|
|
Akif Emre: Suriye'nin Geleceği Suriyelilere Bırakılmayacak |
Makale - 15.11.2011, 09:00:45 |
|
|
|
|
Dünya Bülteni Genel Yayın Yönetmeni Akif Emre, Yeni Şafak Gazetesi'ndeki köşe yazısında Suriye'de yaşanan süreci değerlendirdi.
Köşe yazısında Emre, "Suriye'nin geleceği Suriyelilere bırakılmayacak kadar uluslararası boyut kazandığını" söyledi.
Akif Emre'nin yazısını sunuyoruz:
Bedeli Suriye olmasın!
Suriye'nin geleceği Suriyelilere bırakılmayacak kadar uluslararası boyut kazandı. Başından beri uluslararası çıkar ilişkilerinden, stratejik hesaplardan bağımsız değildi zaten. Olaya ilişkin yorumlar her geçen gün, Suriyelilerin nasıl bir ülkede yaşamak istediklerinden çok kimin nasıl bir dengede yer alacağı sorusuna verilmiş cevaplar yığınına dönüşüyor.
Yeni Ortadoğu'yu şekillendirecek kurucu unsurun "Arap baharı" ve ülkelerinin geleceğinde söz sahibi olacak devrimci uyanıştan çıkacağı tezinin ne kadarının gerçekçi (temenni) ne kadarının propaganda ürünü olduğu sorusunu bile bu aşamada çok anlamlı buluyorum.
Suriye'de Esad yönetiminin göstericilere karşı "sivil insan avına" dönüşen tepkisi ülkeyi kan banyosuna çevirmekle kalmayıp iç çatışmanın eşiğine getirdiğine dair emareler hayli fazla. İlk akla gelen Libya örneğinde olduğu gibi Suriye'ye yönelik NATO destekli bir müdahale. Ne var ki Amerika başta olmak üzere ne Batılı ülkelerin ne de BM'nin bu yönde hemen harekete geçecekleri yönünde bir işaret ortada görünmüyor.
Buna paralel olarak İran karşıtı kampanyanın birden bire artması, hatta nükleer tesislerin ne zaman vurulacağına dair tarih bile verilmeye başlanması hayli dikkat çekici. Dikkat edilirse Suriye'de gerilimin yükselmesi ile İran üzerindeki baskının bir anda artması arasında hiç de tesadüf olmayan bir eşzamanlılık var. İsrail başta olmak üzere Amerika ve İngiltere İran üzerine her anlaşmada baskıyı artırırken Türkiye'nin de Suriye karşısında benzer bir rolde baskı uygular görülmesi elbette bir tesadüf değil. Bir yanda İran'ı vurmaktan bahseden Batı, diğer yanda her gün göstericilerin öldürüldüğü sürecin çoktan geçilip iki tarafın da silahlı çatışamaya doğru hızla ilerlediği bir Suriye görüntüsü. Suriye'de kan akıtıldıkça aslında İran üzerindeki baskı daha da artıyor ve adeta İran'ı İsrail eliyle vurmayı meşrulaştıracak bir ortam oluşturuluyor. Suriye üzerinden bölgede muhtemel tehlikeli gelişmeleri mümkün kılacak ortamın olgunlaşması isteniyor adeta.
Bu süreçte Ortadoğu ve özelde İsrail, İran gibi doğrudan Amerika'nın stratejik ilgi alanına giren bölgede Suriye konusunda adeta zamana oynayan bir tavır takınılması nasıl yorumlanmalı? Bu denklemde Türkiye'nin yerinin ne olduğu sorusu, Türkiye'nin Suriye karşısında aldığı tavrın izahını da mümkün kılacak bir yüzleşmeyi gerektiriyor.
Yüzleşilmesi gereken soru şu; Türkiye Amerika'nın itelemesiyle mi Suriye'ye karşı tavır alarak sertleşti? Açık biçimde şunu teyit etmek gerekir ki Türkiye, ne Suriye'de kan dökülmesini ne de diplomatlarını ve görevlilerini çekecek kadar sertleşmeyi hiç istemezdi. Ne var ki, Suriye'deki olayları iç meselesi olarak gördüğünü ilan edecek kadar sürece dahil olan Türkiye artık olayın askeri boyutuna müdahil olacak kadar da ileri gitti. Dikkat edilirse hem İran üzerinde kurulan baskı konusundaki hem de muhaliflerin kurduğu ordunun Türkiye'den örgütlendiği konusundaki iddialar adeta geçiştirildi.
Eğer gerçekten İran'ın nükleer gücüne karşı bir askeri saldırı düşünülüyorsa bunun için İran ve Suriye'nin birbirinden koparılması gerekiyor. Suriye'de kan akmaya devam ettikçe ilginç biçimde İran'ı sorumlu tutan bir propaganda makinesi çalıştırılarak İran saldırısı temenni edilir bir ortam oluşturuluyor.
Amerikan gücünün artık aynı anda birkaç ülkeye müdahale edecek kapasitesini gittikçe kaybettiği gerçeğini bundan sonra daha çok hatırlayacağız. Bu tespiti bir kenara not ettikten sonra, "Türkiye'nin liderliğine daha çok ihtiyaç duyulduğu" gibi kulak okşayıcı sözleri de sıklıkla işiteceğimizi de kaydedelim.
Türkiye'nin "liderliği"ne duyulan ihtiyacın sadece İslamcı olarak tanımlanan bir hükümet eliyle laiklik ve demokrasi modeli önerilmesinden kaynaklanmadığı çok açık. Gittikçe izolasyonist stratejiye evrilme emareleri gösteren ABD'nin küresel imparatorluğunun artık bölgesel ittifaklara ihtiyacı olacak. Hem Amerika'nın geldiği durum hem Ortadoğu'nun yaşadığı kırılma eski argümanlarla açıklanamayacak farklılıklar gösteriyor. Bu farklılıklar kavranmadan "Türkiye'nin liderliği" gibi gurur okşayışı sözlerin nasıl bir stratejik dönüşüme işaret ettiği anlaşılamaz. Aslında bu nedenle Türkiye'nin önü açıldığı gerçeği, değerlendirme yapılırken göz ardı edilmemelidir. Suriye'ye askeri müdahalenin de dahil olduğu "yeni Osmanlıcılık" rolü ve Batılı değerleri taşıma misyonunun maliyeti herkesi düşündürmeli.
isra haber
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|