|
|
Albay Harmuş ve Cisr Şuğur Katliamı |
Dosya - 31.07.2011, 08:39:22 |
|
|
|
|
Haziran ayının ilk haftalarında Suriye'nin Cisr Şuğur şehrinden katliam haberleri gelmeye başladı.
Haberler, “Suriye’de İkinci Hama” başlıklarıyla sunuldu. Suriyeli devrimciler ve devrimcilere destek verenler, 120 askerin rejim yanlısı kişiler tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Suriye resmi kaynakları ise 120 asker ve polisi öldürenlerin, teröristler ya da silahlı çeteler olduğunu açıkladı.
Biz, resmi kaynaklara nispetle Suriyeli devrimcilerin kaynaklarını daha güvenilir kabul ettiğimiz için, asker ve polislerin halka ateş açmayı kabul etmedikleri için Beşşar Esad yanlısı ordu güçleri tarafından öldürüldüklerini savunduk. Fakat daha sonra ortaya çıkan bazı gerçekler, bizlerin yanıldığını gösterdi.
Suriye ordusundan ayrıldığını ilan eden Yarbay Hüseyin Harmuş’un 120 askerin ölümünden sorumlu olduğunu açıklaması, Suriyeli devrimcilerin de rejim kaynakları kadar güvenilir olmadığını ortaya koydu. Çünkü askerler, devrimcilerin iddia ettiği gibi Esad yanlıları tarafından değil bizzat devrimci olduğunu iddia edenler tarafından öldürülmüşlerdi. Suriye devrimine destek verenler, daha önceden olduğu gibi 120 askerin öldürülmesi suçunu da Esad’a yıkmıştı. Çünkü kendilerini Suriye devrimi rüzgarına kaptıran herkes, Suriye'deki devrimin silahlı bir veçhesinin olduğunu asla kabullenmek istemiyordu.
Cisr Şuğur katliamının yaşandığı ilk günlerde Harmuş, el Arabiya, el Cezire, Orient, Safa ve Visal kanalına çıkarak, eylemi neden gerçekleştirdiğine ilişkin bilgiler verdi. Yarbay Harmuş’a göre Suriye halkı orduyu katlediyor, kendisi de komutasındaki askerlerle birlikte, sivil halkı korumak için ordu güçlerine karşı direnişe geçmişti.[1]
Bir süre sonra Yarbay Harmuş’un, Türkiye’ye sığınan mülteciler arasında yer aldığı ortaya çıktı. [2] Bir çok meselede olduğu gibi, Suriyeli devrimcilerin kahraman olarak nitelediği Yarbay Harmuş’un da Türkiye’de es geçilmesi, bizler açısından merak uyandırıcı bir gelişme olarak görüldü. Yarbay Harmuş’un kimliği, Suriye’de neler olduğunu merak eden bizler için önem arzetmeye başladı. “Yarbay Harmuş ve resmi sözcüsü olduğu Özgür Subaylar Hareketi bağımsız bir oluşum mu yoksa talimatları dışarıdan alan bir hareket mi?” sorusuna verilecek yanıt “Suriye’de Neler Oluyor?” sorusuna da yanıt vermiş olacağız.
Bundan ötürü Harmuş’un medya organlarına verdiği demeçleri inceledik. Yarbay Harmuş’un Visal Televizyonu dışındaki medya organlarına yaptığı açıklamalarla, bir vatansever olduğu için Suriye ordusuna başkaldırdığını ve bağımsız hareket ettiğini anlamaktaydık. Fakat Harmuş’un Visal Televizyonu’ndaki Şeyh Adnan Arur gerçekleştirdiği diyalog ve ve Arap İnsan Hakları Örgütü sözcüsü Heysem Menna’nın Harmuş hakkında söyledikleri, onun bağımsızlığına gölge düşürecek nitelikte.
Yarbaylıktan Albaylığa Terfi
Visal Televizyonu’ndaki diyalog, Özgür Subaylar Hareketi’nin resmi sözcüsü Harmuş’la Şeyh Adnan arasında güçlü bir bağ olduğunu gösteriyor. Çünkü Cisr Şuğur'daki başarılı operasyondan sonra Yarbay Harmuş'u albaylığa terfi ettirdiğini ilan eden Şeyh Adnan Arur’dan başkası değil.
Özgür Subaylar Hareketi’nin resmi sözcüsü Yarbay Hüseyin Harmuş, 9 Temmuz’da yayınlanan “Suriye Halkı Ne İstiyor?” programına telefonla bağlandı. Suriye devrimine desteğinden ötürü Visal Televizyonu’na teşekkür eden Harmuş, Şeyh Adnan’a hitaben “Suriye devrimine önderlik eden Şeyh el Arur’u selamlıyorum” dedi. Hareketin resmi sözcüsü Harmuş’un “el Arur’u, devrimin önderi olarak nitelemesi, Şeyh el Arur’un Suriye devrimindeki rolünü gözler önüne seren en önemli bir delil olduğu kadar, Harmuş’un Şeyh Adnan’la olan bağlantısını da göstermektedir.
İstifa ettiği zaman Harmuş’un rütbesi yarbaydı. Fakat Şeyh Adnan, Yarbay Harmuş’u “albay”lığa terfi ettirildiğini söyledi. Terfi işlemine ilişkin Visal Televizyonu’nda da kısa süreli bir gerilim yaşandı. Programın sunucusu Muhammed Hazim el Arur, Harmuş’u “yarbay” olarak tanıttı, Şeyh el Arur’un “albay Harmuş” ifadesini düzelterek, “yarbay Harmuş” dedi. Şeyh el Arur ise buna öfkelenerek “Ben ne söylediğimi biliyorum. Onların terfi ettirmelerini kabul ediyorsunuz da Şeyhlerin terfi ettirişini neden kabul etmiyorsunuz?” diyerek çıkıştı. Şeyh Adnan “Bu konuda karar alındı. Artık tartışmaya gerek yok. Bu konuda sizi bir kez daha uyarmayacağım” dedi.[3]
Bu diyalogun devamında Şeyh Adnan, askerlerden “istifaya hazırlanmalarını” fakat bu zamanda “istifa etmemeleri” çağrısında bulunmuştu. Şeyh Adnan, Albay Harmuş dahil istifa eden ya da etmeye hazırlanan tüm subay ve askerlerden, yakında açıklayacağı “askeri” beyanını beklemelerini istemişti.
Menna’dan Harmuş’a: Emirleri Aldığın Arur’a Git!
Albay Harmuş’un Türkiye’ye sığınmasından kısa bir süre sonra Fransa’daki Suriyeli aktivistlerden Heysem Menna’yla irtibata geçerek Fransa’ya sığınmak için yardımcı olmasını istediği ortaya çıktı. Yardım talebine karşı Menna “Yardımı benden değil, sana emir veren Arur’dan iste” dediği iddia edildi.
Harmuş ile Menna arasında geçen diyalogun çarpıcı başlıkları şöyle:
- Harmuş: Fransa’ya siyasi sığınmak için yardımcı olmanı istiyorum:
- Menna: Türkiye’ye gitmek gibi sana aptalca tavsiyede bulunan da kim?
- Harmuş: Paris’e gitmek istiyorum. Çünkü Türkiye, bize köpekler gibi davranıyor.
- Menna: siyasi sığınmanın, telefonla gerçekleşeceğini mi sanıyorsun. Üstelik sen, asker olduğunu iddia ediyorsun.
- Harmuş: Fransa’ya siyasi sığınma için Fransa Dışişleri BakanıAlain Juppe’yle görüş.
- Menna: Ey dostum! Juppe’nin senin ve senin gibi Suriyeli mültecilerin derdiyle dertlendiğini mi sanıyorsun. Hem sen, benim istediğim zaman Juppe’yle görüşebileceğimi mi sanıyorsun? Mülteci kamplarındaki hiçbir mülteci için batıya sığınma hakkı verilmeyecek.
- Harmuş: Sen, bana yardım etmek istemiyorsun. Sen, sadece bana bakıyor ve siyaset dersi veriyorsun.
- Menna: Türkiye’ye gitme emrini sana veren ben miyim ki beni suçluyorsun. Sana kim emir verdiyse ondan yardım iste. Arur’a git ve o sana yardım etsin. Fransa’ya siyasi sığınma talebi için Arur’a git.[4]
Menna ile Harmuş arasında geçen diyalog, Harmuş’u terfi ettiren Şeyh Adnan Arur’la ilişkisini gözler önüne seriyor. Emirleri veren Şeyh Adnan Arur, uygulayan ise Albay Harmuş.Üzülerek ifade etmekteyim ki sayıları az da olsa aşırılık yanlısı bir grubun Suriye’de bulunduğu doğru. Bu kişiler ne Suriye halkını ne de İntifadayı temsil edebilir. Bu kişiler, Suriye rejimine “güvenlik” tedbirlerini devam ettirmesi için bahane sunmaktadır. Gösterilerin silahlı mücadeleye dönüşmesi, rejimi koruyacağı kadar intifadanın geleceğini de tehlikeye düşürecektir" demişti.
Menna'nın Harmuş'a yönelik bu ifadeleri, Cisr Şuğur'da yaşananları değerlendirdiği Rusya Tuday Televizyonu açıklamasıyla örtüşmektedir. Menna, söz konusu açıklamasında "
Özgür Subaylar Hareketi ve Zuheyr Sıddık
Dikkat çekici bir husus ise Harmuş’un operasyonunun, Özgür Subaylar Hareketi’yle yakın ilişki içerisinde olan Suriyeli eski istihbaratçı Zuheyr Sıddık’ın “silahlı mücadele” için yaptığı çağrılardan sonra gerçekleşmesidir.[5]
Hatırlanacağı üzere Sıddık, Mayıs ayı içerisinde, Şeyh Adnan’ın “Suriye Halkı Ne İstiyor” programına Hollanda’dan telefonla katılarak, Esad rejimine karşı kullanılması için silah göndereceğini ilan etmişti.
Mayıs ayında Şeyh Adnan’dan Esad rejimine karşı silahlı mücadelenin başlatılması için “fetva” isteyen Sıddık, 19 Temmuz’da yayınlanan programda “Özgür Subaylar, sizlerin dualarınızı beklemektedir” demişti.
Yanıt Bekleyen Sorular
Şimdi yanıt aradığımız sorular şunlar:
- Harmuş, yaptığı bir açıklamasında, dış müdahaleye karşı çıkmakla birlikte Suriye hava sahasının uçuşa yasak bölge ilan edilmesini istemişti. Hatırlanacağı üzere Libyalı devrimciler de ilk günlerde benzeri bir istekte bulunmuş fakat NATO uçaklarının saldırısına karşı çıkmamışlardı. Harmuş'un bu isteğinin arkasında da örtülü bir NATO desteği mi yatıyor?
- Harmuş'un Cisr Şuğur operasyonu öncesinde Müslüman Alimler Birliği ve İhvan-ı Müslimin Hareketi, yayınladıkları özel açıklamalarla, Suriye'deki devrimin sivil devam etmesini istemiş, silahlı mücadele çağrılarına karşı çıktıklarını ilan etmişti. Müslüman Alimler Birliği ve İhvan-ı Müslimin, Harmuş ve diğerlerinin Suriye ordusunu hedef alan silahlı saldırılara başlayacağından haberdar mıydı?
- Harmuş'un Suriye askerlerini ve polislerini hedef alan saldırılarından sonra Türkiye'ye sığınan binlerce mültecinin büyük bir kısmı Cisr Şuğur'a geri döndü. Eğer, iddia edildiği üzere Suriye ordusu, gözü dönmüş caniler gibi halkını katlediyorsa, binlerce insan neden geri döndü?
- Harmuş, 10 Temmuz'da Şeyh Adnan'a yakında daha büyük eylemler gerçekleştireceğini açıkladı. Bu eylemlerde kim, nasıl hedef alınacak?
- Sözcülüğünü Harmuş'un yaptığı Özgür Subaylar Hareketi, gerçekleştirdiği bazı eylemleri ilan etti. İlan etmediği ve geçmişte yaptığı eylemler nelerdir?
- Halkı koruma adı altında böyle bir operasyona kalkışan Harmuş, Türkiye'ye neden sığındı? Kendisinin Türkiye'ye kaçtığı dönemde Cisr Şuğur halkının savunmaya ihtiyacı yok muydu?
- Harmuş, Türkiye’ye sığındıktan sonra nerede, kimlerle, hangi pazarlıkları yaptı?
- Harmuş, hala Türkiye’de mi yoksa bir umutla başka bir ülkeye mi sığındı?
- Harmuş da Zuheyr Sıddık gibi Suriye ve Hizbullah aleyhinde itiraflarda bulunan Suriyeli subaylar listesine mi eklendi? “Suriye halkını katledenler arasında Hizbullahçılar ve İranlılar da var” yalanına tutunan Harmuş’un itirafları (!) ilerleyen dönemde Hizbullah ve İran aleyhine açılacak davalarda delil olarak mı kullanılacak?
Bu soruların yanıtları ilerleyen günlerde daha net olarak göreceğiz.
[1]http://vimeo.com/27006425
[2] AFP
[3]http://vimeo.com/26420597
[4]http://www.damaspost.com/
[5]http://www.israhaber.com/esad-sonrasi-suriyedeki-iran-elciligini-kapatacagiz-12726-haberi.html
İsa EREN, İsra Haber Genel Yayın Yönetmeni
isra haber
Etiket:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|