Ana Sayfa Türkçe English Rss

"Akan Kan Şeyh Ahmed Yasin'in İse İntikamı da Sert Olmalıdır"

Biyografi

- 21.03.2010, 19:04:48

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Şeyh Ahmed Yasin'in evlatları, söz verdiler: Akan kan Şeyh Ahmed Yasin'in İse intikamı da sert Olmalı... er yada geç bu dünyada alınmalı!...
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

“Biz, sadece halkımız üzerindeki işgalcilerin saldırılarına son vermek istemiyoruz. Aynı zamanda işgalcileri ve yerleşim birimlerini Filistin topraklarından silip atmak istiyoruz. Esirlerimizi kurtarmak istiyoruz.

Biz, ölüm aşıkları değiliz. Kan dökmekten de zevk almıyoruz. Fakat, kan dökmeden Filistin topraklarını işgalden temizleyeceksek bunu neden yapmayalım?"

Şeyh Ahmed Yasin

Şeyh Ahmed Yasin 1936 yılında Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaşında iken babası kaybeden Şeyh Ahmed Yasin’in himayesini annesi ve kardeşleri üstlendi.

Filistin tarihinde büyük nekbe olarak da bilinen 1948 Arap-İsrail Savaşı'nın ardından o da binlerce Filistinli gibi mülteci konumuna düştü ve Gazze Şeridi'ndeki Curat Şams bölgesine sığındı. Bilindiği üzere o günlerde on binlerce Filistinli aile, İsrailli çetelerin düzenlediği terör saldırılarından ötürü mülteci konumuna düşmüştü.

1948 yılında, yerleştiği Gazze’de eğitimine devam etti. Ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için 1949 yılında bir süreliğine eğitime ara verdi.

Şeyh Ahmed Yasin, 1952 yılında Gazze’deki İmam Şafii Okulu'nda ilköğrenimini tamamladı. Aynı yılda hayatını büyük şekilde etkileyecek bir kaza geçirdi. Okul tarafından düzenlenen yaz kampındaki yüzme havuzunda, kafasının üstüne düştü ve boyun kemiği kırıldı. Bundan sonraki yaşamını felçli olarak sürdürdü. Felçli olmasına rağmen okuluna ara vermeden devam etti. er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöğrenimini, Filistin lisesinde ise lise eğitimini tamamladı.

Şeyh Ahmed Yasin, arkadaşı Abdullah Hatip ile şakalaşırken havuza düşmüştü. Kendi ailesiyle Haip’in ailesi arasında sorun çıkar gerekçesi ile, bu sırrını 1989 yılına kadar saklı tuttu.

Lise eğitiminin ardında Kahire'deki El Ezher Üniversitesi'ne gitti ve burada Müslüman Kardeşler'e katıldı. Aynı dönemde aldığı özel derslerle kendisini yetiştirdi. Bu eğitimin ardından öğretmen olarak ataması yapıldı. İlk zamanlarda, felçli olmasından ötürü karşı çıkıldı. Fakat Şeyh Ahmed Yasin’in direnci, bu engeli de aşmayı başardı.

20 yaşındayken ilk siyasi etkinliğe katıldı. Şeyh Ahmed, 1956 yılında İsrail’in Mısır’a düzenlediği saldırıyı protesto edenlerin en ön safındaydı. Organizatörlüğü ve güçlü hitabıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

1965 yılında Mısır istihbaratı tarafında tutuklandı. İhvan-ı Müslimin ile ilişkisi olduğu suçlamasına muhatap oldu. Bir süre hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Hapiste yaşadığı zulüm, özgürlüğe olan bağlılığını ve tutkusunu daha da kuvvetlendirdi.

1967 yılında İsrail, tüm Filistin topraklarını işgal edince, Gazze’deki Rimel mahallesinde bulunan Abbas mescidinden halkı örgütlemeye, işgale karşı direniş şiarını yüceltmeye devam etti. Topladığı yardımları, şehid ve esir ailelerine teslim etti. Gazze'de kurduğu İslâm Merkezi'nin başkanlığını yürüttü.

Şeyh Ahmed’in bu aktifliği Filistinliler kadar İsraillilerin de gözlerinden kaçmadı. İsrail yönetimini endişeye sevk eden Şeyh Ahmed Yasin'in adımları karşısında harekete geçildi ve sık sık İstihbarat merkezinde sorgulandı.

Sorgulama sırasında tartaklamalara ve işkencelere muhatap oldu. Felçliğine ilave olarak gözlerini de yitirdi. Gözüne ve kulağına aldığı darbeler, görme ve duyma duyusunda zafiyete yol açtı.

1984 yılında Şeyh Ahmed Yasin ve beraberindeki Filistinliler tutuklandı. Şeyh Ahmed Yasin, İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalıştığı gerekçesiyle 13 yıl hapse mahkum edildi.

Şeyh Ahmed, İsrailli yargıçların suçlamalarına karşı “Halkımın üzerindeki zulmün kaldırılması için çalışmam vatanıma ve halkıma karşı bir görevimdir” yanıtını verdi. Bir sene sonra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’yle İsrail arasında gerçekleştirilen bir esir takasında serbest bırakıldı.

1985 yılında serbest bırakılan Şeyh Ahmed Yasin, yine işgale karşı verilen mücadelenin en ön safında görüldü.

08.12.1987 tarihinde başlayan intifadadan kısa bir süre sonra 14.12.1987 tarihinde, beraberindeki İhvan-ı Müslimin liderleriyle birlikte Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas’ı kurdu. Hamas’ın hedefi, Filistin’in kurtuluşu için mücadele etmekti.

İntifada ile birlikte, İsrail askerlerine karşı şiddet olayları günden güne artmaktaydı. En son 2 İsrail askerlerinin kaçırılması, İsrailli liderler açısından, bardağın taştığı noktaydı. 18 Mayıs1989 yılında tekrardan tutuklandı. Aynı tarihte beraberindeki yüzlerce Hamaslı da İsrail ordusu tarafından tutuklanmıştı.

Mahkemede af istemesi beklenen Şeyh Ahmed, İsrailli yargıçların yüzüne karşı “Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır" yanıtını verdi. Hamas’ı kurma suçlamasıyla yine hapis cezasına çarptırıldı. Şeyh Ahmed’in yanıtı yine “Ben, Hamas'ı kurmakla şeref duyarım” oldu.

1991 yılında mahkeme kararını açıkladı. Şeyh Ahmed Yasin, müebbed hapse mahkum edildi. Şeyh Ahmed’in suçu, Hamas’ı kurmak ve Filistinlileri İsrail askerlerinin kaçırılmasına teşvik etmekti.

13.12.1992 tarihinde, Şeyh Ahmed Yasin’in evlatları, Şeyhlerini kurtarabilmek için, İsrail askerini esir aldı. İsrail, Şeyh Ahmed’i serbest bırakmayı kabul etmedi. İsrail, esirin tutulduğu mekana baskın düzenlediler. İsrail askerini öldürdüler, İzzeddin el Kassam’ın direnişçilerini de şehid ettiler.

1997 yılında Şeyh Ahmed Yasin, İsrail ile Ürdün arasında varılan anlaşma ile serbest bırakıldı. Şeyh Ahmed Yasin’in karşılığında, Halid Meşal’e suikast düzenleme girişiminde bulunan 2 Mossad ajanı serbest bırakıldı. 01.01.1997 tarihinde Gazze’ye dönen Şeyh Ahmed, on binlerce seveni tarafından karşılandı.

Şeyh Ahmed Yasin, birinci intifada olduğunu gibi 29 Eylül 2000 tarihinde başlayan Aksa intifasında da liderliği üstlenmişti. Bu tarihten kısa bir süre sonra İsrail’in baskısında kalan AB ülkeleri, Şeyh'in hareketini terör listesine koyacaktı.

İsrail ordusu 15 Aralık 2001’de Ahmed Yasin’in içinde bulunduğu camiye füze saldırısında bulundu. Fakat Yasin bu saldırıdan yara almadan kurtuldu.

Şeyh Ahmed Yasin’i hapse atan sadece İsrail değildi. Mısır gibi şimdilerde türlü entrikalarla, Filistin davasına ihanet eden şebeke, 24 Haziran 2002 tarihinde, Şeyh Ahmed’i hapisle cezalandırmıştı. Filistin Yönetimi’nden bir yetkili, kararın Yasir Arafat tarafından alındığını açıklayarak, kirli tezgahı deşifre etmişti. Şeyh Ahmed, daha önceden de sık sık ev hapsiyle aynı şebeke tarafından cezalandırılmaktaydı.

2003 yılının Eylül ayında İsrail tarafından düzenlenen suikastten Şeyh Ahmed Yasin, elinden hafif bir yara olarak kurtuldu. 6 Eylül 2003 tarihinde İsrail Hava Kuvvetleri'ne mensup bir F-16 Gazze'de bir binaya füze saldırısında bulunmuştu. İsrailli yetkililer daha sonradan saldırının hedefinin Yasin olduğunu doğrulamışlardı.

O anda Şeyh Ahmed Yasin’in hemen yanı başında şimdinin başbakanı İsmail Heniyye, yer almaktaydı. Yıllar sonra şeyhini kaybeden İsmail Heniyye, ondan bahsederken kelimler boğazında düğümlenecek, gözyaşları sel olup akacaktı.

Takvim yaprakları, 22.03.2004'ü gösterdiğinde Filistin ve İslam dünyası göz yaşına boğulmıştu. Sabah vakti, Gazze'de olağanüstü bir hareketlilik vardı. Şeyhin evlatları, tüm mescidlerden anos yapıyor, herkesin Şifa hastanesinin önünde toplanmasını istiyordu.

Şeyh Ahmed Yasin, asırlar öncesinde enbiyaları katledenlerin torunları tarafından düzenlenen bir suikastle şehid edilmişti.

22 Mart gününün sabah namazı sonrasında, tekerlekli sandalyesine isabet eden füze, Şeyh Ahmed Yasin’i arzuladığı şehadete ulaştırmıştı. İsrail savaş uçakları Şeyh Ahmed’e 3 füze fırlattı. Beraberindeki 7 koruması da şehid düştü.

Filistin’de eğittiği evlatları, dünyanın bir ucundaki Şeyh Ahmed Yasin’in evlatları, akan temiz kanların yerde kalmayacağına, bu dünyada er yada geç hesabının sorulacağına dair and içtiler, rablerine sözler adadılar.

Şeyh Ahmed Yasin’in yetim kalan evlatları Gazze'nin sokaklarında şöyle haykırdılar: “Şehid edilen Şeyh Ahmed Yasin ise… Akan temiz kanlar Şeyh Ahmed Yasin’in ise… Parçalanan Şeyh Ahmed Yasin’in felçli bedeniyse… intikamın bedeli de bir o kadar sert olmalıdır."

isra haber

Etiket:

Şeyh

Ahmed

Yasin

Filistin

Direniş





Yazdır
DİĞER HABERLER
Şehadetinin İkinci Yıldönümünde Nizar Reyyan
Ahmed Kassir: Şehadet Eylemcilerinin Emiri
Yeken: Lübnan'da Şii ve Sünnileri Birleştiren Adam
Esir Dr. Macide'nin Direniş Öyküsü
Çile ve Mücadele Dolu Yaşamıyla Şehid Abdulaziz Rantisi
Buldozere Özgürlüğünü Teslim Etmeyen Hür Vicdan: Corrie
Muhalif, Muttaki ve Müfekkir: Dr. Makadmeh
Şehadetinin 2. Yılında Bilinmeyen Yönleriyle İmad Muğniye
Suikastle Şehid Edilen Kassam Komutanı El Mebhuh Kimdir?
Şehadetinin Birinci Yıldönümünde Nizar Reyyan
Tasfiye Dergisi
ÇOK OKUNANLAR : Biyografi
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb