Ana Sayfa Türkçe English Rss

Esad'ın Korku Rejimi Neden Sürüyor?

29.07.2011, 11:37:13

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Kenneth BANDLER

Kenneth BANDLER

Suriye’ye yönelik küresel kayıtsızlık, Libya üzerine olan BM ve Arap Birliği onaylı çok taraflı yaklaşımla çelişiyor.

İçinde bulunduğumuz ayın ilk günlerinde Suriye’nin başkenti Şam’daki ABD elçiliğine yapılan saldırıya müteakip yankılanan 1979 Tahran’ının yankıları, o kadar hızlı yayıldı ki; geriye baktığımızda bu ciddi vakıa Başkan Beşar Esad’ın işlediği suçlardan yalnızca biri olarak gözüküyor. Esad rejimi küçük çaplı uluslar arası eleştiriyi atlattı; ancak birkaç gün içinde Suriyeli insanlara karşı baskı ve şiddet yollu barbarca savaşına devam etti.

Ne var ki Suriyeliler hiç de korkudan sinmiş gibi değillerdi. Bilakis, yüz binlerce insan Cuma günü Esad yönetiminin son bulmasını istemek için sokaklardaydı. Cuma namazlarını takip eden bu haftalık öfke taşmaları miktar ve gayretleri bakımından artış gösterdi.

Göstericiler daha geniş ve sesi gür çıkan uluslar arası bir desteği hak ediyor.

Tabi ki, Amerikan, Fransız ve Katar elçiliklerine saldıran göstericiler farklıydı. Amaçları otuz iki yıl önce İranlıların yaptığı gibi ABD elçiliğini ele geçirmek değilse de, Esad’ın artan provokasyonları – şimdilerde ABD’yi de hedef alıyor –, ilgili ülkelerden kendini hissettiren bir cevabı uyandırması gereken güvenlik tehditleri oluşturuyor.

Şurası doğru ki BM Güvenlik Konseyi Amerikan ve Fransız elçiliklerine yapılan 11 Temmuz saldırılarını “mümkün olan en sert bir ifadeyle” kınayan bir bildiri yayınladı. Birçok hükümet, Suriye müttefikleri Çin ve Rusya bile, diplomatik mülklerini korumak ister; bu yüzden hafifçe ihtar etmek onlar için çok da zor olmadı.

Yine de daha fazla koordineli bir uluslar arası hareket gerekiyor.

Yeni genel sekreterleri Nabil el-Arabi nezdinde, Suriye rejiminin davranışını eleştirmeksizin Esad’ı ziyaret eden Arap Birliği duruma sessiz kaldı. Rusya (Brezilya, Çin, Hindistan, Lübnan ve Güney Afrika ile birlikte) muhtemel bir BM tartışmasının önünü kesmede başı çekti. Hâlbuki hem BM İnsan Hakları Komisyonu hem de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Güvenlik Konseyi’nden Suriye’nin insan hakları ihlalleri ve gizli nükleer program konularında kararlar almasını istemişti.

AB ve ABD eliyle dayatılan müeyyideler Esad rejimi ve taraftarları tarafından Suriye’nin iç işlerine müdahale olarak algılanıyor. Hatta Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim son AB müeyyidelerini “savaş sebebi” olarak adlandırdı. Açıkçası, Muallim tersten söylemiş. Hizmet ettiği rejim masum Suriyelilere savaş açtı. Şimdiye kadar 1600’dan fazla can aldı ve daha binlercesini tutukladı. Esad bunların yanında kendi güçlerini Suriye’nin Irak, Ürdün, Lübnan ve Türkiye sınırına gönderip Suriyelilerin canları için kaçmalarına yol açarak sınır ötesi uyuşmazlık riskine çanak tuttu. Bir vakitler Filistinlileri de trajik sonuçlarla İsrail sınırını geçmeye teşvik etmişti.

Suriye’ye yönelik küresel kayıtsızlık, Libya üzerine olan BM Güvenlik Konseyi ve Arap Birliği onaylı çok taraflı yaklaşımla çelişiyor. Uluslararası topluluk Muammer Kaddafi güçlerinin eliyle kesin bir ölümle tehdit edilen Libya halkı için endişelenmişlerdi. Esad halkını açıktan açığa tehdit etmiyor olabilir, ancak muhalefetin tümünü ezmeye aynı derecede kararlıdır. The Economist’in geçenlerde ifade ettiği gibi: “Eğer Kaddafi ve Esad aileleri düşseydi, Arap Baharı yaza dönerdi.”

Amerikan elçiliğine yapılan saldırı, görünüşte Amerikan büyükelçisi Robert Ford’un kuşatma altındaki Hama’ya yaptığı ziyarete kötü bir misillemeydi. Tuhaftır ne o ne de Fransız diplomat (o da Hama’yı ziyaret etmişti) Dera’ya, Lazkiye’ye ya da Cişr el-Şugur’a gitmemişlerdi.

Belki de diplomatlar, bundan 29 yıl önce Suriye’nin dördüncü büyük şehrini 10.000’den fazla insan katledildiğinde ziyaret eden Esad’ın babası Hafız’ın şerrinin tekrarına Hama’nın ilk aday olmasından korktular. Hama şimdilik güvende olabilir, ancak Humus’a saldırılar Esad güçleri tarafından kuşatılmış diğer şehirlerdeki gibi devam ediyor.

Şimdi diğer bir sözlü salvoda, Muallim ABD’li ve diğer diplomatları “Şam’ın dışına çıkmayı akıllarından bile geçirmemeleri konusunda” uyarıyor. Katar, hâlihazırda rejim göstericileri El-Cezire televizyonuna saldırdıktan sonra elçiliğini kapatmış bulunuyor.

Belki ABD’de aynısını yapmalıdır, ya da en azından Ford’u geri çağırmalıdır. Ford’un Ocak ayında ülkeye varışı, zamanından önce gelişen bir durumdu – Lübnan başbakanı Refik Hariri’nin 2005’te suikasta uğramasından beri boş olan makamı doldurmaya yönelik kongre muhalefetini bertaraf etmek için yapılan bir başkanlık ara ataması.

İnsan hakları ve Suriye’nin geleceği ile alakalı olanlar için daha güçlü uluslar arası hareketlere kesinlikle ihtiyaç duyulduğu şimdi daha da açıktır. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın dediği gibi Esad rejimi meşrutiyetini kaybetmiştir demek yeterli değildir. Rejim meşrutiyetini aylar önce kaybetmişti.

Suriye’deki status quo’nun tutar tarafı yoktur; bunun yanında en azından bölgedeki diğer sorunlu noktalara gösterilen acil dikkati bu bölgede hak ediyor.

Ülke dışındaki Suriyeli aktivistleri de içine alan Suriye’nin cesur göstericileri ve onların destekçileri daha doğrudan bir cesaretlendirme duymalılar. Başkan Barack Obama, Suriye halkını yalnız bırakmamaları için Arap müttefiklerini ve diğer ilgili ülkeleri ikna etmek için her türden diplomatik aracı kullanırken; Esad için gitme zamanının geldiğini açıkça ifade etmelidir.

Amerikan Yahudi Konseyi İletişim Direktörü Kenneth BANDLER'in analizi, ÖMER FARUK PEKSÖZ tarafından israhaber için tercüme edildi.




Yazdır
Tasfiye Dergisi
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb