|
|
Gannuşi, Arap Devrimlerini Değerlendirdi |
Mısır - 02.08.2011, 15:23:03 |
|
|
|
|
Nehda Hareketi lideri Dr. Muhammet Raşit el-Gannuşi, Mısır'da yaptığı konuşmasında Arap devrimlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
israhaber / Esra YOLCU
-İslam Ümmeti liderliğe giden yolda ilk adımı attı.
-İslam Projesi kapsamlı bir projedir ve bu projeyi laikleştirmeye çalışan girişimler devam etmektedir.
-İslam’da toplum, yönetici üzerinde egemenliğe sahiptir.
Müslüman Alimler Birliği Genel Başkanı Yardımcısı ve Nehda Hareketi lideri Dr. Muhammet Raşit el-Gannuşi yapmış olduğu konuşmada, “Yüreklerinde özgürlük değerlerinin derinleştiği devrimci Arap halkı bundan sonra asla zulmün, kendi dünyasına geri dönmesine izin vermeyecektir. Arap ve İslam dünyası bu İslami ve milli hareketler sayesinde çok önemli bir aşamadan geçmektedir. Böylece ümmet liderlik ve kalkınma yolunda yeni bir açılımın içine girmiştir” dedi.
Ezher Mezunları Birliği tarafından Ezher'in konferans salonunda gerçekleştirilen ''İslam Hukuku Siyaseti’nde Fıkhi Görüşler'' başlıklı konferansa katılan Gannuşi yapmış olduğu konuşmada, Arap dünyasındaki devrimleri değerlendirdi
Gannuşi, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Barışçıl yollarla gerçekleşen devrimler sayesinde zulüm yönetimlerini indirerek İslam Projesi'nin önündeki en büyük engel ortadan kalkmış oldu. Müslüman ve vatanseverler tarafından yıkılan zalim düzenlerin ardından halk devrimleri Ezher-i Şerif'e adalet ve hukuk devletinin inşasında ciddi bir rol yüklemektedir. Adalet devletinin inşası için devrimi gerçekleştiren İslami hareketlerin öncelikle devrim esnasında vermiş oldukları vaatleri yerine getirmeleri, gerçek manasıyla İslam’ı yani kapsamlı , dengeli hiçbir bağnazlık, aşırılık olmadan bütün dünya da mutluluğu sağlayan din anlayışını uygulamaları gerekmektedir.
Afganistan’daki Müslümanların adalet ve hukuk devletini kuramamalarının sebebi İslami akımlar ve hareketlere vermiş olduğu adalet vadini yerine getirmemesidir. Ayni şekilde şiddet kullanmaları, başka görüş ve bakış açılarını kabul etmemeleri, kendi aralarında parçalanma ve bölünmelere sebep olmuş ve nihayetinde Allahu Teala onlardan yardım ve nusretini çekmiş böylece Batı güçlerinin ihtilaline maruz kalmışlardır.
İslam'ın çok yönlülüğü ve kapsamlı oluşu artık genel bir kanaattir. İslam'ın sadece bir yönünü görüp diğer yönünü görmezlikten gelmek kesinlikle kabul edilemez. Zira Allah'u Teala Maide Suresi 3. ayette ''Bugün size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimeti tamamladım, din olarak üzerinize İslamiyet’i tamamladım” demiştir.
İslam, Allah'ın iradesi ile toplumda bağımsız bir şekilde yayıldı. Daha sonra Nebi (s.a.v) adalet devletinin İslami hükümler çerçevesinde nasıl kurulduğunu öğretmek amacıyla Medine’de ilk İslam devletini kurmuştur.
Hala İslam’ın laikleştirilmesi çabalarının varlığı söz konusudur. Böylece batının maslahatları gözetilerek din devletten soyutlaştırılacaktır. Ve çok iyi bilmekteyiz ki İhvan-ı Müslimin Lideri Hasan el-Benna sırf ''İslam din ve devlettir'' dediği için suikasta uğrayıp şehit olmuştur.
Din ve devlet İslam’da bir bütündür ve birbirinden ayrı tasavvur edilemez. Zira Ebu Bekir Sıddık zekat vermek istemeyen mürtetlere karşı '' Vallahi kim zekat ve namazı birbirinden ayırmak isterse onu öldüreceğim. Ben yaşarken kim dini tahrif edebilir?!'' şeklinde konuşmuştu.
Hulafa-i Raşidin meşruiyetlerini Müslümanların kendilerine biat etmesiyle elde etmişlerdir. Bu yöneticilerini yetkilendirecek olanın İslam toplumu olduğunun en önemli delilidir. İslam toplumu tarafından seçilen halife eğer bir gün halk yoldan çıkar ve azarsa o zaman halkı tekrar doğru yola dönüşünü sağlar.
Alimlerin devrimi ise hilafetin aslı olan İslam halkının yöneticilerin gerçek belirleyicileri olduğunu, yöneticilerin halka ilah gibi davranmalarına mani olma, yargı ve yasamanın bağımsızlığı, alimleri mevki ve paraya boğarak uygulanan zulme sessiz kalmayı yada desteklemeyi engellemeyi hedeflemektedir.
İslam aleminde azınlıkların zulüm ve ayrımcılığa maruz kaldığına şahit olmayız. Tam tersi çoğunlukta olanlar zulüm ve baskı altında kalmaktadırlar. Buna delil ise Mısır’daki Yahudi ve Kıptilerin vakıfları hiçbir zarara uğramazken, Müslümanların vakıfları haklarından taviz verilmiştir.
Ben, dinin siyasi nizamın esiri olduktan sonra devletin sultasından kurtulup özgürlüğüne kavuşmasını istiyorum. Alimlerin iradesini ve halkın hedeflerini gözetleyen, devletin yargı ve yasama yöntemlerini takip eden, davetçi ve alimlerin yöneticilerden bağımsız olmalarını hedefleyen, ve kendine özgün fikri ve eğitim yönetmeliği bulunan yeni kurumlar oluşturulmalıdır kanısındayım.
İslam’ın en büyük değeri kanun ve kanunun hakimiyetidir. Merkezinde ise fikir, inanç, İslam kültürü bulunmaktadır. İslam’ın sermayesi ise fıtrat dini oluşu, akılcılığı ve çabuk kabul edilirliğidir. Peygamberinde (s.a.v) buyurduğu üzere ‘’Bir insanın hidayetine vesile olman senin için dünya ve dünyada bulunan bütün nimetlerden daha hayırlıdır” Bu İslam’ın temel anlayışıdır.
Devletin akide ve düşünceler konusunda kesinlikle dikkatli ve özenli davranması gerekmektedir. Ve halka Tunus’ta olduğu gibi mezhebi bir bağnazlıkta bulunmaktan imtina etmelidir. Alimler ve İslam davetçileri insanları güzel nasihatlerle, hikmetli bir uslupla ve hoş sohbetle İslam’a çekmeleri gerekmektedir.
Yeni bir devletin inşasında İslam projesi insani ihtiyaçlar ve ayırım yapmadan herkese hakkını vermek noktasında titiz davranmayı gerekli kılmaktadır. Zira devrimler zulme dur demek, insan onurunu ayaklar altına alan zilletten kurtuluş, İslam ve Arap ümmetine karşı sorumlukların ifasını yerine getirilmesini engelleyenleri durdurmak –Gazze de olduğu gibi- için gerçekleştirilmiştir.
Devrimi gerçekleştiren İslami hareketler slogan atmayı bırakıp insanların sorunlarına çözümler getirecek projeler geliştirmelidirler. Sağlık hizmetleri, eğitim, ulaşım gibi başlıca sıkıntıların kökten giderilmesi gerekmektedir.
Ben yeni devleti inşada İslam projesinden, fikri farklılık ve çeşitliliği kabul etmeleri gerektiğinin üstünü çizmek istiyorum. Hangi mezhep ve görüşten olurlarsa olsunlar gerek Müslümanlar ve Hıristiyanların tek millet oldukları bilincini aşılamalıyız. Bütünlüğün kesinlikle sağlanması gerekmektedir. Ve halkın tümü, yeni bir hukuk ve adalet devletinin inşası için omuz omuza çalışmaya davet edilmelidir.
Demokrasi kavramı ihtilaf ve farklılıklar içerisinde birlik oluşturabilme ve bir takım düzenlemelerde bulunabilmeyi ifade etmektedir. Böylece ortak paydalara ulaşılır ve milli bütünlük sağlanmış olur. Biliyoruz ki Batı, Arap ülkeleri üzerindeki hegemonyasını saldırgan üslubuyla sağladı. Ve böylelikle Arap ülkelerinin zenginliklerine sahip oldu. Yöneticileri ayartarak ya da zorla kendi kararlarını uygulatabilmek için kullandı. Devrimlerin hedeflerinden biride ülke yönetiminin uluslar arası güçler tarafından yönetilmesine dur demektir.
Geçtiğimiz günlerde İhvan-ı Müslimin Türkiye ve Gazze’de İslami projesinin sunumunu yaptı. Bu proje bütün insanlığın sorunlarına çözüm sunmaktadır. Bu söylem Laik söylemleri, gönülleri fetheden İslami söylemle mağlup etmiştir. Bu projeyi uygularken karşılaşılacak zorlukları da göz ardı etmememiz gerekmektedir.
İslami Proje sahipleri kesinlikle bu sorumluluğu taşımalarındaki gereklilikte en ufak bir tereddütte bulunmamaları gerekmektedir. Unutmamalıyız ki Peygamber (s.a.v) : ‘’Yeryüzünde İslam’ın girmediği ev kalmayacaktır. İster izzetle ister zilletle olsun. Ya onlar İslam’ı yüceltip baş tacı ederler ve Allah da onları yüceltir ve aziz eyler. Ya da onlar İslam’ı küçük görürler. Ve Allah da onları zeliller den kılar” demiştir.
Uyanışa geçen İslam ümmeti Ezher ulemasının ve Mısırlı aydınların yönlendirmelerine ihtiyaç duymaktadır. Devrimlerden sonra İslam’ın yeniden tarifini yapmaları için tüm dünya bu görevin sahipleri olan aydın ve alimleri gözetlemektedirler.
Devlet’in görevi bütün dinleri ve farklılıkları korumaktır. İslam toplumunun en büyük özelliği farklılıkları içinde barındırabilmesidir. Dört mezhep imamının ve İslam alimlerinin İslam’a zarar veren fikir ve akideleri yok etmek gibi fetvaları bulunsa da, eserlerinin içeriklerinin tartışıldığını ve bu konuların fikir alışverişinde bulunulmak için paylaşıldığına şahit olmaktayız.
isra haber
Etiket:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|