|
|
Filistin Direnişinin Füze Kapasitesi |
Dosya - 03.11.2009, 14:24:26 |
|
|
|
|
Fars News Haber sitesi, Filistin İslami direnişi'nin elinde bulunan füze kapasitesi üzerine ayrıntılı bin döküm yayınladı.
Giriş
Şüphesiz Filistin direnişinin füzelerinin en büyük etkisi yol açtıkları maddi hasarda yatmıyor, bu füzelerin en büyük gücü neden oldukları psikolojik etkidedir; öyle ki askeri uzmanlarının itirafına göre siyonist rejimin “Aşil topuğu” (zayıf noktası) olan iç cephesinin ötelerine dek uzanan bu füzeler kendilerine ciddi zarar vermektedir.
1948 işgali sonucunda ele geçirilen bölgelerdeki yerleşimciler hali hazırda sürekli olarak, gece gündüz korku ve ümitsizliğe gömülmüş haldeler ve siyonist toplum bütün askeri aygıtının, basit füzelerin yolunu kesememek bir yana nereye ve ne zaman düşeceklerini de öngörememekte olduğunu kesin olarak bilmektedir. Üstelik siyonist askeri sistem son Gazze operasyonunda, neden olduğu onca yıkıma rağmen Filistin direnişinin roketleri karşısında başarısız kaldığını itiraf etmiştir. İsrail, Kassam ateşine engel olabilmek için Gazze’yi karadan ve denizden kuşatmış olmasına rağmen buna muvaffak olamamış, siyonist yerleşimcilerin psikolojik olarak güven hissine sahip olmalarını sağlayamamıştır.
Aşağıdaki rapor, muhtelif Filistin füzelerinin –daha doğru bir ifadeyle roketlerinin- özellikleri ve direnişin bu silahının gücü ve siyonist rejim içersinde yol açtığı güvenlik zaafları hakkında bir incelemedir.
1) Üretime Başlanması ve Tedrici İlerleme
Filistin direnişi elindeki Kassam roketleriyle, halihazırda dilediği her zaman siyonist rejim askerlerinin ve vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye atabilir. Direniş, siyonist yerleşimcilere ve askeri üslerine roket fırlatmak ve birkaçını öldürmekle, ordunun buna engel olma amaçlı bütün çabalarını etkisiz hale getirerek mücadelede yeni bir safhayı başlatmış oldu. Siyonist rejim kaynakları tarafından da, Hamas’ın askeri kanadınca tasarlanan ve üretilen Kassam füzeleri direnişin yöntem ve stratejisinde esaslı bir ilerlemenin işareti olarak değerlendirilmektedir.
Direniş güçleri ilk el yapımı roketleri Gazze’deki siyonist yerleşimcileri tehdit etme maksadıyla İntifada’nın başlangıcında, daha dakik bir tarihle 2001 yılının sonunda denediler, ilk tasarlayıcılar daha gelişmiş modelleri üretmeyi şiddetli bir şekilde arzuluyorlardı ve bu amaçla birkaç farklı denemede de bulunmuşlardı.
Bu projenin ilk merhalesi gerekli olan patlayıcı maddelerin ve üretim atölyelerinin bulunmasıydı ve bunun sağlanmasının önünde de pek çok sorun ve engel vardı; zira gerekli olan bu malzemelerin işgal edilmiş topraklar içersinde bulunması mümkün değildi. Bu durum direnişin mühendis kadrolarını tamamen kendi öz güçlerine dayanarak gerekli olan malzemeyi üretmelerine neden olacaktı.
El Kassam Şehitleri Tugayı’nın bildirilerine göre mühendisleri tarafından üretilen ilk Kassam roketleri yaklaşık olarak 70 santim boyunda ve 8 santimetre genişliğinde olup menzilleri de 2-3 km ile sınırlıydı, başlıklarındaysa 600 gramlık patlayıcı madde taşıyabiliyorlardı. İlk fırlatma denemelerinde bu roketin isabet oranı fazla dakik değildi ve bu durum silahın tasarımcılarını roketi daha da geliştirmek ve eksikliklerini gidermek için sürekli olarak çalışmaya mecbur bırakmıştı. Kısa bir süre sonra bu çalışmalar netice vermiş, özellikle menzil alanında –Yahudi yerleşimcilerin meskun mahallerine ulaşabilecek ölçüde- gelişme gösterilmiş ve geliştirilen bu yeni model Kassam-2 adıyla ilan edilmişti.
Bu yeni roketin boyu 180 santimetre olup menzili 9 ila 12 kilometreye kadar ulaşabiliyor ve başlığı da 6 kg T.N.T. taşıyabiliyordu.
Direnişin kaydettiği bu ilerleme daha fazla ilgi görmesine neden olmuş ve askeri kudreti ve bunun mahiyetiyle ilgili analizlerin daha da artmasına neden olmuştu. Siyonist askeri istihbaratının eski başkanlarından birinin ifadesiyle “Bu roket ilkel olduğu oranda maliyeti az ve üretimi de bir o kadar kolay” idi.
Rokette yapılan yenilenmeler roketi fırlatan düzeneğin gücü ile orantılı olmak zorundaydı ve roketin fırlatıldıktan sonra kontrol edilmesi mümkün değildi (güdümlü değillerdi). Bu sıralarda bazı televizyon kanallarında roketlerin yerleştirilmesi ve ateşlenmesini gösteren görüntüler yer almaya başlamıştı.
Siyonist rejim ordusunun ilan ettiği rakamlara göre İslami direniş hareketi Hamas, 2005 yılında siyonist rejim ordusunun Gazze’den çekilmesinden bu yana 1000 adet roket fırlattı. Bu füzelerden birinin sahil şehri olan Askalan’a ulaşması, büyük bir hasara neden olmamakla birlikte - burası en büyük elektrik santraline ve petrol ve gaz depolarına sahip olan stratejik bir şehir olduğu için- siyonist rejimin emniyet birimleri için ciddi bir uyarı olmuştu.
2) Direnişin Roketlerden Faydalanmasının Nedenleri
a) Çok Etkili Olması
Roket, çağımızın ateşli silahlarının en basitlerinden biridir; öyle ki bu silahın pek çok çeşidi bazı ülkelerde serbestçe satılan havai fişeklerin düzeneğine çok benzemektedir. Roket operasyonları; maliyetlerinin ucuzluğu, üretimlerinin kolaylığı, nereden ve kim tarafından fırlatıldıklarının dakik bir şekilde teşhis edilememeleri ve karşılık verilmelerinin zorluğundan dolayı 2000 yılından bu güne İsrail karşısında düzenlenen saldırılarda en çok başvurulan yöntem olmuş durumda. 2006 yılında Gazze’den fırlatılan roket sayısı tavan yaptı, şöyle ki Aralık 2005 ile Temmuz 2006 arasında Hamas ve diğer Filistinli örgütler tarafından atılan roketlerin sayısı 800’den fazlaydı ve bu durum 2006 Temmuz’unda İsrail’in Gazze’ye yaptığı intikam saldırısına neden olmuştu. İsrail kaynaklarına göre bu saldırının amacı roket fırlatmakla görevli direniş hücrelerini ortadan kaldırmaktı.
Roketlerden istifade etmenin avantajlarını ve bunun işgal edilmiş Filistin topraklarına saldırıda kullanılacak diğer yöntemlere tercih edilmesinin nedenlerini kolayca müşahede etmek mümkündür. Roket fırlatmak şeklinde düzenlenen operasyonların siyonist rejime vurulan darbelerde başı çektiği görülmektedir.
b) Roketleri Engellemenin Teknik Olarak Mümkün Olmaması
Siyonist rejim karşısında roket kullanmanın başarılı sonuçlar vermesinin nedenlerinden biri de bu silahı engellemenin teknik anlamda henüz mümkün olmamasıdır. Siyonist rejimin elinde füze savar Patriot sistemi olmasına rağmen roketleri havada vuracak bir sisteme sahip değildir. Filistin roketlerini teknik olarak engelleyememelerinin nedenleri şunlardır:
- Pek çok değişik yerden müteaddit roketin fırlatılması İsrail ordusunun roketlerin ateşlendiği noktaları zamanında teşhis etmesini önlemektedir.
- Ateşlenme ile hedefe isabet arasındaki zamanın kısalığı hedef mekanda uygun zamanda kırmızı alarma geçilmesini engellemektedir.
- Roketlerin üretimi değişik maddelerin karışımı ile yapılmaktadır ve bu durum Gazze’deki pek çok grup tarafından kolaylıkla ve yaygın olarak gerçekleştirilebilmektedir
c) Üretimlerinin Kolay Olması
Roket üretimi bütün direnişçi grupların alamet-i farikası olmuş durumda, şöyle ki her Filistinli grup kendi tasarımı olan ve adını kendisi koyduğu roketlere sahip. Bu roketlerden bazılarının menzili, Kassam gibi, 10 kilometreden fazla olmakla birlikte el yapımı roketlerin çoğunun ağırlığı 10 kilogram olup 2 ila 3 kilometre menzille sınırlıdırlar.
Bu roketlerin asıl gövdesini mahalli pazarlardan satın alınan bir parça boru oluşturuyor. Bu borular, üzerinde bazı mekanik işlemler gerçekleştirilmek üzere gizli mekanlarda saklanıyorlar. Bu mekanların nerede olduğunu direnişin sıradan kadroları bile bilmiyor. Satın alınan bu boru üç kısma ayrılıyor. Birinci kısım roketin sonundaki 4 kanatçığın yapımında kullanılıyor. İkinci kısım orta gövdeyi oluşturuyor ve roketin motoru işlevini görüyor. Sonuncu kısım ise konik bir şekilde hazırlanıyor ve içine kaşıkla patlayıcı maddenin dökülebileceği bir şekilde ucuna küçük bir delik açılıyor.
3) Roket ve Füze Arasındaki Fark
Medyada, genellikle Filistinlilerin İsrailliler karşısında kullandığı silahlar ele alınırken abartmaya ve karışıklığa tanık olunmaktadır. Bu durum özellikle Filistinlilerin kullandıkları roket ve füzelerde göze çarpmaktadır. İşin aslı İsrail topraklarının roket saldırılarına hedef olduğudur; zira füzeler lazer, radyo ve televizyon gibi teknik olanaklarla uzaktan kontrol edilebilen güdümlü mermiler olarak tarif edilmekteyken bu özellikler roketler için geçerli değildir. Roket, sütun şeklinde ve patlayıcı madde taşıyan savaş başlığına sahip olup katı yakıtla hareket eden motora sahip bir borudan ibarettir.
Filistinlilerin kullandıkları bu silahlara bazen dikkatsizlikten dolayı füze (missile) dendiğine şahit olmaktayız. Bu silah (missile) roketten daha gelişmiştir bir savaş aletidir ve siyonist rejim Filistinlilerin saldırılarından bahsederken bu silahın adını anmakla aslında kendi saldırganlığını dünya kamuoyunun gözünde aklamayı hedeflemektedir. Elbette bu durum Filistinlilerin roketlerini geliştirmek için çaba göstererek bunları güdümlü füzelere çevirmelerinin gerekliliği ile çelişmemektedir ve Filistinli direniş grupları bu yoldaki çabalarını durmaksızın sürdürmektedirler.
4) Filistin Direniş Hareketlerinin Roket Çeşitleri
4-1) Kassam Roketleri (İzzeddin Kassam Tugayları)
a) Tarihçeleri:
İsmini Hamas’ın askeri kolu İzzeddin El Kassam Tugayları’ndan alan Kassam roketleri ilk olarak Nizal Fethi tarafından, Adnan el Ğul’ın emri ile üretildi. Kassam’ın babası olarak adlandırılan Adnan el Ğul 2004 yılında İsrail ordusu tarafından şehid edilmiştir.
Haziran 2006 yılına kadar İsrail’e fırlatılan Kassam roketlerinin sayısı 1000’i aşmıştı. Roketlerin çoğu Mart ayı ile Haziran ayı arasında batı Nekeb çölüne düşmüştü. Bazen de Sederot gibi şehirlere, fakat çoğunlukla açık arazilere isabet ediyordu. Gazze’nin kuzeyindeki bir İsrail şehrine ilk isabet edecek olacak olan bu Kassam roketi, 2003 Ağustos’unda 5 mil uçtuktan sonra Sederot yakınlarına düşmüştü. Nekeb mıntıkasında Kassam füzeleri tarafından vurulan diğer İsrail şehirleri ise Or Haner, Nirim ve Nahal Oz idi.
b) Kassam Roketlerinin Teknik Özellikleri:
İsrail makamları tarafından füze olarak adlandırılan bu silah, gerçekte Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el Kassam tugayları tarafından üretilen el yapımı bir rokettir. Yakıtı (katı yakıt) nitrat potasyum ile pudra şekerinin karışımı ile elde edilmektedir. Genellikle Gazze şeridinde üretilen ve kullanılan Kassam roketleri, Batı Şeria’da da keşfolmuştur.
Kassam-1 roketleri ilk kez 2001 yılının Ekim ayında ateşlenmiş fakat fırlatılan bu roketlerin çoğu Gazze şeridinin ötesine ulaşamamıştır. İsrail’e isabet eden ilk Kassam roketi 5 Mart 2002 yılında ateşlenmiştir. Bu hadisede 2 adet roket Gazze’nin kuzeyindeki Sederot şehrine düşmüştü. Fakat Filistinlilerin bu roketlerle 2 İsraillinin hakkından gelmeleri için 2 senenin geçmesi gerekmişti. (2 Haziran 2004) Kassam roketlerinin oluşturduğu tehdit daha gelişmiş modelinin üretilmesiyle daha da artmıştı. Kassam-2’ler Mısır’dan sokulan kaçak malzemelerle Gazze Şeridi’nde üretilmişti ve bu modelin şimdiki en gelişmişi Kassam-3 adını taşımaktadır. Bu silahın geliştirilmesi sonucunda Kassam-4’lerin menzillerinin 17 kilometreye çıkarılması beklenmektedir. Filistin direnişi 2006 Temmuzunda Kassam roketleriyle Gazze şeridinin yakınındaki Askalan liman şehrini vurmayı başarmıştı. Bu roketler genellikle az bir hasara neden olmaktalar ve bu zamana dek İsrailliler’in sadece bir elin parmağı kadar ölü ve yaralı vermesine neden olabildiler.
Teknik olarak Kassam roketi, ucunda savaş başlığı olan büyük bir sütun şeklindedir. Roketin dibinde gaz çıkış yeri ve denge sağlamakla görevli 4 kanatçık bulunmaktadır. Roketin orta kısmında motor yer almaktadır. Motor, roketteki itilimi sağlayan katı yakıttan ibarettir. Savaş başlığı ise kıvılcım çıkaran elektronik bir fitilin sıkıştırılmış patlayıcı maddeye bağlanmasıyla infilak ediyor. Aşağıdaki cetvelde Kassam roketlerinin ayrıntılı özellikleri gösterilmiştir.
Kassam 1 Roketlerinin Özellikleri:
Boy: 79 santimetre
Eni: 60 milimetre
Ağırlık: 5,5 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: Yarım kilogram
Nihai Menzili: 3 kilometre
Kassam 2 Roketlerinin Özellikleri
Boyu: 180 Santimetre
Eni: 150 milimetre
Ağırlık: 32 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: 5-7 kilogram
Nihai Menzili: 8 kilogram
Kassam 3 Roketlerinin Özellikleri
Boy: 200 santimetreden fazla
Eni: 170 milimetre
Ağırlık: 90 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: 10-20 kilogram
Nihai Menzili: 10 kilometre
Sonuçta Kassam roketleri doldurmalı yakıtla ateşlenen ve her türlü güdümlü sistemden yoksun olan sade bir düzeneğe sahipler. Üstelik bu roketlerin %20’si hedefe isabet ettikleri zaman patlamamaktadır.
Roket yapımı için gereken teknik altyapı telefon, internet ve hapishanelerde roket yapım tekniğini öğrendikten sonra serbest bırakılan mahkumlardan elde edilmektedir.
c) Taktik Özellikler:
Filistin direniş örgütlerinin roketleri üretim modeli, kullanım ve etkileri açısından birbirlerine benzediklerinden dolayı bu başlık altında Kassam roketlerinin taktik özelliklerine değinmekle yetineceğiz. Bu özellikler, Kassam roketlerini ve diğer benzerlerini direnişin elindeki yaygın ve etkili araçlardan biri yapmaktadır.
a) Roketlerin Üretildiği Merkezlerin Yok Edilmelerinin Zorluğu: Siyonist rejim ordusunun roket üretim atölyelerini bombalaması roketlerin üretimlerini durduramadığı gibi bu roketlerin teknik kapasitelerinde de gelişme gözlenmektedir.
b) İsrail ordusunun roket saldırılarını engelleyebilecek teknolojisi bulunmamaktadır. Roket saldırılarını önlemenin yegane yolu, operasyondan önce bu roketleri fırlatan direniş hücrelerine hava saldırısı düzenlemektir.
c) Roket fırlatmakla görevli hücrelere hava saldırısı düzenlemek çok karışık, neredeyse imkansızdır. İsrail ordusunun elde ettiği verilere göre direniş grupları bu roketleri kamyonetlerde taşıyor ve bu silahları çiftçilik örtüsü altında boşaltıyorlar. İsrail ordusunun roket fırlatma operasyonuna katılan Filistinliler karşısında harekete geçmesi için ise elinde en fazla 15 dakikası bulunuyor. Bu vakit, Filistinli direnişçilerin roketleri İsrail hedeflerine yönelterek elektronik zamanlama mekanizmasını hazırlamaları için gereken süreye eşit. Bu yüzden İsrail ordusunun roket operasyonlarını engellemek için yapabileceği tek şey devriye uçaklarını 24 saat havada saklaması.
Kassam roketlerinin son hali hakkında açıklama yapan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın sözcüsü, birliklerinin sürekli olarak roketlerini geliştirmek için çabaladıklarını ve bu roketlerin üretilmeye başlandıkları ilk günden itibaren fabrika değil el yapımı olduklarını belirtti. İzzeddin Kassam hareketi Gazze Şeridi’ne sokulan kaçak füzelerden istifade etmediklerini ve Kassam roketlerinin Kassam mühendisleri tarafından üretildiğini vurguluyor. Kassam roketlerinde kullanılan patlayıcının TNT değil Filistinliler tarafından üretilen bir madde olduğu da belirtiliyor.
Hamas hareketinin askeri kanadı, İslami Cihad’ın askeri kanadının aksine Katyuşa- Grad füzelerinden (Rus yapımı) istifade etmiyor. İzzeddin el Kassam Tugayları roketlerinin hedefe isabet ve dakiklik yönünden üst düzeyde olduğunu iddia ediyor.
4-2) Kudüs Roketleri (İslami Cihad-Kudüs Seriyyeleri)
Kudüs roketleri aslında Grad modelindeki Rus Katyuşa roketlerinin kopyalarıdırlar. İslami Cihad’ın askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri’nin iddiasına göre, kendilerinin elinde, ellerinde kısa menzilli el yapımı Kassam roketleri olan Hamas’ın askeri kanadının aksine, Rus yapımı Katyuşa roketleri bulunmakta ve bunlardan istifade etmektedirler. Bu silahın boyu 2 metre 8 santim olup, ağırlığı 66 kilogramdır, 122 mm de kalibreye sahiptir.
Grad roketleri 17 kilogramlık savaş başlığı taşıyabilmektedirler ve iddialarına göre 18 ila 30 km menzile sahipler.
Kudüs-2 roketleri Rus yapımı Katyuşa roketlerinin teknolojisi esas alınarak üretilmiş ve 12 kilometre menzile sahipler. Şubat 2006 yılında İslami Cihad hareketi Askalan şehrinin merkezini vurabilecek bir roket geliştirdiğini iddia etti. İslami Cihad’a yakın kaynakların bildirdiğine göre bu roketlerin menzili 13 ila 16 kilometre arasında idi ve patlayıcı olarak TNT taşıyordu. İslami Cihad, askeri kanadına bağlı mühendislerinin yeni nesil roket üretimi kapasitesine ulaştıklarını (daha önce kullandıkları Kudüs roketlerinin geliştirilmiş hali) ilan etmişti. Bu roketin boyunun 2 metre 30 santim olduğu kaydediliyor.
İsrailli makamlarda büyük endişeye neden olan gelişme ise birkaç roketin aynı anda fırlatılmasına imkan veren düzeneği ile birlikte Kudüs-3 roketlerinin üretildiği haberiydi. İsrailli makamların iddiasına göre bu roket İran’ın teknik yardımlarıyla Gazze şeridinde üretilmişti. 122 milimetrelik top sistemi ise her defasında 20 saniye içersinde aynı anda 10 roket fırlatabiliyor ve silahın toplam ağırlığı 13 tona ulaşıyor. Böylelikle Filistinliler Gazze Şeridi’nden Askalan, Sederot, Neteyvut ve Efakim’i vurabilecek güce ulaşmış oluyorlar.
İsraillilerin iddialarına göre İslami Cihad’ın bazı Katyuşalarının menzili 18 ila 30 kilometreye kadar ulaşabiliyor. Rus malı olan bu roketler Mısır’dan Gazze’ye kaçak olarak sokuluyorlar. Bu roketler şimdiye dek İsrail hedefleri karşısında kullanılmadılar. İslami Cihad’ın Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyini roket yağmuruna tutarak siyonistleri Güney Lübnan’dan geri çekilmeye mecbur bırakmasından ilham alarak, Katyuşa ateşiyle düşmanını Gazze civarındaki bölgelerden geri çekilmeye mecbur etmek istediği akla geliyor.
İslami Cihad İsrail’in her çeşit intikam saldırısının karşılığının çok hızlı bir şekilde verileceğini ilan etmiş durumda. Direnişin mühendisleri, tıpkılarının üretilmesi amacıyla Filistin’e dışardan değişik türde roketler sokmak için uğraşıyorlar.
4-3) Akşa Şehitleri Tugayı ve Fetih’in Elindeki Roketler
a) Yaser Arafat Roketleri:
Siyonist rejim makamlarının iddialarına göre bu roketler Aksa Şehitleri Tugayı tarafından üretiliyor ve Batı Şeria’dan ateşlenmeleri durumunda Kudüs ve Tel Aviv’i vurabilecek kapasiteye sahipler. Vaziyetin çok ciddileşmesi durumunda bu roketlerin Batı Şeria üzerinden İsrail’e doğru fırlatılacağı öngörülüyor. İsrail makamları Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin şehrinden bu füzelerin ateşlendiğini doğruladılar. Bazı Fetih yetkililerine göre Yaser Arafat roketleri şimdiye dek üretilen Filistin roketlerinin en gelişmiş modeli ve zaruri durumlarda kullanılmak üzere Batı Şeria’da saklı tutuluyorlar. Bu roketlerin teknik özellikleri hakkında elimizde yeterli bilgi yok, zira şimdiye dek hiç kullanılmamış olunmasından dolayı İsrail makamları bu silah hakkında bir rapor yayınlamış değiller.
b) Kifah (Mübareze) Roketleri:
Fetih hareketi bu roketi ilk kez, 2004’ün Ekim ayında Gazze Şeridi’nden Netesarim şehrine fırlattığını iddia etti.
c) Aksa-3 Roketi:
2005’in Ekim ayında Aksa Şehitleri Tugayı 17 kilometre menzili olan Tugayı Aksa-3 adlı bir roket ürettiklerini ilan etti.
d) Cenin-1 Roketi:
2006’nın Ocak ayında İsrail medyasında Batı Şeria’daki Fetih hareketi savaşçılarının Cenin-1 adlı roketi ürettikleri ve kullandıkları haberi yer aldı. Cenin-1 roketinin sadece 1 mil menzile sahip olup Kassam roketlerinden keyfiyetçe daha düşük olduklarını belirtmeliyiz.
4-4) Filistin Direniş Gruplarının Diğer Roketleri
a) Nasır-3 Roketleri:
İsrail kaynaklarının iddialarına göre 30 kilogramlık bu roketler Halk Direniş Komiteleri tarafından kısa menzilli Kassam-1 modelinin geliştirilmesiyle elde edilmiş. Roketin menzili 6 ila 9 kilometre arasında. 5 kiloluk savaş başlığında patlayıcı madde, ateşleyici fitil ve etrafa saçılması için küçük madeni çiviler yer alıyor. İsrail ordu kaynaklarına göre Nasır-3’ün savaş başlığı Kassam-2’lerden daha güçlü, roketin yakıtı 20 kilogramlık nitrat potasyum ve pudra şekerinden oluşuyor. Nasır-3 roketlerinin kullanımının en dikkate değer örneği 2004 Haziranında gerçekleşti, Sederot şehrine düzenlenen bu operasyon sonucunda 2 İsrailli ölmüştü. Nasır roketlerinin İsrail’e isabeti hakkında fazla habere rastlanmamasını göz önüne aldığımızda, Filistinli mühendislerin roket geliştirme programlarını daha çok en etki olan belli başlı roketler üzerinde yoğunlaştırdıklarını –özellikle Kassam roketlerinin nispeten iyi olan başarı grafikleri değerlendirildiğinde- tahmin edebiliyoruz.
b) Seriyye-2 Roketleri:
Bu roket İslami Cihad tarafından geliştirildi, operasyona hazır hale getirilmesi 2000 Nisanında gerçekleşti. 3 kilometre menzile sahip olan Seriye-2 roketlerinin parçacıkları 13 metre karelik bölgede etrafa saçılıyor. İslami Cihad, 2004 yılının Kasım ayında bu roketin 18 kilometre menzili olan daha gelişmiş versiyonunu ürettiklerini bildirdi. İslami Cihad’ın Seriye roketlerini uzun menzilli silah geliştirme programı çercevesinde ele aldığını, hareketin İsrail karşısındaki saldırılarında daha çok Kudüs roketlerinden istifade ettiğini belirtmeliyiz.
c) Tanksavar Roketleri:
- 500 metre menzilli “Bena” tanksavar roketi
- 5,3 kilogram ağırlığında başlığa ve 3 kilometre nihai menzile sahip Filistin yapımı “Betar” tanksavar roketi
- Rus yapımı olup Suriye ordusunun ve Hizbullah’ın kullandığı “Sagger” (Sağir) güdümlü roketi
- Kassam Tugayları’nın kendi üretimleri olan, RPG-7 tanksavar silahının benzeri, omuzda taşınan ve 15 santimetrelik çelik tabakayı delebilen “Yasin” adlı tanksavar silahı
d) Uçaksavar Füzeleri
Hamas kaynaklarının iddiasına göre hareket ilk uçaksavar füzesini, Gazze göklerinde uçan İsrail insansız keşif uçakları ve helikopterler karşısında kullanmak için 2004 yılının Kasım ayında üretti. Batılı kaynaklar Hamas’ın uçaksavar füze tasarımlarını Hizbullah ve İran’dan aldığı teknik yardımla gerçekleştirdiğini kabul ediyorlar. Hamas, Hizbullah’ın elinde bulunan SA-7 uçaksavar füzelerinin benzerini üretmek için de çaba gösteriyor.
SA-7 füzeleri omuzda taşınabilen ve bu şekilde kullanılabilme özelliğine sahip olup güçlü bir patlayıcı başlığı ve kızıl ötesi güdümlülük sistemini haiz bir silah. Bu füzeler eski Sovyetlerin uçaksavar füzelerinin ilk nesil modelleri arasında yer alıyor.
İsrail makamlarına göre Gazze’deki Filistin direniş örgütlerinin elinde gelişmiş bir uçaksavar silahı olan Stingerler de bulunuyor. Amerikan malı olan bu silah, özellikle kısa menzildeki uçak, helikopter, insansız araç ve Cruise füzeleri karşısında etkili oluyor.
SA-7 ve Stinger füzeleri 2000 yılından sonra Refah’taki tüneller üzerinden Gazze’ye sokulmuşlar. Stinger füzelerinin Gazze’ye sokulduğunun henüz kesinlik kazanmadığını, fakat bunun İsrail makamlarınca güçlü bir iddia olarak değerlendirildiğini de belirtelim burada.
e) Havan Topları:
Filistinliler tarafından havan silahından ilk kez istifade edilmesi ikinci İntifada sırasında, Ocak 2001 tarihinde Gazze Şeridi’nden siyonistlerin ikamet ettiği Netesarim şehrine ateş açılması şeklinde gerçekleşmişti. Bunun yanında, Batı Şeria’da da havan topu bulunmuştu. Filistinlilere göre havan silahının avantajı düşmana hiçbir surette karşı tedbir alma şansını bırakmamasıdır. Bu silah hedeflere isabet kaydettirmek noktasında fazla etkili olmamasına rağmen, Filistinli direnişçiler tarafından düşmanda yarattığı panikten dolayı yine de tercih edilir bulunuyor.
Havan toplarının da tıpkı diğer silahlar gibi önceleri Refah tünellerinden kaçak olarak içeri sokulduğu bilinmekteyse de son gelen haberler bu ve benzeri silahların Filistin içerisinde üretimine başlandığı yönünde. Filistinlilerin ellerindeki havan silahlarının 120, 81, 52 ve 60 milimetrelik havan topu türleri olduğu belirtiliyor.
Adı geçen silahlar, Gazze Şeridi’ne özellikle 2000 yılı sonrasında sokulmuşlar.
5) Füze Operasyonlarının Kapsamı
Filistin haritasına dikkatle baktığımızda ve siyonist yerleşimcilerin bölgedeki dağılımını, siyonist rejimin Batı Şeria’daki geniş emniyet şemsiyesini ve direnişin roketlerinin menzillerinin kısalığını göz önüne aldığımızda, bu silahların Batı Şeria’da gizlenmesinin ne kadar zor olduğunu ve bu yüzden de operasyonların genellikle Gazze bölgesinden ve buraya yakın bölgelerden düzenlenmiş olduğunu kolayca anlayabiliriz.
Siyonist rejimin Filistin direnişi üzerindeki tasallutundan kaynaklanan bütün sınırlılıklara rağmen, roket fırlatma şeklinde gerçekleştirilen operasyonlar düşmanın karşılık verme yolunu bulamadığı yegane mekanizmadır. Öte yandan siyonist rejimin istihbarat birimlerinin istişhadi eylemler ve gerilla operasyonlarına engel olmak noktasında gösterdiği azami gayret, ileride siyonist işgalcilerin Filistin toprağını kirletmelerinin önündeki yegane engelin roket operasyonları ve böylece işgal edilmiş topraklar halkı içinde emniyetsizliğin icadı olacağı öngörüsünün yapılmasına neden olmaktadır.
Filistin direnişinin roketleri kolayca taşınıp nakledilebiliyor, roketlerin menzili kısa olduğu için Filistinli savaşçılar roketleri sınıra yakın bölgelere taşıyarak Sederot, Askalan, Netesarim, Netanya, Batı Nekeb, Han Yunus, Beytlehem vs. gibi yerleşimci şehirlerini Katyuşa roketleri ile ateş altında tutabiliyorlar.
Filistin roketlerinin menzillerinin kısalığı ve patlayıcı güçlerinin keyfiyetinden dolayı direniş güçleri füze kapasitelerini geliştirmek suretiyle daha mühim ve uzak mesafelerde yer alan siyonist şehirlerini vurmak suretiyle bu zaaflarını telafi etmek istiyorlar. Siyonistlerin Gazze şehrini boşaltmalarından önce direnişin roket operasyonları bu bölgede gerçekleşiyordu, fakat geri çekilmelerinin ardından direniş, roketlerini 1948 yılında işgal edilmiş topraklara kaydırarak operasyonlarını Askalan, Sederot ve Batı Nekeb gibi şehirlerde yoğunlaştırdı.
Filistin direniş güçlerinin Efule ve Netanya gibi bölgeleri de vurabilecek kapasitede olduğu tahmin ediliyor, fakat bundan kaçındıkları görülüyor. Filistin direnişini buna tevessül etmekten caydıran en önemli nedenlerden biri siyonist rejimin buna, uluslararası toplumu haklılığına ikna etmekte zorlanmayacağı genel bir Filistin katliamı yapmakla cevap vermesi ihtimali olabilir.
6) Roketlerin Batı Şeria’da Üretilmesi ve Buradan Fırlatılmaları
İsrail’in Filistin roketlerine dönük en büyük endişesi bu silahların Batı Şeria’daki üretiminin gelişerek arttırılmasıdır. Zira İsrail nüfusunun çoğunluğu Tel Aviv civarında yoğunlaşmıştır ve Hamas’ın elindeki kısa menzilli Kassamlar ve İslami Cihad’ın Katyuşaları Batı şeria’dan ateşlenmeleri durumunda İsrail nüfusunun ve endüstrisinin önemli bir kısmını tehdit edebilecek kapasitededir. İsraillilerin bildirdiğine göre şimdiye dek bölgeden hiç roket saldırısı düzenlenmiş değil fakat bu, Filistinlilerin Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin şehrinden 1 millik menzili olan Cenin roketi saldırısı düzenledikleri iddiası ile çelişmektedir.
Öte yandan İsrail ordusunun bildirdiğine göre 2005 Kasım ayında Nablus şehrinde patlayıcı madde üreten bir laboratuar keşfedilmiş.
Filistin roketleri iptidai olmalarına rağmen 1948 işgal sınırı içersindeki siyonist yerleşkelerdeki yaklaşık olarak 200.000 kişi, ilerde Batı Şeria’dan ateşlenebilecek olan muhtemel roketlerin atış menzili içersinde yer alıyorlar.
2006 yılı içersinde İsraillilerin Hamas’ın Batı Şeria’dan Kassam fırlatacağı yönündeki endişeleri çok artmıştı. Bu yıl içersinde Filistinli gruplar roketlerin üretimi için gereken maddelerin Batı Şeria’ya sokulması için azami gayret gösterdiler.
25 Kasım tarihinde, Batı Şeria’nın Nablus şehrindeki gizli bir atölyede silah üretimi yapıldığının ortaya çıkması dikkatleri üzerine çekmişti. Burada patlayıcı kemerler, patlayıcı madde taşıyan oyuncaklar ve patlayıcı yapımında kullanılan kimyasal maddeler ele geçmişti. Öte yandan Filistinli gruplar, hepsinin başında da İzzeddin Kassam Tugayları, Batı Şeria’daki roketlerini ileride ihtiyaç duyacakları önemli bir caydırıcı silah olarak değerlendiriyorlar. Filistinliler bu silahların düşmanlarında korku doğurduğunu ve bunun İsraillilerin inşa ettiği duvara verilen uygun bir cevap olduğunu söylüyorlar. Zira bu roketler duvarı kolayca aşabiliyor ve bunu engelleyecek hiçbir savunma sistemi de mümkün değil. Bazı İsrailli makamlar, Netanya ve Efule gibi şehirlere füze isabet etmesi durumunda İsrail hava kuvvetlerinin hiçbir ön planlama olmadan geniş bir Filistinli katliamına girişmek suretiyle intikam alması gerektiğini savunuyorlar. Fakat bu işin pratikte devamlı olarak sürmesi mümkün değil ve Filistin direnişi yeni yöntemler geliştirmek suretiyle bu olası saldırılara cevap veriyor.
7) Filistinlilerin Roket Saldırılarına Etki Eden Nedenler
Filistin direnişinin, özellikle İzzeddin Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri’nin siyonist rejim karşısındaki operasyonlarını sürdüreceklerini vurgulamaları ve roket teknolojisinin sürekli olarak geliştiriliyor oluşu bu operasyonların kesilmeyeceğini gösteriyor, bununla birlikte yine de operasyonların azalıp artmasında bazı faktörler etkili olmaktadır.
1) Artış Nedenleri
- Siyonist rejimin militarist yönünün zaman zaman artması: Filistin olaylarının incelenmesi rejimin askeri yönünün zaman zaman güçlendiği, saldırganca davranışlarını arttırdığı ve istişhadi operasyonları ve gerilla saldırılarında sınırlama yaratmayı başardığı durumlarda Filistin direnişçilerinin roket operasyonlarını daha da arttırdıklarını gösterecektir. Örneğin İsrail askeri Gilad Şalit’in esir alındığı operasyonun ardından siyonist rejimin başlattığı Gazap üzümleri saldırısının ardından direniş güçleri sadece batı Nekeb’e 119 roket fırlatmışlardı.
- Siyonistlerin sözlerinde durmamaları: İsrail çoğunlukla anlaşmalarına sadık kalmadığı için direnişin elinde verecek cevabı olarak işgal edilmiş topraklara roket ve Katyuşa fırlatmaktan başka bir yol kalmıyor. Siyonist rejimin her söz ihlalinin ardından direniş grupları yayınladıkları bildirilerle roket operasyonlarının mesuliyetini üstleniyorlar.
2) Azalış Nedenleri
- Ateşkes: Filistin direniş güçleri Siyonist rejimin ateşkes ihlalleri durumunda işgal edilmiş topraklara birkaç kez roket fırlatmış olmalarına ve hatta Kızıl Gül adı verilen 100 roketin aynı anda fırlatılacağı bir operasyon düzenleme tehdidinde bulunmalarına rağmen, işgal edilmiş topraklara düzenlenen roket operasyonlarında önemli oranda düşüş görüldüğünü ve bunun asıl nedeninin ateşkes olduğunu söyleyebiliriz.
- Filistinliler arasındaki iç çatışmalar: Filistin içinde gerçekleşen çatışmalar direnişin siyonist düşmana yoğunlaşmasını azaltmakta ve bu durum da roket operasyonlarının azalmasına müncer olmaktadır.
- Esir Dosyaları: Gilad Şalit’in esir alınması ve esir değişimine dönük değişik anlaşma taslaklarının oluşturulması, özellikle de direniş operasyonlarının anlaşmayı engellediği şeklindeki soru işaretlerinin oluşmaması için, işgal edilmiş topraklara düzenlenen operasyon sayısı azaltılmıştır.
8) Roket Saldırılarının Niceliksel Durumu
Atölyelerde ve merdiven altlarında üretilen bu ilkel silahlar Filistin direnişine siyonist rejimin içlerini vurabilmeleri yönündeki en büyük olanağı sağlamıştır.
Siyonist rejim verilerine göre roket operasyonlarının sayısı her yıl giderek artmaktadır; öyle ki 2002 yılından 2003 yılına kadar geçen süre içersinde roket saldırıları 4 kat artmış, 225’ten 861’e çıkmıştır. 2006 yılındaysa bu sayı 3000’i bulmuştur.
Direnişin fırlattığı roketlerin siyonist orduda yarattığı yıkım, özellikle bu ordudaki güç kaybını belgeleyen Winograd raporunun yayınlanmasının ardından, her zamankinden daha fazladır ve İsrail ordusunun son Lübnan savaşında ve Gazze operasyonundaki yenilgileri direniş güçleri karşısında içine düştüğü zaafı çok iyi yansıtmaktadır.
Amerika’da yapılan bir araştırma, işgalcilerin Gazze’den geri atılmalarının ardından düzenlenen ortalama roket saldırısı sayısının daha da arttığını ve yeni yılın başlangıcından itibaren aylık ortalama 200 roket operasyonunun düzenlendiğini kaydetmektedir.
9) İsrail’in Roket Saldırıları Karşısındaki Girişimleri
- Roketlerin İsrail’in İç Kamuoyuna Etkisi
Direnişin roket teknolojisinde kaydettiği gelişmelerin ardından, artık Yahudi yerleşimcilerin yaşadığı şehirlere karşı düzenlenen operasyonlarda hasara yol açılmaması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. Bu teknik geliştirme faaliyetlerinin öncesinde siyonist medya, uğradıkları zararı bazı evlerin ve otomobillerin hasar görmesi veya cüzi yaralanmalar şeklinde sunarken yeni dönemde binalarına ve otomobillerine verilen ciddi zararı ve can kayıplarını da itiraf etmeye başlamıştır.
Bu roketlerin fırlatılması, siyonist rejimin insansız uçaklarının ve helikopterlerinin sürekli olarak devriye uçuşu yapıyor olmalarından dolayı hayli güç olsa da, bu operasyonlar sonucu onlarca siyonist yerleşimci ve İsrail askeri yaralanmış ve pek çok iş yeri ve ev, askeri üs zarar görmüştür.
Genel bir bakışla, son 6 yıl içersinde düzenlenen saldırı oranına baktığımızda bu sayının her yıl % 200 oranında katlanarak arttığını görürüz. Bu roketlerin el yapımı ve ilkel olmalarına rağmen siyonist toplum üzerindeki etkileri çok açıktır. Resmi makamları da sürekli olarak bu etkiyi itiraf etmektedirler. Bu bağlamda iş öyle bir noktaya ulaşmıştır ki Batılı medya bu iptidai silahların Ortadoğu’daki güç dengesini değiştirerek stratejik bir konum kazandıklarını ilan etmiş, öyle ki CNN televizyonu bu silahı “bölgede kargaşalığın nedeni” olarak tanımlamıştır. Siyonizmin hamilerinin bu itirafı, iptidai bir roketin siyonist rejimle Filistinliler arasındaki güç dengesini nasıl değiştirebildiğini ve bu rejimin ileri teknolojiye sahip silahlı kuvvetlerinin bunun karşısında aciz kaldığını göstermektedir. BBC televizyonu da bu roketlerin üretiminin Hamas’ın attığı ileri bir adım olduğunu ve Kudüs işgalcisi rejimin gelişmiş ordusu için ciddi bir endişe kaynağı halini aldığını kabul etmiştir.
Siyonist rejimin hemen hemen tüm siyasi analizcileri ve “akil adamları” Kassam roketlerinin İsrail ordusu ve siyonist yerleşimciler karşısında oluşturduğu tehdidin ciddiye alınması gerektiği fikrindeler.
Bu roketler çoğunlukla Sederot şehrini hedef almaktalar, bu silahlar zayıf ve iptidai olmakla birlikte bazı kuvvetli noktalara ve avantajlara da sahipler; örneğin siyonist rejimin gelişmiş izleme ağı tarafından keşifleri mümkün değildir. Siyonistler bu alandaki acizliklerini itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
Siyonist rejimin halihazırdaki iç güvenlik bakanı Avi Dichter (eski emniyet bakanı) hükümete sunduğu güvenlik raporunda “Kassam roketlerinin ateşlenmesi için izlenen yolun gerçekten de şaşırtıcı olduğunu” söylemişti.
Bu tedrici süreç; roket parçalarının üretiminin geliştirilmesinde, bunun tasarlanması ve operasyonlardaki iş bölümünün belirlenmesinde -roket fırlatılması esnasında İsrail ordusunun Gazze şeridinde kendilerine engel olamayacağına olan güvenleri ile birlikte- devam etmektedir.
Siyonist rejim askeri istihbarat araştırmaları komitesi başkanının ifadesiyle: “Hamas bu roketlerinin yardımıyla İsrail karşısında stratejik saldırılar düzenlemeye dönük gayretlerini sürdürmeyi başaracaktır, bu hareketin militanları silah araçları, özellikle de roket üretimi için çabalarını sürdürmekteler.”
Siyonist rejimin askeri uzmanları el yapımı bu roketler karşısında ileride nasıl bir savunma yöntemi takip edecekleri noktasında -özellikle siyonistleri ördükleri duvar sayesinde koruma teorisinin çöküşünden sonra- duydukları endişeyi ifade ediyorlar.
Bu roketler, söz konusu duvarın güvenliği sağlama noktasındaki yetersizliğini göstermek suretiyle duvarın öneminin de azalmasına neden oldu. Bazı emniyet raporları Ariel Şaron’un artık geceleri bile rahat uyuyamadığı yönünde haberler veriyordu.
Knesset üyelerinden İsrail Hesun şöyle diyor: İsrail Hamas füzelerinin esiri olmuş halde! Siyonist rejimin askeri muhabirlerinden Amir Rebabort bu roketlerin avantajlarından bahsederken “İsrail ordusunun gelişmiş silahları ile Hamas’ın ilkel roketleri arasındaki mesafe teknolojik anlamda fazla ise de bu silah on binlerce İsrailli arasında çok büyük bir korkuya neden olmaktadır” şeklinde konuşuyor.
Bu roketlerin siyonistler üzerinde doğrudan etkileri de vardır, şöyle ki:
1- Sürekli olarak yeraltı sığınaklarına dolmalarına neden olması
2- Gazze Şeridi yakınındaki bütün okulların ve eğitim kurumlarının derslerinin tatil olması
3- Sokakların boşalması ve siyonist yerleşkelere giriş çıkışların yasaklanması
4- Siyonist şehirlerden kaçanların artması
5- Şoka giren yerleşimcilerin tedavisi için daha fazla doktorun gönderilmeye ihtiyaç duyulması
Filistin direnişinin Gazze civarındaki siyonist yerleşim bölgelerine ve yeşil hat içersindeki bazı merkezlere düzenledikleri saldırıların artması, siyonist rejim içersinde siyasi ve askeri bir buhrana yol açmıştır. Siyonist toplumun siyonist devletin tavrına olan itirazları, bazı durumlarda İsrail saldırılarının durdurulmasına bile neden olmuş, hatta bazen büyük yürüyüşler düzenlendiğine de tanık olunmuştur.
Filistin roketlerinin, özellikle de Kassamların İsrail şehirleri karşısında yarattıkları tehdit çok ciddidir. İsrail makamlarının itirafına göre Filistinliler İsraillilerin günlük hayat akışını darmadağınık etmek için çok sayıda rokete de ihtiyaç duymamaktalar. Kefersaba gibi bölgelere iki haftada bir fırlatacakları tek bir roket, Kudüs’ü de birkaç haftada bir vurmaları siyonistlerin hayatını çekilmez kılmaya yetecektir.
İsrail karşısında düzenlenen roket saldırılarının çeşitlenmesi bu rejimin Gazze Şeridi’nin değişik mıntıkalarına, roketlerin üretim altyapılarını ortadan kaldırma amacıyla saldırılar düzenlemesine neden olmaktadır. Bu hamleler İsrail’in direnişin faal kadrolarına saldırıları, roket üretiminde yer alan üst düzeyli kişiler karşısında suikast düzenlenmesi, demirci dükkanlarını ve roketlerin fırlatıldığı bahçelerin vurulması şeklinde gerçekleşmektedir.
Kassam roketlerine, tahrip güçlerinin ve isabet oranlarının sınırlı olmasına rağmen karşılık verilmelerinin zorluğundan dolayı çok fazla önem verilmektedir. İsrail, Filistin roketlerini engelleyebilmek için “Kızıl Güneş Batışı” adlı bir sistemi (bir radar sayesinde fırlatılan roketleri teşhis edebilmektedir) devreye sokmuştur. Rejim aynı zamanda roketlerin isabetinden 20 saniye önce devreye giren hoparlörler de kullanmaktadır. Siyonist rejim, İsveç’ten Filistin roketlerini İsrail yerleşim bölgelerine ulaşmadan havada düşürecek bir hava savunma sistemi de satın almak istemektedir.
İsrail; Kassam ve Katyuşa roketlerini durdurmak için lazer topu üretilmesi projesinde çok büyük paralar harcamış, fakat istenilen sonucun alınamaması üzerine bundan vazgeçilmişti. Kassam roketlerinin karşısında durmayı engelleyen pek çok teknik, operasyonel ve istihbatla ilgili sorunun bulunduğu bildiriliyor. İsrail ordusunun Filistin roketleri karşısında başarısız olması nedeniyle, bu rejim sahip olduğu onca teknik gelişmişliğe rağmen infiali bir savunma durumuna geçmiş ve kara operasyonu ve suikast düzenleme yoluna başvurmak zorunda kalmıştır.
10) Siyonist Rejimin Roketler Karşısında Aldığı Tedbirlerin Değerlendirilmesi
Bir taraftan roketlerin sürekli geliştirilmesi diğer yandan da bu silahların askeri ve güvenlik alanlarında yol açtıkları önemli etkileri orduyu Gazze Şeridi’ne düzenlediği en büyük saldırısını gerçekleştirmek zorunda bıraktı. Daha önce düzenlediği saldırılar ve en son saldırısı Kassam operasyonlarını engelleme amacına dönüktü. İsrail ordusu bu amacına ulaşmak için farklı yöntemlere başvurmuştur, şöyle ki:
1- Sanayi merkezlerinin, demirci dükkanlarının vurulması
2- Gazze Şeridi çevresine alarm sistemleri yerleştirmek
3- Özerk yönetim güçlerinden Gazze çevresine konuşlanarak saldırılara engel olmalarının istenmesi
4- Alarm ve ses sistemleri için 20 milyon dolardan fazla para ayrılması, Gazze etrafındaki siyonist yerleşkelerin ve bu civardaki binaların tahkim edilmesi
5- Filistinli savaşçıların saldırılarını engellemek için Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve doğusunda emniyet şeridinin oluşturulması.
3) Roket ve Füze Arasındaki Fark
Medyada, genellikle Filistinlilerin İsrailliler karşısında kullandığı silahlar ele alınırken abartmaya ve karışıklığa tanık olunmaktadır. Bu durum özellikle Filistinlilerin kullandıkları roket ve füzelerde göze çarpmaktadır. İşin aslı İsrail topraklarının roket saldırılarına hedef olduğudur; zira füzeler lazer, radyo ve televizyon gibi teknik olanaklarla uzaktan kontrol edilebilen güdümlü mermiler olarak tarif edilmekteyken bu özellikler roketler için geçerli değildir. Roket, sütun şeklinde ve patlayıcı madde taşıyan savaş başlığına sahip olup katı yakıtla hareket eden motora sahip bir borudan ibarettir.
Filistinlilerin kullandıkları bu silahlara bazen dikkatsizlikten dolayı füze (missile) dendiğine şahit olmaktayız. Bu silah (missile) roketten daha gelişmiştir bir savaş aletidir ve siyonist rejim Filistinlilerin saldırılarından bahsederken bu silahın adını anmakla aslında kendi saldırganlığını dünya kamuoyunun gözünde aklamayı hedeflemektedir. Elbette bu durum Filistinlilerin roketlerini geliştirmek için çaba göstererek bunları güdümlü füzelere çevirmelerinin gerekliliği ile çelişmemektedir ve Filistinli direniş grupları bu yoldaki çabalarını durmaksızın sürdürmektedirler.
4) Filistin Direniş Hareketlerinin Roket Çeşitleri
4-1) Kassam Roketleri (İzzeddin Kassam Tugayları)
a) Tarihçeleri:
İsmini Hamas’ın askeri kolu İzzeddin El Kassam Tugayları’ndan alan Kassam roketleri ilk olarak Nizal Fethi tarafından, Adnan el Ğul’ın emri ile üretildi. Kassam’ın babası olarak adlandırılan Adnan el Ğul 2004 yılında İsrail ordusu tarafından şehid edilmiştir.
Haziran 2006 yılına kadar İsrail’e fırlatılan Kassam roketlerinin sayısı 1000’i aşmıştı. Roketlerin çoğu Mart ayı ile Haziran ayı arasında batı Nekeb çölüne düşmüştü. Bazen de Sederot gibi şehirlere, fakat çoğunlukla açık arazilere isabet ediyordu. Gazze’nin kuzeyindeki bir İsrail şehrine ilk isabet edecek olacak olan bu Kassam roketi, 2003 Ağustos’unda 5 mil uçtuktan sonra Sederot yakınlarına düşmüştü. Nekeb mıntıkasında Kassam füzeleri tarafından vurulan diğer İsrail şehirleri ise Or Haner, Nirim ve Nahal Oz idi.
b) Kassam Roketlerinin Teknik Özellikleri:
İsrail makamları tarafından füze olarak adlandırılan bu silah, gerçekte Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el Kassam tugayları tarafından üretilen el yapımı bir rokettir. Yakıtı (katı yakıt) nitrat potasyum ile pudra şekerinin karışımı ile elde edilmektedir. Genellikle Gazze şeridinde üretilen ve kullanılan Kassam roketleri, Batı Şeria’da da keşfolmuştur.
Kassam-1 roketleri ilk kez 2001 yılının Ekim ayında ateşlenmiş fakat fırlatılan bu roketlerin çoğu Gazze şeridinin ötesine ulaşamamıştır. İsrail’e isabet eden ilk Kassam roketi 5 Mart 2002 yılında ateşlenmiştir. Bu hadisede 2 adet roket Gazze’nin kuzeyindeki Sederot şehrine düşmüştü. Fakat Filistinlilerin bu roketlerle 2 İsraillinin hakkından gelmeleri için 2 senenin geçmesi gerekmişti. (2 Haziran 2004) Kassam roketlerinin oluşturduğu tehdit daha gelişmiş modelinin üretilmesiyle daha da artmıştı. Kassam-2’ler Mısır’dan sokulan kaçak malzemelerle Gazze Şeridi’nde üretilmişti ve bu modelin şimdiki en gelişmişi Kassam-3 adını taşımaktadır. Bu silahın geliştirilmesi sonucunda Kassam-4’lerin menzillerinin 17 kilometreye çıkarılması beklenmektedir. Filistin direnişi 2006 Temmuzunda Kassam roketleriyle Gazze şeridinin yakınındaki Askalan liman şehrini vurmayı başarmıştı. Bu roketler genellikle az bir hasara neden olmaktalar ve bu zamana dek İsrailliler’in sadece bir elin parmağı kadar ölü ve yaralı vermesine neden olabildiler.
Teknik olarak Kassam roketi, ucunda savaş başlığı olan büyük bir sütun şeklindedir. Roketin dibinde gaz çıkış yeri ve denge sağlamakla görevli 4 kanatçık bulunmaktadır. Roketin orta kısmında motor yer almaktadır. Motor, roketteki itilimi sağlayan katı yakıttan ibarettir. Savaş başlığı ise kıvılcım çıkaran elektronik bir fitilin sıkıştırılmış patlayıcı maddeye bağlanmasıyla infilak ediyor. Aşağıdaki cetvelde Kassam roketlerinin ayrıntılı özellikleri gösterilmiştir.
Kassam 1 Roketlerinin Özellikleri:
Boy: 79 santimetre
Eni: 60 milimetre
Ağırlık: 5,5 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: Yarım kilogram
Nihai Menzili: 3 kilometre
Kassam 2 Roketlerinin Özellikleri
Boyu: 180 Santimetre
Eni: 150 milimetre
Ağırlık: 32 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: 5-7 kilogram
Nihai Menzili: 8 kilogram
Kassam 3 Roketlerinin Özellikleri
Boy: 200 santimetreden fazla
Eni: 170 milimetre
Ağırlık: 90 kilogram
Taşıyabildiği Sıkıştırılmış Patlayıcı Miktarı: 10-20 kilogram
Nihai Menzili: 10 kilometre
Sonuçta Kassam roketleri doldurmalı yakıtla ateşlenen ve her türlü güdümlü sistemden yoksun olan sade bir düzeneğe sahipler. Üstelik bu roketlerin %20’si hedefe isabet ettikleri zaman patlamamaktadır.
Roket yapımı için gereken teknik altyapı telefon, internet ve hapishanelerde roket yapım tekniğini öğrendikten sonra serbest bırakılan mahkumlardan elde edilmektedir.
c) Taktik Özellikler:
Filistin direniş örgütlerinin roketleri üretim modeli, kullanım ve etkileri açısından birbirlerine benzediklerinden dolayı bu başlık altında Kassam roketlerinin taktik özelliklerine değinmekle yetineceğiz. Bu özellikler, Kassam roketlerini ve diğer benzerlerini direnişin elindeki yaygın ve etkili araçlardan biri yapmaktadır.
a) Roketlerin Üretildiği Merkezlerin Yok Edilmelerinin Zorluğu: Siyonist rejim ordusunun roket üretim atölyelerini bombalaması roketlerin üretimlerini durduramadığı gibi bu roketlerin teknik kapasitelerinde de gelişme gözlenmektedir.
b) İsrail ordusunun roket saldırılarını engelleyebilecek teknolojisi bulunmamaktadır. Roket saldırılarını önlemenin yegane yolu, operasyondan önce bu roketleri fırlatan direniş hücrelerine hava saldırısı düzenlemektir.
c) Roket fırlatmakla görevli hücrelere hava saldırısı düzenlemek çok karışık, neredeyse imkansızdır. İsrail ordusunun elde ettiği verilere göre direniş grupları bu roketleri kamyonetlerde taşıyor ve bu silahları çiftçilik örtüsü altında boşaltıyorlar. İsrail ordusunun roket fırlatma operasyonuna katılan Filistinliler karşısında harekete geçmesi için ise elinde en fazla 15 dakikası bulunuyor. Bu vakit, Filistinli direnişçilerin roketleri İsrail hedeflerine yönelterek elektronik zamanlama mekanizmasını hazırlamaları için gereken süreye eşit. Bu yüzden İsrail ordusunun roket operasyonlarını engellemek için yapabileceği tek şey devriye uçaklarını 24 saat havada saklaması.
Kassam roketlerinin son hali hakkında açıklama yapan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın sözcüsü, birliklerinin sürekli olarak roketlerini geliştirmek için çabaladıklarını ve bu roketlerin üretilmeye başlandıkları ilk günden itibaren fabrika değil el yapımı olduklarını belirtti. İzzeddin Kassam hareketi Gazze Şeridi’ne sokulan kaçak füzelerden istifade etmediklerini ve Kassam roketlerinin Kassam mühendisleri tarafından üretildiğini vurguluyor. Kassam roketlerinde kullanılan patlayıcının TNT değil Filistinliler tarafından üretilen bir madde olduğu da belirtiliyor.
Hamas hareketinin askeri kanadı, İslami Cihad’ın askeri kanadının aksine Katyuşa- Grad füzelerinden (Rus yapımı) istifade etmiyor. İzzeddin el Kassam Tugayları roketlerinin hedefe isabet ve dakiklik yönünden üst düzeyde olduğunu iddia ediyor.
4-2) Kudüs Roketleri (İslami Cihad-Kudüs Seriyyeleri)
Kudüs roketleri aslında Grad modelindeki Rus Katyuşa roketlerinin kopyalarıdırlar. İslami Cihad’ın askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri’nin iddiasına göre, kendilerinin elinde, ellerinde kısa menzilli el yapımı Kassam roketleri olan Hamas’ın askeri kanadının aksine, Rus yapımı Katyuşa roketleri bulunmakta ve bunlardan istifade etmektedirler. Bu silahın boyu 2 metre 8 santim olup, ağırlığı 66 kilogramdır, 122 mm de kalibreye sahiptir.
Grad roketleri 17 kilogramlık savaş başlığı taşıyabilmektedirler ve iddialarına göre 18 ila 30 km menzile sahipler.
Kudüs-2 roketleri Rus yapımı Katyuşa roketlerinin teknolojisi esas alınarak üretilmiş ve 12 kilometre menzile sahipler. Şubat 2006 yılında İslami Cihad hareketi Askalan şehrinin merkezini vurabilecek bir roket geliştirdiğini iddia etti. İslami Cihad’a yakın kaynakların bildirdiğine göre bu roketlerin menzili 13 ila 16 kilometre arasında idi ve patlayıcı olarak TNT taşıyordu. İslami Cihad, askeri kanadına bağlı mühendislerinin yeni nesil roket üretimi kapasitesine ulaştıklarını (daha önce kullandıkları Kudüs roketlerinin geliştirilmiş hali) ilan etmişti. Bu roketin boyunun 2 metre 30 santim olduğu kaydediliyor.
İsrailli makamlarda büyük endişeye neden olan gelişme ise birkaç roketin aynı anda fırlatılmasına imkan veren düzeneği ile birlikte Kudüs-3 roketlerinin üretildiği haberiydi. İsrailli makamların iddiasına göre bu roket İran’ın teknik yardımlarıyla Gazze şeridinde üretilmişti. 122 milimetrelik top sistemi ise her defasında 20 saniye içersinde aynı anda 10 roket fırlatabiliyor ve silahın toplam ağırlığı 13 tona ulaşıyor. Böylelikle Filistinliler Gazze Şeridi’nden Askalan, Sederot, Neteyvut ve Efakim’i vurabilecek güce ulaşmış oluyorlar.
İsraillilerin iddialarına göre İslami Cihad’ın bazı Katyuşalarının menzili 18 ila 30 kilometreye kadar ulaşabiliyor. Rus malı olan bu roketler Mısır’dan Gazze’ye kaçak olarak sokuluyorlar. Bu roketler şimdiye dek İsrail hedefleri karşısında kullanılmadılar. İslami Cihad’ın Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyini roket yağmuruna tutarak siyonistleri Güney Lübnan’dan geri çekilmeye mecbur bırakmasından ilham alarak, Katyuşa ateşiyle düşmanını Gazze civarındaki bölgelerden geri çekilmeye mecbur etmek istediği akla geliyor.
İslami Cihad İsrail’in her çeşit intikam saldırısının karşılığının çok hızlı bir şekilde verileceğini ilan etmiş durumda. Direnişin mühendisleri, tıpkılarının üretilmesi amacıyla Filistin’e dışardan değişik türde roketler sokmak için uğraşıyorlar.
4-3) Akşa Şehitleri Tugayı ve Fetih’in Elindeki Roketler
a) Yaser Arafat Roketleri:
Siyonist rejim makamlarının iddialarına göre bu roketler Aksa Şehitleri Tugayı tarafından üretiliyor ve Batı Şeria’dan ateşlenmeleri durumunda Kudüs ve Tel Aviv’i vurabilecek kapasiteye sahipler. Vaziyetin çok ciddileşmesi durumunda bu roketlerin Batı Şeria üzerinden İsrail’e doğru fırlatılacağı öngörülüyor. İsrail makamları Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin şehrinden bu füzelerin ateşlendiğini doğruladılar. Bazı Fetih yetkililerine göre Yaser Arafat roketleri şimdiye dek üretilen Filistin roketlerinin en gelişmiş modeli ve zaruri durumlarda kullanılmak üzere Batı Şeria’da saklı tutuluyorlar. Bu roketlerin teknik özellikleri hakkında elimizde yeterli bilgi yok, zira şimdiye dek hiç kullanılmamış olunmasından dolayı İsrail makamları bu silah hakkında bir rapor yayınlamış değiller.
b) Kifah (Mübareze) Roketleri:
Fetih hareketi bu roketi ilk kez, 2004’ün Ekim ayında Gazze Şeridi’nden Netesarim şehrine fırlattığını iddia etti.
c) Aksa-3 Roketi:
2005’in Ekim ayında Aksa Şehitleri Tugayı 17 kilometre menzili olan Tugayı Aksa-3 adlı bir roket ürettiklerini ilan etti.
d) Cenin-1 Roketi:
2006’nın Ocak ayında İsrail medyasında Batı Şeria’daki Fetih hareketi savaşçılarının Cenin-1 adlı roketi ürettikleri ve kullandıkları haberi yer aldı. Cenin-1 roketinin sadece 1 mil menzile sahip olup Kassam roketlerinden keyfiyetçe daha düşük olduklarını belirtmeliyiz.
4-4) Filistin Direniş Gruplarının Diğer Roketleri
a) Nasır-3 Roketleri:
İsrail kaynaklarının iddialarına göre 30 kilogramlık bu roketler Halk Direniş Komiteleri tarafından kısa menzilli Kassam-1 modelinin geliştirilmesiyle elde edilmiş. Roketin menzili 6 ila 9 kilometre arasında. 5 kiloluk savaş başlığında patlayıcı madde, ateşleyici fitil ve etrafa saçılması için küçük madeni çiviler yer alıyor. İsrail ordu kaynaklarına göre Nasır-3’ün savaş başlığı Kassam-2’lerden daha güçlü, roketin yakıtı 20 kilogramlık nitrat potasyum ve pudra şekerinden oluşuyor. Nasır-3 roketlerinin kullanımının en dikkate değer örneği 2004 Haziranında gerçekleşti, Sederot şehrine düzenlenen bu operasyon sonucunda 2 İsrailli ölmüştü. Nasır roketlerinin İsrail’e isabeti hakkında fazla habere rastlanmamasını göz önüne aldığımızda, Filistinli mühendislerin roket geliştirme programlarını daha çok en etki olan belli başlı roketler üzerinde yoğunlaştırdıklarını –özellikle Kassam roketlerinin nispeten iyi olan başarı grafikleri değerlendirildiğinde- tahmin edebiliyoruz.
b) Seriyye-2 Roketleri:
Bu roket İslami Cihad tarafından geliştirildi, operasyona hazır hale getirilmesi 2000 Nisanında gerçekleşti. 3 kilometre menzile sahip olan Seriye-2 roketlerinin parçacıkları 13 metre karelik bölgede etrafa saçılıyor. İslami Cihad, 2004 yılının Kasım ayında bu roketin 18 kilometre menzili olan daha gelişmiş versiyonunu ürettiklerini bildirdi. İslami Cihad’ın Seriye roketlerini uzun menzilli silah geliştirme programı çercevesinde ele aldığını, hareketin İsrail karşısındaki saldırılarında daha çok Kudüs roketlerinden istifade ettiğini belirtmeliyiz.
c) Tanksavar Roketleri:
- 500 metre menzilli “Bena” tanksavar roketi
- 5,3 kilogram ağırlığında başlığa ve 3 kilometre nihai menzile sahip Filistin yapımı “Betar” tanksavar roketi
- Rus yapımı olup Suriye ordusunun ve Hizbullah’ın kullandığı “Sagger” (Sağir) güdümlü roketi
- Kassam Tugayları’nın kendi üretimleri olan, RPG-7 tanksavar silahının benzeri, omuzda taşınan ve 15 santimetrelik çelik tabakayı delebilen “Yasin” adlı tanksavar silahı
d) Uçaksavar Füzeleri
Hamas kaynaklarının iddiasına göre hareket ilk uçaksavar füzesini, Gazze göklerinde uçan İsrail insansız keşif uçakları ve helikopterler karşısında kullanmak için 2004 yılının Kasım ayında üretti. Batılı kaynaklar Hamas’ın uçaksavar füze tasarımlarını Hizbullah ve İran’dan aldığı teknik yardımla gerçekleştirdiğini kabul ediyorlar. Hamas, Hizbullah’ın elinde bulunan SA-7 uçaksavar füzelerinin benzerini üretmek için de çaba gösteriyor.
SA-7 füzeleri omuzda taşınabilen ve bu şekilde kullanılabilme özelliğine sahip olup güçlü bir patlayıcı başlığı ve kızıl ötesi güdümlülük sistemini haiz bir silah. Bu füzeler eski Sovyetlerin uçaksavar füzelerinin ilk nesil modelleri arasında yer alıyor.
İsrail makamlarına göre Gazze’deki Filistin direniş örgütlerinin elinde gelişmiş bir uçaksavar silahı olan Stingerler de bulunuyor. Amerikan malı olan bu silah, özellikle kısa menzildeki uçak, helikopter, insansız araç ve Cruise füzeleri karşısında etkili oluyor.
SA-7 ve Stinger füzeleri 2000 yılından sonra Refah’taki tüneller üzerinden Gazze’ye sokulmuşlar. Stinger füzelerinin Gazze’ye sokulduğunun henüz kesinlik kazanmadığını, fakat bunun İsrail makamlarınca güçlü bir iddia olarak değerlendirildiğini de belirtelim burada.
e) Havan Topları:
Filistinliler tarafından havan silahından ilk kez istifade edilmesi ikinci İntifada sırasında, Ocak 2001 tarihinde Gazze Şeridi’nden siyonistlerin ikamet ettiği Netesarim şehrine ateş açılması şeklinde gerçekleşmişti. Bunun yanında, Batı Şeria’da da havan topu bulunmuştu. Filistinlilere göre havan silahının avantajı düşmana hiçbir surette karşı tedbir alma şansını bırakmamasıdır. Bu silah hedeflere isabet kaydettirmek noktasında fazla etkili olmamasına rağmen, Filistinli direnişçiler tarafından düşmanda yarattığı panikten dolayı yine de tercih edilir bulunuyor.
Havan toplarının da tıpkı diğer silahlar gibi önceleri Refah tünellerinden kaçak olarak içeri sokulduğu bilinmekteyse de son gelen haberler bu ve benzeri silahların Filistin içerisinde üretimine başlandığı yönünde. Filistinlilerin ellerindeki havan silahlarının 120, 81, 52 ve 60 milimetrelik havan topu türleri olduğu belirtiliyor.
Adı geçen silahlar, Gazze Şeridi’ne özellikle 2000 yılı sonrasında sokulmuşlar.
5) Füze Operasyonlarının Kapsamı
Filistin haritasına dikkatle baktığımızda ve siyonist yerleşimcilerin bölgedeki dağılımını, siyonist rejimin Batı Şeria’daki geniş emniyet şemsiyesini ve direnişin roketlerinin menzillerinin kısalığını göz önüne aldığımızda, bu silahların Batı Şeria’da gizlenmesinin ne kadar zor olduğunu ve bu yüzden de operasyonların genellikle Gazze bölgesinden ve buraya yakın bölgelerden düzenlenmiş olduğunu kolayca anlayabiliriz.
Siyonist rejimin Filistin direnişi üzerindeki tasallutundan kaynaklanan bütün sınırlılıklara rağmen, roket fırlatma şeklinde gerçekleştirilen operasyonlar düşmanın karşılık verme yolunu bulamadığı yegane mekanizmadır. Öte yandan siyonist rejimin istihbarat birimlerinin istişhadi eylemler ve gerilla operasyonlarına engel olmak noktasında gösterdiği azami gayret, ileride siyonist işgalcilerin Filistin toprağını kirletmelerinin önündeki yegane engelin roket operasyonları ve böylece işgal edilmiş topraklar halkı içinde emniyetsizliğin icadı olacağı öngörüsünün yapılmasına neden olmaktadır.
Filistin direnişinin roketleri kolayca taşınıp nakledilebiliyor, roketlerin menzili kısa olduğu için Filistinli savaşçılar roketleri sınıra yakın bölgelere taşıyarak Sederot, Askalan, Netesarim, Netanya, Batı Nekeb, Han Yunus, Beytlehem vs. gibi yerleşimci şehirlerini Katyuşa roketleri ile ateş altında tutabiliyorlar.
Filistin roketlerinin menzillerinin kısalığı ve patlayıcı güçlerinin keyfiyetinden dolayı direniş güçleri füze kapasitelerini geliştirmek suretiyle daha mühim ve uzak mesafelerde yer alan siyonist şehirlerini vurmak suretiyle bu zaaflarını telafi etmek istiyorlar. Siyonistlerin Gazze şehrini boşaltmalarından önce direnişin roket operasyonları bu bölgede gerçekleşiyordu, fakat geri çekilmelerinin ardından direniş, roketlerini 1948 yılında işgal edilmiş topraklara kaydırarak operasyonlarını Askalan, Sederot ve Batı Nekeb gibi şehirlerde yoğunlaştırdı.
Filistin direniş güçlerinin Efule ve Netanya gibi bölgeleri de vurabilecek kapasitede olduğu tahmin ediliyor, fakat bundan kaçındıkları görülüyor. Filistin direnişini buna tevessül etmekten caydıran en önemli nedenlerden biri siyonist rejimin buna, uluslararası toplumu haklılığına ikna etmekte zorlanmayacağı genel bir Filistin katliamı yapmakla cevap vermesi ihtimali olabilir.
6) Roketlerin Batı Şeria’da Üretilmesi ve Buradan Fırlatılmaları
İsrail’in Filistin roketlerine dönük en büyük endişesi bu silahların Batı Şeria’daki üretiminin gelişerek arttırılmasıdır. Zira İsrail nüfusunun çoğunluğu Tel Aviv civarında yoğunlaşmıştır ve Hamas’ın elindeki kısa menzilli Kassamlar ve İslami Cihad’ın Katyuşaları Batı şeria’dan ateşlenmeleri durumunda İsrail nüfusunun ve endüstrisinin önemli bir kısmını tehdit edebilecek kapasitededir. İsraillilerin bildirdiğine göre şimdiye dek bölgeden hiç roket saldırısı düzenlenmiş değil fakat bu, Filistinlilerin Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin şehrinden 1 millik menzili olan Cenin roketi saldırısı düzenledikleri iddiası ile çelişmektedir.
Öte yandan İsrail ordusunun bildirdiğine göre 2005 Kasım ayında Nablus şehrinde patlayıcı madde üreten bir laboratuar keşfedilmiş.
Filistin roketleri iptidai olmalarına rağmen 1948 işgal sınırı içersindeki siyonist yerleşkelerdeki yaklaşık olarak 200.000 kişi, ilerde Batı Şeria’dan ateşlenebilecek olan muhtemel roketlerin atış menzili içersinde yer alıyorlar.
2006 yılı içersinde İsraillilerin Hamas’ın Batı Şeria’dan Kassam fırlatacağı yönündeki endişeleri çok artmıştı. Bu yıl içersinde Filistinli gruplar roketlerin üretimi için gereken maddelerin Batı Şeria’ya sokulması için azami gayret gösterdiler.
25 Kasım tarihinde, Batı Şeria’nın Nablus şehrindeki gizli bir atölyede silah üretimi yapıldığının ortaya çıkması dikkatleri üzerine çekmişti. Burada patlayıcı kemerler, patlayıcı madde taşıyan oyuncaklar ve patlayıcı yapımında kullanılan kimyasal maddeler ele geçmişti. Öte yandan Filistinli gruplar, hepsinin başında da İzzeddin Kassam Tugayları, Batı Şeria’daki roketlerini ileride ihtiyaç duyacakları önemli bir caydırıcı silah olarak değerlendiriyorlar. Filistinliler bu silahların düşmanlarında korku doğurduğunu ve bunun İsraillilerin inşa ettiği duvara verilen uygun bir cevap olduğunu söylüyorlar. Zira bu roketler duvarı kolayca aşabiliyor ve bunu engelleyecek hiçbir savunma sistemi de mümkün değil. Bazı İsrailli makamlar, Netanya ve Efule gibi şehirlere füze isabet etmesi durumunda İsrail hava kuvvetlerinin hiçbir ön planlama olmadan geniş bir Filistinli katliamına girişmek suretiyle intikam alması gerektiğini savunuyorlar. Fakat bu işin pratikte devamlı olarak sürmesi mümkün değil ve Filistin direnişi yeni yöntemler geliştirmek suretiyle bu olası saldırılara cevap veriyor.
7) Filistinlilerin Roket Saldırılarına Etki Eden Nedenler
Filistin direnişinin, özellikle İzzeddin Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri’nin siyonist rejim karşısındaki operasyonlarını sürdüreceklerini vurgulamaları ve roket teknolojisinin sürekli olarak geliştiriliyor oluşu bu operasyonların kesilmeyeceğini gösteriyor, bununla birlikte yine de operasyonların azalıp artmasında bazı faktörler etkili olmaktadır.
1) Artış Nedenleri
- Siyonist rejimin militarist yönünün zaman zaman artması: Filistin olaylarının incelenmesi rejimin askeri yönünün zaman zaman güçlendiği, saldırganca davranışlarını arttırdığı ve istişhadi operasyonları ve gerilla saldırılarında sınırlama yaratmayı başardığı durumlarda Filistin direnişçilerinin roket operasyonlarını daha da arttırdıklarını gösterecektir. Örneğin İsrail askeri Gilad Şalit’in esir alındığı operasyonun ardından siyonist rejimin başlattığı Gazap üzümleri saldırısının ardından direniş güçleri sadece batı Nekeb’e 119 roket fırlatmışlardı.
- Siyonistlerin sözlerinde durmamaları: İsrail çoğunlukla anlaşmalarına sadık kalmadığı için direnişin elinde verecek cevabı olarak işgal edilmiş topraklara roket ve Katyuşa fırlatmaktan başka bir yol kalmıyor. Siyonist rejimin her söz ihlalinin ardından direniş grupları yayınladıkları bildirilerle roket operasyonlarının mesuliyetini üstleniyorlar.
2) Azalış Nedenleri
- Ateşkes: Filistin direniş güçleri Siyonist rejimin ateşkes ihlalleri durumunda işgal edilmiş topraklara birkaç kez roket fırlatmış olmalarına ve hatta Kızıl Gül adı verilen 100 roketin aynı anda fırlatılacağı bir operasyon düzenleme tehdidinde bulunmalarına rağmen, işgal edilmiş topraklara düzenlenen roket operasyonlarında önemli oranda düşüş görüldüğünü ve bunun asıl nedeninin ateşkes olduğunu söyleyebiliriz.
- Filistinliler arasındaki iç çatışmalar: Filistin içinde gerçekleşen çatışmalar direnişin siyonist düşmana yoğunlaşmasını azaltmakta ve bu durum da roket operasyonlarının azalmasına müncer olmaktadır.
- Esir Dosyaları: Gilad Şalit’in esir alınması ve esir değişimine dönük değişik anlaşma taslaklarının oluşturulması, özellikle de direniş operasyonlarının anlaşmayı engellediği şeklindeki soru işaretlerinin oluşmaması için, işgal edilmiş topraklara düzenlenen operasyon sayısı azaltılmıştır.
8) Roket Saldırılarının Niceliksel Durumu
Atölyelerde ve merdiven altlarında üretilen bu ilkel silahlar Filistin direnişine siyonist rejimin içlerini vurabilmeleri yönündeki en büyük olanağı sağlamıştır.
Siyonist rejim verilerine göre roket operasyonlarının sayısı her yıl giderek artmaktadır; öyle ki 2002 yılından 2003 yılına kadar geçen süre içersinde roket saldırıları 4 kat artmış, 225’ten 861’e çıkmıştır. 2006 yılındaysa bu sayı 3000’i bulmuştur.
Direnişin fırlattığı roketlerin siyonist orduda yarattığı yıkım, özellikle bu ordudaki güç kaybını belgeleyen Winograd raporunun yayınlanmasının ardından, her zamankinden daha fazladır ve İsrail ordusunun son Lübnan savaşında ve Gazze operasyonundaki yenilgileri direniş güçleri karşısında içine düştüğü zaafı çok iyi yansıtmaktadır.
Amerika’da yapılan bir araştırma, işgalcilerin Gazze’den geri atılmalarının ardından düzenlenen ortalama roket saldırısı sayısının daha da arttığını ve yeni yılın başlangıcından itibaren aylık ortalama 200 roket operasyonunun düzenlendiğini kaydetmektedir.
9) İsrail’in Roket Saldırıları Karşısındaki Girişimleri
- Roketlerin İsrail’in İç Kamuoyuna Etkisi
Direnişin roket teknolojisinde kaydettiği gelişmelerin ardından, artık Yahudi yerleşimcilerin yaşadığı şehirlere karşı düzenlenen operasyonlarda hasara yol açılmaması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. Bu teknik geliştirme faaliyetlerinin öncesinde siyonist medya, uğradıkları zararı bazı evlerin ve otomobillerin hasar görmesi veya cüzi yaralanmalar şeklinde sunarken yeni dönemde binalarına ve otomobillerine verilen ciddi zararı ve can kayıplarını da itiraf etmeye başlamıştır.
Bu roketlerin fırlatılması, siyonist rejimin insansız uçaklarının ve helikopterlerinin sürekli olarak devriye uçuşu yapıyor olmalarından dolayı hayli güç olsa da, bu operasyonlar sonucu onlarca siyonist yerleşimci ve İsrail askeri yaralanmış ve pek çok iş yeri ve ev, askeri üs zarar görmüştür.
Genel bir bakışla, son 6 yıl içersinde düzenlenen saldırı oranına baktığımızda bu sayının her yıl % 200 oranında katlanarak arttığını görürüz. Bu roketlerin el yapımı ve ilkel olmalarına rağmen siyonist toplum üzerindeki etkileri çok açıktır. Resmi makamları da sürekli olarak bu etkiyi itiraf etmektedirler. Bu bağlamda iş öyle bir noktaya ulaşmıştır ki Batılı medya bu iptidai silahların Ortadoğu’daki güç dengesini değiştirerek stratejik bir konum kazandıklarını ilan etmiş, öyle ki CNN televizyonu bu silahı “bölgede kargaşalığın nedeni” olarak tanımlamıştır. Siyonizmin hamilerinin bu itirafı, iptidai bir roketin siyonist rejimle Filistinliler arasındaki güç dengesini nasıl değiştirebildiğini ve bu rejimin ileri teknolojiye sahip silahlı kuvvetlerinin bunun karşısında aciz kaldığını göstermektedir. BBC televizyonu da bu roketlerin üretiminin Hamas’ın attığı ileri bir adım olduğunu ve Kudüs işgalcisi rejimin gelişmiş ordusu için ciddi bir endişe kaynağı halini aldığını kabul etmiştir.
Siyonist rejimin hemen hemen tüm siyasi analizcileri ve “akil adamları” Kassam roketlerinin İsrail ordusu ve siyonist yerleşimciler karşısında oluşturduğu tehdidin ciddiye alınması gerektiği fikrindeler.
Bu roketler çoğunlukla Sederot şehrini hedef almaktalar, bu silahlar zayıf ve iptidai olmakla birlikte bazı kuvvetli noktalara ve avantajlara da sahipler; örneğin siyonist rejimin gelişmiş izleme ağı tarafından keşifleri mümkün değildir. Siyonistler bu alandaki acizliklerini itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
Siyonist rejimin halihazırdaki iç güvenlik bakanı Avi Dichter (eski emniyet bakanı) hükümete sunduğu güvenlik raporunda “Kassam roketlerinin ateşlenmesi için izlenen yolun gerçekten de şaşırtıcı olduğunu” söylemişti.
Bu tedrici süreç; roket parçalarının üretiminin geliştirilmesinde, bunun tasarlanması ve operasyonlardaki iş bölümünün belirlenmesinde -roket fırlatılması esnasında İsrail ordusunun Gazze şeridinde kendilerine engel olamayacağına olan güvenleri ile birlikte- devam etmektedir.
Siyonist rejim askeri istihbarat araştırmaları komitesi başkanının ifadesiyle: “Hamas bu roketlerinin yardımıyla İsrail karşısında stratejik saldırılar düzenlemeye dönük gayretlerini sürdürmeyi başaracaktır, bu hareketin militanları silah araçları, özellikle de roket üretimi için çabalarını sürdürmekteler.”
Siyonist rejimin askeri uzmanları el yapımı bu roketler karşısında ileride nasıl bir savunma yöntemi takip edecekleri noktasında -özellikle siyonistleri ördükleri duvar sayesinde koruma teorisinin çöküşünden sonra- duydukları endişeyi ifade ediyorlar.
Bu roketler, söz konusu duvarın güvenliği sağlama noktasındaki yetersizliğini göstermek suretiyle duvarın öneminin de azalmasına neden oldu. Bazı emniyet raporları Ariel Şaron’un artık geceleri bile rahat uyuyamadığı yönünde haberler veriyordu.
Knesset üyelerinden İsrail Hesun şöyle diyor: İsrail Hamas füzelerinin esiri olmuş halde! Siyonist rejimin askeri muhabirlerinden Amir Rebabort bu roketlerin avantajlarından bahsederken “İsrail ordusunun gelişmiş silahları ile Hamas’ın ilkel roketleri arasındaki mesafe teknolojik anlamda fazla ise de bu silah on binlerce İsrailli arasında çok büyük bir korkuya neden olmaktadır” şeklinde konuşuyor.
Bu roketlerin siyonistler üzerinde doğrudan etkileri de vardır, şöyle ki:
1- Sürekli olarak yeraltı sığınaklarına dolmalarına neden olması
2- Gazze Şeridi yakınındaki bütün okulların ve eğitim kurumlarının derslerinin tatil olması
3- Sokakların boşalması ve siyonist yerleşkelere giriş çıkışların yasaklanması
4- Siyonist şehirlerden kaçanların artması
5- Şoka giren yerleşimcilerin tedavisi için daha fazla doktorun gönderilmeye ihtiyaç duyulması
Filistin direnişinin Gazze civarındaki siyonist yerleşim bölgelerine ve yeşil hat içersindeki bazı merkezlere düzenledikleri saldırıların artması, siyonist rejim içersinde siyasi ve askeri bir buhrana yol açmıştır. Siyonist toplumun siyonist devletin tavrına olan itirazları, bazı durumlarda İsrail saldırılarının durdurulmasına bile neden olmuş, hatta bazen büyük yürüyüşler düzenlendiğine de tanık olunmuştur.
Filistin roketlerinin, özellikle de Kassamların İsrail şehirleri karşısında yarattıkları tehdit çok ciddidir. İsrail makamlarının itirafına göre Filistinliler İsraillilerin günlük hayat akışını darmadağınık etmek için çok sayıda rokete de ihtiyaç duymamaktalar. Kefersaba gibi bölgelere iki haftada bir fırlatacakları tek bir roket, Kudüs’ü de birkaç haftada bir vurmaları siyonistlerin hayatını çekilmez kılmaya yetecektir.
İsrail karşısında düzenlenen roket saldırılarının çeşitlenmesi bu rejimin Gazze Şeridi’nin değişik mıntıkalarına, roketlerin üretim altyapılarını ortadan kaldırma amacıyla saldırılar düzenlemesine neden olmaktadır. Bu hamleler İsrail’in direnişin faal kadrolarına saldırıları, roket üretiminde yer alan üst düzeyli kişiler karşısında suikast düzenlenmesi, demirci dükkanlarını ve roketlerin fırlatıldığı bahçelerin vurulması şeklinde gerçekleşmektedir.
Kassam roketlerine, tahrip güçlerinin ve isabet oranlarının sınırlı olmasına rağmen karşılık verilmelerinin zorluğundan dolayı çok fazla önem verilmektedir. İsrail, Filistin roketlerini engelleyebilmek için “Kızıl Güneş Batışı” adlı bir sistemi (bir radar sayesinde fırlatılan roketleri teşhis edebilmektedir) devreye sokmuştur. Rejim aynı zamanda roketlerin isabetinden 20 saniye önce devreye giren hoparlörler de kullanmaktadır. Siyonist rejim, İsveç’ten Filistin roketlerini İsrail yerleşim bölgelerine ulaşmadan havada düşürecek bir hava savunma sistemi de satın almak istemektedir.
İsrail; Kassam ve Katyuşa roketlerini durdurmak için lazer topu üretilmesi projesinde çok büyük paralar harcamış, fakat istenilen sonucun alınamaması üzerine bundan vazgeçilmişti. Kassam roketlerinin karşısında durmayı engelleyen pek çok teknik, operasyonel ve istihbatla ilgili sorunun bulunduğu bildiriliyor. İsrail ordusunun Filistin roketleri karşısında başarısız olması nedeniyle, bu rejim sahip olduğu onca teknik gelişmişliğe rağmen infiali bir savunma durumuna geçmiş ve kara operasyonu ve suikast düzenleme yoluna başvurmak zorunda kalmıştır.
10) Siyonist Rejimin Roketler Karşısında Aldığı Tedbirlerin Değerlendirilmesi
Bir taraftan roketlerin sürekli geliştirilmesi diğer yandan da bu silahların askeri ve güvenlik alanlarında yol açtıkları önemli etkileri orduyu Gazze Şeridi’ne düzenlediği en büyük saldırısını gerçekleştirmek zorunda bıraktı. Daha önce düzenlediği saldırılar ve en son saldırısı Kassam operasyonlarını engelleme amacına dönüktü. İsrail ordusu bu amacına ulaşmak için farklı yöntemlere başvurmuştur, şöyle ki:
1- Sanayi merkezlerinin, demirci dükkanlarının vurulması
2- Gazze Şeridi çevresine alarm sistemleri yerleştirmek
3- Özerk yönetim güçlerinden Gazze çevresine konuşlanarak saldırılara engel olmalarının istenmesi
4- Alarm ve ses sistemleri için 20 milyon dolardan fazla para ayrılması, Gazze etrafındaki siyonist yerleşkelerin ve bu civardaki binaların tahkim edilmesi
5- Filistinli savaşçıların saldırılarını engellemek için Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve doğusunda emniyet şeridinin oluşturulması
6- Siyonist rejimin sabık savaş bakanı Amir Perez tarafından Demir Kubbe hava savunma sisteminin test edilmesi
7- Direniş üzerinde baskı yaratmak için Gazze Şeridi’ndeki suyu ve elektriği kesmek
8- Amerika ve İsrail’in ortak tasarımı olan, Katyuşa füzelerinin lazer ışınları yardımıyla engellenmesi projesi
9- Ehud Barak’ın Kassam roketlerini etkisiz kılma amaçlı projeye 811 milyon şekel ayırmış olması
Siyonist rejim ordusu teknik olarak onca gelişmişliğine rağmen Filistin direnişinin roketlerini geliştirme projesi karşısında acziyet içinde kalmış ve uluslararası toplumdan bu roket saldırılarının durdurulması için diplomatik olarak harekete geçmesini talep etmiştir.
İsrail’de yayınlanan güvenlik raporlarının çoğu Kassam roketleri karşısında içine düşülen acizliği yansıtır mahiyettedir. Bunlardan biri olan, siyasi analizci Ben Kasyet’in şu cümlelerindeki gibi: “Cesur bir şekilde gerçeği kabul etmemiz gerekmektedir. Ordu, Kassam roketlerinin doğurduğu soruna çare bulabilecek konumda değildir halihazırda. Yapabileceği tek şey Gazze Şeridi’ni işgal etmektir.”
Profesör Mişel Ferund “Binlerce İsrailli evlerinin zayıf tavanlarına Kassam roketlerinin isabet etmesini bekliyor. Rejimin subayları, bu roketler evlerinin damlarına isabet etmelerine rağmen hala çok etkili olmadıklarını söylüyorlar.”
Siyonist rejim ordusunun roketlerin ateşlenmesini engellemeye dönük bütün telaşlarının sonuçsuz kalmasının ardından, özellikle Sederot gibi şehirlere büyük sermaye yatırımları vaat etmek ve refah, eğitim, sanayi, sağlık ve işe alma gibi değişik alanlarda imkanlar sunma yoluna başvurduğu gözleniyor.
Knesset, ayrıca siyonistlerin dış göçünü engellemek amacıyla Gazze Şeridi civarında yaşayan İsrailliler için % 13 vergi indirimi yasasını onayladı. Savunma bakanlığı da Gazze’ye yakın şehirlerdeki apartmanların tahkim edilmesi için 50 milyon doların tahsis edildiğini bildiriyor. Fakat bütün bu vaatlar yerleşimcileri buralarda tutmak için yeterli olmuyor.
Sederot şehrinde yaşayanlardan biri şöyle diyor: “Buradaki yaşantımız tahammül edilmez bir cehennem hayatına dönüşmüş durumda ve böyle bir hayatı sürdürmenin faydası yok. Bütün gece boyunca korkumuzdan gözümüzü kırpmıyoruz, Kassam füzelerinden duyduğumuz korku yüzünden gözümüz hep gökyüzünde!”
Sonuç
Siyonist rejimi çevreleyen güvenlik şeridinin genişletilmesi, coğrafi durumun uygunsuzluğu ve kadroların eğitim sorunları Filistin direnişini son zamanlarda etkili gerilla operasyonları düzenlemekten alıkoymaktadır. Öyle ki ikinci İntifada’dan bu yana sadece 2 etkili operasyona tanık olduk. Direniş güçlerinin daha çok roket ve istişhad eylemlerine yoğunlaştıklarını görüyoruz. Filistin direnişi teknik olarak çok gelişmiş imkanlara sahip olmadığından, bu kısa menzilli füzeler – daha doğrusu roketler- ile işgal edilmiş topraklardaki güvenliği sarsarak siyonist toplum içersinde korku ve panik yaratmak ve Filistin cephesinde de direniş ruhunu takviye etmek istemektedir.
Direniş güçleri, siyonist rejim güçlerinin neden olduğu sınırlamalar yüzünden halihazırdaki ve gelecekteki yegane direniş mekanizmasının roketli operasyonlar düzenlemek şeklinde mümkün olacağının çok iyi farkındalar.
Roket menzillerinin kısalığından dolayı Filistin direnişi şimdiye dek sadece Gazze civarındaki siyonist yerleşimlere saldırı düzenleyebildi. Gün geçmiyor ki özellikle Sederot ve Nekeb gibi bölgelere operasyon düzenleniyor olmasın. Siyonist rejim bu yerleşimci bölgelerini daha güvenli kılmak için elinden geleni yapıyor olmasına rağmen bu roketleri havada infilak ettirmeyi veya yönlerini değiştirmeyi başarabilmiş değildir. Bu sebeple, direniş güçleri de daha gelişmiş ve uzun menzilli füzeler elde etmek için çalışmalı ve bu rejimle mücadele etmek için yeni yollardan istifade etmeliler.
* Fars News'te yayınlanan bu yazı dizisi Kemal Saral tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.
isra haber
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|