|
|
Beşşar'ın Sonu |
| 28.10.2011, 17:19:32 |
|
|
|
|

Abdulhalim KANDİL |
|
Hiç kimse Suriye’nin ne yaşadığı büyük acıları ne de şehirlerinde ve köylerinde akan oluk oluk kanı görmezlikten gelemez...
Yönetim aleyhinde yapılan gösterilerin birinde sıradan bir insanın yukarıya doğru tuttuğu dövizdeki yazı dikkatimi çekmişti… Dövizdeki yazının hem üslubundn, hem acemice yazılmış olmasından hem de Suriye halkının yaşadığı acıları açıkladığı için, ne kadar doğaçlama bir döviz olduğunu anlamak mümkündü. Bu döviz her şeyden ümidin kesilmiş olduğunu o kadar açık bir şekilde ortaya koyuyordu ki… Dikkatimi çeken bu üzücü dövizde şunlar yazıyordu;
“Yönetim düşüyor… Muhalefet düşüyor… Arap ve İslam alemi düşüyor... Tüm dünya düşüyor… Ve her şey düşüyor… ”
Sıradan, doğal olmakla beraber umutsuzluk dolu olan bu döviz; çıplak göğüsleriyle büyük ölüm makinalarının karşısında duran ve binlerce şehit veren Suriyelilerin ne kadar yalnız bırakıldıklarını, kimsenin onlara insaflı davranmadığını anlatıyordu. Aynı döviz, onlara sevdiklerinin cenazelerini uğurlamalarına izin verilmediğini, cenazelere bile kurşun sıkıldığını, cenazeyi uğurlamaya gidenin kendi ölümüne gidiyormuş gibi gittiğini, sanki şehit olan kardeşini, oğlunu, yakınını ya da arkadaşını değil de kendisini uğurlamaya gidiyormuş gibi gittiğini, Suriye’de kimsenin hayatının değerinin olmadığını, kimsenin hayatının garantisinin de olmadığı, kabirlere bile ziyarete gidemediklerini, yönetimin kalmak için her türlü bedeli ödeyeceğini, bunun için tüm Suriyelileri öldürmeleri gerekiyorsa bile öldüreceklerini, Suriye’nin tüm şehirlerini yakabileceklerini ve sonra oturup Roma’yı yakan Neron gibi oturup yanık harabeler için ağlayacağını anlatıyordu.
Oluk oluk akan kanlara rağmen kan emici yönetim hala doymadı. Kan göllerinin çoğalması bile onların susuzluğunu gidermemekte. Şehitlerin ve yaralıların sayısı artarken yönetim bunları umursamadan çılgınlıklarını sürdürüyor. Terörist silahlı çeteler katliamlarına devam ediyor. Beşar Esed babası Hafız Esed’in Hama’da 30 sene önce gerçekleştirdiği katliamları bugün yeniden yapıyor. Baba Hafız’ın karartarak gerçekleştirdiği katliamları, Beşar bugün sesli, görüntülü canlı yayınlar eşliğinde yapıyor. Gerçekleştirdiği katliamlarda ne çocuğa ne de kadına merhamet ediyor. Bu katliamlardan ne genç kurtulabiliyor ne de yaşlı.
Bir yandan yönetim katliamı ve baskıyı devam ettirirken diğer yandan halk direnişini ve kahramanca ısrarını devam ettiriyor. Halk ölümden korkmuyor. Zilletten nefret ediyor. Büyük bedeller ödediği hürriyete ulaşmayı hedefliyor. Bazıları hali hazırdaki zahiri delillere bakarak yönetimin bundan sonra kalmaya güç yetirebileceğini zannediyor. Şam ve Halep hala suskun ve sakin… Ya da öyle gözüküyor. Bu iki şehrin nüfusu Suriye halkının yarısına tekabül etmekte. Hatta bu şehirlerde yönetim lehine yürüyüşler gerçekleşti. Yönetim hala bütünlüğünü koruyor. Ne çözülme belirtileri ne de sonunun geldiğinin alametleri görüyoruz.
İlk etapta bu sözleri -başka şehirlerdeki Suriyelilerin öfkelerini sırf onlar Şamlı ve Halepli değiller diye küçümser isek- ikna edici bulmamız mümkün olabilir. Sonra bu yönetimin hala ayakta kalması onların aslında sonlarının geldiğinin alametidir.. Yönetimin hala bütünlüğünü korumasının sebebi de apaçık ortadadır. Beşar yönetim sistemi salt güvenlik ve askeri bir sistematiktedir.. Asla bu ülke de ne halk ne de parti gücü söz konusu olabilir. Herhangi bir ideoloji iddiası bile güvenlik, istihbarat ve askeriyenin kontrolünü elinde bulunduran yönetici ailenin liderliği ve güvenliğin yapısı için bir ar sayılmaktadır. Yönetim güçlü pazılarını özellikle Şam ve Halep’de göstermektedir. Bu durum ise, aslında bu iki şehrin belli bir süre için zorunlu olarak suskunluğu sürdürdüğü şeklinde açıklanmaktadır.
Bu iki şehrin merkezinden uzaklaşıldıkça otomatik olarak devrimin varlığını hissedilmektedir. Bunlara Şam’ın civarındaki yerleşim merkezlerini ve Halep çevresindeki gösterileri örnek verebiliriz. Şam ve Halep’te gerçekleştirilen yönetim lehindeki gösterilerin hiçbir kıymeti olmayıp tamamen suni ve yapay hareketlerdir. Gitmek üzere olan Arap diktatörlerinin klasik yöntemi olan gösteriler de Beşar Esed’i destekleyen dövizleriyle meydana inenler yarın Esed’in aleyhinde düzenlenen gösterilere katılacaklar. Esed’i koruyan halkın yalanı ortaya çıkacak. Bu aile iktidarı, kendi milletinden ve mezhebinden olan Alevilerin bile desteğini kaybedecek.
O halde Şam’ın ve Halep’in suskunluğu kesinlikle geçici bir durum. Yönetimde hala çatlamaların olmaması da tamamen aile bağlarıyla alakalı bir durum. Yönetim iflasın eşiğinde. Devrimi bastırmak için askeri kuvvetleri kullanması heybetini sarsmasına, ordudan ayrılmaların çoğalmasına ve askerleri mezhepsel bir çatışmanın içine çekmeye sebep oldu.
Ordudan gerçek anlamda ayrılanların sayısı bunu gerçekleştirmek isteyenlere nisbeten oldukça az bir sayı. Askerler ayrılma kararlarını gerçeğin ortaya çıkacağı o ana kadar erteliyor olabilirler. Onlar ordunun varlığının devamını ve birliğinin korunmasını istiyorlar. Ordunun baskılar sebebiyle düşmesi beklentisindeler. Suriye halkı daha fazla şehit vermeye hazır. Ama yönetimin gücü ise azalmakta. Skandallarla çevrili bir durumda. Yönetimin ellerinde kan lekesi var… Vahşi bir kurt gibi gittikçe yırtıcılığı artıyor. Suç işlemekten kendisini alıkoyamıyor. Geri dönüşü olmayan bir yolda ilerliyor. Ne zaman devrimcileri öldürmekle zafer kazandığı ya da gösterilerin gerilediği zannedilse o zaman yönetimin hezimetini daha yakından hissediyoruz.
Bu devrim muhalifler ya da kışkırtılanlar tarafından yapılmamaktadır ki ölüm ya da tutuklamalarla gerilesin veya bitsin. Bilakis bu devrim siyasi, sosyal ve insani bir öfkenin getirisidir. Kurutulmuş öfke kuyularından çıkmıştır. Her gösterinin arkasından daha büyüğü gelecektir. Halka uygulanan baskı ve şiddet arttıkça göstericilerin tecrübesi de artacaktır. Devrim bir halk savaşıdır. Kendini yenileyen ve dinamik bir yapıya sahiptir. Yönetim ise mekanik bir sopa gibidir ve kırılgandır. Zedelenen kuvvetini onarması mümkün değildir. Ya da kendisini değerlendirip, değiştiremez. Eğer azıcık şiddeti azaltmayı düşünsün anında iktidardan düşecektir. Ya da özellikle Halep ve Şam’daki gösterilerle sonu gelecektir. Eğer baskı ve şiddete devam edecek olursa -ki bu yönetimin tek seçimidir- o halde kendi kabrini kendi eliyle açmış olacak. Bu cenaze ve defin merasimi gecikse bile. Yönetim baskılar karşısında yılacak ve düşecek.
Evet… Suriye yönetimi yorulup düşecek. İşte o zaman zafer Suriye’nin olacak. Yönetimle beraber bütün yalanlar ve içinde Suriye’nin birliğinin akıbetinin de bulunduğu bütün korkular ve endişeler teker teker düşecek. Çünkü şu anki yönetim birliği sağlayan değil ayrılık oluşturan bir yönetimdir. Kendi ailesinin akıbetini garantiye almak için mezhepsel bir savaşı körüklemektedir.
Muhterem Alevi milletinin tarihini kirletmektedir. Tarihte Aleviler sömürü güçlerinin kendilerine ayrı bir devlet kurma önerisini reddedip Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü tercih etmişlerdi. Suriye’nin çoğunluğunu oluşturan Sunniler arasında bile bir iç çatışma oluşturmaktadırlar. Sunniler bu ülkenin omurgası olup birliği sağlamayı garantilemektedir. Arap ortak paydasıyla Alevi, Hristiyan, Dürzilerle bir arada yaşamayı garantileyen Sunni çoğunluk bunun içine Kürtleri de katmaktadır. Bu Suriyelilerin bedelini kanıyla ödediği Modern Ulusal Demokratik Arap bir devlet için yapılmalıdır.
Al Quds al Arabi Gazetesi yazarı Abdulhalim Kandil'in "Beşşar'ın Sonu" başlıklı köşe yazısı, Ümit Yıldırım tarafından israhaber için tercüme edildi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ |
|
|
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ |
|
|
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
|
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER |
|
|
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU |
|
|
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ |
|
|
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE |
|
|
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE |
|
|
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU |
|
|
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ |
|
|
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP |
|
|
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN |
|
|
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM |
|
| diğer analizler » |
|
|
|