|
|
Amerika-İsrail Çözümü Savaştan Beter |
| 11.03.2010, 13:54:00 |
|
|
|
|

Dr. İbrahim MAKADMEH |
|
Amerika ve İsrail’in Irak ve Filistin için yaptıkları planlarda çok büyük benzerlik var. Yine bu planları uygulamak için bu iki ülkenin kullandığı araçlar da birbirine benziyor. Amerika ile İsrail planladıklarını uygulamaya geçirebilirlerse Irak, Filistin ve diğer Arap ülkelerinin geleceği de aynı olacak. İşte bu bizi ve her Müslüman Arab’ı bu çirkin planlara karşı ciddi bir duruş sergilemeye sevk ediyor.
Amerika her vesileyle Irak’ı işgal etmek istiyor. Becerebilirse siyasi ve askeri baskı yoluyla beceremezse de askeri çözüm her zaman bir köşede hazır bekliyor. Bölgedeki Amerikan kuvvetleri baskı rolünü oynuyor ve her an bir saldırı gücüne dönüşebilir.
İsrail de direnişe ve yönetime baskı ve şantaj yapmak için kuvvetlerini Filistin şehirlerinin etrafında yoğun bir şekilde konuşlandırıyor. Sessizliği sağlamak olmasa bile işgal için. Bu baskıcı kuvvetler kısa sürede işgalci güçlere dönüşebilir ve çoğu zaman da gerçekten dönüşmüştür. Bu oyun neden uzun sürüyor ve Amerika ile İsrail sahip oldukları ezici askeri güçle seçeneklerini dayatmıyorlar?
Amerika ve İsrail gibi emperyalist devletler önceki emperyalistlerin deneyimlerinden, halkının direnişte ısrar ettiği ülkede işgalcilerin kalamayacağını öğrendi. Onlar gerçekten de zayıf devleti ezici bir darbeyle yok edebilirler ama direnişle ve sürekli devam eden –insani, maddi ve manevi olarak- kan kaybıyla mücadele etmeye çok fazla dayanamayacaklar. Bu nedenle bugün Amerika’yı Afganistan’da ilgilendiren en tehlikeli şey, istikrarlı olsun ve Amerika da stratejik kazançlarını elde etsin diye işbirlikçi rejime destek olmaktır. Ama bu rejim Allah’ın izniyle hiçbir zaman istikrara kavuşamayacak. İsrail de direnen Filistin halkıyla çatışmaya girmeden her istediğini yerine getirecek bir Karzai modeli bulmakta ısrar ediyor ama o da Allah’ın izniyle yapamayacak.
Amerika ve İsrail’in kullandığı tehdit üslubu iki önemli isteği tek tamla kan dökmeden gerçekleştirmelerini sağlar. Bunlardan ilki Amerika ve İsrail’in hâkimiyet ve serveti yağmalama gibi gerçekleştirmeye çalıştıkları stratejik hedeflerdir. Diğeri ise istikrardır. Irak ve Filistin’de Amerika ve İsrail’e direnmesinler diye halka baskı uygulayan bir rejim var.
Irak halkı Amerika tarafından işgal edilirse er ya da geç direnecektir. Halkın işgali kabullenmesi mümkün değildir ve bu konuda tarihin tecrübeleri nettir. Irak halkı İngiliz işgaline direnmiştir. Filistinliler de geçmişte direnmiş şimdi de direnmektedirler. Hatta sürekli olarak direnişleri ivme kazanmaktadır. İsrail ise aynı metodu tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyor. Ama ne Filistin ne de Lübnan’da başarılı olamadı. Bu nedenle bu iki ülke Filistin ve Irak’ta kendi isteklerini yerine getirecek ve tehditlerine karşılık verecek rejimler istiyor. Bu ise Filistin ve Irak için işgalden daha tehlikelidir. Çünkü işgal fiili olarak mevcuttur ama direniş hakkı garanti değildir. Ve bu çok kötü bir durumdur. Doğrudan savaş bizim için daha iyidir çünkü halkın bütün kuvvetleri direniş için harekete geçer. Ama Amerika ve İsrail’in metoduyla halkın yarısı direnişin yanında yarısı da ona karşı olur. Ve Amerika ile İsrail diğer yarıma karşılık direnişe karşı olan yarıma yardım eder.
Bu plan halkın çıkarından çok kendi sandalyesini düşünen bir lider ya da liderliğin olması şartıyla başarılı olabilir. Bu şahıs o zaman kendi makamını korumak için halkın menfaatinden feragat eder. Ne yazık ki; bu bütün Arap liderlerin başvurduğu bir olgudur. Bu rejimlerin münafıklarından, liderleri eleştiren her insanın -sanki lider ülke olmuşçasına- ülkeye sövüyormuş gibi lanse edilmek istendiğini duyuyoruz. Bu nedenle Amerika ve İsrail bu çeşit liderlerin bulunmasına özen gösteriyor. Amerika’nın bütün çağrısı bu bölgeye demokrasiyi getirme yönünde. Yalan çağrılar. Tarihin gerçekleri bunların yalan olduğunu söylüyor. Amerika ve özelde Batı; Cezayir, Türkiye, Pakistan, İran ve Lübnan’daki demokratik sonuçlara muhalefet etti. Çünkü bu sonuçlar onların istemediği liderleri başa getirdi.
Şüphesiz ki halkı kendi liderlerinden çok işgalcilere karşı direnmeye sevk eden sebep halk ile işgalciler arasındaki çatışma sebebidir. Bazı insanlar zalim liderlerle ve zalim, çürümüş rejimi koruyan kardeşleriyle çatışmaya hazır değildir. Ama tarihin bütün tecrübeleri bu yöntemin daha önceden olduğu gibi bir süre devam edeceğini gösteriyor. Halklar sömürgeden kurtulduktan sonra zalim liderlerinden çok zulüm görürler. Çünkü onlar işgalcilerle bu rejim arasında kıyaslama yapar ve yabancı yerine kendi liderlerinin zulmünü tercih ederler. Ama kısa ya da uzun süren bir zamandan sonra halklar onlara zulmedenlere karşı patlar. Kaynağı ve uygulayıcısı kim olursa olsun zulüm zulümdür. Sömürgeden kurtulmuş ülkeler üzerinde yapılacak bir araştırma bize, ifade etmeye çalıştığımız gerçeği gösterir. Bu ülkelerin çoğunda zulme karşı ayaklanmalar olmuş ve daha önceleri devrimci olan ama sonraları mücadele ruhlarının kaybolup geriye sadece zulümlerinin kaldığı liderlerin gitmesinden sonra rejim ıslah edilmeye çalışılmıştır. Yani devrim üzerine devrim yapma ihtiyacı doğmuştur.
Halklar bir müddet liderlerinin zulmüne boyun eğiyorlarsa aynı mücadele geçmişine sahip olduklarından ve kitlelerin gözünde saygı gördüklerindendir. Bu saygı ve korku sömürüden kurtulan çoğu ülkenin çektiği zulüm ve katlandığı yolsuzluklara uzun süre dayanmasını sağlamaz.
Son olarak; Amerika ve İsrail’in, ülkelerimizde Allah’ın açıkladığı sünneti gereği (Allah müfsitlerin ameline salah vermez) yabancı işgalini ve iç zulmü reddetmeye çağıran ve İslam’la yaşayan halklar olduktan sonra hedeflerini gerçekleştiremeyeceklerine inanıyorum.
Dr. İbrahim Makahmeh'in şehadetinden kısa bir süre önce kaleme aldığı bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| ANALİZLER |
|
|
 |
Aksa'nın Şeyhi Ramle Hapishanesinde
Her zamanki vakarı ve simasındaki hoşnut tebessümüyle yürüyor Şeyh Raid Salah Ramle Hapishanesine doğru. Onu hapishanenin kapısına kadar izleyen sevenler ordusuna veda ettikten sonra onlara Kudüs, Aks...
Yasir El ZEATİRE |
|
|
 |
Abdülhamit'in Torunları Herzl'in Torunlarına Karşı
Özgürlük filosu, Marmara gemisi, Gazze'deki ambargoyu kırmak, İsrail'in filoya saldırıp 9 kişiyi öldürüp onlarca kişiyi yaralayarak yaptığı aptallık, yardım filosunu Aşdod Limanı'na çekmesi, Türk...
Şeyh Kemal HATİP |
|
|
 |
Âlimler Birliği 3. Kurulunda Yeni Olan Ne?
1-Âlimlerle yöneticiler arasındaki ilişkinin tarihine giriş: İslam bu ümmetin kurucusu, onun ruhu, aklı, şeriatı, ahlakı, geleceği, milletlerle medeniyetler arasındaki şansı ve hayatındaki her g...
Raşid GANNUŞİ |
|
|
 |
Her Sene Direnişin Zaferi Yenileniyor
Temmuz ayı tekrar geldi... Gerçek vaadin esintilerini taşıyarak... Yenilgiler çağının gelip geçtiğini ve bir daha geri gelmeyeceğini, direnişin bir fikir ve eylem, yöntem ve kültür olarak ümmetin meyd...
Hadi LABABİDİ |
|
|
 |
Casuslar, Darağacında Asılmalı
İlk olarak taziyemi yeniliyor, Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah'ın vefatı, Lübnan'ın, Müslümanların, ümmetin, direnişin ve cihadın acı kaybı nedeniyle duyduğumuz üzüntüyü dile getiriyorum. ...
Seyyid Hasan NASRULLAH |
|
|
 |
Fotoğrafı Herkes Gördü
Tarık Hamit 3.7.2010 tarihinde eş-Şark el-Evsat Gazetesi'nde ";Nejad ve Netanyahu.
Emir EL MUSEVİ |
|
|
 |
Tahran ve Washington Arasında Helal ve Haram
Şah hazretleri hanımını çağırıp, saraydaki bütün nargileleri kırmasına ve onu tömbeki/tütün içmekten mahrum etmesine bir açıklama getirmesini istediğinde ona açık ve net bir şekilde şöyle dedi: Beni s...
Muhammed Sadık El HUSEYNİ |
|
|
 |
Beş Açıdan Temmuz Savaşı
Temmuz savaşı ya da direnişin Genel Sekreteri ve lideri Nasrullah'ın adlandırmasıyla ilahi Temmuz zaferi, çağdaş tarihimizde bir dönüm noktasıydı. Bu zafere hangi açıdan bakarsak bakalım, onun dostlar...
Mahir HAMMUD |
|
|
 |
Tek Yol, Direnişe Sahip Çıkmaktır
Lübnan'daki İslami direniş, Temmuz savaşı ve Lübnan sahasında yaşadıklarıyla, İsrail düşmanına karşı durabilecek temel unsur olduğunu kanıtladı. Bu direniş, çeşitli savaş mekanizmaları kullanan bu düş...
İbrahim El MISRİ |
|
|
 |
Temmuz 2006 Zaferi
Savaşlar, etkileri ve sonuçları bakımından iki kategoride incelenir. Nihai değişim stratejisi kategorisi ve işlevsel savaş meydanı kategorisi. Tarihi ve siyasi hareketin yöneliminde temel olarak kabul...
Dr. Emin Hatit |
|
| » |
|
|
|