Ana Sayfa Türkçe English Rss

2008 Dünya Kudüs Günü İsra Haber Özel Dosya

Dosya

- 25.09.2008, 02:44:51

Yazdır Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
2008 Dünya Kudüs Günü İsra Haber Özel Dosya
"2088 Dünya Kudüs Günü" münasebetiyle İsra Haber tarafından hazırlanan özel dosyayı sunuyoruz:
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

* Şehit Rantisi'nin Hanımı: Nerede Kudüs Yolununun Bağlıları?



Ramazan ayının son Cuması olan "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Qudsday.com ve İsra Haber tarafından oluşturulan "Uluslararası Kudüs Günü İnternet Platformu"na Şehid Rantisi'nin hanımının verdiği "Nerede Kudüs Yolununun Bağlıları?" başlıklı özel mesajı sunuyoruz.

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla…

Hamd Allah’a, salât-u selam Allah Resûlü’ne olsun.

Ey İslam Gençliği!

Sizi yüce İslam’ın selamıyla selamlıyorum. Es-selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu. Size Beyt-i Makdis’ten, Filistin’den, İsrâ olayının gerçekleştiği yerden selam ederim. Beyt-i Makdis denilince sizler neyi anlarsınız? Allah’ın yedi göğün üzerinden zikrini indirdiği, Muhammed –sallallahu aleyhi ve selem-‘i Mescid-i Haram’dan oraya ilettiği ve Peygamber’i oradan yedi kat semaya yükselttiği Aksa’dır orası. Allah Tebâreke ve Teâlâ: “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) Yücedir.” buyurmadı mı?

Evet ey İslam gençliği!

İşte orada Mescid-i Aksa, düşmanların buldozerleri ve tanklarının altında inleyerek yardım için bağırıyor, işte orada düşmanların tünellerinin üzerinde inleyen Aksa! Bu çağrıya karşılık verecek ve yardım edecek yok mu?

Nerede el-Mu’tasım? Nerede Selahaddin? Müslümanlar nerede! Şu nidalar sizi rahatsız etmiyor mu? Bu vaziyette Hakk’ın indiği ve Allah’ın zikrinden dolayı haşyet içinde olan mümin kalpler inlemez mi?

Ey Kur’an ümmeti!

Kur’an’ınızı tanımanın ve ayetlerini tefekkür etmenin vaktidir.

Ey İslam gençliği!

Siz biliyorsunuz ki şüphesiz sizin yiğitliğiniz, asaletiniz ve izzetiniz bu Kur’an’dadır.

Evet, onunla amel etmeli ve onu tatbik etmelisiniz. Evet, şüphesiz bu Kur’an aleme önderlik yapmanız için size geldi. Peki önderliğiniz hakkında ne dersiniz? Neredesiniz Ömer bin Hattab –radıyallahu anh-‘ın “Biz Allah’ın İslam ile izzetlendirdiği bir kavimiz. Biz Allah’sız bir izzet istediğimizde ise O bizi zelil kıldı” sözündeki kimseler?

Biz izzeti Yahudi ve Hristiyanlara dostlukta aradığımızda Allah bizi zelil kıldı. Barış ve teslim olmada izzeti aradığımızda Allah bizi zelil kıldı. Dünyamız mamur olduysa da ahretimiz harap oldu. Böylece Allah bizi zelil kıldı.

Ey İslam gençliği!

Beytü’l Makdis’in kurtuluşuna, şeref ve izzete giden yok apaçıktır. Bu öyle bir yoldur ki küçük günahlardan bile kaçınmalarına rağmen sahabeler ve Ömer bin Hattab bu yola girmiştir. Bu yola Selahaddin Eyyubi girmiştir ki, o ordusunun çadırlarına uğrayıp onları geceleyin kalkmamış uyuyor halde bulduğunda “işte bu yüzden hezimet gelir” diyordu.

Kim izzet ve şerefi isterse güçlü bir şekilde Kitab’a tutunsun ve gücü yettiğince günahlardan uzak dursun.

Ey İslam gençliği!

Gözlerinizi haramlara bakmaktan koruyun, kulaklarınızı haramları dinlemekten koruyun, namuslarınızı haramların tasallutundan koruyun, zihinlerinizi gençliğin dinini ifsad eden fikir saldırısından koruyun.

Ey Beytü’l Makdis’i kurtarmak ve boyunlarını onun içinde şahlandırmak isteyen kimseler!

İşte yol!

Öyleyse nerede bu yolun bağlıları!

* Hamza Er: Kudüs Cephesinde Saf Tutalım

Ramazan ayının son Cuması olan "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Qudsday.com ve İsra Haber tarafından oluşturulan "Uluslararası Kudüs Günü İnternet Platformu"na Hamza ER'in verdiği "Kudüs Cephesinde Saf Tutalım" başlıklı özel yazısını sunuyoruz.

Ümmet bilinci, yeryüzündeki mustazafların dertlerini dert edinmekle anlam bulur. Sömürülen coğrafyalardaki yoksulluk ve açlığı anlamak, işgal edilen beldelerin insanlarının ızdırabını hissetmek, işkence hanelere doldurulan yiğitlerimizin acısını, feryadını duyabilmek imani bir görevdir.

Bu görev, özellikle son yüzyılda emperyalist ve siyonist zihniyet tarafından hızlanarak devam eden saldırı, katliam ve sömürü adımlarına karşı set olmayı gerektirir. Ama maalesef Müslümanlar bu imani görevlerini ihmal etmiş, sessiz, pasif bir tavra bürünmüşlerdir.

Müslümanlar, pazarda alışveriş yaparken başına bomba düşen bir Afganlıyı, ABD askerlerinin ani gece baskınlarından dolayı dış elbisesiyle uyuyan Iraklı bir kadını, Rusların katledip tankın arkasına bağladıkları Çeçen gençlerini, hayvanlar gibi damgalanarak toplama kamplarına doldurulan Patani halkını, Çin zulmünden dolayı oruç tutması, camiye gitmesi, örtünmesi yasak olan Doğu Türkistanlı gençleri ve siyonist saldırganlığa taşlarıyla cevap veren Filistinli bir çocuğu anlayamamıştır. Bu yaşananları siyonist sermayenin egemen olduğu ekranlardan ve gazete sayfalarından doğru anlayabilmek zaten mümkün değildir.

Çünkü tüm bu yaşananlar, hazırlanan haberlerin diliyle, bir isyanı batırmak, demokrasi ve özgürlük getirmek veya Arap ve İsrail çatışması şeklinde dünyaya servis edilmektedir.

Oysa ki saldırılara muhatap olan Afganistan, Çeçenistan, Irak, Doğu Türkistan, Sudan, Patani ve Filistin halkının gözyaşı dökmesinin ortak sebebi, onların Müslüman bir kimliğe sahip olmasıdır. Yani coğrafyalar, ırklar farklı olsa da, zulmedenlerin ortak düşmanı İslam’dır. Amaç, Tevhidi bilincin o topraklarda yeşermesinin, kök salmasının önüne geçmektir.

Bu hakikat, çevresi Allah tarafından mübarek kılınan Mescid-i Aksa gündeme geldiğinde ayrı bir önem taşır. Çünkü siyonist saldırganlık tahrif edilen bir kitaptan hareket ederek aslı olmayan bir efsaneye dayanmakta, Mescisdi Aksa’yı yıkmak ve bu topraklarda Muvahhidlerin egemenliğine son vermeyi istemektedir.

Tarih boyunca tevhid dininin elçilerinin mekanı olan Kudüs ve çevresi, Allah tarafından mübarek kılınmış, bu önem özellikle son peygamber Hz. Muhammed(s.a.v.)’ın bir gece Mekke’den Kudüs’e gerçekleştirdiği gece yürüyüşüyle zirve yapmıştır. Peygamberimizin, Ashabıyla beraber uzun bir dönem yönelerek namaz kıldıkları kıble olan Mescidi Aksa, yeryüzündeki herhangi bir mescid değildir. Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi iman edenler için ne kadar değerliyse Mescidi Aksa’da aynı şekilde değerlidir.

Bu kutsal ve yüce öneme rağmen bir avuç siyonist bu topraklarda 60 yıldır işgalini devam ettirebiliyorsa, o toprakların insanlarını yurtlarından çıkarabiliyorsa, kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden acımadan katledebiliyorsa, sadece Filistinlinin değil ümmetin önderlerine, değerlerine suikastlar tertip edebiliyorsa, sayıları birbuçuk milyar olarak ifade edilen Müslümanların utanç duyması gerekir. Allah’ın ve Nebilerin, Rasullerin emanetlerine sadık kalınamadığının utancı yaşanmalıdır.

Mescidi Aksa’nın yerini haritadan gösteremeyen, yaşanan çatışmaları Arap,İsrail savaşı olarak yorumlayan, haber bültenlerinden birkaç dakikalık görüntüleri savaş filmi gibi izleyenler olduğu müddetçe meydanın zalimlere kalması kaçınılmaz olacaktır.

Allah tarafından mübarek kılınan bir ay olan Ramazan ayında, Allah’a yaklaşabilmek için oruç tutan, namaz kılan, nafile ibadetlerini arttıran Mü’minler, ibadetin Allah’a kulluğun gösterildiği tüm davranışları kapsadığını unutmamalıdır. İbadet, kağıda alt alta yazılabilen bir kaç madde amelle sınırlandırılamaz. Bu sınırlandırmayı yapanlar büyük ve önemli bir çok ibadeti ihmal etmektedir.

İhmal edilen büyük ibadet zalimlerden beri olmayı ispatlamaktır. Yeryüzünü ifsad eden tüm güçlere karşı net bir mü’min tavrı ortaya koyabilmek, batıl cephesine karşı hak cephesinde yer alarak gücünü bu yönde mücadele ederek harcamaktır. Mukaddes mekanlara el uzatan necis elleri bertaraf edebilmek için mücahede içerisinde bulunmak ve bulunan izzetli orduları desteklemektir. İhmal edilen ibadet anti-siyonist olmaktır.

“Mescidi Aksa’da namaz kılın, eğer kılamazsanız kandillerinde yanmak üzere zeytinyağı gönderin” diyen Peygamberimizin(s.a.v.) emri gereği Mescidi Aksa ve çevresinin namazgah, yalnızca Allah’a secde edilen birer secdegah olabilmesi için tüm imkanlarımız seferber edilmelidir. Çünkü burası mukaddes bir beldedir, mukaddesatınıza sahip çıkın demektedir Hz. Peygamber (s.a.v.).

Mescidi Aksa Müslümanların ortak değeridir. Mescidi Aksa sadece Filistinlilerin değil bütün dünya Müslümanlarının kutsal mabedidir. Bu kutsal mabede hep birlikte sahip çıkmak, siyonistlerin bütün çabalarını boşa çıkarmak ihmal edilemez ciddi bir ibadettir.

Bugün Kudüs ve Filistin'deki Müslümanlar o kutsal mabedi tüm dünya Müslümanları adına korumakta ve bu konuda her türlü fedakarlığı göze almaktadır. Dünya Müslümanları da vakit geçirmeden bu mücadele saflarındaki yerlerini almalıdır.

Rahmet ve merhamet yağmurlarının yoğunlaştığı Ramazan ayının son on gününde, siyonistlerden temizlenmiş özgür mescidimizde, Aksa mescidinde, topluca Allah’a secde edebilme duası, duamız olsun.

* Hamas: Kur'an Ordusu, Kudüs'ün Özgürlük Ordusudur

Ramazan ayının son Cuması olan "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Qudsday.com ve İsra Haber tarafından oluşturulan "Uluslararası Kudüs Günü İnternet Platformu"na Hamas Hareketinin önde gelen liderlerinden ve Filistin milletvekili Muşir el-Mısri'nin verdiği "Kur'an Ordusu, Kudüs'ün Özgürlük Ordusudur" başlıklı özel mesajı sunuyoruz.

"Kur'an Ordusu, Kudüs'ün Özgürlük Ordusudur"

Kudüs; mü’minlerin kıblesi, muvahhidlerin özlemi, mücahidlerin aşkı…

Kudüs; cihadın merkezi ve kanların kurban edildiği yer…

Kudüs; Ömer bin Hattab –radıyallahu anh-‘ın fethettiği, Selahaddin-i Eyyûbî –rahimehullah-’ın kurtardığı yer. Kudüs; Salih seleften ve sahabe-i kiramdan çok sayıda kişinin Hac ve Umre için başlangıç durağı yaptığı mekan. Mahzun Kudüs bugün özgürlüğe giden yolda bir ateş topuna dönmüş ve kendini sağlamlaştırmak için bir başlangıç noktası oluşturmuştur.

Bugün işgal altındaki Kudüs ve mahzun Mescid-i Aksa’ya yönelik tehditli entrikalar sürüyor ve sakinleri kovuluyor. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tarihinde daha vahimi ise Aksa’nın altının sürekli olarak kazınması…

Saçma bir şekilde ısrarla Filistin’in baş temsilcisinin düşman ayağına gitmesi ve alçakça onların merkezinde liderleriyle görüşmesi onaylanıyor. Kudüs’ün önceliklerindeki sabitelerinden ve haklarından taviz veriliyor ki, düşman Kudüs’ün ebediyen fesat devletinin başkenti kalacağını tekid ediyor.

Şüphesiz bu taviz anlayışı bazı Filistinlilerden oluşan küçük hizipçilerin şahsi menfaatleri mukabilinde Kudüs’ü ve Aksa’yı feda etmelerini getirmiştir. Bu durum Kudüs tarihinde en vahim bir olaydır, zira alemin unuttuğu Filistin-Kudüs davasının sabiteleri ve hukuku hiçe sayılarak insanların önünde yeni ittifaklar rafa kaldırılmıştır.

Doğudan batıya bütün Müslümanların Aksa ve Kudüs’ü zafere ulaştırması, emaneti hakkıyla taşıması, sesini yükseltmesi, direniş ve cihadı daha çok maddi, manevi, kitlesel, medya ve siyasi açıdan destekleyerek Filistin halkının direnişini yükseltmesi gerekmektedir.

Bu sebepten Kudüs inliyor ve yardım için nida ediyor: Mu’tasım ve Selahaddin kim olacak?

Biz Uluslar arası Kudüs Günü'nde inanarak diyoruz ki:

Ümmet hayırdadır ve imkanlarını çoğaltmalıdır. Çünkü bu ümmet dik duruş ve zaferin unsurlarına Allah’ın izniyle sahiptir.

Mücahid Filistin halkımız zafer ve iktidara doğru sağlam bir şekilde gidiyor. Halkımız cihadı ve direnişi en iyi şekilde benimsiyor, halkımızın evlatları Allah yolunda şehid olmaya aşıklar, Allah’ın evlerine gidiyorlar ve Kur’an’ın çizgisinde terbiye görüyorlar.

Biz Allah’ın lütfuyla tamamen ediyoruz ki; bu çağ zafer çağıdır. Çünkü Kur’an çağıdır. Bununla beraber Kur’an ordusu Allah’ın izniyle özgürlük ordusudur.

Biz sevinçliyiz çünkü Gazze yaz döneminde 4.000’den fazla Allah azze ve celle’nin Kitab’ını ezberlemiş olan kız ve erkek hafız çıkardı. Gelecek dönemde Allah’ın izniyle Kur’an hafızı sayısı 10.000’e ulaşacak. Mescid-i Aksa’yı kurtarmak için tesis edilecek Selahaddin Eyyubi ordusunun içinde 10.000 tane Kur’an hafızı olacak.

Bu yüzden bugün biz geçmişten daha fazla zafere, şeref ve izzete bir an kadar yakınız Allah’ın izniyle. Kur’an ordusu Allah’ın izniyle Kudüs’ü özgürleştirecek ordudur.

O halde kanlarıyla özgürlük kandilini yakanların ardından Mescid-i Aksa’yı aydınlatmak uğruna o kandile bir yağ koymak için kelle koltukta yürüyün, İslam gemisine binin ve Allah’ın izniyle gelecek zaferin askerleri olun.

* Siyonist Rejim Golda Meir ile Başladı Tzipi Livni ile Bitiyor



İsra Haber Genel Koordinatörü Nureddin Şirin'in Kudüs Günü münasebetiyle kaleme aldığı "Siyonist Rejim Golda Meir İle Başladı Tzipi Livni İle Bitiyor" başlıklı makalesini sunuyoruz:

Geçen hafta siyonist rejim partilerinden hükümetteki Kadima’da yapılan genel başkanlık seçimlerini rakibi Shaul Mofaz karşısında kazanan Tzipi Livni, siyonist rejimin karanlık tarihindeki bir gerçeği hatırlattı bize.

60 yıldır Filistin İslam topraklarını işgal eden siyonist rejimin kuruluşunda aktif rol alan, İsrail hükümetlerinde önce dışişleri bakanı olup daha sonra da başbakanlık yapan "Golda Meir" adlı bir kadın vardı. Daha küçük yaşlarda siyonist hareket içine katılan Meir, Siyonist rejimin kuruluşunu ilan eden 24 kişiden biriydi.

Siyonist rejimin ilk başbakanlarından David Ben-Gurion hükümeti döneminde 1956 yılında önce dışişleri bakanı oldu, 1969 yılında ise başbakan.

Golda Meir dönemi 1967 Arap-İsrail savaşı dönemiydi; siyonist İsrail rejimi "6 gün savaşları"nda Arap devletlerini bozguna uğratmış, Sina, Golan, Kudüs, Gazze ve Batı Şeria’yı işgal etmişti. Bu dönem İsrail için “zaferler dönemi” olarak kabul ediliyordu; “Büyük İsrail” projesi adım adım gerçekleştiriliyordu. Dolayısıyla Ben Gerion ve Golda Meir’ler siyonist rejimin unutulmaz gözde isimleri olmuştu...

Golda Meir’in İslam dünyasına yönelik meydan okumaları, mağrur ve mütekebbir söylemleri aynı zamanda kanser tümörü olan bu siyonist rejimin karakterini de ortaya koyuyordu.

“Müslümanlar, savaşabilir ve kaybedebilir, sonra tekrar geri gelir yine savaşırlar. Ancak İsrail ancak bir kere kaybeder. Filistinliler diye bir şey yok. Ne zaman Filistin halkı ile bağımsız bir Filistin devleti oldu ki? Sanki kendisini Filistin devleti olarak tanımlayan bir devlet vardı. Sanki biz geldik de onları ülkelerinden çıkarıp attık. Filistinliler diye bir şey olmadı ki! Araplar Yahudilere karşı olan kinlerinden daha çok çocuklarını sevdikleri zaman bizimle savaşmayı durduracaklar. Bir zaman belki Arapları bizim çocuklarımızı öldürdüklerinden dolayı bağışlayacağız” diyen Golda Meir bir taraftan Filistinlilerin varlığını inkar ederken diğer taraftan Arapları bağışlayıp bağışlamayacaklarını söylüyordu...

Kendilerinden bu denli emin ve küstah bir tavır içinde olan siyonist İsrail rejimi kendisini Ortadoğu’nun yenilmez süper gücü olarak görüyor, artık hiçbir gücün karşılarına çıkamayacağını düşünüyorlardı…

Yıl 1982’ye geldiğinde 1969’da zaferler kazanan İsrail ordusu, Lübnan topraklarında "Hizbullah Direnişi" karşısında ağır yenilgiler almaya başlamış, 2000 yılının Mayıs ayında ise, Lübnan’daki işbirlikçisi Emil Lahud ordusunu yüzüstü bırakarak tavşanlar gibi Güney Lübnan topraklarından kaçmak zorunda kalmıştı.

Siyonist rejimin dışişleri bakanlığı ve başbakanlığını yapan Golda Meir, “Filistinliler diye bir şey yok” derken, 1987 yılının Aralık ayında işgal altındaki Filistin topraklarında yok kabul edilen Filistinli gençlerin İNTİFADA volkanı Siyonist rejimin kurulu gasp düzenini sarsmaya başlamıştı. Nasıl oluyordu ki, tarihin en azametli ve destansı bir direnişi “olmayan” birileri tarafından yazılıyordu; nasıl oluyordu ki, varlığı kabul edilmeyen Filistinliler İsrail’in tabutuna çivi çakıyordu..?

1967 yılında Siyonistler tarafından işgal edilen Gazze 2005 yılında “olmayan” birileri tarafından özgürleştiriliyor, daha sonra siyonistlerin kendi tanımlamasıyla “Hamasistan” oluyordu. Filistin İslami direniş Hareketi Hamas’ın “kassam” füzeleri sağnak sağnak siyonist işgalcilerin başına yağmaya başladığında, bu kez “var olmayan” bu kişilerin adı “Filistinli teröristler” şeklinde konuluyordu. Demek ki Filistinliler vardı, ama bu Filistinliler Siyonist işgale boyun eğmedikleri ve vatanlarını özgürleştirmenin mücadelesini verdikleri için “terörist” oluyordu...

Yıl 2006’nın Temmuz’una geldiğinde siyonist İsrail rejimi 40. yılını doldurmadan Lübnan İslami direnişi karşısında öylesine ağır bir darbe alıyordu ki; artık siyonist rejim başbakanı Ehud Olmert'i "Büyük İsrail Bitti" deme noktasına getiriyordu. Golda Meir, "İsrail bir defa yenilir" derken, acaba "İsrail'i ancak bir kere yenebilirsiniz ama bir daha asla yenemezsiniz" mi diyordu, yoksa "İsrail bir defa yenildi mi artık ayakta durması mümkün olmaz" mı demek istiyordu, bunu bilemezsek de, bu yenilmez sanılan siyonist rejimin Lübnan ve Filistin İslami direnişleri karşısında birçok kez yenildiğini biliyoruz.

Bu siyonist rejim Golda Meir'lerle başladı, şimdi de Livni ile devam etmeye çalışıyor. Livni de aynı Golda Meir gibi dışişleri bakanlığından Başbakanlığa geçmişti; yani siyonist rejim tarihinde iki kadın yönetici, biri bu rejimin başını, diğeri sonunu gösteriyor. Livni ne yapabilecek ki? Selefleri Barak, Şaron ve Olmert'in yenilgilerinden sonra siyonist rejime büyük bir yenilgi daha yaşatıp bu gasıp rejimin bitişinin fişeğini mi ateşleyecek?

Gaybi bilme durumunda değiliz ama, Kudüs Günü dolayısıyla yazdığımız bu yazıda dua ve niyazlarımızı Rabbimize sunarak, Golda Meir ile başlayan bu siyonist rejimin Livni ile son bulduğu günleri bizlere yaşatmasını diliyoruz; inşaallah bu günlere şahit olacak, İslam Ümmeti olarak özgür Kudüs'te buluşup zafer şarkılarımızı hep birlikte okuyacağız...

Ellerimiz Kudüs'e şimdi çok daha yakın, yüreklerimizdeki Kudüs ateşi ise çok daha yakıcı. Bu duygu ve heyecanla girdik yeni Kudüs Günü'ne. Şeyh Ahmed Yasin'lerin, Şikaki'lerin, Rantisi'lerin ve onbinlerce Filistinli şehid ve gazinin İslam Ümmeti'ne bir lütfu olan "Filistin'in özgürlük meşalesi" şimdi daha şiddetli yanıyor: bu meşale sadece Filistin'i değil, tüm yeryüzünü aydınlatıp izzet ve şerefin ışıklarını saçıyor. Bu Kudüs Günü'nde; böylesi bir bereketli günü dünya müslümanlarına kazandıran Rahmetli İmam Humeyni'yi, Filistin ve Lübnan'daki tüm aziz şehidlerimizi rahmet, minnet ve özlemle anarken, şehidlerimizin mirasına ve Kudüs davasına olan bağlılık ahdimizi tazeliyor, Filistin halkının meşru hükümetini, Başbakan İsmail Heniye'yi selamlıyoruz.

İşgal, katliam, kuşatma, ihanet ve ambargolara rağmen direnişten vaz geçmeyen, zillet ve esarete boyun eğmeyen kahraman Filistin halkına, Filistin İslami direnişinin tüm önderlerine ve mücahidlerine selam olsun.

Bir sonraki Kudüs Günü'müzün, Özgür Kudüs'ün şafaklarında olması dileğiyle.

* İmam Humeyni'nin Kudüs Çağrısı Aksa'nın Özgürlük Çağrısıdır

Dünya Kudüs Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Filistin Halk Direniş Komiteleri liderlerinden Muhammed el Baba, Dünya Kudüs Günü’nün Filistin’deki kutsallarımızı kurtarmak ve ümmeti bir araya getirmek için yerinde bir çağrı olduğunu söyledi.

Halk Direniş Komiteleri liderlerinden Muhammed el Baba, Dünya Kudüs Günü’nün Filistin halkına gerçek bir ümitle birlikte geldiğini ifade etti.

El Baba “Dünya Kudüs Günü, kararlılığın bilendiği, gücün artırıldığı, kutsallarımızla ilişkilerin derinleştirildiği, Kudüs’ün surlarında ve kubbelerinde siyah zafer bayraklarının dalgalalanacağı son savaşı tekid ettiği bir gündür” dedi.

Dünya Kudüs Günü’nün Filistinlilerin üzerindeki zulmü kaldırılmaları içintüm müslümanlara ve vicdan sahiplerine çağrıda bulunduğunu belirtti.

El Baba “Biz sadece, tüm nesiller ve ümmetin Aksa’ya ulaşmasını sağlayacak yolu aydınlatacak kandillerin yakıtlarıyız. Ümmetin duruşunun devamlı olarak direnişimizi desteklemesini temenni ediyoruz” dedi.

Kudüs Günü’nü ilan eden İmam Humeyni’ye teşekkür eden Halk Direniş Komiteleri lideri, “Biz bugünde merkezi davamızda ümmeti birleşmeye çağıran İmam Humeyni’nin sözünü hatırlıyoruz. İmam Humeyni’nin bu davetiyle farklı seslerin çıkmasını engellediği için başarılı buluyoruz. İmam Humeyni’nin daveti ümmeti birleştirmek ve Aksa’yı özgürleştirmek için safları ve fikirleri bir araya getiren yerinde bir çağrıydı.Gelecek Kudüs Günü’nün İmam Humayni’nin bağlılarının ümmetin diğer evlatlarıyle birlikte birleşmiş ve muzaffer olarak Mescid-i Aksa’da buluştukları gün olmasını ümid ediyoruz” dedi

Halk Direniş Komiteleri lideri, İslam devrimi lideri Seyyid Ali Hameney'in İmam Humeyni’nin mesajını taşıdıklarını, ümmeti Kudüs’e giden yolda birleştirdiklerini belirten Muhammed el Baba, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dr. Mahmud Ahmedinejad’ı da Filistin halkının haklarının geri alınması konusundaki cesurca duruşundan dolayı tekdir ettiklerini söyledi.

* İslam Ümmeti Dünya Kudüs Günü'nde Duruşunu Netleştirmeli

Ramazan ayının son Cuması olan "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Qudsday.com ve İsra Haber tarafından oluşturulan "Uluslararası Kudüs Günü İnternet Platformu"na Filistin İslami Cihad Hareketi liderlerinden Davud Şahab'ın verdiği "İslam Ümmeti Dünya Küdüs Günü'nde Duruşunu Netleştirmeli" başlıklı özel yazısını sunuyoruz.

Kudüs, her zaman müslüman ve arapların vicdanındaki yerini korumuştur. Kudüs şehri, yahudileştirme girişimlerine devam eden siyonist düşmanla mücadelenin merkezidir.Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın maruz kaldığı ihlaller ve saldırılar kesintisiz devam etmektedir. İslam Ümmeti'nin, işgal hükümeti tarafından desteklenen aşırı siyonist güçlerden Mescid-I Aksa’yı koruması, savunması ve Kudüs’ü kurtarması için harekete geçmesi gerekmektedir.

Dünya Kudüs Günü’ndeKudüs ve Mescid-i Aksa’da olup bitenlerin sadece aşır bir siyonist grup tarafından yapıldığını düşünenlerin hatalı olduklarını söylemek istiyorum. Siyonist hükümete bağlı kurumlar, resmi projeleri resmi bir şekilde koordine etmektedir.

Buna ilave olarak bu projelerin uygulanması, başta Amerika olmak üzeri büyük devletlerin siyasetinde etkili olan uluslararası siyonist kurumlar tarafından tam olarak desteklenmektedir. Bundan ötürü bu konuyla ilgili müslüman ve Arapların oynayacağı rol, sadece halk düzeyinde yapılacak etkinliklerle sınırlı kalmamalıdır.Kudüs şehrini savunmak ve kurtarmak için tam ve ortak projeyi çıkartabilmek amacıyla İslam Konferansı örgütü, Kudüs komitesi ve hükümetlerin müslüman halkların cadde hareketine katılması gerekmektedir.

Kudüs gerçekten de tehlikelerle karşı karşıyadır. Ve siyonistlerin, tüm arapları Kudüs’ten çıkarmak ve İslam şehrinin alemetlerini silmek gibi niyetlerinin varlığında da şüphe yoktur. Muhtemelen planlarını 2010 yılında tam olarak uygulayacaklar ve Kudüs şehri müslümanlar ile araplardan arındırılmış olacak.

BugünKudüs’te müslümanlar kuşatma altındadır, sık boğaz edilmektedir. Kudüs’teki Arap okulları kapatıldı. Eğitim seviyesi kademeli olarak zayıflatılmaktadır. İşgalciler, Kudüs’teki arap gençlerin üzerine giderek başka şehirlere göç etmeye sevketmektedir. Bütün bunlar gerçekten de çok tehlikeli istatistiki verilere dayanmaktadır ki eğitim seviyesi çok düşük. Bütün bunlar siyonist istihbaratının koordinesinde metotlu bir şekilde devam etmektedir.

Dünya Kudüs Günü münasebetiyle, İslam ümmetinin düşmanın net duruşu karşısında duruşlarını netleştirmelerini istiyoruz. Ümmetin Filistin direnişine desteğini ilan etmesini ve her neye mal olursa olsun Aksa’yı savunmak için alarm durumuna geçmeye hazır olduğunu ilan etmesini istiyoruz.

İslamı Cihad’ın evlatları, bu kutsal topraklar İslam’ın kucağına dönmedikçe durmayacaktır.

* Kudüs Davası Tüm Müslümanların Ortak Davasıdır

Ramazan ayının son Cuması olan "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Qudsday.com ve İsra Haber tarafından oluşturulan "Uluslararası Kudüs Günü İnternet Platformu"na Ahmet VAROL'un verdiği "Kudüs Davası Tüm Müslümanların Ortak Davasıdır" başlıklı özel yazısını sunuyoruz.

Kudüs kurulduğu günden bu yana vahyi, ilahi tebliği ve peygamberlik müessesesini temsil etmiştir. Dolayısıyla burası kurulduğu günden beri bir İslâm şehridir. Çok sayıda peygamber hayatlarının en azından bir bölümünü bu şehirde geçirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) de miraca yükseltilirken Kudüs'e kadar getirilmiş ve oradan göklere çıkarılmıştı.

Kudüs bir İslâm şehridir. Çünkü İslâm, Yüce Allah'tan vahiy alan bütün peygamberlerin ortak dinidir. Kudüs de bir peygamberler şehridir. Yüce Allah bütün peygamberlerin insanlara aynı gerçeği tebliğ ettikleri konusunda şöyle buyurmaktadır: "Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir." (Fussilet, 41/43) İslâm vahiy dinidir, Kudüs de vahyi sembolize etmektedir.

Kudüs bir İslâm şehridir. Üstelik alelade bir İslâm şehri değil, İslâm'ın kutsal bir şehridir. Yüce Allah bu şehrin ve onu saran toprakların kutsal olduğunu isra olayıyla ilgili meşhur ayeti kerimesinde bildirmiştir. İşgalciler ne kadar uğraşsalar da bu kutsal şehrin İslâmi kimliğini ortadan kaldıramayacaklardır. Ancak bütün dünya Müslümanlarının Kudüs'e yönelik sinsi oyunlar karşısında oldukça dikkatli ve duyarlı olmaları gerekir. Kudüs sadece Filistinlilerin değil bütün dünya Müslümanlarının ortak bir varlığıdır.

Kudüs'ün ve Filistin topraklarının işgal altında olması konusu gündeme getirilince herkesin aklına orada yaşayan Filistinli halkın sorumluluğu gelir ve bütün herkes onların bu sorumluluklarını yerine getirme konusunda ne kadar başarılı olabildiklerini, mücadele tarzlarında ne derece isabetli olduklarını sorgulamaya başlar. Oysa onlar zaten her taraftan kuşatmaya alınmışlardır. Vatanları işgal edilmiştir. İşgalci düşman zulüm ve işkencede hiçbir sınır tanımamaktadır.

Buna rağmen herkes o insanları kendi zihin dünyasında sorgularken kimse Yüce Allah'ın şu âyeti kerimesi üzerinde düşünmüyor:

"Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabb'imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder" diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?" (Nisa, 4/75)

Bu âyeti kerime ümmete mazlumlar, özellikle de Filistin halkı gibi kuşatılmış halklar için taşıdıkları sorumluluğu hatırlatıyor. Bu, mutlaka cepheye gitmek olmayabilir. Ama o kuşatılmışlığın sona ermesi için herkesin yapabileceği bir şeyler olabilir. Ne var ki biz kuşatılmışlara karşı sorumluluğumuzu düşünmek yerine bütün kabahati o kuşatılmışlara yükleme kolaycılığını tercih ediyoruz.

Kudüs tüm Müslümanlara emanettir. Müslümanların ortak değerleridir. İslâm'ın ilk kıblesi ve kutsal mescitlerin üçüncüsü oradadır. Orayı fethedenler kıyamete kadar gelecek Müslüman nesillere emanet etmişlerdir. Bu emanete hep birlikte sahip çıkılması ve Kudüs davası bilincinin yaygınlaştırılması gerekir.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler onarabilir. İşte bunlar doğru yola erenlerden olabilirler." (Tevbe, 9/18) Yani Allah'ın kutsal kıldığı mekânlara ve mabedlere sahip çıkacak olanlar takva sahibi mü'minlerdir. Başkalarından bu konuda bir duyarlılık bekleyemeyiz. Ancak uluslararası güçlerin öne sürdüğü yapay kahramanları da gerçek kimlikleriyle tanımamız, onların ne gibi dümenler çevirdiğini bilmemiz gerekir. Aksi takdirde onların ihanetlerini bize siyasi birtakım hesaplar gibi yutturabilirler.

Kudüs ve Filistin davası sadece Filistinlilerin veya Arapların değil bütün Müslümanların davasıdır. Bugün Filistin topraklarında o toprakların bağımsızlığı, Kudüs'ün ve Mescidi Aksa'nın kurtarılması için mücadele eden bir tek kişi olmasa bile Müslümanların yine de bu davaya sahip çıkmaları gerekir. Nitekim Salahuddini Eyyubi, Kudüs'ü ve Mescidi Aksa'yı bu inanç ve şuurla haçlılardan kurtarmıştı. Onun haçlı işgalini içine sindirememesi ve o kutsal mekânlar için uykularının kaçması bir Filistinli ya da Arap olmasından değil Müslüman olmasından kaynaklanıyordu. Onun zamanında haçlıların işgali altındaki yerlerde herhangi bir fiili mücadele olmamasına rağmen Salahuddini Eyyubi yine de harekete geçmiş ve işgale son vermişti.

Bugün Allah'a şükür o topraklarda bir bağımsızlık mücadelesi var. Ama ne yazık ki, başka yerlerde yaşayan Müslümanlar onların mücadelelerini sahiplenmekten bile yeterince cesaret gösteremiyorlar. Hâlâ birçokları Filistin ve Kudüs meselesine bir Arap meselesi olarak bakıyor. Artık bu düşüncenin değişmesi ve "ben Müslümanım" diyen herkesin o kutsal mekânların bağımsızlığı için sürdürülen mücadeleye destek vermesi gerekir.

* Ümmetimizin Kudüs Günü Kudüs Sevdalılarına Mübarek Olsun

"Filistin Halklarını Destekleme İçin Uluslararası Sivil Toplum Örgütleri Birliği Türkiye Temsilciliği" Dünya Kudüs Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, Türkiyeli müslümanların Kudüs Günü'nü tebrik etti.

Bizleri bir Kudüs Günü’ne daha ulaştıran Rabbimize hamd olsun, Kudüs ve Aksa’yı, İsra ve Miracı ile şereflendiren mücahidlerin önderi Hz. Resul-i Ekrem’e salat-u selam olsun.

Selam olsun Kudüs’ü terk etmeyen, yalnız bırakmayan, İslam’ın mukaddes beldesinin özgürlüğü için mücadele veren ve kendisini bu davaya adayan yeryüzünün tüm Kudüs sevdalılarına!

Rabbimizin mübarek kıldığı İslam topraklarını 60 yıldır işgal altında tutan Siyonist rejimin ve onun uluslar arası destekçilerine karşı Kudüs’ü özgürleştirme ahdi ve azmi ile ayağa kalkan dünya Müslümanları bugün bir kez daha Kudüs’e olan bağlılıklarını ve Kudüs özgür olmadan mücadele ve direniş sahnesinden ayrılmayacaklarını haykırıyorlar.

Bugün mazlum ve şehidperver Filistin halkı, Kudüs’ün onur ve kahramanlık dolu yiğit savaşçıları dünyanın her bir yanından yükselen sarsıcı feryadları, gerçekleştirilen eylem ve gösterileri görerek, Filistin’in ufuklarında beliren özgürlük ve kurtuluş fecrinin sevinç ve gurunu yaşıyor: zira Kudüs Günü Filistin’in kara bahtını aydınlatan rahmani bir kandildir.

İslam Ümmeti’nin en zayıf olduğu bir zamanda uluslar arası emperyalizmin şeytani komploları ile Filistin topraklarında kurulan kanser mikrobu siyonist rejim artık ömrünün sonuna geldi: yıllar boyu süren işgal, dökülen kanlar, yıkılan viran edilen İslam yurdu, arşı titreten çığlıklar yerini Özgür Kudüs’e ulaşmanın sabırsızlığına bıraktı; artık doğan çocuklarımız Siyonist bombalar altında parçalanmak için değil, Özgür Kudüs’ün muhafızlığını yapmak için doğuyor; analarımız şehidlerinin başucunda ağıt okumak için değil, özgür Kudüs’ün bağrında zaferi kutlamanın türkülerini yakmak için terennüm ediyorlar. Siyonist rejimin yok olması Rabbimizin vaadi, Hz. Resulüllah’ın müjdesi bugün vâdu’s sâdık, hüsran ve bozguna uğratılan Siyonist rejim ordusunun hazin tablosunu dünyaya gösteriyor: Lübnan ve Filistin İslami direnişi zaferin destanını tarihin kalbine altın harflerle yazıyor:Allahuekber! Nasrun minellah!

Filistin halkı artık ABD ve İsrail’in hizmetindeki satılık ruhluların ihanet politikalarının zehirleyici kıskacından kurtularak kendi irade ve inisiyatifini ortaya koyuyor; Filistin, siyonizme ve zillete boyun eğmeyen evladlarının eliyle kendi hükümetini kuruyor ve Filistin’in gerçek siyaset ve hükümetinin nasıl olacağını onur ve şerefle dost düşman herkese gösteriyor. İsmail Heniye’nin başbakanlığındaki hükümet Filistin direnişi ve şehidlerinin parlak yüzünü dünyaya yansıtıp bütünüyle özgürleşmiş bir Filistin’in geleceğine ışık saçıyor.

İslam İnkılabı Önderi İmam Humeyni, İran’da İslam inkılabını zafere ulaştırmanın hemen arkasından “Amerika’nın İran’daki ayaklarını kırdık, şimdi sıra İsrail’i ortadan kaldırmada” diyerek günümüzde herkesin zihninde yer edinen “İsrail haritadan silinmelidir” sözünü haykırıyordu. Rahmetli İmam Humeyni, gasıp Siyonist rejimin ergaç ortadan kaldırılacağına güveni sonsuzdu; zid o, dünyanın politik ve askeri dengelerine aldanmayıp Rahmani vaad ve gaybi yardımlarla bu zaferin muhakkak gerçekleşeceğinin Başarı ve zaferin sırrının dünyevi ve zahiri güçlere değil, Allah katından gelecek yardım ve ihsana bağlı olduğunu ifade eden İmam Humeyni, en güç ve inanılmaz şartlar altında Lübnan’da Hizbullah hareketinin doğuşunu gerçekleştirip 2000 Mayıs ve 2006 Temmuz zaferlerinin temelini atmıştı.

Yenilmez sanılan İsrail tarihinin en ağır yenilgisini alarak mukadder yok oluşun eşiğine yaklaştı, Allah’ın izniyle bu zafere hep birlikte tanık olacak ve siyonizmin zevalinin bayramını kutlayacak ve Ümmetimizin tüm yeryüzünde bir okyanus gibi dalgalanışının coşkusunu yaşayacağız.

Filistin toprakları yıllar boyu tarihin en dayanılmaz zulüm ve işgalini yaşadığı bir zamanda mübarek zeytin ağacından yeşeren ilahi bir meyve olarak İntifada ile bütün bölgenin dengelerini alt üst etti: Şehid Ahmed Yasinlerin, Şehid Fethi Şikaki’lerin çocukları çıplak ellerle, sıkılmış yumruklar, volkanlaşan feryadlarla Filistin’in tarihini yeni baştan yazmaya başladılar; ne ölüm kusan tanklar, ne sağanak sağanak yağan bombalar, ne de göğüslere saplanan kurşunlar durdurumadı onları! Ne duvarlar durdurabildi, de ne ambargolar. Ne ölüme boyun eğdiler ne açlığa. Arap rejimlerinin sonu gelmez ihanetleri de alıkoyamadı onları: Onlar iman ile, tevekkül ile yola koyuldular ve kutlu bir zafere doğru emin adımlarla yürüyorlar.

Selam olsun Ahmed Yasinlere, Fethi Şikakilere ve Abdülaziz Rantisilere! Direnişleriyle de bayrak oldular, şehadetleriyle de. Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler, izzetlice bir hayat ve şereflice bir ölümün bayrağı, İslam’ın ve mukaddesatımızı savunmanın şiarı, bereketli kanlarından zafer yeşerten önderler oldular.

Sevinç, umut ve coşku ile ihya ettiğimiz bu Kudüs Günü’nde, “Filistin Halklarını Destekleme İçin Uluslararası Sivil Toplum Örgütleri Birliği” olarak Genel başkanımız Sayın Dr. Zehra Mustafavi’nin selamlarını bütün Kudüs sevdalılarını iletiyor, özgür Kudüs’ün aydınlık günlerinde buluşma dileğimizle Kudüs Günü’nüz mübarek olsun diyoruz.

Filistin Halklarını Destekleme İçin Uluslararası Sivil Toplum Örgütleri Türkiye Temsilciliği

isra haber




Yazdır
DİĞER HABERLER
İsrail'in Suriye Ulusal Konseyi'ndeki Kuklası: Besma Kodmani
Suriye'de Dış Müdahaleye Bakış ve Yeni İttifaklar
İzzeddin El Kassam'ın Batı Şeria'da Doğuşu
Esad Ordusu'na Karşı Arur Ordusu
Albay Harmuş ve Cisr Şuğur Katliamı
Suriyeli Devrimcilerin Paris Sınavı
Şeyh Adnan Arur ve Suriye Devrimi
Suriye Muhalefeti ve Hizbullah Karşıtlığı
Sudan Dosyası
10. Yılında Aksa İntifadası
İLGİLİ HABER
Bugün Günlerden Kudüs
27.09.2008
03:49:38
Tasfiye Dergisi
ÇOK OKUNANLAR : Dosya
  ANALİZLER diğer
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Son gelişmeler de göstermektedir ki İstanbul İslamcılığı ve ağır abi sendromu son demlerini yaşamaktadır.
Kadrican MENDİ
Suriye'ye Müdahale
Şimdi Türkiye'nin bir çılgınlık yapıp müdahale ettiğini varsayacak olursak maliyet ne olacak, ona bakalım.
Ali BULAÇ
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Gücü iktidara yaslanarak bulanlar, o gücün koltuklarla birlikte devrileceğini nasıl unutabilmektedir?.
Beytullah Emrah ÖNCE
Romantik Beklentiler, Nostaljik Umutlar
Karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel olaylar, hareketler, ayaklanmalarla ilgili olarak niceliksel ölçütler kullanmak gibi bir zaafımız var.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
NATO, Türkiye ve İslam Dünyası
İşaret ettiğim ideal politiği, reel politiğe dönüştürecek özgür nesiller gelecektir, Tih sürgünü 40 yıl sürse bile, o gün gelecektir.
Ali BULAÇ
“Suriye'nin Dostları”: Yenildik; Ama…
Bir ay içerisinde Annan planını baltalamayı başaramazsalar, “Dostlar”ın “Suriye devrimi” tabutunun son çivisi Paris toplantısında çakılır.
Alptekin DURSUNOĞLU
Tarihi ve Felsefi Yönleriyle Demokrasi
Demokrasi sadece araçları bulunan bir devlet yönetimi şekli olmayan, aynı zamanda bir felsefesi bulunan değerler bütünüdür.
HAMZA ER
İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak
Emperyal güçler "Arap Baharı" ya da "devrimleri" olarak anılan süreçleri evcilleştiriyor ve devrimleri maaşa bağlıyor.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Fe Eyne Tezhebun?
Emperyalist katillerden silah talep etmek "Türkiyeli Müslümanlar"a yakışıyor mu? Bu adım, Türkiye İslami hareketindeki yeni bir kırılmanın habercisidir.
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Ha Gayret ...
Ha gayret hele bir şu Suriye’yi de özgürleştirelim, İran ve hizbullahın başını ezip bölgemizdeki şia tehlikesini de etkisizleştirelim.
Kadrican MENDİ
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Evet, Suriye’de dolaşan gömlekteki kan Suriyelilerin, bunu görüyoruz.
Beytullah Emrah ÖNCE
Ortadoğu'nun Şiddet Sabitesi?
Ortadoğu son bir yılda son zamanların en önemli siyasal ve toplumsal hareketliliğini yaşıyor.
Akif EMRE
Gerçekleri Görme Yetisini Kaybetmek
Küreselleşme süreçleriyle birlikte, bizler de yeni bir uzama girdik.
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Suriyeli Devrimcilere
Batıya, ABD'ye, Araplara ve Türkiye'ye güvenmeyin! Çünkü Siz onların sizin için neler planladıklarını daha iyi bilmektesiniz.
Eymen EL ZEVAHİRİ
Suriye Devrimi
Tarih, 16-9-1931 gösterdiğinde öncü mücahit Ömer Muhtar İtalya sömürüsüne karşı ülkesi Libya'yı müdafaa ettiği için darağacında asılmıştı.
Kemal HATİP
Suriye Halkı, Rejim ve Arap Birliği'nin Kurbanı
Suriye iki türlü izolasyonla karşı karşıya.
Abdülbari ATWAN
Suriyeli Devrimcilere Uyarılar
Suriye halkını savunma naraları atanlara baktığımda aslında hedef ve gayelerinin Suriye halkı ve özgürlüğü olmadığını görüyorum.
Prof. Abdussettar KASIM
diğer analizler »
Copyright © 2012 israhaber

israhaber bünyesindeki haber ve fotoların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alınamaz
IE 6+ // Firefox 2+, [ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash // Tasarım ve Kodlama artıweb