Ana Sayfa Rss
ANA SAYFA
Türkiye
Filistin
Lübnan
İran
Irak
Suriye
Afganistan
Pakistan
Kafkasya
Afrika
Asya
Avrupa
Balkanlar
Amerika
Latin Amerika
Genel
Biyografi
Dosya
Makale
Röportaj
Video
Foto Galeri
Arşivde Ara
SON DAKİKA  _

Ali Ekber Muhteşemi, Yusuf El Karadavi, Şiilik ve Sünnilik Konularını Açıkladı

Röportaj - 19.11.2008, 20:45:29

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Ali Ekber Muhteşemi, Yusuf El Karadavi, Şiilik ve Sünnilik Konularını Açıkladı İslam Online Sitesi İran'ın önde gelen ilmi ve siysi şahsiyetlerinden Ali Ekber muhteşemi ile önemli bir röportaj yaptı

Röportaj: Mustafa Aşur, Abdullah Tahavi

İran eski İçişleri Bakanı, merhum İmam Humeyni’nin ofisinin eski müdürü ve İran İslam Devrimi’nin önde gelen isimlerinden biri olan Huccetül İslam Ali Ekber Muhteşemi, bu röportajda sorulan oldukça zor sorulara cevap vermeye çalıştı. Ancak verilen cevapların tamamı, İslam ümmeti içerisindeki mezhebi anlaşmazlıklar konusunda oluşan tepkileri dindirmeye yetecek mi? Bu cevaplar, her iki mezhepteki fanatik ve mutaassıpların öfkelerini sakinleştirebilecek mi? Sayın Muhteşemi bizim sorularımızla kısa cevaplar verdi. Acaba bu, İran’daki muhafazakar yetkililerin genel adeti miydi? Yoksa dildeki sorunlar ve Farsça’dan Arapça’ya çeviriler nedeniyle mi böyle davranıyordu?

Muhteşemi’ye mezhepler arasında iletişimin olmaması ve Şeyh Yusuf Karadavi’ye yönelik yapılan hakaret ve eleştiriler noktasında neler düşündüğünü, Sünni Arap ülkelerinde faaliyet gösteren Ali Beyt adlı örgüt ve mezhebi tebliğ hakkında ne dediğini, Şiilerin Sünni mezheplere göre amel edip edemeyeceğini sorduk. Kendisi son soruya bunun caiz olduğu yönünde cevap verdi. İran İslam Devrimi önderlerinin Hz. Aişe’yi takdir ettiklerini, bunların arasında Seyyid Ali Hamaney’in de bulunduğunu, ondan önce İmam Humeyni’nin de Peygamber efendimizin zevcelerine ve Ali Beyti’ne söven Selman Rüşdi hakkında ölüm fetvası çıkardığını örnek gösterdi. Sonra da röportaj sona erdi ve cevaplar tamamlandı. Ancak manzara halen böyle alevli mi kalacak?

Röportaj:

-İslam dünyasında Şeyh Yusuf el-Karadavi’nin açıklamalarından sonra Şiilerle Sünniler arasındaki ilişkiyi ve İranlı din adamları ile yetkililerden gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhteşemi: Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ((إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّة وَاحِدَة وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ) Gerçek şu ki, bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir: çünkü hepinizin Rabbi Benim; öyleyse [yalnızca] Bana kulluk edin! (Enbiya, 92)

İslam dünyasında yaygın olan tüm bu mezhepler, İslam dini içerisinde değerlendirilir. Bu, Allah-u Teala’dan tüm mezheplere ve ırklara yönelik yapılan kapsamlı bir hitaptır. Kurani hitap burada hareket, fikir, akım olarak hepsini tek bir çatı altında birleştirir. Ümmetimiz tüm bu farklı ekoller ve milletlerden oluşur. Hepsi farklı renklere sahip olmasına rağmen tevhit ekseni etrafında birleşmektedirler.

Tevhit ekseni, Peygamber Efendimiz’dir (s.a.v.) ve Rabbimizin Kuran-ı Kerim ve Sünnet-i Nebevi’de özetlediği İslami risalettir. Böylece ben, Müslümanların bazılarının hataya düşebileceğini söylemek istiyorum ancak bu hataların abartılıp büyütülerek filanca mezhep ya da fırkayı takip edenlere teşmil edilmemesi gerekir.

Size Selman Rüşdi örneğini verebilirim. Şeytan Ayetleri kitabını yazarak Peygamber Efendimiz’e, sahabesine ve ailesine söverek Rüşdi, Kuran-ı Kerim’i tekzip etmiş ve onun saygınlığını ayaklar altına almıştı. Bu şartlar altında İslam alimleri derin bir sessizliğe ve sukuta gömülmüşlerdi. Bunun üzerine İmam Humeyni Hz. Aişe’yi ve Peygamber Efendimiz’in diğer hanımlarını savunmak üzere ortaya atılmış ve Rüşdi hakkındaki o meşhur ölüm fetvasını yayınlamıştı.

Hatırlayacağınız gibi Avrupa ülkeleri, sorunu tırmandırarak büyükelçilerini ülkelerine çağırmışlardı. O dönemde İmam Humeyni, büyükelçilerin geri çağrılmasına cevaben şunları söylemişti: “Batılılarla ilişkimiz olduğu ve büyükelçilerini ülkemizde barındırdığımız için çok da mutlu değiliz”. Bir başka açıklamasında: “Küfür dünyası dinimizle savaşmak istiyorsa biz de var gücümüz ve metanetimizle onlarla savaşır, dünyalarını mahvederiz.” demişti.

Bu, İslam ulemasının sorunlara karşı tavrının en bariz örneğidir. Ben Sünni ve Şii bütün Müslümanların böyle davranacağını düşünüyorum.

Diğer bir nokta, şudur: Bazı Müslümanların kendi mezheplerinin tebliğini yaparak Sünnileri Şii yapmaları ya da Şiileri Sünni yaparak bir kamplaşmaya gitmeleri doğru mudur? Bu doğru değil, bu tür düşüncelere sahip olan insanların Şia uleması içerisinde çoğunluğu oluşturduğunu düşünmüyorum. İmam Humeyni ve onun şu anki halefi bu tür davranışı kesinlikle tasvip etmez. Her ikisi de İslami vahdetin bütün İslam dünyasında kökleştirilmesinin her şeyden daha önemli olduğuna inanıyorlardı.

Ümmet arasındaki ayrılıklara yol açmak için düşmanların düzenledikleri komplolara gelince, bunun Şah rejimine kadar uzanan eski bir tarihi vardır. Şah, İran içerisinde ve dışında Müslümanların arasına mezhebi fitne ekmeye ve ayrılıkları derinleştirmeye çalışıyordu. Amacı kendisi güçlenirken düşmanlarını da zayıf düşürmekti.

Örneğin, İran’da (bu iş için kullanılan) Bahailer vardı. Bir de hüccet bekleyen Hüccetiler bulunmaktaydı ve hüccetin (Mehdi’nin) gelmesini hızlandırmaya çalışıyorlardı. Şah, Şia içerisindeki diğer akımlara karşı bu akımı destekliyordu. SAVAK, bu grubu finanse ediyor diğer gruplara karşı Hüccetileri güçlendirmeye çalışıyorlardı. Şah Sünnilerle Şiileri birbirlerine kırdırmaya çalışıyordu. İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasının ardından bu çabalar sona erdi, tevhit ve vahdet öne çıkan hususlar oldu.

Ben sayın Yusuf el-Karadavi’nin bu konuda duyarlı olduğuna ve bazı meselelerin farkında olduğuna güvenim tam. Münafıklar, Siyonistler ve kafirlerin bize yönelik düşünce ve planlarını iyi bildiğine ve İslam dünyasına yönelik tehditlerine vakıf olduğuna kaniyim. Bu yüzden de Kudüs Müessesesi gibi bütün İslam mezheplerini ve yönelimleri birleştirici yapılara ve çatı kuruluşların kurulmasına ön ayak oluyor.

Kudüs’ün kurtarılması için güçlerin birleştirilmesini mümkün kılan bu tür kuruluşlar hep onun katkılarıyla gerçekleşmiştir. Bu kurumlarda sadece İslam ümmeti değil (işgale karşı ve adaletten yana olan) diğer din mensupları da misafir edilmektedir.

-İran İslam Devrimi’ndeki rolünüz gereği İmam Humeyni’ye çok yakın bir isimdiniz. Ayrıca İçişleri bakanı olarak görev yapmanız nedeniyle siyasi bir geçmişiniz var. Sünni dünyada gündemi oluşturan bazı sorunlarla ilgili verdiğiniz cevaplar belki de mezhebi çatışma duygularının hafiflemesine katkıda bulunacaktır. Sünni çoğunluk açık cevaplar istiyor. Bunların içinde en önemlisi Sahabe’ye sövme meselesi, ikincisi sistematik Şiileştirme siyaseti üçüncüsü de Kuran-ı Kerim’e dair söylenenler.

Muhteşemi: Mesele sizin ortaya koyduğunuz gibi değil. Bizdeki rivayet kitapları sizin rivayet kitaplarınız gibi değil. Kitaplarımızda doğru ve isabetli rivayetler olduğu gibi sahih olmayan, zayıf hatta uydurma rivayetler de var. Sizin güvenilir olan kitaplarınızda da zayıf olan rivayetlerle sahih olan rivayetler vardır. Siz zayıf rivayetleri kabul etmiyorsunuz. Bu çerçevede, güvenilirlilik açısından zayıf bir insanın rivayet ettiği zayıf bir rivayetin nazarı itibara alınmaması gerekir. Bildiğiniz gibi Şafiilik gibi bazı mezhepler Şiiliğe daha yakındır. Diğer mezhepler Şafiilerin rivayet ettiği hadisleri kabul etmezler. Yine biz içimizde bazı Gulat-ı Şia dediğimiz kimselerin rivayetlerini kabul etmeyiz.

Şiilerin hepsi aynı değildir. Onları tek bir mezhep olarak görüp aynı şekilde yaklaşmak sağlıklı bir yaklaşım olmasa gerek. Tıpkı Ehl-i Sünnet’in tek bir mezhep olmadığı gibi. Ehli Sünnet içerisinde anlaşmazlıklar olduğu gibi Şia içerisinde de anlaşmazlıklar var. Aralarındaki farklılıkları yok sayarak bir mezhebe üye insanların tümünü suçlamak mümkün değil.

-Sahabeye sövme meselesinde kişisel görüşünüz nedir?

Muhteşemi: Ben kim olursa olsun sövülmesine karşıyken nasıl olur da Sahabe’ye sövülmesine onay veririm. Bunu haram görürüm.

İmam Şeltut (Allah rahmet eylesin) Caferi mezhebine uymaya cevaz verirdi. Sizin başka mezheplere uyma konusundaki görüşünüz nedir, sizde de bu tür yönelimler var mı? Bizim sorduğumuz sorular çerçevesinde Şiilerin Sünnilere yakınlaşma çabaları konusunda neler söylemek istersiniz?

Muhteşemi: İran’da en yüksek dini makam Ayetullah Hamaney’in makamıdır. Bir Cuma hutbesinde İmam Hamaney, Hz. Aişe’nin Müslümanların annesi olduğunu söyledi. Onu dinleyen bazıları da bu sözünden dolayı onu eleştirdiler. Büyük merciler bu konularda son sözü söyleyen kişilerdir. O, Hz Aişe’nin Müslümanların annesi olduğunu söylüyor. Müslümanların annesine sövmek kimsenin hakkı olamaz. Çünkü kim ki Hz. Aişe’ye söverse hak eden bir iş yapmıştır. Daha ne yapacaksınız?

-Şafiilik ve Malikilik de dahil olmak üzere bütün İslam mezhepleriyle amel etmeyi mübah görüyor musunuz?

Muhteşemi: Mezhebin İslami mezhep olduğunu düşünenler ona inanabilir, onu kendine mezhep edinebilir, mübahtır. İster Şafii ister Maliki olsun ister Hanbeli ister Hanefi, Caferi ya da Zeydi olsun fark etmez. Onların tümü Müslüman’dır. Bizde bir Müslüman’ın ibadetinde aynı anda birkaç mezhebi taklit etmenin caiz olduğunu söyleyenler var. Bunda herhangi bir sorun yok. Sünni mezheplerin ya da Şii mezheplerin kendisi arasındaki ihtilafta rahmet var mıdır yok mudur?

Birlikte yaşama mı yakınlaşma mı?

-Bazıları Şiilerle Sünniler arasındaki yakınlaşma meselesinin imkansız bir mesele olduğunu düşünmekte ve bunun yerine birlikte yaşama teklifini getirmekte. Siz ne düşünüyorsunuz?

Muhteşemi: Bu hükmün sahih bir hüküm olduğuna inanıyorsa bu caizdir. Bu, çok fazla bilinmeyen ancak harika bir görüştür. Birlikte yaşamak, niza ve çatışmadan daha iyidir. Ancak benim inandığı görüş bu değildir. İmam Humeyni’nin gerçekleştirmeye çalıştığı şey, Müslümanlar arasında birliği sağlamaktı. Yakınlaşma (takrip) ise birliğe giden yoldur.

-Şii mercilerin mezhepler arası yakınlaşma için göstermiş oldukları çabalar nelerdir?

Muhteşemi: Şii mercilerin bir çoğunun yakınlaşma yolunda yürüdüğünü düşünüyorum. Ancak bazıları kendi bakış açıları hakkında yazı yazıyor ve olaylara tepkisel yaklaşıyorlar. Bu durum Sünni ulema arasında da aynı. Onların da çoğu yakınlaşma yönünde yürüyorlar ancak içlerinde tepkisel davrananlar var.

-Peki, son dönemde İran haber ajansının Yusuf el-Karadavi’ye karşı yaptığı açıklamalar ve bu açıklamalara İran devletinin, ulemanın yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhteşemi: Öncelikle bu ajans, hükümeti temsil edecek düzeyde resmi bir haber ajansı değil. Ruhsatı olmadığı halde bir takım konularda görüş serdetmiş bir site. İnternet siteleri var ve buna haber ajansı diyorlar, hükümetin onların üzerinde herhangi bir kontrolü ya da sahipliği söz konusu değil.

Öte yandan bu ajanslar aynı zamanda İranlı yetkililere, yöneticilere ve devlete bile karşı olan konularda kalem oynatabiliyorlar. Hatta aynı şeyi Şia akidesi hakkında da yapıyorlar. Örneğin, bu ajanslardan biri, İran’daki bütün Müslümanların inandığı Mehdi inancı hakkında bile eleştirel bir yazı yazdılar. Bu ajanslar bizim alimlerimizden destek almıyor. İran’da şu ana kadar hiçbir hükümet görevlisi, hiçbir resmi temsilci bu tür bir beyanatta bulunmamıştır, hatta bu beyanatları kınamışlardır, önemli olan da budur. Bütün meseleleri ciddi bir diyalogla çözmek mümkündür.

-Peki bu haber ajansının, Yusuf el-Karadavi’nin Siyonistlerle bağlantılı olduğu hakkında ve başka konularda serdettiği beyanların doğru olmadığını söylüyor musunuz?

Muhteşemi: Bu sözü söyleyenler Siyonistler tarafından kullanılan ve kışkırtılan kişilerdir.

-Size göre mezhepler arasındaki yakınlaşmanın önündeki en büyük engel siyasetçiler midir yoksa ulema mıdır?

Muhteşemi: Siyasetçiler mezheplerin birbiriyle yakınlaşmasına karşı değil. Ancak dine karşı olan siyasetçiler mezhepler arasındaki yakınlaşmaya karşılar. Laikler de öyle. Çünkü bu kimseler kendi laik bakış açılarının güçlenerek dini yaklaşımların güçten düşmesini istiyorlar.

-Emirü’l Müminin Hz. Ömer’in katili Ebu Lülüe’nin mezarı İran’da türbe haline getilip ziyaret edilen bir mekana dönüştürülürken mezhepler arası yakınlaşma nasıl olacak?

Muhteşemi: Bu kişi Ebu Lülüe değil Ebu Lülü’dür. Kendisi Sasan bölgesinde yaşayan derviş bir kişiydi, Hz. Ömer’i öldüren kişi değil. Bu bölgede yaşamakta olan bu kişi burada öldü ve iki yüzyıl önce buraya defnedildi. Şairlerin, dervişlerin ve meşhur kişilerin mezarları İran’da oldukça yaygındır. Bazı İngiliz bilim adamları İran’a gelerek –onların böl, parçala ve yönet politikalarını bilirsiniz- “Burada yatan kişi Ebu Lülü değil Ebu Lülüe”dir diyerek bu inancı yaygınlaştırmaya çalışmışlardır. Bu olaylardan ve söylenen sözlerden sonra Rehber, bir talimat çıkararak bu mezarın kapattırmıştır.

İran ve Arap Şiiler..

Sünni dünyada Ali Beyt Örgütü ya da Ali Beyt Sevenleri diye Şii topluluklar ortaya çıktı. Bu örgütlerin İran’la bir alakası var mı?

Muhteşemi: Bizim hiçbir ilişkimiz yok. Mısır’da bizim görüşlerimizi savunan ya da bize tabi olan hiçbir grup yok.

Arap Şiilerin dini ve mezhebi konularda İran’la bağlantılı hale getirilmesi sizce sağlıklı bir gelişme mi? İran niçin bundan vazgeçmiyor?

Müslüman’ın mutlaka bir mezhebe bağlanması gerekir. Bu işlerin ahkamıyla ilgili karar verecek olan o mezhebin alimleridir. Maliki mezhebine tabi olanlar namaz, hac ve oruç hükümlerini Maliki bir alimden almak durumundadır. Kitaplarını okur ve şer’i hükümleri tatbik eder.

Sünniler ve İran

-Tahran’da Sünnilere ait cami olmadığı ve Sünnilerin İran’da ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü söyleniyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhteşemi: İran’da nerede Sünni yaşıyorsa her türlü özgürlük ve haklara sahiptirler. İstedikleri gibi ibadetlerini yaparlar ve dini vecibelerini yerine getirirler. Hatta bu bahsi geçen bölgelerde yargı bile çoğunluğun mezhebine uymaktadır. Camilere gelince Tahran’da sadece Sünnilere tahsis edilmiş camiler var. Kimse Sünnilere dokunmuyor, hatta Şiiler bile Sünnilerin camilerine gidiyor. Sünniler de Şiilerin camilerine gidiyor.

Sünnilerin seçimlerde aday olma hakkı var mı?

Muhteşemi: Şiilerin çoğunlukta olduğu yerlerde bile Sünniler, Şii adaylar arasındaki rekabetten dolayı yarışta ipi önde göğüsleyerek seçilebiliyorlar. İslami Şura Konseyi’nde azınlık olmalarına rağmen Sünni adaylar var. Ancak Sünnilerden şu ana kadar bakan olan ya da devletin başına geçen kişi çıkmadı.

Hüccetül İslam Muhteşemi*

Tam adı Ali Ekber Muhteşemi. 1946 doğumlu, 1961 yılından bu yana ilim havzalarında bulunuyor. 1966’da Necef’e gitti, 1978 yılına kadar kaldığı Necef’te aynı yıl İmam Humeyni ile birlikte Fransa’ya gitti. Paris’te İmam’ın ofis müdürlüğünü yaptı. Sonra İran’a döndü. 1981-1985 yılları arasında İran’ın Suriye’deki büyükelçilik görevini yürüttü. Bu görevini tamamladıktan sonra İran’a dönen Muhteşemi, 4 yıl boyunca İçişleri Bakanlığı yaptı. İran İslam Cumhuriyeti Meclisi’nde üçüncü ve altıncı dönemlerde milletvekili olan İranlı alim, 1991 yılında Filistin İntifadasını Destekleme Komitesi’ni kurdu. Halen 2006 yılında üçüncü kongresini yapan Komite’nin Genel Sekreterlik görevini sürdürmektedir. Muhteşemi, 7 Sene önce kurulan Kudüs Müessesesi’nin kurucular kurulunda yer aldı. Müessese’de halen Şeyh Karadavi’nin yardımcılığını yapmakta olan Muhteşemi, aynı zamanda kurumun mütevelli heyeti üyesidir.

Röportajın Arapça metni

isra haber


Yazdır
DİĞER HABERLER
"Filistin'in Aslanı" Muşir El-Mısrı İsra Haber'e Konuştu
İhvan Lideri Akif: Kürt Meselesinde Erbakan ile Niye Müzakere Etmiyorlar?
Sadr Hareketi'nden İsra Haber'e Güvenlik Anlaşması Açıklaması
Taliban Lideri Molla Rahmani Asia Times'a Konuştu
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile Röportaj...
Varol, Kahire Diyalogunu İsra Haber'e Değerlendirdi
Halil Hayya Diyalogun Önündeki Engelleri İsra Haber'e Anlattı
Ebu Ubeyde: Siyonist Düşmana Unutmayacağı Bir Ders Vereceğiz
Umm Nidal: Biz Filistinliler Ümmet'e Feda Olacağız!
Bahr Filistin'deki Son Gelişmeleri İsra Haber'e Açıkladı
Filistin Enformasyon Merkezi
ÇOK OKUNANLAR : Röportaj
"Filistin'in Aslanı" Muşir El-Mısrı İsra Haber'e Konuştu
07.12.2008, 17:24:22
Bahr Filistin'deki Son Gelişmeleri İsra Haber'e Açıkladı
23.10.2008, 15:39:19
Halil Hayya Diyalogun Önündeki Engelleri İsra Haber'e Anlattı
05.11.2008, 03:23:58
Varol, Kahire Diyalogunu İsra Haber'e Değerlendirdi
08.11.2008, 23:27:33
İhvan Lideri Akif: Kürt Meselesinde Erbakan ile Niye Müzakere Etmiyorlar?
06.12.2008, 11:41:26
İsra Haber, Aqsa Tube'nin Kurucusu Ebu Ali ile Konuştu
20.10.2008, 20:24:17
Ali Ekber Muhteşemi, Yusuf El Karadavi, Şiilik ve Sünnilik Konularını Açıkladı
19.11.2008, 20:45:29
İSLAMİ GUNDEM
  EDİTÖR
Teşekkürler Akif Teşekkürler Hamanei Editör
  ANALİZLER
Pakistan: Obama'nın Kâbusu
Immanuel WALLERSTEİN
Immanuel WALLERSTEİN
Bir Eksik Kelime Felaketinin Tohumunu Attı
Robert FISK
Robert FISK
Altın Ayakkabı
Ebu ABİR
Ebu ABİR
Hamas... Zafere Kadar Yola Devam
M. Mehdi AKİF
M. Mehdi AKİF
Soğuk Savaş
Graham USHER
Graham USHER
İsrail'in “Auschwitz Sınırları” Hikayesi Yeniden Hortladı
Ali ABUNİMAH
Ali ABUNİMAH
Savaş Sonrasında Irak
İkbal SIDDIKİ
İkbal SIDDIKİ
Obama'nın Zaferi Değişim Getirmeyecek
Zafer BANGASH
Zafer BANGASH
İsrail “Barbar Devleti”ne, Cinayet, Hırsızlık ve Yalancılık İyi Geliyor
Halid AMAYREH
Halid AMAYREH
Teörizm Marjinal Bir Harekettir
Gwynne DYER
Gwynne DYER
Hindistan'ın Pakistan'dan İstediği Kişiler
Bill ROGGIO
Bill ROGGIO
Irak Kuvvetler Statüsü Anlaşması
Hasan HANİZADEH
Hasan HANİZADEH
Ölümler ve Akşam Yemeğinden Vazgeçme
Saleh Al-NAAMİ
Saleh Al-NAAMİ
İsrail Kendi Bush'unu Seçiyor
Gideon LEVY
Gideon LEVY
Hizbullah: Yakın Tehlike
Olivier GUITTA
Olivier GUITTA
Sen Polis Değil Misin?
Hamid GOLPİRA
Hamid GOLPİRA
İsrail'in Kuruluşundaki Hayaletlerle Yüzleşme: Filistinlilerin Dönüş Hakkı
Michael WARSCHAWSKI
Michael WARSCHAWSKI
Tahran'ın Oval Ofisi
Mustafa El LABBAD
Mustafa El LABBAD
Bush'un Son Mermisi: ABD Nçin Suriye'ye Saldırdı?
Ramzy BAROUD
Ramzy BAROUD
Obama ve Düzenbaz Rejim
Ralph NADER
Ralph NADER
Obama, Emanuel ve İsrail
John V. WHİTBECK
John V. WHİTBECK
Amerika'nın Sonu Mu?
Amir TAHERİ
Amir TAHERİ
Taliban Savaşını Kaybediyoruz
David DAVİS
David DAVİS
Mezhepçi Gerginlik: Aşırılıkçılardan Ilımlılara
Eymen Muhammed
Eymen Muhammed
Amerika İsrail Arasında Özel İlişki
Yuram Abdullah WEILER
Yuram Abdullah WEILER
Amerika'nın Ayı Kucaklaması
Ephraim SNEH
Ephraim SNEH
Suudiler Hizbullah'a Rakip Olabilecek Bir Güç Yaratmaya Çalışıyor
Sami MOUBAYED
Sami MOUBAYED
İran'ın Stratejik Kumarı
Gabriel CALABRESE
Gabriel CALABRESE
Bazı Afganlılar Taliban Yönetiminde Yaşıyor ve Bunu Tercih Ediyor
Anand GOPAL
Anand GOPAL
Hizbullah'ın 33 Gün Savaşındaki Zafer Stratejisi
Hanan AWAREKEH
Hanan AWAREKEH
Oyunun Yeni Kuralları
Ephraim HALEVY
Ephraim HALEVY
Copyright © 2009 israhaber IE 6+ // Firefox 2+
[ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. // Tasarım ve Kodlama ackgz