|
|
Devrim Sonrası Libya |
| 07.03.2011, 11:06:08 |
|
|
|
|

Abdulhuseyn ŞEBİB |
|
Kaddafi ülkesini ve halkını yakmaya karar verdi ve o Libya’dan ayrılmayacak çünkü dünyada onu bağrına basacak kimse yok.
Devrim Sonrası Libya'yı Neler Bekliyor
Bu soru en kaçınılmaz soru olarak kabul ediliyor. Bu soruya verilecek cevap ise bir çeşit risk sayılıyor. Hatta basın, güvenlik ve araştırma gibi farklı dallarıyla siyasi alanda çalışan hiç kimse analiz gücüne kara leke vurulmaması ya da acele davranmak, Libya gibi bir ülke, Kaddafi rejimi gibi bir rejim ve I. ve II. Körfez Savaşlarındaki değişim hızından daha hızlı değişen uluslararası ve bölgesel bir çevrede farklı olabilecek analiz ve ilişki araçlarını kuşatamamakla suçlanmamak için yorum yapmıyor.
Libya farklı bir ülkedir ve bunun sebebi halkının doğası değildir. O da diğer halklar gibidir. Ama yeryüzündeki hiç kimse Muammer Kaddafi’nin krallığı devirmesi, iktidarı ele geçirmesi ve Libya’yı İtalya sömürgesinden kurtaran ve özgürleştiren Ömer Muhtar’ın liderliğindeki Libya devrimi gerçekliğini gasp etmesinden sonra ördüğü demirden duvar nedeniyle bu halk hakkında yeterli bir fikre sahip olamadı. Neredeyse dünyanın hiçbir yerindeki kamuoyu bu tarihi olay dışında Libya hakkında bir şey bilmiyor. Bunun sebebi de belki bu olayın büyük bir şöhrete ulaşan ve halkın beğenisini toplayan bir sinema filmi olarak gösterilmiş olmasıdır. Ama dışarıda Kaddafi, onun çadırı, demagojik söylemleri, kadın korumaları ve oğullarının iğrenç yaşantıları hakkında neler yayınlanmıştır?
Libya halkı üzerindeki yasak, Libya devrimini takip eden herkesin halkın büyük öfkesine şaşırmasına sebep olan şeydi. Tunus ve Mısır devrimleri onlar için bu denli şaşırtıcı olmamıştı. Tunus devriminde ortada diktatör bir rejim vardı, yolsuzluk yapıyor ve baskı uyguluyordu ama süsleme faaliyetlerinde de bulunuyordu. Bunlar arasında Zeynel Abidin Bin Ali’nin gerçek muhalefeti ortadan kadırması ve liderlerini de hapse atmasından sonra şekli bir muhalefet oluşturması yer alıyordu. Ama başkanın Suud’a kaçmasından sonra devrimlerin muhtaç olduğu zaman bakımından bakıldığında rekor denebilecek kadar kısa bir sürede rejim süratle çöküşe geçti. Tunuslulara acil reformlar yapmak için dilendi ama Tunus halkının nezdinde onun bu isteğinin hiçbir ehemmiyeti yoktu, halk tarih boyunca övgüyü hak edecek olan şehitler vererek sonuna kadar devrimine devam etti.
Mısır’da ise yüksek baskı oranına rağmen muhalefetin medyatik ve siyasi savaşı sürüyordu. Büyük bir yolsuzluk ve rejimin muhalif cepheye karşı sokaklarda gerçekleştirdiği suçlar vardı. Televizyonda muhaliflerin isteklerine karşılık vermek için gösterdiği saygı ritüellerinin ve bütün söylemlerinin başarısız olduğu Mübarek’in zamanı da çok kısa oldu. Muhalifleri yollarından döndüremedi. Onlar da Tunuslular gibi istekleri gerçekleşinceye kadar devrimlerine devam ediyorlar. Bir delikten iki kere sokulmamak için, yapılan hiçbir değişikliğe kanmıyorlar.
Libya’da ise herşey farklı. Hiçbir lider daha önce halkına Muammer Kaddi’nin kullandığı sıfatlarla hitap etmemişti. Kaddafi devrimcileri “umut simsarları, sıçanlar, saçmalayanlar, uyuşturucu kullanıcıları ve Bin Ladin taraftarları olmakla itham etti. Geçtiğimiz yüzyıllarda hiçbir ülkede siyasi bir liderin söylemediği şeyleri söyledi. Çirkinlik ve terör dilinde ise şiddet ve kan dökmenin daha ötesi yoktur. Buna rağmen devrim durmadı, üzerlerine bomba yağdıran uçaklar, yağmur gibi yağan gülleler, aile ve yakınlarının parçalanan cesetleri devrimcileri yıldırmadı. Bu, 42 yıldır kendisini bu insanların soyundan gelen birisi olarak tanıtan ve onlara ait olan her şeyi haczeden“kralların kralının” özetlemesinden sonra bütün dünyaya bu halkı tanıtan en büyük sürpriz oldu. Şuan bütün Batı raporları, Kaddafi ve ailesi ile devlet ve halk arasındaki ayırıcı çizgilerin hiçbir netliğinin olmadığını söylüyor. Bu nedenle Kaddafi ve çocuklarının Libya servetinden ne kadar çaldıklarını belirlemek zor.
Libya halkı bu kadar cesursa ve sokaklarda kalmaya devam ederse, Kaddafi bu kadar acımasızsa ve uluslararası toplum bu kadar suskun ve işbirlikçiyse, devletsiz devleti yönetmek için hiçbir hazır kurumun olmadığı bir ortamda devrim sonrası neler olacağı nasıl tahmin edilebilir? Kaddafi ülkesini ve halkını yakmaya karar verdi ve o Libya’dan ayrılmayacak çünkü dünyada onu bağrına basacak kimse yok. Hatta Libya halkının parasından bol bol verdiği komşu Afrika ülkeleri bile onu kabul etmeyecek. Onlar kendilerine kaçması için ona çağrı yapmaya cesaret edemezler. Buna karşılık Libyalı devrimciler son nefeslerine kadar devam etmeye karar verdiler. Bu zorba, kanlarını ve namuslarını mübah gördükten, taraftarlarından onların soyunu kurutmalarını istedikten ve televizyon ekranlarında uluslararası ve Arap uydu kanallarının aktardığı bu minvalde sözlerinden sonra kaybedecekleri birşeyleri kalmadı. Bu sözler, söyleyeni bile müebbed hapse mahkûm etmeye yeterli gelirken bunları tatbik edene nasıl bir ceza verilebilir?
Yarın belki de birisi çıkıp Libya halkının kendi kendini yönetmeye ehil olmadığını söyleyebilir. Bu halkın siyasi bir hayat yaşamamış, 42 yıl boyunca Kaddafi yönetimi, onun öncesinde krallık ve onun da öncesinde İtalya sömürgesi altında kanun devleti ve kurumlarını tanımamış olması ve bu nedenle onu, geleceğini eline almaya hazırlayacak siyasi tecrübeden yoksun oluşu karaya çıkması için geçiş dönemine ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez.
Libya halkı, onu yönetecek siyasi güçler ve partileri olmasa da güçlü bir değişim isteği olduğunu gösterdi. İstenen şey her ne şekilde olursa olsun kan dökülmesini engellemekse, bu zorunlu, haklı ve insani isteğin arkasında bir sonraki aşamada ülkede kendisinin de söz sahibi olmasını isteyenlerin çizdiği acil bir planın anahatları bulunmaktadır. Bu tabi Libya halkını Kaddafi’nin zulmünden kurtarma sonrasında da siyasi, güvenlik ve askeri alanda Afganistan ve Irak’ta yaptıkları gibi halkın yönetimi ele geçirmesine yardım etme başlığı altında BM’den çıkacak herhangi bir kararı yönetmeleri mümkün olan Amerikalılar için de gerçerlidir. Bu, icraat silsilesinden bahseden Amerikan Dışişleri Bakanlığındaki diplomatik güvenlik bürosunun açıklamasında açıkça okunmaktadır. Bu açıklama, Libya’da özellikle de başkent Trablus’ta bulunan ABD vatandaşlarını koruyacağını iddia etmiş ve Amerika’nın Libya’da kalan Amerikan vatandaşlarını korumak ve onların mülklerini kontrol etmek için koruma gücü tayin edeceğine işaret etmiştir. Bu ifadeler Amerikan vatandaşlarını tahliye etmek yerine onları ve mülklerini koruma görevini yerine getirecek askeri güçler indirme isteğini açık bir şekilde göstermektedir. Hiç kimse bu mülklerin ne olduğunu bilmiyor. Bu amaçla askeri müdahale gerçekleşecek mi ve bu görev nasıl sona erecek kimse bilmiyor.
Libya zenginlikleri nedeniyle önemli bir ülkedir ve bunların arasında bugün ABD ve Avrupa’nın belki de her zamankinden çok muhtaç olduğu petrol yer almaktadır. Libya Afrika kıtasındaki stratejik konumu açısından da önemlidir. Pekçok çatışma bölgesine komşudur. Bu nedenle Amerika’nın askeri müdahalesi, Güney Sudan’ı kuzeyden ayırma ve Güney Sudan’da kendisine bağlı bir kukla devlet kurma planının tamamlanması anlamına gelir. Libya’nın Darfur bölgesi sınırında olması da tıpkı Güney Sudan’da olduğu gibi bölgedeki çatışmanın son çözümü olarak pazarlanabilecek ayrılık eğilimini güçlendirmek için fırsat verecektir.
Kaddafi Libya’yı bölmek ve onu yeni bir sömürge hâkimiyetine sokmak gibi çirkin bir oyunu oynamak için Amerikalılarla işbirliği mi yapıyor? Ünlü İngiliz gazeteci Robert Fisk geçen Çarşamba günü Independent Gazetesi’nde yazdığı makalesinde, Libyalı devrimcileri belgeleri ve devlet arşivini yakmamaya çağırdı. Bunlar Kaddafi’nin Batılı liderlerle olan ilişkisini ortaya çıkaracak olan çok değerli belgelerdir ve ilk soruya cevap vermesi mümkündür.
EL İntigad yazarı Abdulhuseyn Şebib'in "Devrim Sonrası Libya" başlıklı analizi, Gülşen Topçu tarafından israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|