakların Dinka’yla paylaşılmamasına razı olacaklar mı?

Afrika’yla ilgilenenler ayrılık hastalığının komşu ülkelere yayılmasına, sonrasında da Sudan’la komşu ülkeler arasında savaş çıkmasına ve mülteciler ile göç edenlerin sorunlarının büyümesiyle birlikte çekilen sıkıntıların artmasına karşı uyarıyorlar.

Askeri olarak Güney ordusunun çoğunluğu Güney sınırını güvenlik altına almak için orman ve korulara dağılmış durumdadır. Bu da, Güney’in özelliklede halen Güney Sudan ormanlarında, Kuzey Uganda, Kongo’yla sınır olan bölgeler ve Orta Afrika Cumhuriyeti bölgesinde karışıklık çıkaran (Rabbin Direniş Hareketi) saldırıya geçtğinde güvenlik durumunda zayıflamaya sebep oluyor.

Doğal olarak, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi liderleri Hartum hükümetini Rabbin ordusunu desteklemekle itham etmekten geri durmuyor. Hartum hükümeti ise bunu kökten reddediyor.

Bahsedilen bu noktalar ayrılık hanesine yazılıyor -oylama ayrılıktan yana olursa- ve bu durum doğduğu andan itibaren başarısız olacak bir devletle sonuçlanacak.

Kriz İşaretleri ve Ortamın Gerilmesi


Geri sayımın başladığı ve referandum tarihinin yaklaştığı şu günlerde, Hartum’un sınırlar çizilinceye kadar referandumun ertelenmesi çalışmalarına karşı uyarıda bulunan Güneylilerin sesi yükselmeye başladı. Hartum hükümeti de, hangi tarafa yöneleceklerinin belli olması için petrol bölgelerinin kaderinin tayin edilmesine kadar refeandumun ertelenmesi gerektiği üzerinde duruyor. Güneyliler de referandumu tek taraflı olarak yapmak ve doğal olarak da tek taraflı olarak ayrılığı ilan etme tehdidinde bulunuyorlar. Kıtanın kuzeyinde Libya lideri Kaddafi ise televizyon ekranından, Güney Sudan’ın ayrılmasının bütün bir Afrika kıtasının parçalanmasına sebep olacağını söylüyor.

Salva Kiir Hartum hükümetinin referandumu erteleme çalışmalarına karşılık olarak Ruanda tarzı katliamlarla -bir milyon kişi ölmüştür- tehdit ediyor. Sudan hükümeti Güney hükümeti başkanının referandum öncesi güney-kuzey sınırına uluslar arası güç konuşlandırılması isteğini reddediyor ve bu isteğin mantığa aykırı olduğunu ve garip kaçtığını ifade ediyor.

Beklenen Etkiler ve Bekleyen Sorunlar

Güney’den yükselen sesler, iki ülke arasında konfederasyon kurulması çağrısı yaptı ve partiler Konferansı’na bu nakledildi. Ancak bu konfederasyonun ayrıntıları Pagan Amun’un ifadesine göre referandum sonrasına ertelendi.

Sudan’ın dış borç hacmi 35 milyar dolardır. Kuzey ve Güney’in bu borç hacminden alacağı hisse üzerinde anlaşmak ise çok zor bir iştir. Öyle ki Güneylilerin, Hartum’un Güneylilerle savaşa girerek bu batağa saplandığı iddiasıyla borç sorumluluğundan kaçmaya çalıştıkları görünüyor.

Mısır’ın Su Güvenliği


Mevcut krize göre Mısırlı akademist İbrahim Nasruddin, Güney Sudan’da bir devlet kurulmasının Nil kaynakları ve Mısır’ın payı üzerinde çok büyük tehlike oluşturmadığını düşünüyor ve “Güney Sudan yağmur suyuna ek olarak Nil suyundaki normal hakkını kullanacaktır. Sorun suyun azlığı sorunu değildir. Kullanılacak suyun oranı %5’i geçmez. Asıl sorun bu suların tamamlayıcı bir yöntemle yönetilmesi ve diğer ülkeleri zarara sokmaksızın iyi kullanılmasında gizlidir” dedi.

Mısır’ın benimsediği ve Nil sularının bataklık bölgelerinde yokolmasını engelleyerek ormanlık alanlarda kaybolan 7 milyar m³ suyun geri kazanımını sağlayan kanalın bölünmesini hedefleyen Güney’deki Jonglei Kanalı projesi durduruldu.

El Mısrıyyun gazetesi yazarı Nacah Şuşa'nın bu analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.

isra haber




Yazdır
DİĞER HABERLER
Ali Bulaç: Tarihi Tekerrür Ettirmeyelim
Suriye'de Akan Kan da Türkiye Cumhuriyeti'nin de Payı Var
"Mavi Marmara'nın Rafa Kaldırılmasına Neden Sessiz Kaldınız?"
Filistinli Prof. Kasım'dan Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Ateş Çukurunun Etrafında
Tahrir'de Değişen Ne?
Artık, Suriye ile Savaş Halindeyiz!
Akif Emre: Suriye'nin Geleceği Suriyelilere Bırakılmayacak
"Suriye Rejiminden Bir Komplo Daha"
Hamanei'nin "Mısır Devrimi Hutbesi"
Tasfiye Dergisi
ÇOK OKUNANLAR : Makale
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb